<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>buzlu.org &#187; ilk</title>
	<atom:link href="http://www.buzlu.org/benzer/ilk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.buzlu.org</link>
	<description>bilgi mi aradın, doğru yerdesin...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 19:32:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Sakız çiğneme</title>
		<link>http://www.buzlu.org/sakiz-cigneme/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/sakiz-cigneme/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Jan 2012 17:39:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[ağaç]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[ciklet]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[mastika]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[ortaya]]></category>
		<category><![CDATA[sakız çiğneme]]></category>
		<category><![CDATA[yararları]]></category>
		<category><![CDATA[zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5566</guid>
		<description><![CDATA[Antikçağlardan beri Ege kıyılarında yaşayanlar, bu bölgede çok bulunan sakız (mastika) ağacının reçinesini çiğniyor, bunun dişlerin temizlenmesine ve nefes kokularının güzelleşmesine yaradığını biliyorlardı. Günümüzde çiklet diye bilinen bir tür sakızı ilk çiğneyenler ise Meksika yerlileriydiler. Yerel bir ağacın özünü çıkartıyorlar, bir kapta kaynatıyorlar ve güneşte kurumaya bırakıyorlardı. Sertleşen bu &#8216;chickle&#8217; (çikıl) adını verdikleri beyaz özü [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/12/sakız-çiğneme.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5567" title="sakız çiğneme" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/sakız-çiğneme.jpg" alt="" width="300" height="168" /></a></p>
<p>Antikçağlardan beri Ege kıyılarında yaşayanlar, bu bölgede çok bulunan sakız (mastika) ağacının reçinesini çiğniyor, bunun dişlerin temizlenmesine ve nefes kokularının güzelleşmesine yaradığını biliyorlardı.</p>
<p>Günümüzde çiklet diye bilinen bir tür sakızı ilk çiğneyenler ise Meksika yerlileriydiler. Yerel bir ağacın özünü çıkartıyorlar, bir kapta kaynatıyorlar ve güneşte kurumaya bırakıyorlardı. Sertleşen bu &#8216;chickle&#8217; (çikıl) adını verdikleri beyaz özü ise çiğniyorlardı. Kokusu ve lezzeti olmayan bu ilk sakızın günümüz sakızları ile çok bir benzerliği yoktu.</p>
<p>Sakızın hammaddesi ABD&#8217;ye ilk olarak Lopez de Sanna adlı bir Meksikalı general tarafından getirildi. Thomas Adam isimli bir müteşebbis bu sakız hammaddesini önce kimyasal yolla ucuz sentetik lastik elde etmek için kullandı.</p>
<p>Bunda başarılı olamayınca sakızı sert şekerleme ile kapladı. Bu şekilde güzel lezzet ve koku da kazandırdığı ilk ticari sakızları minik toplar halinde piyasaya sundu. Daha sonra da ince düzgün plakalar şeklinde satışa çıkardığı sakızlar için yaptığı yoğun tanıtım kampanyası sonunda işler ummadığı kadar iyi gitti. Bu, bilimsel bir başarısızlığın bir başka başarıyı yaratabileceğinin güzel bir örneğiydi.<span id="more-5566"></span></p>
<p>Bugün dünyada üretilen bütün sakızlarda hemen hemen aynı maddeler kullanılır: Sakızın ana maddesine ilaveten başta şeker olmak üzere tatlandırıcılar ile lezzet ve koku veren katkı maddeleri. Bunların miktarları ve oranlan sakızın tipine göre değişir. Örneğin kocaman balon yapılabilen sakızlarda ana madde daha fazladır.</p>
<p>Genellikle toplum içinde sürekli çiklet çiğneyenlerin bu davranışları görgüsüzlük hatta saygısızlık ifadesi olarak kabul edilir. Sakız aleyhtarlarından öğretmenler çocukların sınıfta konsantrasyonunu bozduğunu, anne ve babalar sakızı yutarsa sindirim sisteminin bloke olacağını, doktorlar da aşırı sakız çiğnemenin tükürük bezlerini kurutabileceğini ileri sürerler. Ancak yapılan araştırmalar sonucunda çiklet çiğnemenin diş sağlığı açısından faydalı olduğu tespit edilmiştir.</p>
<p>Ağzımızdaki tükürük salgısı dişlere dayanıklılık sağlayan kalsiyum maddesini temin etmektedir. Çiklet çiğneyen bir insanın ağzı daha fazla tükürük salgıladığından dişlerin dayanıklılığının artmasına neden olmaktadır. Örneğin ballı bir dilim ekmek yenildiğinde ağızda oluşan asit iki saat süre ile etkisini korur. Eğer yedikten sonra çiklet çiğnenmeye başlanırsa, bu asitli ortam 20 dakika gibi kısa bir sürede yok olmaktadır.</p>
<p>Çiklet çiğnerken ağızdaki kasların hareketleri insanın iştahını ve sigara içme arzusunu da frenler, konsantrasyonunu arttırır, gerilimini azaltır, sinir ve kaslarını gevşetir. İşte bu nedenlerle ABD Silahlı Kuvvetlerinde Birinci Dünya Savaşı&#8217;ndan itibaren tüm savaşlarda yiyecek ve su ile beraber askerlere çiklet de dağıtılmıştır.</p>
<p>Peki sakızı yuttuğumuzda midemizde yedi yıl kaldığı doğru mudur? Sakız bir gıda maddesi değildir. Bu nedenle midemiz bu tür şeyleri sindiremez ama bu onların midemizde devamlı olarak kalacakları anlamına gelmez. Sindirilemeseler bile midenin asit yoğunluklu sıvı ortamından diğer sindirilemeyen şeylerle birlikte, bağırsaklar yoluyla vücudu terk ederler.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fsakiz-cigneme%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/sakiz-cigneme/&amp;text=Sakız çiğneme&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/sakiz-cigneme/&amp;t=Sakız çiğneme">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/sakiz-cigneme/&amp;title=Sakız çiğneme&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fsakiz-cigneme%2F&name=buzlu.org&description=Sak%C4%B1z+%C3%A7i%C4%9Fneme" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/sakiz-cigneme/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/sakiz-cigneme/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/sakiz-cigneme/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/sakiz-cigneme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Floresan lambaların icadı ve avantajları</title>
		<link>http://www.buzlu.org/floresan-lambalarin-icadi-ve-avantajlari/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/floresan-lambalarin-icadi-ve-avantajlari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Dec 2011 15:31:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[icatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[avantajları]]></category>
		<category><![CDATA[bilim adamı]]></category>
		<category><![CDATA[Floresan lambalar]]></category>
		<category><![CDATA[icadı]]></category>
		<category><![CDATA[icat]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[keşif]]></category>
		<category><![CDATA[kim buldu]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl yapıldı]]></category>
		<category><![CDATA[nereli]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim]]></category>
		<category><![CDATA[yararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5569</guid>
		<description><![CDATA[Floresan lambalar ilk olarak 1939 yılında, NewYork Dünya Fuarı&#8217;nda &#8216;General Electric&#8217; tarafından sergilendi. Amerikan evlerinin elektrikle aydınlatılmasından yaklaşık 60 sene sonra ortaya çıkan floresan lambanın bilinen ampul ile savaşı günümüze kadar sürdü. Aynı evin içinde banyoda yumuşak ışığı ile floresan galip gelebilirken, yatak odasında mücadeleyi romantik ışığı ile ampul kazandı. Uzun mücadele sonunda zafer floresanın [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/12/Floresan-lambalar.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5570" title="Floresan lambalar" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/Floresan-lambalar.jpg" alt="" width="318" height="163" /></a></p>
<p>Floresan lambalar ilk olarak 1939 yılında, NewYork Dünya Fuarı&#8217;nda &#8216;General Electric&#8217; tarafından sergilendi. Amerikan evlerinin elektrikle aydınlatılmasından yaklaşık 60 sene sonra ortaya çıkan floresan lambanın bilinen ampul ile savaşı günümüze kadar sürdü.</p>
<p>Aynı evin içinde banyoda yumuşak ışığı ile floresan galip gelebilirken, yatak odasında mücadeleyi romantik ışığı ile ampul kazandı. Uzun mücadele sonunda zafer floresanın oldu. Bunun esas sebebi ise evlerdeki tercihin değişmesi değil, elektrik giderlerinin azaltılması gereken yoğun yaşamın olduğu işyerleri ve okullardı.</p>
<p>18 Watt&#8217;lık bir floresan lamba, 75 Watt&#8217;lık bir ampul kadar ışık verebilir. Yani floresanlar daha az enerji harcayıp, daha çok ışık verirler, yaklaşık yüzde 75 enerji tasarrufu sağlarlar. Piyasa satış fiyatları daha yüksektir ama en az on misli daha uzun ömre sahiptirler. Işık tek bir noktadan değil de tüpün her tarafından geldiği için daha fazla dağılır. Mavimsi ışıkları daha yumuşaktır ve gözleri yormaz.<span id="more-5569"></span></p>
<p>Floresan lambalarda, elektrik düğmesine basıldığında, transformerden geçen elektrik, tüpün bir ucundaki elektrottan diğerine bir ark oluşturur. Bu arkın enerjisi tüpün içindeki cıvayı buharlaştırır. Bu buhar elektrik yüklenerek gözle görülmeyen ültraviyole ışınları saçmaya başlar. Bu ışınlar da tüpün iç yüzeyine kaplanmış olan fosfor tozlarına çarparak görülen parlak ışığı oluşturur.</p>
<p>Floresan lambalar ilk açılışları sırasında çok elektrik çekerler. Halbuki bu miktarda enerjiyi bir saatlik açık durumda ancak harcarlar. Ayrıca çok sık açıp kapama ile ömürleri de kısalır. Örneğin tipik bir floresan lamba devamlı açık bırakıldığında 50.000 saat çalışabilir. Üç saatlik aralarla kapanıp açıldığında ömrü 20.000 saate düşer. Sonuç olarak floresan lambaları bir saat sonra açacaksanız hiç kapatmamanız daha ekonomik olabilir. Normal ampullerde açıp kapamanın ciddi bir etkisi yoktur.</p>
<p>Bazı insanların floresan tipi ışıklara duyarlıkları vardır. Aslında ayırt edemeyiz ama floresanın ültraviyole içeren arkı saniyede 120 kez çakar. Işığın bu frekansı bazı insanlarda migren denilen baş ağrıları yaratabilir. Bu titreşimleri lambaya doğrudan baktığınızda göremezsiniz ama gözünüzün köşesinden baktığınızda görebilirsiniz.</p>
<p>Evlerdeki çiçekler genellikle yeşil yapraklı olup, ışığın kırmızı ve mavi kısmını absorbe ederler. Mavi onlar için özellikle önemlidir. Ampul ışığında mavi renk çok azdır. Bu nedenle evdeki çiçekler için floresan lambalar daha faydalıdır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Ffloresan-lambalarin-icadi-ve-avantajlari%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/floresan-lambalarin-icadi-ve-avantajlari/&amp;text=Floresan lambaların icadı ve avantajları&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/floresan-lambalarin-icadi-ve-avantajlari/&amp;t=Floresan lambaların icadı ve avantajları">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/floresan-lambalarin-icadi-ve-avantajlari/&amp;title=Floresan lambaların icadı ve avantajları&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Ffloresan-lambalarin-icadi-ve-avantajlari%2F&name=buzlu.org&description=Floresan+lambalar%C4%B1n+icad%C4%B1+ve+avantajlar%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/floresan-lambalarin-icadi-ve-avantajlari/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/floresan-lambalarin-icadi-ve-avantajlari/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/floresan-lambalarin-icadi-ve-avantajlari/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/floresan-lambalarin-icadi-ve-avantajlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>@ Sembolü ilk nasıl ortaya çıktı</title>
		<link>http://www.buzlu.org/sembolu-ilk-nasil-ortaya-cikti/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/sembolu-ilk-nasil-ortaya-cikti/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Dec 2011 16:51:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[@ sembolü]]></category>
		<category><![CDATA[anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[icadı]]></category>
		<category><![CDATA[icat]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[işareti]]></category>
		<category><![CDATA[kimler]]></category>
		<category><![CDATA[kullananlar]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nereden çıktı]]></category>
		<category><![CDATA[nerelerde]]></category>
		<category><![CDATA[nereli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5572</guid>
		<description><![CDATA[Biraz komik görünümlü, kuyruğu tepesinden dolaşan bu küçük &#8216;a&#8217; harfi, internetle beraber günümüzde en çok kullanılan sembollerden biri olmuştur. Sembolün gerçek orijini tam olarak bilinmemektedir. Dünya üzerinde genel kabul görmüş ortak bir isminin olmaması da şaşırtıcıdır. En çok kabul gören ismi İngilizce&#8217;deki &#8216;at sign&#8217;dır. Bu sembole Almanlar &#8216;at zeichen&#8217;, İspanyollar &#8216;arroba&#8217;, Fransızlar &#8216;arobase&#8217;, Japonlar ise [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/12/at-@.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5573" title="at @" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/at-@.jpg" alt="" width="225" height="225" /></a></p>
<p>Biraz komik görünümlü, kuyruğu tepesinden dolaşan bu küçük &#8216;a&#8217; harfi, internetle beraber günümüzde en çok kullanılan sembollerden biri olmuştur. Sembolün gerçek orijini tam olarak bilinmemektedir. Dünya üzerinde genel kabul görmüş ortak bir isminin olmaması da şaşırtıcıdır. En çok kabul gören ismi İngilizce&#8217;deki &#8216;at sign&#8217;dır. Bu sembole Almanlar &#8216;at zeichen&#8217;, İspanyollar &#8216;arroba&#8217;, Fransızlar &#8216;arobase&#8217;, Japonlar ise &#8216;atto maak&#8217; adını vermişlerdir.</p>
<p>&#8216;@&#8217; sembolü birçok ülkede şekil olarak değişik hayvanlarla özdeşleştirilir. Internet erişimi olan herkesin adres veya telefon numarasının bir çeşit karşılığı olan e-posta (e-mail) adresi vardır. İki bölümden oluşan bu elektronik posta adresini @ sembolü ikiye ayırır. Önceki kısım kişisel ad olan posta kutusunu, sonraki kısım ise internet servis sağlayıcının adını belirler.</p>
<p>İkinci kısımdaki son birkaç karakter genellikle o kişinin bağlı olduğu kuruluşu ve ülkeyi gösterir. Örneğin, &#8216;com&#8217; (ticari), &#8216;gov&#8217; (hükümet), &#8216;net&#8217; (ağ organizasyonu), &#8216;edu&#8217; (eğitim), &#8216;mil&#8217; (askeri) gibi. Bunların dışındakiler de &#8216;org&#8217; (organizasyon) uzantısını taşırlar. Bunlardan sonra gelen karakterler ait olduğu ülkeyi belirlerler, tr (Türkiye), uk (İngiltere), fr (Fransa) gibi. &#8216;us&#8217; uzantısını kullanması gereken ABD genellikle bir ülke kodu uzantısı kullanmaz.<span id="more-5572"></span></p>
<p>@ sembolünün orijini bir muammadır ama yine de iki hikaye var. Birinci hikayeye göre @ sembolünü Ortaçağ keşişlerinin yorgun elleri yaratmıştır. Matbaanın icadından önce çoğunluğu din konulu olan kitapların her bir kopyası elle yazılıyordu. Bu uzun ve yorucu işi keşişler yapıyorlardı, &#8216;Tarafına, doğru, halinde içinde, yanında, hususunda üzerinde, beherine&#8217; gibi çeşitli birçok anlama gelen, Latince &#8216;ad&#8217; kelimesinden türemiş &#8216;at&#8217; kelimesi her ne kadar kısa bir kelime idiyse de kitaplarda o kadar çok tekrar ediliyordu ki sonunda usanan keşişler onu tek el hareketi ile yazacak şekilde, &#8216;t&#8217; yi &#8216;a&#8217;nın üzerinden sola doğru aşırarak @ şekline dönüştürdüler.</p>
<p>İkinci hikayeye göre sembol &#8216;amphora&#8217; kelimesinin kısaltılmasıydı. O zamanlar &#8216;amphora&#8217;, hububat, baharat ve şarapların taşındığı fırında pişirilmiş küplerin ölçüm birimiydi. Giorgio Stabile isimli bir İtalyan araştırmacı 1492 tarihli Latince &#8211; İspanyolca sözlükte &#8216;amphora&#8217;nm bir ağırlık ölçüsü olan &#8216;arroba&#8217;ya çevrildiğini keşfetti. İspanyolların hala@ işaretini &#8216;arroba&#8217; diye isimlendirmelerinin sebebi de bu olmalıdır.</p>
<p>Stabile ayrıca, Floransalı tüccar Francesco Lapi&#8217;nin 1536&#8242;da yazdığı bir mektupta @ işaretini kullandığını da tespit etti. İşaret aynı zamanda uzak mesafeler arası ticareti belirtmek için de kullanılıyordu ama 18. yüzyılda kullanılışı birim başına bir fiyatı göstermek içindi. Örneğin, tanesi 5 Peni&#8217;den 10 portakal alınsa &#8217;10 portakal @ 5 Peni&#8217; şeklinde &#8216;her biri&#8217; anlamında yazılıyordu.</p>
<p>@ işareti ilk olarak 1885&#8242;te yazı makinelerinin ilk örneği olan Underwood&#8217;un klavyesinde kullanıldı. E-posta adresinin bir parçası olarak ise ilk olarak 1977 yılında Roy Tomlinson tarafından kullanılmıştır. Tomlinson&#8217;un amacı ise kimsenin adında bulunmayan ve karışıklığa yol açmayacak bir işareti kullanmaktı.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fsembolu-ilk-nasil-ortaya-cikti%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/sembolu-ilk-nasil-ortaya-cikti/&amp;text=@ Sembolü ilk nasıl ortaya çıktı&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/sembolu-ilk-nasil-ortaya-cikti/&amp;t=@ Sembolü ilk nasıl ortaya çıktı">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/sembolu-ilk-nasil-ortaya-cikti/&amp;title=@ Sembolü ilk nasıl ortaya çıktı&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fsembolu-ilk-nasil-ortaya-cikti%2F&name=buzlu.org&description=%40+Sembol%C3%BC+ilk+nas%C4%B1l+ortaya+%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/sembolu-ilk-nasil-ortaya-cikti/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/sembolu-ilk-nasil-ortaya-cikti/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/sembolu-ilk-nasil-ortaya-cikti/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/sembolu-ilk-nasil-ortaya-cikti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vurgun yemek nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/vurgun-yemek-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/vurgun-yemek-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jul 2011 07:26:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[önlemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dalgıçlık]]></category>
		<category><![CDATA[dalma sporu]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[ne yapmalı]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[Okyanuslar]]></category>
		<category><![CDATA[su altı sporu]]></category>
		<category><![CDATA[vurgun yemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5338</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlar yüzyıllardır su altına sadece zevk veya merak için değil, inci, mercan, sünger gibi şeyleri çıkarıp, geçimlerini sağlamak için de dalmışlardır. Deniz seviyesinde hava basıncı l atmosferdir. İnsan vücudunun solunum ve dolaşım sistemi bu basınca ayarlıdır. Ancak suyun içinde, derine gittikçe, her 10 metrede basınç l atmosfer daha artar. 30 metre derinlikte su basıncı 3 [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/07/dalgic.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5339" title="dalgic" src="http://www.buzlu.org/images/2011/07/dalgic.jpg" alt="" width="298" height="193" /></a></p>
<p>İnsanlar yüzyıllardır su altına sadece zevk veya merak için değil, inci, mercan, sünger gibi şeyleri çıkarıp, geçimlerini sağlamak için de dalmışlardır.</p>
<p>Deniz seviyesinde hava basıncı l atmosferdir. İnsan vücudunun solunum ve dolaşım sistemi bu basınca ayarlıdır. Ancak suyun içinde, derine gittikçe, her 10 metrede basınç l atmosfer daha artar. 30 metre derinlikte su basıncı 3 atmosferdir, yani bu derinlikte vücudumuzun her santimetrekaresine suyun yaptığı basınç, yüzeye oranla üç mislidir.</p>
<p>Hiçbir gereç kullanmadan, 30 metre derinliğe inildiğinde, akciğer kapasitesi dörtte birine düşer, kan basıncı artar, vücut ısısı düştüğünden kalbin atış hızı artar, bilinç bulanıklığı başlar. Bu nedenle yardımcı gereç kullanmadan 30 metrenin altına inmek tehlikelidir.</p>
<p>Ancak tüple dalışın da kendine özgü sorunları vardır. Derinde dış basıncın yüksek olmasından dolayı tüpten solunan havanın içindeki oksijen, azot gibi gazlar, dokulara daha küçülmüş bir hacimle dağılırlar.</p>
<p>Eğer su yüzeyine süratle çıkılırsa, basıncın azalmasıyla bu gazlar da süratle genleşir. Oksijen dokularda kullanıldığından sorun yaratmaz, ama Özellikle azot gazı damarlarda süratle genleşerek, damar tıkanıklığı, akciğer yırtılması ve hatta felç gibi önemli vücut hasarlarına yol açar.</p>
<p>Bu şekilde vurgun yiyenler, süratle basınç odalarına alınırlar. Burada tekrar vurgun yediği derinlikteki basınç verilir ve dengeli olarak azaltılır. Bir başka önlem de vurgun yiyeni, aynı derinliğe tekrar indirmektir.<span id="more-5338"></span></p>
<p>Vurgun yememek için yüzeye yavaş çıkmalı, hatta belirli derinliklerde beklenmelidir. İdeal çıkış hızı dakikada 20 metre olup, pratikte eğitmenler bunu dalgıç adaylarına &#8216;yüzeye gelen en küçük bir hava kabarcığından daha hızlı çıkma&#8217; şeklinde öğretirler.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fvurgun-yemek-nedir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/vurgun-yemek-nedir/&amp;text=Vurgun yemek nedir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/vurgun-yemek-nedir/&amp;t=Vurgun yemek nedir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/vurgun-yemek-nedir/&amp;title=Vurgun yemek nedir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fvurgun-yemek-nedir%2F&name=buzlu.org&description=Vurgun+yemek+nedir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/vurgun-yemek-nedir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/vurgun-yemek-nedir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/vurgun-yemek-nedir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/vurgun-yemek-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Apollo 13</title>
		<link>http://www.buzlu.org/apollo-13/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/apollo-13/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Apr 2011 17:48:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[icatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Apollo 13]]></category>
		<category><![CDATA[Arthur Lovell]]></category>
		<category><![CDATA[arıza]]></category>
		<category><![CDATA[ay]]></category>
		<category><![CDATA[filmi]]></category>
		<category><![CDATA[gemi]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[James]]></category>
		<category><![CDATA[kaza]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl indi]]></category>
		<category><![CDATA[ne oldu]]></category>
		<category><![CDATA[patlama]]></category>
		<category><![CDATA[sebebi]]></category>
		<category><![CDATA[Swigert]]></category>
		<category><![CDATA[uzay aracı]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5169</guid>
		<description><![CDATA[Apollo 13 Apollo tasarısından üçüncü insanlı Ay yolculuğu görevi. 11 Nisan 1970&#8242;te uzay adamları James &#8220;Jim&#8221; Arthur Lovell, John L. Swigert, and Fred W. Haise ile fırlatıldı. Fırlatmadan iki gün sonra, Ay yolculuğunun ortasına yakın bir noktada Apollo uzay aracında meydana gelen bir patlama sonucu Hizmet Modülünün oksijen stokları ve elektrik enerjisi yitirildi. Bunun üzerine [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/04/Apollo-13.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5170" title="Apollo 13" src="http://www.buzlu.org/images/2011/04/Apollo-13.jpg" alt="" width="354" height="336" /></a></p>
<p>Apollo 13 Apollo tasarısından üçüncü insanlı Ay yolculuğu görevi. 11 Nisan 1970&#8242;te uzay adamları James &#8220;Jim&#8221; Arthur Lovell, John L. Swigert, and Fred W. Haise ile fırlatıldı. Fırlatmadan iki gün sonra, Ay yolculuğunun ortasına yakın bir noktada Apollo uzay aracında meydana gelen bir patlama sonucu Hizmet Modülünün oksijen stokları ve elektrik enerjisi yitirildi.</p>
<p>Bunun üzerine mürettebat Ay Örümceği&#8217;ni bir &#8220;cankurtaran sandalı&#8221; olarak kullandı. Patlamada Komuta Modülü sistemleri sağlam kalmıştı, fakat enerji sarfiyatını önlemek için Dünya atmosferine girmeden kısa bir süre önceye kadar kapalı tutuldular.</p>
<p>Mürettebat Ay&#8217;a inemedi, üstelik düşük sıcaklığa, susuzluğa ve elektrik kısıtlamasına dayanmak zorunda kaldı, fakat uzay tarihinin en ilginç kurtarma operasyonu sayesinde dünyaya sağ salim dönmeyi başardı. Bu olay tarihte &#8220;Başarısız Başarı&#8221; olarak adlandırılmıştır.<span id="more-5169"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Etkiler</p>
<p>Apollo 13 filmi 1995 yılında Ron Howard yönetiminde çekildi ve eleştirmenlerin beğenisini topladı. Uzay adamlarını Tom Hanks, Bill Paxton ve Kevin Bacon; yer kontrol ekibi şefini Ed Harris oynuyordu.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fapollo-13%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/apollo-13/&amp;text=Apollo 13&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/apollo-13/&amp;t=Apollo 13">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/apollo-13/&amp;title=Apollo 13&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fapollo-13%2F&name=buzlu.org&description=Apollo+13" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/apollo-13/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/apollo-13/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/apollo-13/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/apollo-13/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yemekler neden pişirilerek yenilir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/yemekler-neden-pisirilerek-yenilir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/yemekler-neden-pisirilerek-yenilir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 May 2010 17:34:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar neden yemekleri pişirir]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl pişirilir]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[neden pişirilir]]></category>
		<category><![CDATA[Vejetaryenler]]></category>
		<category><![CDATA[zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4660</guid>
		<description><![CDATA[Vejetaryenler, yani etyemezler lobisine göre, et yemek insan doğasında yoktur. Et yemenin insan sağlığı üzerine olumsuz etkisi olduğu gibi damakta tat alma hissini de bozmaktadır. Ancak etoburların gözleri önde, ot oburların ise yanda olur teorisine göre, insanın ot obur olduğunu iddia etmek biraz haksızlık olur. İnsanlar et de yer, ot da. Ama niçin pişirerek? İnsandan [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/05/yemek.jpg"><img class="size-full wp-image-4661 aligncenter" title="yemek" src="http://www.buzlu.org/images/2010/05/yemek.jpg" alt="" width="257" height="192" /></a></p>
<p>Vejetaryenler, yani etyemezler lobisine göre, et yemek insan doğasında yoktur. Et yemenin insan sağlığı üzerine olumsuz etkisi olduğu gibi damakta tat alma hissini de bozmaktadır.</p>
<p>Ancak etoburların gözleri önde, ot oburların ise yanda olur teorisine göre, insanın ot obur olduğunu iddia etmek biraz haksızlık olur. İnsanlar et de yer, ot da. Ama niçin pişirerek? İnsandan başka yiyeceğini pişirerek yiyen, bilinen hiçbir hayvan türü yoktur.</p>
<p>Genel açıklamalara göre, pişirildikçe yiyecekler yumuşamakta, yemek ve hazım kolaylaşmaktadır. Bu şekilde onları küçük parçalara ayırarak yiyebildiğimiz için, zaman ve enerji kaybı en aza indirilmiş olur. Ayrıca pişirilen yiyeceklerde, bazı hoş olmayan kokular ve sağlığımıza zararlı toksik bakteriler de yok olmaktadır.<span id="more-4660"></span></p>
<p>Bu görüş insanların pişmiş yiyeceklerden niçin daha çok tat aldıklarını tam olarak açıklayamaz. Bu konu kimya ilminin kapsamına girer. Yiyecekler ısıtıldıkça, bünyelerinde bulunan şeker ve amino asitler parçalanır ve her biri ayrı tat ve kokuya sahip yeni moleküller oluştururlar.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Örneğin şekeri yeteri kadar ısıtırsanız rengi kahverengiye dönmeye başlar ve etrafa çok güzel bir koku yayılır. Şeker moleküllerinin içindeki karbon, hidrojen ve oksijen atomları, havanın içindeki oksijen ile reaksiyona geçerek, ağzımıza ve burnumuza hoş gelen yüzlerce moleküler yapı oluştururlar.</p>
<p>Pişmiş bir biftekte en az 600 değişik ve hoşumuza giden koku türü oluştuğu ileri sürülüyor. Bunu sadece birkaç değişik koku türü taşıyan buğday ve arpa ile karşılaştırırsak, pişirmenin lezzete yaptığı katkının büyüklüğü ortaya çıkar.</p>
<p>Tabiattaki hali ile çok koku türüne sahip yiyecekler sadece meyvelerdir. Bir çilekte yaklaşık 300, ahududunda ise 200 koku çeşidi bir aradadır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Yiyeceklerin pişirilmeleri sırasında, sağlığımıza zararlı bakterilerin yanında, vücudumuz için gerekli vitaminler de ölür. Yanlarına sadece iyice pişirilmiş et alarak yola çıkan kutup kaşiflerinde, vitamin eksikliği problemlerinin yaşandığı tespit edilmiştir.</p>
<p>Bu nedenle pişirilmiş yiyeceğin yanında salata, meyve veya haşlanmış sebzeler de yiyerek bu vitamin açığı kapatılmalıdır. Tost ve kahve makinelerinde veya mangalda çok ısıtılan her şeyde vitaminler yok olur ama lezzet artar. Yiyecekleri çok fazla sıcakken yemenin sindirim sistemimize verdiği zararın dışında hiçbir faydası yoktur.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fyemekler-neden-pisirilerek-yenilir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/yemekler-neden-pisirilerek-yenilir/&amp;text=Yemekler neden pişirilerek yenilir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/yemekler-neden-pisirilerek-yenilir/&amp;t=Yemekler neden pişirilerek yenilir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/yemekler-neden-pisirilerek-yenilir/&amp;title=Yemekler neden pişirilerek yenilir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fyemekler-neden-pisirilerek-yenilir%2F&name=buzlu.org&description=Yemekler+neden+pi%C5%9Firilerek+yenilir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/yemekler-neden-pisirilerek-yenilir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/yemekler-neden-pisirilerek-yenilir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/yemekler-neden-pisirilerek-yenilir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/yemekler-neden-pisirilerek-yenilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lagari Hasan Çelebi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/lagari-hasan-celebi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/lagari-hasan-celebi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Apr 2010 09:18:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[icatlar]]></category>
		<category><![CDATA[buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<category><![CDATA[kim buldu]]></category>
		<category><![CDATA[Lagari Hasan Çelebi]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl buldu]]></category>
		<category><![CDATA[nezaman]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[roketle]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[uçuş]]></category>
		<category><![CDATA[İlkler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4575</guid>
		<description><![CDATA[Lagari Hasan Çelebi (17. yüzyıl), efsaneye göre roketle dikey uçuşu başarıyla gerçekleştirmiş ilk insan olduğu kabul edilen bilgin. Füzeciliğin atası olan ünlü Türk bilim adamı Lagari Hasan Çelebi, 17. yy&#8217;ın başlarında barut dolu haznesi bulunan bir basit hava roketi ile ilk kez havalanmayı başarmıştır. Uçuş 1633 yılında dönemin Osmanlı padişahı IV. Murat&#8217;ın kızının doğum günü [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/04/Lagari-Hasan-Çelebi.jpg"><img class="size-full wp-image-4576 aligncenter" title="Lagari Hasan Çelebi" src="http://www.buzlu.org/images/2010/04/Lagari-Hasan-Çelebi.jpg" alt="" width="300" height="245" /></a></p>
<p>Lagari Hasan Çelebi (17. yüzyıl), efsaneye göre roketle dikey uçuşu başarıyla gerçekleştirmiş ilk insan olduğu kabul edilen bilgin.</p>
<p>Füzeciliğin atası olan ünlü Türk bilim adamı Lagari Hasan Çelebi, 17. yy&#8217;ın başlarında barut dolu haznesi bulunan bir basit hava roketi ile ilk kez havalanmayı başarmıştır. Uçuş 1633 yılında dönemin Osmanlı padişahı IV. Murat&#8217;ın kızının doğum günü kutlamalarında sergilenmiştir.</p>
<p>Lagari Hasan Çelebi&#8217;nin yaklaşık 300 metre kadar havalandığı ve 20 saniye boyunca havada kaldığı ölçülmüştür. Kendisine bağlı bulunan kanatlar sayesinde boğaza oldukça yumuşak bir iniş yapmıştır. İlk önceleri sultan tarafından da desteklenen Hasan Çelebi, daha sonra ulemânın baskısı ile yargılanmış ve Kırım&#8217;a sürgüne gönderilmiştir. İlginçtir ki modern anlamda ilk roket çalışmaları da bugün Kırım&#8217;ın içinde bulunduğu Ukrayna&#8217;da başlamıştır.<span id="more-4575"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Seyahatnamede Hasan Çelebi<br />
Lagari Hasan Çelebi&#8217;nin roketle uçuşunu gösteren 17. yüzyıl gravürü.</p>
<p>Evliya Çelebi&#8217;den o günkü Türkçe ile Lagari Hasan Çelebi:</p>
<p>&#8220;Lagari Hasan Çelebi, Murad Han&#8217;ın Kaya Sultan nam duhteri pakizesi vücude geldiği gece akube şadmanlığı oldu. Lagari Hasan, elli okka barut macunundan yedi kollu bir fişeng iacad etti. Sarayburnu&#8217;nda Hünkar huzurunda fişenge bindi ve şakirdleri fişengi ateşlediler. Lagari, &#8220;Padişahım seni Hüda&#8217;ya ısmarladım&#8221; diyerek temcid ve tevhid ile evci asumana huruc eyledi&#8230;</p>
<p>Denize indi.<br />
Yanında olan fişengleri ateş edip ruyi deryayı çeragan eyledi. Bam-ı felekde fişengi kebirinin barutu kalmayıp da zemine doğru nüzul ederken, ellerinde olan kartal kanatlarını açıp Sinanpaşa Kasrı önünde deryaya indi. Oradan şenaverlik ederek uryan huzurı padişahiye geldi.</p>
<p>Zemini bus ederek selam verdi. Bir kise akça ihsan olunup yetmiş akça ile sipahi yazıldı. Sonra Kırım&#8217;da Selamet Giray Han&#8217;a gidüp orada merhum oldu. Rahmetli yar-i gaar-ı sadıkımız idi.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik-->
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Flagari-hasan-celebi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/lagari-hasan-celebi/&amp;text=Lagari Hasan Çelebi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/lagari-hasan-celebi/&amp;t=Lagari Hasan Çelebi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/lagari-hasan-celebi/&amp;title=Lagari Hasan Çelebi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Flagari-hasan-celebi%2F&name=buzlu.org&description=Lagari+Hasan+%C3%87elebi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/lagari-hasan-celebi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/lagari-hasan-celebi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/lagari-hasan-celebi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/lagari-hasan-celebi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlk fare kapanı nasıl bulundu</title>
		<link>http://www.buzlu.org/ilk-fare-kapani-nasil-bulundu/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/ilk-fare-kapani-nasil-bulundu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Mar 2010 11:10:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[icatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Fare kapanı]]></category>
		<category><![CDATA[fare yakalama]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[kafes]]></category>
		<category><![CDATA[kim bulmuş]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nezaman]]></category>
		<category><![CDATA[patent]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4553</guid>
		<description><![CDATA[Fare kapanı, yüzlerce yıl mucitlerin beceri sınırlarını zorlayıp durmuştu, ama 19. yüzyıl ortalarından itibaren yalnız ABD&#8217;de 4 bini aşkın fare kapanı patenti verilecekti. Klasik şekli, çüzgü filmlerin ölümsüzleştirdiği ve icadından beri geçen yüzyılı aşkın süredir hala günlük kullanımda olan yaylı tuzak, yani kapandır. İlk yaylı kapanı icat eden William Hooker patenti 1894&#8242;te aldı ve Out [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/03/fare-kapani.jpg"><img class="size-full wp-image-4554 aligncenter" title="fare-kapani" src="http://www.buzlu.org/images/2010/03/fare-kapani.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a></p>
<p>Fare kapanı, yüzlerce yıl mucitlerin beceri sınırlarını zorlayıp durmuştu, ama 19. yüzyıl ortalarından itibaren yalnız ABD&#8217;de 4 bini aşkın fare kapanı patenti verilecekti. Klasik şekli, çüzgü filmlerin ölümsüzleştirdiği ve icadından beri geçen yüzyılı aşkın süredir hala günlük kullanımda olan yaylı tuzak, yani kapandır.</p>
<p>İlk yaylı kapanı icat eden William Hooker patenti 1894&#8242;te aldı ve Out of Sight (Gözden Irak) adıyla pazarladı; logonun ortasındaki &#8220;O&#8221; harfinin içinden bir fare kafasını uzatmış bakıyordu. (Hooker; 1865 ve 1908 arasında 27 buluşun patentini aldı; ilki çalı budama makasıydı, ama diğer hepsi ya kapılar ya da hayvan tuzaklarıyla ilgiliydi.)</p>
<p>Beş yıl sonra, John Mast çok benzer bir aygıt icat etti ve bugün dünyanın en çok satan fare kapanı olduğu söylenen Victor&#8217;u pazarlamak için Lititz&#8217;de bir fabrika kurdu. <span id="more-4553"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
(Şimdiki adı Woodstream Corp.) Hooker&#8217;ın Out of Sight patentini almasından dört yıl sonra, James Henry Atkinson başka bir fare kapanının patentini aldı. Kapanını bağımsız olarak mı icat ettiğini, yoksa Hooker&#8217;ınkinden mi kopyaladığı tartışmaya açıktır;ancak, İngiltere Patent Bürosu&#8217;nun 1905&#8242;te belirlediği yeni kurallar uyarınca, tümüyle yeni birşey olmasaydı, bu icadın patentini alamayacağı kesindir. Atkinson daha önce de jaluziler, şömineler ve ütülerle ilgili patent başvurusunda bulunmuştu.</p>
<p>Ardından 30 Aralık 1898&#8242;de, &#8220;fare, sıçan benzeri zararlılar için geliştirilmiş pedallı kapan&#8221; ın patentini almak üzere başvuruda bulundu. Bu patent, Atkinson&#8217;ın kapanını, Hooker&#8217;dan kopyaladığı yolundaki iddiaları zayıflatır; çünkü pedallı kapan, ancak fare kapanın üzerinde koştuğunda harekete geçiyordu.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Sorun, Atkinson&#8217;ın Little Nipper adını verdiği klasik fare kapanını tanımlayan daha geliştirilmiş bir versiyon için aldığı 1899 tarihli patentti. Patente göre bu kapan, &#8220;konulan yem çekilirse çalışıyordu.&#8221; Little Nipper, bugün de olduğu gibi, Gwent&#8217;teki tel fabrikası Procter Brothers tarafından üretilmişti.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Filk-fare-kapani-nasil-bulundu%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/ilk-fare-kapani-nasil-bulundu/&amp;text=İlk fare kapanı nasıl bulundu&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/ilk-fare-kapani-nasil-bulundu/&amp;t=İlk fare kapanı nasıl bulundu">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/ilk-fare-kapani-nasil-bulundu/&amp;title=İlk fare kapanı nasıl bulundu&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Filk-fare-kapani-nasil-bulundu%2F&name=buzlu.org&description=%C4%B0lk+fare+kapan%C4%B1+nas%C4%B1l+bulundu" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/ilk-fare-kapani-nasil-bulundu/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/ilk-fare-kapani-nasil-bulundu/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/ilk-fare-kapani-nasil-bulundu/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/ilk-fare-kapani-nasil-bulundu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çin tarihi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/cin-tarihi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/cin-tarihi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Aug 2009 07:43:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[asya kıtası]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Çov Sülalesi]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[çin devleti]]></category>
		<category><![CDATA[çin devleti tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[çin hükümdarları]]></category>
		<category><![CDATA[çin nasıl kuruldu]]></category>
		<category><![CDATA[çin tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[çin yaptığı savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[çin yemekleri]]></category>
		<category><![CDATA[ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[barut]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdar]]></category>
		<category><![CDATA[Hya]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[imparatorluk]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[Lui Ki]]></category>
		<category><![CDATA[medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[orta asya]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarih ve savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[tibet]]></category>
		<category><![CDATA[Şang sülaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3719</guid>
		<description><![CDATA[Eski devirlere ait yapılan araştırmalar Çin hakkında devamlı yeni bilgiler vermektedir. Ülkeyi yöneten ilk hanedan olarak Hya ve Şang sülaleleri bilinmektedir. Hya sülalesi hakkında bilinen tek bilgi hükümdarların isimleridir. Şang sülalesinin, yapılan araştırmalar neticesinde yaklaşık olarak M.Ö. 1450-1050 seneleri arasında Çin ovalarına hakim oldukları bilinmektedir. M.Ö. 1050-220 yılları arasında değişik çeşitli uygulamalarla Çov Sülalesi yönetmiştir. [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/08/cin-haritasi.JPG"><img class="alignnone size-full wp-image-3720" title="cin haritasi" src="http://www.buzlu.org/images/2009/08/cin-haritasi.JPG" alt="cin haritasi" width="353" height="336" /></a></p>
<p>Eski devirlere ait yapılan araştırmalar Çin hakkında devamlı yeni bilgiler vermektedir. Ülkeyi yöneten ilk hanedan olarak Hya ve Şang sülaleleri bilinmektedir. Hya sülalesi hakkında bilinen tek bilgi hükümdarların isimleridir. Şang sülalesinin, yapılan araştırmalar neticesinde yaklaşık olarak M.Ö. 1450-1050 seneleri arasında Çin ovalarına hakim oldukları bilinmektedir.</p>
<p>M.Ö. 1050-220 yılları arasında değişik çeşitli uygulamalarla Çov Sülalesi yönetmiştir. Şang Sülalesini yıkarak başa geçen Çov Sülalesi, M.Ö. 1050-771 seneleri arasında feodal bir idare kurdular. Ülkede, feodal devletler bağımsız devletler halinde gelişmeye başladı. Bu durum hükümdarın gücünün azalmasına ve feodal devletler arasında savaşa sebep oldu. Batıdan gelenTürk ve Moğollar, ülkenin büyük bir kısmını fethettiler. Batı milletlerinin eline düşmüş olan topraklarından büyük bir kısmını Çin beyi Tsin, geri aldı. Böylelikle devleti önemli feodal devletlerden biri oldu.<br />
<span id="more-3719"></span><br />
M.Ö. 770-472 devri: Feodal beylerin kendi aralarında iç savaşlara giriştikleri bir devirdir. Bu savaşlar neticesinde yedi bey kalmış ve bunlar da kral şanını alarak Çov Sülalesinden ayrıldılar. M.Ö. 472-221 iç savaş sonunda M.Ö. 453 senelerinde Tsin&#8217;in feodal devleti üç devlete bölündü.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
M.Ö. 221-206 aralarında Tsin&#8217;in Sülalesi memleketi mutlakiyetle idare etti. Tekerlek dingillerinin standartlaştırılması ve bazı ölçü birimlerinin kullanılmaya başlaması Çin tarihinin bu safhasına ait önemli hadiselerdir. Kuzeyden gelen saldırılardan (Hun saldırıları) korunmak için Çin Seddinin ilk şekli olan toprak tabyalar yapıldı. Doğu Çin bölgesinde başlayan bir ayaklanma, uzun süren savaşlara sebepiyet verdi ve bu savaşlar sonunda Han Sülalesi yönetimi ele geçirdi ise de, bir müddet sonra idare değişti.</p>
<p>M.Ö. 206 yılında yönetimi, küçük rütbeli bir asker olan Lui Ki ele geçirerek Han Sülalesini (asiller) kurdu. M.S. 168 senesinde meydana gelen bir hükumet darbesi üzerine 220 senesine kadar devam eden iç savaşlar devri başladı. Büyük bir halk ayaklanması bastırıldı. Bu iç savaş neticesinde ülke üçe bölündü, kuzeyde Vey (220-264), güneydoğuda Vu (229-280), güneybatı Şu (221-263) imparatorlukları kuruldu.</p>
<p>Göçlerin arttığı devirde, Tsin Sülalesinin (265-316) başa geçerek, parçalanan Çin&#8217;i birleştirmeleri de ülkeye huzur ve istikrar getirdi. Daha önceleri ücretle kullanılan milletler bu savaşlarda (asillerin savaşlarında) o derece kuvvetlendiler ki, bunlardan Hyung-nu&#8217;lar (Hunlar) 303&#8242;te yeni bir devlet (Han) kurdular. Bu sülale Çin İmparatorunu iki defa esir almış ve 317&#8242;den başlayarak bütün Kuzey Çin&#8217;de hakimiyet kurmayı başarmıştır. Bunun üzerine Tsin Âilesi kuzeye inerek burada Doğu Tsin Sülalesini (317-419) kurdu.</p>
<p>Güney Çin&#8217;de 580 senesine kadar çeşitli sülalelerin kurduğu muhtelif devletler görülür. Suy Sülalesi (581-618) Çin&#8217;i birleştirmeye muvaffak oldu. Bu kısa ömürlü hanedan zamanında Çin, Vietnam&#8217;ın kuzey ve güneyini ve Tibet&#8217;in kuzeyini ele geçirdi. Çin&#8217;in nüfuzunu tekrar Orta Asya&#8217;da hissettirdi. Bu devrede Kuzey ve Orta Çin Ovasındaki ticari münasebetleri kolaylaştırmak için kanallar açıldı.</p>
<p>Ancak bütün bu işlerin yapılması için yabancılardan yardım istenmesi Suy Sülalesinin sonu oldu. T&#8217;ang Sülalesi (618-907) işbaşına geldi. Bu hanedan devrinde (664) toprakların yeniden taksimi ve vergilendirilmesi yapılmıştır. Müslüman Arapların saldırıları üzerine Türkistan Çin&#8217;in elinden çıktı.</p>
<p>Bundan sonra Türkler devlet idaresinde önemli mevkilere yerleştiler ve sık sık vuku bulan ihtilallerde önemli rol oynadılar. T&#8217;ang Hanedanının düşüşünden sonra 960 tarihine kadar 5 küçük hanedan iş başına geçti. Bu devirde Kuzey ve Güney Çin&#8217;de küçük eyaletler şeklinde devletler meydana çıkmıştı. 960 tarihinde iş başına geçen Sung Hanedanı zamanında Çin İmparatorluğunun birliği yeniden tesis edilmeye çalışılmış, ancak bunda muvaffak olunamamıştır.</p>
<p>Bu hanedan devrinde birçok şehirler kuruldu ve barut kullanılmaya başlandı. Mimari, tarih, şiir, resim, porselen ve bahçecilikte çok yüksek bir seviyeye ulaştılar. Elde bulunan tarihi dokümanlar bu medeniyetin yüksekliğine delil teşkil etmektedir.</p>
<p>Cengiz Han, 1206-27 yılları arasında Çin&#8217;i işgal etti ve Moğollar, 1214 yılında Sarı Nehirin kuzey tarafındaki bölgede hakimiyeti ele geçirdiler. 1271 tarihinde Kubilay Han, imparatorluğunu ilan etti. Böylece Yüan Hanedanının (1260-1368) ve başşehir Yenching (Pekin)i kurdular. Moğollarla beraber Yüan Hanedanı bütün Çin&#8217;i fethederek hakimiyetleri altına aldılar. Bundan sonra Moğollar Çin kültürünün etkisi altına girerek, din, örf ve adetlerinde, giyim ve kuşamlarında Çin örf ve adetlerini benimsediler.</p>
<p>Chu Yüan Chang, Yüan Hanedanı yerine Ming Hanedanını (1368-1644) kurdu. Bu hanedan zamanında Moğollar, Baykal Gölünün kuzey tarafına sürüldü ve imparatorluk eski kuvvetine kavuştu. Yine bu devirde Avrupalılar Çin&#8217;e ulaştılar. Portekizliler ve İspanyollar 16. yüzyılda, Alman ve İngilizler 17. yüzyılda buraya geldiler. Ming Hanedanından sonra işbaşına geçen Ch&#8217;ing Hanedanı (1644-1912) zamanında, Avrupalı tüccarlar, Çin&#8217;in önemli kaynaklarını yıllarca batıya aktarıp, bundan istifade ettiler.</p>
<p>Çin, uzun yıllar batıya kapalı kaldı. Çin&#8217;in batıya açılması 19. yüzyıl ortalarında başladı. Bu yıllarda Portekiz, İngiltere, Fransa, ABD ile ticari, siyasi münasebetler başladı. Bunlardan İngilizler, Hint pamuklukları ve afyonunu, çay ve ipekle değiştiriyorlardı. Çin üst makamları bu ticareti engellemeye çalıştılar. Bununla ilgili olarak afyon ithalini yasaklayan kararlar aldılar. Bunun üzerine İngilizlerle anlaşmazlıklar çıktı ve savaşlar başladı. Ancak bu savaşlar İngilizlerin galibiyeti ile sona erdi (1842).</p>
<p>Yapılan anlaşma sonunda İngilizler daha geniş haklara sahip oldular. Bunun neticesi olarak beş Çin limanı İngilizlere açıldı ve Hong Kong Adası da İngilizlere bırakıldı. Bu savaşlara &#8216;Afyon Savaşı&#8217; adı verildi. Daha sonra yapılan anlaşmalarla ABDve Fransa&#8217;ya aynı haklar tanındı.</p>
<p>Zamanla anlaşmaların uygulanması aksadı. Çinliler yabancıları ülkelerinden atmak istiyorlardı. Fakat onlar elde ettikleri imtiyazları geri vermeye niyetli olmadıkları gibi, bunları az buldular. Böylece, on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında ülkede ayaklanmalar oldu. Fakat bu ayaklanmalar yabancı güçler tarafından bastırıldı. 1858 yılında anlaşma uyarınca İngiliz ve Fransızlar yeni haklar kazandılar. Bir müddet sonra aynı menfaatler ABDve Rusya&#8217;ya da tanındı. Bu olaylardan sonra, Çin&#8217;de bir sükunet dönemi başladı.</p>
<p>Çin-Japon Savaşları: Çin&#8217;in Kore üzerinde hakimiyet kurmak istemesi üzerine 1894 yılında ilk savaş başladı. Kore&#8217;de çıkan ayaklanmayı bastırmak üzere her iki ülke de Kore&#8217;ye asker gönderdi. Ayaklanma bastırıldı. Fakat daha sonra her iki ülke birbirleriyle savaşa tutuştular. Bu savaşlar sonunda Çin büyük kayıplara uğradı. 1895 yılında savaş sona erdi ve Çin, Kore&#8217;nin bağımsızlığını tanıdı, ayrıca Formoza Adasını da Japonya&#8217;ya vermek mecburiyetinde kaldı.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
1911&#8242;den sonra başa geçen Yuan Şi-K&#8217;ay monarşik bir idare kurmaya başlamışsa da muvaffak olmayarak 1916 &#8216;da öldü. Bu arada 1917&#8242;de sembolik olarak Birinci Dünya Savaşına girmiş ancak bir çok şehirleri bu arada Şanghay, Japonya tarafından işgal edilmiştir. 1925 yılında milliyetçilerin önderi olan Çiank Kayşek yönetimi ele geçirdi. Orduları ile Japonlara karşı savaşarak bir çok yerleri geri aldı. Bu arada Şanghay tekrar ele geçirildi.</p>
<p>Ülkede 1920 yılında komünist partisi kuruldu ve taraftar toplamaya başladı. Bu parti, ülkede bir çok karışıklıklar çıkardı. Çiank- Kay-Şek bir taraftan Japonlarla savaşırken, bir taraftan da bu ayaklanmaları bastırmaya uğraşıyordu. Nihayet 1927&#8242;de komünistlerin başına geçen Mao Çe-Tung, Çu Enlay ve Çu Di ile komünist partisi güçlenerek ülke çapında teşkilatlanmaya, hükumet kuvvetleri ile çarpışmaya başladı.</p>
<p>İkinci Dünya Savaşı sona erince, komünistlerle milliyetçiler başbaşa kaldılar. Mao Çe-Tung yönetimindeki komünist birlikleri ülkeye hakim oldular. ABD milliyetçilere yardım eder göründü. ABD&#8217;nin Çin&#8217;e gönderdiği diplomatlar hep milliyetçilerin aleyhine çalışmış, onların komünistlerin eline geçmesine sebep olmuşlardır. Yönetim tamamen komünistlerin eline geçince, Milliyetçi Çin hükumeti, Formoza (Tay-Van) Adasına çekilmek zorunda kaldı. Böylece Çin ikiye ayrıldı: Çin Halk Cumhuriyeti ve Milliyetçi Çin Cumhuriyeti.</p>
<p>1 Ekim 1949 yılında Mao Çe-Tung&#8217;un başkanlığında Çin Halk Cumhuriyeti kurulmuş oldu. Böylece Çin&#8217;in Asya kıtasındaki bütün toprakları Çin Halk Cumhuriyeti&#8217;nin eline geçti. Milliyetçi Çin Cumhuriyeti de Formoza Adasına çekildi ve orada hükumet kurdu. Mao, 1976&#8242;da öldü. Mao&#8217;nun ölümünden sonra, Maoizm açıktan tenkid edilmeye başlandı. Çin idarecileri ABD ve Japonya ile ekonomik iş birliği yaptı.</p>
<p>Mareşal Ye Cienying, Mao&#8217;nun yanlışlarını açıkladı. Eski katı durum kaldırılarak ekonomik ve siyasi yönde yumuşama başladı. Çin kapıları yabancı sermayeye açıldı. Son yıllarda demokratikleşme hareketleri kanlı bir şekilde bastırıldı.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fcin-tarihi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/cin-tarihi/&amp;text=Çin tarihi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/cin-tarihi/&amp;t=Çin tarihi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/cin-tarihi/&amp;title=Çin tarihi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fcin-tarihi%2F&name=buzlu.org&description=%C3%87in+tarihi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/cin-tarihi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/cin-tarihi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/cin-tarihi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/cin-tarihi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlk elektrikli tren</title>
		<link>http://www.buzlu.org/ilk-elektrikli-tren/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/ilk-elektrikli-tren/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Aug 2009 14:31:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İlkler]]></category>
		<category><![CDATA[araç]]></category>
		<category><![CDATA[First electric train]]></category>
		<category><![CDATA[icad]]></category>
		<category><![CDATA[icatlar]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[ilk defa nezaman]]></category>
		<category><![CDATA[ilk elektrikli tren]]></category>
		<category><![CDATA[ilk metro]]></category>
		<category><![CDATA[kim icat etti]]></category>
		<category><![CDATA[kullanılan ilk elektrikli tren]]></category>
		<category><![CDATA[lokomotif]]></category>
		<category><![CDATA[metro]]></category>
		<category><![CDATA[motorlu tren]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl bulundu]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[uygarlık]]></category>
		<category><![CDATA[yolcu taşıma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3697</guid>
		<description><![CDATA[Resmen 4 Kasım 1890 salı günü,Londra,da kent merkezi ile South London&#8217;ı birbirine bağlayan hatta hizmete girdi. O gün Galler Prensi, Kink Villiam caddesi,ndeki istasyonda metroya binerek Oval istayonu na kadar gitti. Elektrikli metronun halka açılışı ise, 18 aralık 1890 günü yapıldı. Nereye gidilirse gidilsin. Yolculardan 2peni ücret alınıyordu ve bilet sistemi olmadığından bu ücret,metronun girişinde [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/08/ilk-elektrikli-tren.jpg"><img class="size-full wp-image-3698 aligncenter" title="ilk elektrikli tren" src="http://www.buzlu.org/images/2009/08/ilk-elektrikli-tren.jpg" alt="ilk elektrikli tren" width="400" height="262" /></a></p>
<p>Resmen 4 Kasım 1890 salı günü,Londra,da kent merkezi ile South London&#8217;ı birbirine bağlayan hatta hizmete girdi. O gün Galler Prensi, Kink Villiam caddesi,ndeki istasyonda metroya binerek Oval istayonu na kadar gitti. Elektrikli metronun halka açılışı ise, 18 aralık 1890 günü yapıldı. Nereye gidilirse gidilsin.</p>
<p>Yolculardan 2peni ücret alınıyordu ve bilet sistemi olmadığından bu ücret,metronun girişinde ödeniyordu. Bu hatta hizmet veren 14 adet dört tekerlekli 12 tonluk elektrikli lokomotifler, Manchester kentinde Mather and Platt şirketi tarafından yapılmıştı  ve her biri üç üç vagonu saatte ortalama 11.5 mil hızla çekebiliyordu.<span id="more-3697"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Her vagonun önünde ve arkasında metal bir platforma açılan, kaydırmalı kapılar vardı. Bu kapıları her istasyonda tren görevlileri açıp kapatıyorlardı. Hem lokomotbölümünün hem detaşıma kısımlarınıntek parça halinde üretildiği ilk motorlu trenler, 18 Ağustos 1898 ğünü Walterloo and City Railway şirketi tarafından Walterloo ile Bank arasında çalışan metro hattında hizmete kondu.</p>
<p>Araçlar ABDnin Wilmington kentinde Jackson and Sharp firması tarafından üretilmiştir. Metro girişlerine Jetonlu turnike lerin ilk konulması ise. 1904 yılında Londrada vagonlar hizmete girdi.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik-->
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Filk-elektrikli-tren%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/ilk-elektrikli-tren/&amp;text=İlk elektrikli tren&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/ilk-elektrikli-tren/&amp;t=İlk elektrikli tren">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/ilk-elektrikli-tren/&amp;title=İlk elektrikli tren&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Filk-elektrikli-tren%2F&name=buzlu.org&description=%C4%B0lk+elektrikli+tren" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/ilk-elektrikli-tren/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/ilk-elektrikli-tren/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/ilk-elektrikli-tren/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/ilk-elektrikli-tren/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

