Haz 14

birinci haçlı seferi

Filistin’de her üç dinin mensupları barış ve huzur içinde yaÅŸarken, Avrupa’daki Hıristiyanlar bir “Haçlı” seferi organize etmeye karar verdiler. Papa II. Urban 25 Kasım 1095 günü Clermont Konseyi’nde “Kutsal Toprakları Müslümanlardan kurtarmak” çaÄŸrısı yaptı.

Papa II. Urban yanında Papaz Piyer Lermit tarafından da teÅŸvik edilmiÅŸtir. Asıl olarak da DoÄŸu’nun efsanevi zenginliÄŸine ulaÅŸmak üzere yaklaşık 600 Bin kiÅŸilik Haçlı Ordusu oluÅŸturdu.

Sefer

Birinci Haçlı seferi diÄŸerler Haçlı seferleri gibi dalga dalga çoÄŸunluÄŸu dinsel heyecana kapılmış fakat önemli bir kısmı ise ÅŸahsi icin macera ve avantaj arayan sürüler halindeki Avrupalı Hristiyanlar’ın o zaman Hristiyan olan Avrupa üzerinden ve Balkanlardan yürüyerek oradan Müslüman arazilere girmeleri Anadolu’da Anadolu Selçuklu Devleti ve hükümdari Kılıç Arslan elinde bulunan arazilere geçerek savaşıp Antakya’ya varmaları; bir büyük Antakya kuÅŸatmasından sonra oradan Suriye ve Lübnan üzerinden sonra Filistin’e ve Kudüs’e varmaları ve 1099 yılında Kudüs kuÅŸatmasi, ele gecirilmesi ve katliami ÅŸeklinde gerçekleÅŸmiÅŸtir.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

May 21

4-murat

Göstermiş olduğu yiğitlik yeteneklerinden dolayı Gazi lakabını elde etmiş olan Murad, H. 1018 yılında dünyaya gelir ve Mustafa’nın tahttan indirilişinden sonra H. 1032 yılının Zilka’de ayının dördünde Osmanlı İmparatorluğu’nun tahtına oturur (H. 1032 / M. 1622).
1634 yılından sonra devlet işlerine bizzat el koyan IV. Murad, Sinan Paşa köşkünde ayak divanı topladı. Yeniçeri ve Bölük Ağaları’nın kendisine itaat edeceklerine dair onlara yemin ettirdi. Genç Padişahların ilk yıllarında büyük karışıklıklar ve isyanlar çıkmıştı. Veziriazamı Hafız Ahmet Paşa böyle bir isyanda öldürülmüştü. Kışkırtıcı olarak bildiği Sadrazam Topal Recep Paşa’yı idam ettirdi. Bu arada bir çok kışkırtıcıyı ortadan kaldırdı. 1635’de büyük bir ordu ile Revan seferine çıktı.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

May 18

abdulhamid

Hükümdarın başında bulunduğu bir  yürütme organı ile halkın seçtiği parlamentonun yasam yetkisini kullandığı, kuvvetler ayrılığı sistemine dayanan bir yönetim şeklidir. Hükümdarın yetkileri anayasa ile sınırlandırılmıştır.

Birinci Meşrutiyet, Osmanlı devletinde padişah yetkilerinin ve yönetiminin Anayasa (Kanun-u Esasi ) ile belirlendiği bir dönemdir.(23 Aralık 1876-13 Şubat 1978).

Avrupa’yı takından gören Türk aydınları, devletin gidişini beğenmiyorlar, yapılan yenilikleri yeterli görmüyorlardı. Bunlar, Avrupa devletlerinde olduğu gibi, Osmanlı İmparatorluğunda halkın devlet işlerini denetleyebileceği meşrutiyet yönetimi kurulursa, durumun düzeleceği kanısında idiler. Bu yolda çaba gösterenlerin başında Namık Kemal ve Ziya Paşa bulunuyordu. Namık Kemal, Ziya Paşa ve arkadaşlarına Genç Osmanlılar denildi.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Mar 27

kitleler-psikolijisi

Yüzyıl önce devletlerin geleneksel politikaları ve hükümdarlar arasındaki yarışlar, olayların beli başlı sebeplerini oluşturuyordu. Kitlelerin düşünceleri çok defa hesaba katılmazdı fakat içine girmekte olduğumuz çağ gerçekten kelimenin tam anlamıyla kitleler çağı olacaktı.

Kitleyi meydana getiren bireyler kimler olursa olsun; yaşama biçimleri, karakterleri veya zekaları ister benzer, isterse ayrı olsun, kalabalık haline gelmiş olmaları onlara bir nevi kollektif ruh aşılar.
Kitleler tamamen bilinç altı tarafından yönetilir. Dışarıdan gelen bütün etkilerin oyuncağı haline gelebilir. Kitlelerin kendilerine has iyi veya kötü duyguları olabilir. Bunlar abartılı ve basit olarak ortaya çıkabilir. Sorumluluk duygusuna sahip olmadıkları için, kitlelerin duygularının şiddetliliği farklı cinsten kitlelerde aşırı bir hal alır.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , ,

Mar 14

ermenistan

Osmanlı devleti zayıflamaya baÅŸlayıp, hemen her konuda Avrupa’nın müdahalesine maruz kalınca, Türk – Ermeni iliÅŸkilerinde de bir bozulma devri baÅŸlamıştır. Batılı ülkeler Osmanlı devleti’ni bölerek bölgesel çıkarlarına ulaÅŸabilmek için Ermeniler’i Türk toplumundan koparmayı hedeflemiÅŸlerdir.

Özellikle Avrupa’nın bazı büyük devletleri “ıslahat” adı altında bir yandan Osmanlı devleti’nin iç iÅŸlerine karışırken, bir yandan da Ermeniler’i, Osmanlı yönetimi’ne karşı teÅŸkilatlandırmışlardır.
Böylece ülke içinde ve dışında teÅŸkilatlanan ve silahlanan Ermeni komiteleri ile Ermeni kiliseleri’nin kışkırtıcı faaliyetleri sonucunda, Ermeni toplumu yavaÅŸ yavaÅŸ Türkler’den uzaklaÅŸmaya baÅŸlamıştır.

Türkler’in iyi tutumuna karşın, yabancı devletlerle ittifak etmek suretiyle Türkler’le mücadeleye baÅŸlayan Ermeniler, batı’nın desteÄŸini alabilmek için kendilerini “ezilen bir toplum” olarak göstermeye ve “Anadolu üzerindeki egemenlik haklarını Türkler’in gasp ettiÄŸi”ni dile getirmeye baÅŸlamışlardır.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

Åžub 14

bulbul

Bir zamanlar dünyanın en güzel sarayına sahip bir hükümdar varmış. Fakat, sahip olduğu güzelliğin farkına varmayan talihsiz biriymiş bu hükümdar. Sarayının aynı güzellikte bir de bahçesi varmış ki, ucu bucağı görünmezmiş.

En güzel çiçekler ekiliymiş orda. Halkın arasında konuşulanlara bakılırsa bahçeden daha güzel olan şey, o bahçenin içinde yaşayan bir bülbülmüş. Öyle güzel bir ötüşü varmış ki bülbülün, şöhretini duyanlar uzak ülkelerden bile onu görmek için oraya gelmek istermiş.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , ,