<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>buzlu.org &#187; hükümdar</title>
	<atom:link href="http://www.buzlu.org/benzer/hukumdar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.buzlu.org</link>
	<description>bilgi mi aradın, doğru yerdesin...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 19:32:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Mitolojide Hektor</title>
		<link>http://www.buzlu.org/mitolojide-hektor/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/mitolojide-hektor/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Dec 2011 17:00:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[athena]]></category>
		<category><![CDATA[ödev]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdar]]></category>
		<category><![CDATA[Hektor]]></category>
		<category><![CDATA[hera]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[kral]]></category>
		<category><![CDATA[mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Truva kralları]]></category>
		<category><![CDATA[yunan]]></category>
		<category><![CDATA[Zeus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5541</guid>
		<description><![CDATA[Hektor Truva krallarından Priam ve eşi Hecuba&#8217;nın en büyük oğlu, Paris&#8217;in ağabeyi, Dardanus&#8217;un torunuydu. Tros&#8217;un Ida dağları&#8217;nda yaşardı. Tüm zamanların en büyük savaşlarından biri olarak kabul edilen Truva Savaşı&#8217;nda mücadele eden Truva prensiydi. Ayrıca bu savaşı konu alan İlyada destanının da kahramanlarındandı. Teke tek savaştığı Akhilleus tarafından öldürüldüğü belirtiliyor. Truva kralı Priamos ile Hekabe&#8217;nin en [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/12/Hector_brought_back_to_Troy.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5543" title="Hector_brought_back_to_Troy" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/Hector_brought_back_to_Troy.jpg" alt="" width="250" height="172" /></a></p>
<p>Hektor Truva krallarından Priam ve eşi Hecuba&#8217;nın en büyük oğlu, Paris&#8217;in ağabeyi, Dardanus&#8217;un torunuydu. Tros&#8217;un Ida dağları&#8217;nda yaşardı. Tüm zamanların en büyük savaşlarından biri olarak kabul edilen Truva Savaşı&#8217;nda mücadele eden Truva prensiydi. Ayrıca bu savaşı konu alan İlyada destanının da kahramanlarındandı. Teke tek savaştığı Akhilleus tarafından öldürüldüğü belirtiliyor.</p>
<p>Truva kralı Priamos ile Hekabe&#8217;nin en büyük oğlu ve Paris&#8217;in kardeşidir. Truvalıların en büyük savaşçılarındandır. Halkı tarafından çok sevilir. Kimsenin karşılaşmaya bile cesaret edemediği yarı-tanrı Akhilleus&#8217;a (Aşil) karşı durmuş, Truva ordularını komuta etmiş ve şehrin düşmesini 10 sene geciktirmiştir. <span id="more-5541"></span></p>
<p>Sonunda tanrıların tanrısı Zeus zaferi Hektor&#8217;a ve Truvalılara vermeyi kararlaştırmışken tanrıça Hera ve Athena&#8217;nın entrikalarıyla Hektor&#8217;un ölüm kararını vermiştir. Zeus&#8217;un emriyle Hektor&#8217;u koruyan tanrılar savaştan çekilmiştir. Athene Aineas kılığına girmiş ve Hektoru savaşması için kışkırtmış ve sonra da Hektoru savaşa göndermiştir. Athena da Aineas şeklinde kaybolmuştur ve Hera nın yanına gitmiştir.</p>
<p>Akhilleus yanında Hera ve Athena ile birlikte Hektor&#8217;la savaşmış ve ancak Athena&#8217;nın yardımlarıyla Hektor&#8217;u öldürmeyi başarmıştır. Bu olay Hektor&#8217;u efsanevi bir kahraman yapmıştır. Bu cesaret tarihte hiçbir kahramanda görülmemiştir. Hektor sadece bir adamla değil Akhilleus un yanında bütün tanrılarla savaşmıştır. O bir Prens, Komutan ve her babanın sahip olamayacağı özelliklerde bir oğul&#8217;du. Cesedi Akhilleus tarafından şehrin etrafında defalarca döndürülmüş ve Truvalılar moral açıdan çökmüşlerdir<a href="http://www.buzlu.org">.</a></p>
<p>Hektor&#8217;un bedeni daha sonra Troyalılara geri verilmiş ve şanına yaraşır bir cenaze töreni düzenlenmiştir. Hektor olmadan Troyalılar yine de dayanmış ve şehir düşmemiştir. Durum böyle olunca Athena ve Hera yine entrikalara baş vurup hileyle şehri düşürmüşlerdir. Akhilleus ise Hektorun ölüsüne yaptığı saygısızlıklardan dolayı ölmüştür.www.buzlu.org</p>
<p>Homeros&#8217;un yazmış olduğu ve Troya savaşını anlatan tek kaynak olan İlyada&#8217;da Hektor ölünce Troya yenilir.Akhilleus da bu sırada savaşırken bir rivayete göre bir asker,bir rivayete göre Prens Paris tarafından öldürülmüştür.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmitolojide-hektor%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/mitolojide-hektor/&amp;text=Mitolojide Hektor&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/mitolojide-hektor/&amp;t=Mitolojide Hektor">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/mitolojide-hektor/&amp;title=Mitolojide Hektor&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmitolojide-hektor%2F&name=buzlu.org&description=Mitolojide+Hektor" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/mitolojide-hektor/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/mitolojide-hektor/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/mitolojide-hektor/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/mitolojide-hektor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ziggurat nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/ziggurat-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/ziggurat-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Jun 2011 06:38:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[çeşit]]></category>
		<category><![CDATA[dağlar]]></category>
		<category><![CDATA[eski zaman]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdar]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[kavim]]></category>
		<category><![CDATA[medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[Mezapotamya]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[orta asya]]></category>
		<category><![CDATA[tapınak]]></category>
		<category><![CDATA[Ziggurat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5264</guid>
		<description><![CDATA[Ziggurat, Mezapotamya&#8217;ya özgü bir terimdir. Tanrıdağı anlamındadır. İlkçağ&#8217;da Sümerler, Keldanlılar, Babiller ve Asurlular tarafından yapılan, tabandan başlayarak tepeye doğru kat kat yükselen, giderek küçülen teraslardan oluşan, zirvesinde bir tapınak bulunan ve yanlarında bir merdiven sistemi yer alan kademeli bir kuledir. Üzeri açık ve dört köşelidirler. Bu yapılar tarihi metinlerde Ziggurat, Zigura ve Ziggurak gibi çeşitli [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/06/Zigguratlar.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5265" title="Zigguratlar" src="http://www.buzlu.org/images/2011/06/Zigguratlar.jpg" alt="" width="260" height="194" /></a></p>
<p>Ziggurat, Mezapotamya&#8217;ya özgü bir terimdir. Tanrıdağı anlamındadır. İlkçağ&#8217;da Sümerler, Keldanlılar, Babiller ve Asurlular tarafından yapılan, tabandan başlayarak tepeye doğru kat kat yükselen, giderek küçülen teraslardan oluşan, zirvesinde bir tapınak bulunan ve yanlarında bir merdiven sistemi yer alan kademeli bir kuledir. Üzeri açık ve dört köşelidirler.</p>
<p>Bu yapılar tarihi metinlerde Ziggurat, Zigura ve Ziggurak gibi çeşitli yazılışlarla görülür. Zigguratların ilk olarak Sümerlerce inşa edildiği düşünesi yaygındır. Mezopotamya halklarının en önemli faliyetleri, tapınakları Tanrı&#8217;ya ithaf etmeleridir.</p>
<p>Sadece antropolojik değil, edebi içerikli kalıntılara dayanarak da Sümerler&#8217;den önce başlamak kaydıyla Mezapotamya düşünce tarzına aydınlık getiren tez şudur: Politik açıdan Sümerler&#8217;de şehir devleti sözkonusu idi ve her merkezin bir tanrısı olduğu gibi her tanrının da yeryüzünde kendini temsil eden bir hükümdarı vardı. <span id="more-5264"></span></p>
<p>Bu hükümdarın birinci görevi, Tanrı&#8217;nın evini inşa ettirmekti. Çünkü böylece Tanrı, onlardan hoşnut kalacak, bunun karşılığında da onların o bölgedeki yaşamlarını temin edecek suyu gönderecekti.</p>
<p>İşte Orta Asya&#8217;dan gelen bu kavimler, yüksek dağları tanrı makamı kabul etmişlerdi ve dağlık olmayan Mezopotamya Yöresi&#8217;ne gelince bu şekilde yüksek, yapay bir tepe meydana getirerek onu Tanrı&#8217;nın makamı ve tapınak yeri olarak nitelendirmişlerdir.</p>
<p>Yapay bir tepe görünümündeki zigguratların yapımına ilişkin inançlar tartışmalıdır. Örneğin gökyüzüyle yeri ayıran Hava Tanrısı Enlil&#8217;in büyük bir dağ olduğuna ilişkin inanışın ziggurat biçimini belirlediği öne sürülmektedir. Çok yıkık olmalarına rağmen mevcut kalıntı ve kabartmalar üzerinde çalışan bazı arkeologlar ise ova yerlilerinin dağda doğup doruklarda yaşadığına inandıkları tanrılar için bir &#8220;Tanrı Evi&#8221; inşa ederken dağa benzer bir yapıyı yeğlediklerini düşünmektedirler.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fziggurat-nedir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/ziggurat-nedir/&amp;text=Ziggurat nedir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/ziggurat-nedir/&amp;t=Ziggurat nedir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/ziggurat-nedir/&amp;title=Ziggurat nedir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fziggurat-nedir%2F&name=buzlu.org&description=Ziggurat+nedir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/ziggurat-nedir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/ziggurat-nedir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/ziggurat-nedir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/ziggurat-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gazneli Mahmut</title>
		<link>http://www.buzlu.org/gazneli-mahmut/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/gazneli-mahmut/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Oct 2010 08:09:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[ölümü]]></category>
		<category><![CDATA[biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[dandanakan]]></category>
		<category><![CDATA[gazne devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Gazneli Mahmut]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdar]]></category>
		<category><![CDATA[kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[kurucusu]]></category>
		<category><![CDATA[kuruluşu]]></category>
		<category><![CDATA[savaşları]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan]]></category>
		<category><![CDATA[yaptıkları]]></category>
		<category><![CDATA[yıkılışı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4897</guid>
		<description><![CDATA[Gazneli Mahmut (d. 2 Kasım 971 &#8211; ö. 30 Nisan 1030) (Farsça Yemin el-Devlet Mahmut) (Tam ismi: Yemin el-Devlet Abdülkasım Mahmut ibn Sebük Tigin), 998-1030 yılları arasında Gazne Devleti&#8217;nin hükümdarı. Hayatı Sebük Tegin&#8217;in en büyük oğlu olan Mahmut&#8217;un annesi, Zabulistan bölgesinde asil bir ailenin kızıydı. Bu sebeple şairler, Mahmut&#8217;a zaman zaman &#8220;Mahmud-ı Zâbulî&#8221; olarak olarak [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/10/Gazneli-Mahmut.jpg"><img class="size-full wp-image-4898 aligncenter" title="Gazneli Mahmut" src="http://www.buzlu.org/images/2010/10/Gazneli-Mahmut.jpg" alt="" width="225" height="310" /></a></p>
<p>Gazneli Mahmut (d. 2 Kasım 971 &#8211; ö. 30 Nisan 1030) (Farsça Yemin el-Devlet Mahmut) (Tam ismi: Yemin el-Devlet Abdülkasım Mahmut ibn Sebük Tigin), 998-1030 yılları arasında Gazne Devleti&#8217;nin hükümdarı.</p>
<p><strong>Hayatı </strong></p>
<p>Sebük Tegin&#8217;in en büyük oğlu olan Mahmut&#8217;un annesi, Zabulistan bölgesinde asil bir ailenin kızıydı. Bu sebeple şairler, Mahmut&#8217;a zaman zaman &#8220;Mahmud-ı Zâbulî&#8221; olarak olarak hitap etmişlerdir. Daha gençlik yıllarında devlet idaresinde görev almaya başlayan Mahmut&#8217;un Gazne dışındaki ilk görev yeri Zemindaver vilayetiydi. En parlak dönemlerini Sultan Mahmut zamanında yaşadılar.</p>
<p>Sultan unvanını ilk kullanan hükümdar olan Gazneli Mahmut, Hindistan&#8217;a Eylül 1000&#8242;den 1027&#8242;ye kadar 17 sefer yapmıştır. Bu seferler sırasında Hindistan&#8217;da birçok cami yaptıran ve İslam dinini öğretmek üzere Hindistan&#8217;da âlimler yerleştiren Gazneli Mahmut, Hindistan&#8217;ın kuzey bölümlerine kadar İslamiyet&#8217;in yayılmasını sağlamıştır.<span id="more-4897"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Hint seferlerinin dışında Karahanlıların Samanî Devleti&#8217;ni ortadan kaldırması ile, Nisan 1002&#8242;de Gâzi unvanını alan Mahmut&#8217;un Hindistan dışındaki faaliyetleri daha da kolaylaşmıştır.</p>
<p><strong>Ölümü </strong><br />
Mahmut ve Melik Ayaz (Ferîdüddîn-i Attâr&#8217;ın alt şiir &#8216;den)</p>
<p>Sultan Mahmut, hayatının büyük bir kısmını savaş meydanlarında geçirmiş, özellikle Hindistan&#8217;a yaptığı seferler onu çok yormuş ve hastalanmasına sebep olmuştu. Doktorların tavsiyelerine rağmen hiç dinlenmiyor ve bir hükümdarın yapması gereken vazifeleri yerine getiyordu. Genellikle tarihçiler, Sultan Mahmut&#8217;un verem hastalığından öldüğünü kabul ederler.</p>
<p>Mahmut, 1029-1030 kışını Belh&#8217;te geçirdi. Fakat bu şehrin havasından dolayı Gazne&#8217;ye döndü. Burada da sağlığına kavuşamayan Sultan Mahmut, 30 Nisan 1030 tarihinde 59 yaşındayken öldü.</p>
<p>Sultan Mahmut zamanında en başarılı devrini yaşayan Gazneliler, Dandanakan Savaşı&#8217;ndan sonra zayıflamışlar ve yıkılış sürecine girmişlerdir. Gaznelilere, Afgan yerlilerinden olan Gurlular 1187 yılında son vermiştir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fgazneli-mahmut%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/gazneli-mahmut/&amp;text=Gazneli Mahmut&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/gazneli-mahmut/&amp;t=Gazneli Mahmut">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/gazneli-mahmut/&amp;title=Gazneli Mahmut&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fgazneli-mahmut%2F&name=buzlu.org&description=Gazneli+Mahmut" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/gazneli-mahmut/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/gazneli-mahmut/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/gazneli-mahmut/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/gazneli-mahmut/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Osmanlıda Eşkinci Ocağı nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/osmanlida-eskinci-ocagi-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/osmanlida-eskinci-ocagi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Feb 2010 15:46:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[alemdar vakası]]></category>
		<category><![CDATA[askeri]]></category>
		<category><![CDATA[Eşkinci Ocağı]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdar]]></category>
		<category><![CDATA[II. Mahmut]]></category>
		<category><![CDATA[kim]]></category>
		<category><![CDATA[kuruluşu]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[nezaman]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[padişah]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[yapılanma]]></category>
		<category><![CDATA[yeniçeri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4465</guid>
		<description><![CDATA[Eşkinci Ocağı II. Mahmut tarafından kurulan askeri yapıdır. Alemdar Vakası&#8217;ndan sonra yeniçeri ocağını ortadan kaldırmak isteyen II. Mahmut, onun yerini alması için eşkinci ocağını kurdu. Bunu bir tehdit olarak gören yeniçerilerin ayaklanması, Vaka-i Hayriye&#8217;ye giden süreci hızlandırdı. buzlu.org TweetFacebookLinkedInTumblrStumbleDiggDelicious<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/01/osmanlı.jpg"><img class="size-full wp-image-4466 aligncenter" title="osmanlı" src="http://www.buzlu.org/images/2010/01/osmanlı.jpg" alt="" width="269" height="314" /></a></p>
<p>Eşkinci Ocağı II. Mahmut tarafından kurulan askeri yapıdır.</p>
<p>Alemdar Vakası&#8217;ndan sonra yeniçeri ocağını ortadan kaldırmak isteyen II. Mahmut, onun yerini alması için eşkinci ocağını kurdu. Bunu bir tehdit olarak gören yeniçerilerin ayaklanması, Vaka-i Hayriye&#8217;ye giden süreci hızlandırdı.<span id="more-4465"></span></p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<!--adsense#336x280kareicerik-->
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fosmanlida-eskinci-ocagi-nedir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/osmanlida-eskinci-ocagi-nedir/&amp;text=Osmanlıda Eşkinci Ocağı nedir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/osmanlida-eskinci-ocagi-nedir/&amp;t=Osmanlıda Eşkinci Ocağı nedir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/osmanlida-eskinci-ocagi-nedir/&amp;title=Osmanlıda Eşkinci Ocağı nedir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fosmanlida-eskinci-ocagi-nedir%2F&name=buzlu.org&description=Osmanl%C4%B1da+E%C5%9Fkinci+Oca%C4%9F%C4%B1+nedir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/osmanlida-eskinci-ocagi-nedir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/osmanlida-eskinci-ocagi-nedir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/osmanlida-eskinci-ocagi-nedir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/osmanlida-eskinci-ocagi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fatih Kanunnamesi nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/fatih-kanunnamesi-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/fatih-kanunnamesi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2010 15:40:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[askeri]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Kanunnamesi]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdar]]></category>
		<category><![CDATA[imparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[kim]]></category>
		<category><![CDATA[kuruluşu]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[nezaman]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[padişah]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[yapılanma]]></category>
		<category><![CDATA[yeniçeri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=4468</guid>
		<description><![CDATA[Fatih Kanunnamesi İstanbul&#8217;un fethinden sonra, devlet teşkilâtına imparatorluğun büyüklüğüne ve coğrafi durumuna yaraşan bir karakter vermek, çeşitli müesseselerin vazifelerini tesbit etme ihtiyacı duyulduğundan; Fatih Sultan Mehmed tarafından düzenlenen kanunname. Fatih Sultan Mehmed devlet teşkilatında yeni düzenlemelere olan ihtiyacın tesiriyle, kanunlar koydu ve bu arada tımarlara ait birçok hususu da yeniden tanzim etti. Fatih&#8217;in bu yolda [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2010/01/Fatih-Kanunnamesi.jpg"><img class="size-full wp-image-4469 aligncenter" title="Fatih Kanunnamesi" src="http://www.buzlu.org/images/2010/01/Fatih-Kanunnamesi.jpg" alt="" width="200" height="291" /></a></p>
<p>Fatih Kanunnamesi İstanbul&#8217;un fethinden sonra, devlet teşkilâtına imparatorluğun büyüklüğüne ve coğrafi durumuna yaraşan bir karakter vermek, çeşitli müesseselerin vazifelerini tesbit etme ihtiyacı duyulduğundan; Fatih Sultan Mehmed tarafından düzenlenen kanunname.</p>
<p>Fatih Sultan Mehmed devlet teşkilatında yeni düzenlemelere olan ihtiyacın tesiriyle, kanunlar koydu ve bu arada tımarlara ait birçok hususu da yeniden tanzim etti. Fatih&#8217;in bu yolda ilk yaptığı iş paytahttaki dirlik defterlerine yalnız sipahilerin adını kaydettirmeyip, bu defterlere dirlik gelirlerinin ve beratlarının kopyasını yazdırmak olmuştur.<span id="more-4468"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Fatih Kanunnamanesi, üç kısımdan teşekkül etmekteydi. Birinci kısım, devlet ileri gelenlerinin teşrifattaki yerlerine, padişaha kimlerin arzda bulunabileceklerine, kadıların mertebelerine; ikinci kısım, saltanat işlerinin tertibine, yani divan, has oda teşkilatına ve saray hizmetkarlarının bayramlaşma merasimlerine; üçüncü kısım ise, suçlar ve karşılıkları ile mansıb sahiplerinin gelirlerine dair bilgileri ihtiva ediyordu.</p>
<p>Son kısımda ayrıca gayri müslim devletlerin verecekleri yıllık vergiler ile devlet görevlileri ve hanedan mensuplarına dair lakap örnekleri bulunmaktadır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Ayrıca bu kanunname; medreselerin yönetim, müfredat ve akademik yapısını yeniden düzenleyen, akademik personelin seçim ve atanması ile maaşların belirlenmesine ilişkin işlemleri usul ve esaslara bağlamıştır. Bu ferman Türk tarihinde ilk yükseköğretim mevzuatını oluşturması açısından da mühimdir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Ffatih-kanunnamesi-nedir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/fatih-kanunnamesi-nedir/&amp;text=Fatih Kanunnamesi nedir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/fatih-kanunnamesi-nedir/&amp;t=Fatih Kanunnamesi nedir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/fatih-kanunnamesi-nedir/&amp;title=Fatih Kanunnamesi nedir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Ffatih-kanunnamesi-nedir%2F&name=buzlu.org&description=Fatih+Kanunnamesi+nedir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/fatih-kanunnamesi-nedir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/fatih-kanunnamesi-nedir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/fatih-kanunnamesi-nedir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/fatih-kanunnamesi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çin tarihi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/cin-tarihi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/cin-tarihi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Aug 2009 07:43:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[asya kıtası]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Çov Sülalesi]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[çin devleti]]></category>
		<category><![CDATA[çin devleti tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[çin hükümdarları]]></category>
		<category><![CDATA[çin nasıl kuruldu]]></category>
		<category><![CDATA[çin tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[çin yaptığı savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[çin yemekleri]]></category>
		<category><![CDATA[ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[barut]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdar]]></category>
		<category><![CDATA[Hya]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[imparatorluk]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[Lui Ki]]></category>
		<category><![CDATA[medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[orta asya]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarih ve savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[tibet]]></category>
		<category><![CDATA[Şang sülaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3719</guid>
		<description><![CDATA[Eski devirlere ait yapılan araştırmalar Çin hakkında devamlı yeni bilgiler vermektedir. Ülkeyi yöneten ilk hanedan olarak Hya ve Şang sülaleleri bilinmektedir. Hya sülalesi hakkında bilinen tek bilgi hükümdarların isimleridir. Şang sülalesinin, yapılan araştırmalar neticesinde yaklaşık olarak M.Ö. 1450-1050 seneleri arasında Çin ovalarına hakim oldukları bilinmektedir. M.Ö. 1050-220 yılları arasında değişik çeşitli uygulamalarla Çov Sülalesi yönetmiştir. [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/08/cin-haritasi.JPG"><img class="alignnone size-full wp-image-3720" title="cin haritasi" src="http://www.buzlu.org/images/2009/08/cin-haritasi.JPG" alt="cin haritasi" width="353" height="336" /></a></p>
<p>Eski devirlere ait yapılan araştırmalar Çin hakkında devamlı yeni bilgiler vermektedir. Ülkeyi yöneten ilk hanedan olarak Hya ve Şang sülaleleri bilinmektedir. Hya sülalesi hakkında bilinen tek bilgi hükümdarların isimleridir. Şang sülalesinin, yapılan araştırmalar neticesinde yaklaşık olarak M.Ö. 1450-1050 seneleri arasında Çin ovalarına hakim oldukları bilinmektedir.</p>
<p>M.Ö. 1050-220 yılları arasında değişik çeşitli uygulamalarla Çov Sülalesi yönetmiştir. Şang Sülalesini yıkarak başa geçen Çov Sülalesi, M.Ö. 1050-771 seneleri arasında feodal bir idare kurdular. Ülkede, feodal devletler bağımsız devletler halinde gelişmeye başladı. Bu durum hükümdarın gücünün azalmasına ve feodal devletler arasında savaşa sebep oldu. Batıdan gelenTürk ve Moğollar, ülkenin büyük bir kısmını fethettiler. Batı milletlerinin eline düşmüş olan topraklarından büyük bir kısmını Çin beyi Tsin, geri aldı. Böylelikle devleti önemli feodal devletlerden biri oldu.<br />
<span id="more-3719"></span><br />
M.Ö. 770-472 devri: Feodal beylerin kendi aralarında iç savaşlara giriştikleri bir devirdir. Bu savaşlar neticesinde yedi bey kalmış ve bunlar da kral şanını alarak Çov Sülalesinden ayrıldılar. M.Ö. 472-221 iç savaş sonunda M.Ö. 453 senelerinde Tsin&#8217;in feodal devleti üç devlete bölündü.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
M.Ö. 221-206 aralarında Tsin&#8217;in Sülalesi memleketi mutlakiyetle idare etti. Tekerlek dingillerinin standartlaştırılması ve bazı ölçü birimlerinin kullanılmaya başlaması Çin tarihinin bu safhasına ait önemli hadiselerdir. Kuzeyden gelen saldırılardan (Hun saldırıları) korunmak için Çin Seddinin ilk şekli olan toprak tabyalar yapıldı. Doğu Çin bölgesinde başlayan bir ayaklanma, uzun süren savaşlara sebepiyet verdi ve bu savaşlar sonunda Han Sülalesi yönetimi ele geçirdi ise de, bir müddet sonra idare değişti.</p>
<p>M.Ö. 206 yılında yönetimi, küçük rütbeli bir asker olan Lui Ki ele geçirerek Han Sülalesini (asiller) kurdu. M.S. 168 senesinde meydana gelen bir hükumet darbesi üzerine 220 senesine kadar devam eden iç savaşlar devri başladı. Büyük bir halk ayaklanması bastırıldı. Bu iç savaş neticesinde ülke üçe bölündü, kuzeyde Vey (220-264), güneydoğuda Vu (229-280), güneybatı Şu (221-263) imparatorlukları kuruldu.</p>
<p>Göçlerin arttığı devirde, Tsin Sülalesinin (265-316) başa geçerek, parçalanan Çin&#8217;i birleştirmeleri de ülkeye huzur ve istikrar getirdi. Daha önceleri ücretle kullanılan milletler bu savaşlarda (asillerin savaşlarında) o derece kuvvetlendiler ki, bunlardan Hyung-nu&#8217;lar (Hunlar) 303&#8242;te yeni bir devlet (Han) kurdular. Bu sülale Çin İmparatorunu iki defa esir almış ve 317&#8242;den başlayarak bütün Kuzey Çin&#8217;de hakimiyet kurmayı başarmıştır. Bunun üzerine Tsin Âilesi kuzeye inerek burada Doğu Tsin Sülalesini (317-419) kurdu.</p>
<p>Güney Çin&#8217;de 580 senesine kadar çeşitli sülalelerin kurduğu muhtelif devletler görülür. Suy Sülalesi (581-618) Çin&#8217;i birleştirmeye muvaffak oldu. Bu kısa ömürlü hanedan zamanında Çin, Vietnam&#8217;ın kuzey ve güneyini ve Tibet&#8217;in kuzeyini ele geçirdi. Çin&#8217;in nüfuzunu tekrar Orta Asya&#8217;da hissettirdi. Bu devrede Kuzey ve Orta Çin Ovasındaki ticari münasebetleri kolaylaştırmak için kanallar açıldı.</p>
<p>Ancak bütün bu işlerin yapılması için yabancılardan yardım istenmesi Suy Sülalesinin sonu oldu. T&#8217;ang Sülalesi (618-907) işbaşına geldi. Bu hanedan devrinde (664) toprakların yeniden taksimi ve vergilendirilmesi yapılmıştır. Müslüman Arapların saldırıları üzerine Türkistan Çin&#8217;in elinden çıktı.</p>
<p>Bundan sonra Türkler devlet idaresinde önemli mevkilere yerleştiler ve sık sık vuku bulan ihtilallerde önemli rol oynadılar. T&#8217;ang Hanedanının düşüşünden sonra 960 tarihine kadar 5 küçük hanedan iş başına geçti. Bu devirde Kuzey ve Güney Çin&#8217;de küçük eyaletler şeklinde devletler meydana çıkmıştı. 960 tarihinde iş başına geçen Sung Hanedanı zamanında Çin İmparatorluğunun birliği yeniden tesis edilmeye çalışılmış, ancak bunda muvaffak olunamamıştır.</p>
<p>Bu hanedan devrinde birçok şehirler kuruldu ve barut kullanılmaya başlandı. Mimari, tarih, şiir, resim, porselen ve bahçecilikte çok yüksek bir seviyeye ulaştılar. Elde bulunan tarihi dokümanlar bu medeniyetin yüksekliğine delil teşkil etmektedir.</p>
<p>Cengiz Han, 1206-27 yılları arasında Çin&#8217;i işgal etti ve Moğollar, 1214 yılında Sarı Nehirin kuzey tarafındaki bölgede hakimiyeti ele geçirdiler. 1271 tarihinde Kubilay Han, imparatorluğunu ilan etti. Böylece Yüan Hanedanının (1260-1368) ve başşehir Yenching (Pekin)i kurdular. Moğollarla beraber Yüan Hanedanı bütün Çin&#8217;i fethederek hakimiyetleri altına aldılar. Bundan sonra Moğollar Çin kültürünün etkisi altına girerek, din, örf ve adetlerinde, giyim ve kuşamlarında Çin örf ve adetlerini benimsediler.</p>
<p>Chu Yüan Chang, Yüan Hanedanı yerine Ming Hanedanını (1368-1644) kurdu. Bu hanedan zamanında Moğollar, Baykal Gölünün kuzey tarafına sürüldü ve imparatorluk eski kuvvetine kavuştu. Yine bu devirde Avrupalılar Çin&#8217;e ulaştılar. Portekizliler ve İspanyollar 16. yüzyılda, Alman ve İngilizler 17. yüzyılda buraya geldiler. Ming Hanedanından sonra işbaşına geçen Ch&#8217;ing Hanedanı (1644-1912) zamanında, Avrupalı tüccarlar, Çin&#8217;in önemli kaynaklarını yıllarca batıya aktarıp, bundan istifade ettiler.</p>
<p>Çin, uzun yıllar batıya kapalı kaldı. Çin&#8217;in batıya açılması 19. yüzyıl ortalarında başladı. Bu yıllarda Portekiz, İngiltere, Fransa, ABD ile ticari, siyasi münasebetler başladı. Bunlardan İngilizler, Hint pamuklukları ve afyonunu, çay ve ipekle değiştiriyorlardı. Çin üst makamları bu ticareti engellemeye çalıştılar. Bununla ilgili olarak afyon ithalini yasaklayan kararlar aldılar. Bunun üzerine İngilizlerle anlaşmazlıklar çıktı ve savaşlar başladı. Ancak bu savaşlar İngilizlerin galibiyeti ile sona erdi (1842).</p>
<p>Yapılan anlaşma sonunda İngilizler daha geniş haklara sahip oldular. Bunun neticesi olarak beş Çin limanı İngilizlere açıldı ve Hong Kong Adası da İngilizlere bırakıldı. Bu savaşlara &#8216;Afyon Savaşı&#8217; adı verildi. Daha sonra yapılan anlaşmalarla ABDve Fransa&#8217;ya aynı haklar tanındı.</p>
<p>Zamanla anlaşmaların uygulanması aksadı. Çinliler yabancıları ülkelerinden atmak istiyorlardı. Fakat onlar elde ettikleri imtiyazları geri vermeye niyetli olmadıkları gibi, bunları az buldular. Böylece, on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında ülkede ayaklanmalar oldu. Fakat bu ayaklanmalar yabancı güçler tarafından bastırıldı. 1858 yılında anlaşma uyarınca İngiliz ve Fransızlar yeni haklar kazandılar. Bir müddet sonra aynı menfaatler ABDve Rusya&#8217;ya da tanındı. Bu olaylardan sonra, Çin&#8217;de bir sükunet dönemi başladı.</p>
<p>Çin-Japon Savaşları: Çin&#8217;in Kore üzerinde hakimiyet kurmak istemesi üzerine 1894 yılında ilk savaş başladı. Kore&#8217;de çıkan ayaklanmayı bastırmak üzere her iki ülke de Kore&#8217;ye asker gönderdi. Ayaklanma bastırıldı. Fakat daha sonra her iki ülke birbirleriyle savaşa tutuştular. Bu savaşlar sonunda Çin büyük kayıplara uğradı. 1895 yılında savaş sona erdi ve Çin, Kore&#8217;nin bağımsızlığını tanıdı, ayrıca Formoza Adasını da Japonya&#8217;ya vermek mecburiyetinde kaldı.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
1911&#8242;den sonra başa geçen Yuan Şi-K&#8217;ay monarşik bir idare kurmaya başlamışsa da muvaffak olmayarak 1916 &#8216;da öldü. Bu arada 1917&#8242;de sembolik olarak Birinci Dünya Savaşına girmiş ancak bir çok şehirleri bu arada Şanghay, Japonya tarafından işgal edilmiştir. 1925 yılında milliyetçilerin önderi olan Çiank Kayşek yönetimi ele geçirdi. Orduları ile Japonlara karşı savaşarak bir çok yerleri geri aldı. Bu arada Şanghay tekrar ele geçirildi.</p>
<p>Ülkede 1920 yılında komünist partisi kuruldu ve taraftar toplamaya başladı. Bu parti, ülkede bir çok karışıklıklar çıkardı. Çiank- Kay-Şek bir taraftan Japonlarla savaşırken, bir taraftan da bu ayaklanmaları bastırmaya uğraşıyordu. Nihayet 1927&#8242;de komünistlerin başına geçen Mao Çe-Tung, Çu Enlay ve Çu Di ile komünist partisi güçlenerek ülke çapında teşkilatlanmaya, hükumet kuvvetleri ile çarpışmaya başladı.</p>
<p>İkinci Dünya Savaşı sona erince, komünistlerle milliyetçiler başbaşa kaldılar. Mao Çe-Tung yönetimindeki komünist birlikleri ülkeye hakim oldular. ABD milliyetçilere yardım eder göründü. ABD&#8217;nin Çin&#8217;e gönderdiği diplomatlar hep milliyetçilerin aleyhine çalışmış, onların komünistlerin eline geçmesine sebep olmuşlardır. Yönetim tamamen komünistlerin eline geçince, Milliyetçi Çin hükumeti, Formoza (Tay-Van) Adasına çekilmek zorunda kaldı. Böylece Çin ikiye ayrıldı: Çin Halk Cumhuriyeti ve Milliyetçi Çin Cumhuriyeti.</p>
<p>1 Ekim 1949 yılında Mao Çe-Tung&#8217;un başkanlığında Çin Halk Cumhuriyeti kurulmuş oldu. Böylece Çin&#8217;in Asya kıtasındaki bütün toprakları Çin Halk Cumhuriyeti&#8217;nin eline geçti. Milliyetçi Çin Cumhuriyeti de Formoza Adasına çekildi ve orada hükumet kurdu. Mao, 1976&#8242;da öldü. Mao&#8217;nun ölümünden sonra, Maoizm açıktan tenkid edilmeye başlandı. Çin idarecileri ABD ve Japonya ile ekonomik iş birliği yaptı.</p>
<p>Mareşal Ye Cienying, Mao&#8217;nun yanlışlarını açıkladı. Eski katı durum kaldırılarak ekonomik ve siyasi yönde yumuşama başladı. Çin kapıları yabancı sermayeye açıldı. Son yıllarda demokratikleşme hareketleri kanlı bir şekilde bastırıldı.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fcin-tarihi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/cin-tarihi/&amp;text=Çin tarihi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/cin-tarihi/&amp;t=Çin tarihi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/cin-tarihi/&amp;title=Çin tarihi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fcin-tarihi%2F&name=buzlu.org&description=%C3%87in+tarihi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/cin-tarihi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/cin-tarihi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/cin-tarihi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/cin-tarihi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Birinci haçlı seferi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/birinci-hacli-seferi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/birinci-hacli-seferi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Jun 2009 02:11:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[1. haçlı]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşmalar]]></category>
		<category><![CDATA[antlaşmalar]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[ayaklanma]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[Birinci haçlı seferi]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyetler]]></category>
		<category><![CDATA[darbeler]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[devletler]]></category>
		<category><![CDATA[fetih]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdar]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdarlar]]></category>
		<category><![CDATA[hıristiyanlar]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[imza]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[isyan]]></category>
		<category><![CDATA[işgal]]></category>
		<category><![CDATA[katliamlar]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[padişahlar]]></category>
		<category><![CDATA[saray]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[silah]]></category>
		<category><![CDATA[Takı]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarih ve savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[yeniçeri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3433</guid>
		<description><![CDATA[Filistin&#8217;de her üç dinin mensupları barış ve huzur içinde yaşarken, Avrupa&#8217;daki Hıristiyanlar bir &#8220;Haçlı&#8221; seferi organize etmeye karar verdiler. Papa II. Urban 25 Kasım 1095 günü Clermont Konseyi&#8217;nde &#8220;Kutsal Toprakları Müslümanlardan kurtarmak&#8221; çağrısı yaptı. Papa II. Urban yanında Papaz Piyer Lermit tarafından da teşvik edilmiştir. Asıl olarak da Doğu&#8217;nun efsanevi zenginliğine ulaşmak üzere yaklaşık 600 [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/06/birinci-haçlı-seferi.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3434" title="birinci haçlı seferi" src="http://www.buzlu.org/images/2009/06/birinci-haçlı-seferi.jpg" alt="birinci haçlı seferi" width="230" height="350" /></a></p>
<p>Filistin&#8217;de her üç dinin mensupları barış ve huzur içinde yaşarken, Avrupa&#8217;daki Hıristiyanlar bir &#8220;Haçlı&#8221; seferi organize etmeye karar verdiler. Papa II. Urban 25 Kasım 1095 günü Clermont Konseyi&#8217;nde &#8220;Kutsal Toprakları Müslümanlardan kurtarmak&#8221; çağrısı yaptı.</p>
<p>Papa II. Urban yanında Papaz Piyer Lermit tarafından da teşvik edilmiştir. Asıl olarak da Doğu&#8217;nun efsanevi zenginliğine ulaşmak üzere yaklaşık 600 Bin kişilik Haçlı Ordusu oluşturdu.</p>
<p><strong>Sefer </strong></p>
<p>Birinci Haçlı seferi diğerler Haçlı seferleri gibi dalga dalga çoğunluğu dinsel heyecana kapılmış fakat önemli bir kısmı ise şahsi icin macera ve avantaj arayan sürüler halindeki Avrupalı Hristiyanlar&#8217;ın o zaman Hristiyan olan Avrupa üzerinden ve Balkanlardan yürüyerek oradan Müslüman arazilere girmeleri Anadolu&#8217;da Anadolu Selçuklu Devleti ve hükümdari Kılıç Arslan elinde bulunan arazilere geçerek savaşıp Antakya&#8217;ya varmaları; bir büyük Antakya kuşatmasından sonra oradan Suriye ve Lübnan üzerinden sonra Filistin&#8217;e ve Kudüs&#8217;e varmaları ve 1099 yılında Kudüs kuşatmasi, ele gecirilmesi ve katliami şeklinde gerçekleşmiştir.<br />
<span id="more-3433"></span><br />
<strong>Avrupa&#8217;da Haçlılar toplanması ve Hristiyan ülkelerinden geçi</strong>ş</p>
<p>Bizans&#8217;ın Hristiyanlardan istediği yardım büyük sürüler gibi insan halinde değildi ve bu Bizanslıların özellikle Bizans İmparatoru I. Aleksios Komnenos&#8217;un hiç beklemediği ve hiç istemediği şekildeydi ve bu I. Aleksios&#8217;da büyük şaşkınlık hatta korku yarattı. Özellikle bu güruhların iaşesi ve barınması eğer bir düzene konulmazsa Bizans topraklarının ve şehirlerinin talan edileceğini ve hem kırsal hem de şehirsel ahalisine çok büyük zararların doğucağını anlamıştı. Diğer taraftan düzenli Haçlı ordularının komutanlarının, çoğu bu sefere bir dinsel görevi yerine getirmek için değil, hükümdarlığını yapabilecekleri topraklar bulup, zaptetmek ve kendileri idaresinde özerk devlet kurmak için katıldıkları gayet açıkca bilinmekteydi.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Bu tehlikeleri karşılamak için I. Aleksios çok uygun bir plan yapmış ve genellikle Bizanslılar bu planı başarı ile uygulayabilmiştir. Bu plana göre Bizans elinde bulunan Balkan topraklarına giren Haçlı ordularına Bizans ordu birlikleri refakatçi verilecek ve Haçlı orduları bu refakatçilerin kılavuzluğu ve idaresi altında Balkanlarda kalıp geçecekti. Bu refakatçi ordu, Haçlı ordusunun yem yiyecek bulma araştırmalarını denetleyecekti. Bu Bizans refakat orduları için Aleksios büyük sayıda paralı (Türkçe konuşan) Peçenek askerleri tutmuştu. İstanbul (Konstantinopolis)&#8217;e vardığında, Haçlı ordusu şehir dışında belirlenmiş ve Bizans ordusu tarafından savunan bir ordugaha geçecekti. Bu ordugahlarda bulunanların bütün iaşeleri Bizans tarafından karşılanacaktı. Haçlılar ordugah yakınında veya uzağında su, yiyecek ve yem araçtırması yapmıyacaktı. Bu ordugahlardaki Haçlı ordusu mensupları küçük gruplar halinde Bizanslı kılavuzlar idaresinde, o zamanların en büyük, en zengin ve en şaşaalı şehrinin kiliselerini, yollarını , meydanlarını, anıtlarını, saraylarını gezip görebileceklerdi. Her Haçlı ordu komutanı ise Bizans İmparatoru&#8217;nun huzuruna çıkacak, ele etek öpecek; Bizans İmparatoru&#8217;nun vasalı olduğuna dair yemin edecek ve eline geçirdiği eski Bizans arazilerini Bizans&#8217;a devretmeyi kabul edecekti. Bundan sonra Haçlı ordusu Bizans gemileri ile Anadolu&#8217;ya Selçukluların elindeki arazilere gireceklerdi. Burada ilerlemek ve yem, yiyecek ve su ihtiyacını karşılamak kendilerine kalmıştı. Fakat Bizans, kılavuzlar temin etmek ve askerî bilgi ve destek sağlamaya hazır olacaktı.</p>
<p><strong>Halk Haçlı Seferi </strong></p>
<p>1096da resmen başlayan Birinci Haçlı Seferi&#8217;ne katılan Haçlı orduları dalgalar halinde gelmeye başladı. 40.000 kişi kadar ilk dalga resmen Kesiş Peter adlı bir halktan keşiş emri altında kuzey Fransız, Alman ve daha küçük sayıda kuzey İtalyan köylülerinden ve ailelerinden oluşmaktaydı; içinde çok az sayıda soylular bulunduğu için bu dalgaya Halk Haçlı Seferi denmiştir. Bu dalga Bizans arazisine Belgrad&#8217;da girmeden bu şehrin Sava Irmağı karşısında Macaristan&#8217;a ait bulunan Zemun (Semlin)&#8217;da bir ayakabbı yüzünden karışıklık çıkartıp iç kaleye hücum edip 4.000 Macarı öldürmüşlerdi ve sonra Belgrad&#8217;ı da talan edip yakmışlardı. Bu güruhun takip ettiği yolda Bizans halkının çeşitli şikayetlerine (hırsızlık, soygunculuk, kızlara kadınlara tecavüz vb.) maruz kalmıştı. Güruh Niş&#8217;e geldiği zaman da yeni bir isyan çıkarmıştı, fakat bu sefer I. Aleksios&#8217;un Bulgaristan eyalet valisi süvari kuvveti gönderip bu Haçlı isyanını bastırmıştı. Bu güruh 1 Agustos 1096&#8242;da İstanbul&#8217;a vardığında gücünün 1/4ini kaybetmişti. Hemen koruma altında 6 Ağustos&#8217;da Anadolu&#8217;ya çıkartılıp İzmit (Nikomedia) üzerine yöneltilmişlerdi.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
İzmit&#8217;i ele geçiren Haçlılar bu şehri Bizanslılara teslim etmişler; fakat Almanlar ve Fransızlar birbiriyle kavga edip ayrılmışlardır. İki ayrı güruh halinde Haçlılar İzmit Körfezini dolanıp Yalova yakınlarında iki ordugah kurmuşlardı. Fransızlar hemen Selçuklu başkenti olan İznik (Nicea)&#8217;ya karşı hücuma başlayıp, yoldaki yerleşkeleri talana, yerli ahaliye (Müslüman ve Hristiyan ayrılığı yapmadan) tecavüz edip onları öldürmeye başlamışlardı. Buna karşılık Almanlar ise İznik&#8217;in kenarından geçip Xerigordon adlı bir kaleyi zaptedip o kaleye yerleşmişlerdi. Burada Eylül sonunda Selcçuk ordusunun hücumuna uğrayıp nerede ise tümüyle elimine edilmişlerdi. Bu haberi alan Yalova&#8217;da bulunan 20.000 kişilik diğer Haçlı ordusu 21 Ekim&#8217;de yürüyüşe başlamıştı. Bu güruh ise bir Selçuklu ordusu tuzağına yakalanmış ve tamamen eline edilmişti. Selcuklular sonra da Yalova&#8217;daki kampta kalan gericilerin hepsini elimine edilip Halkın Haçlı Seferi sona erdirilmişti.</p>
<p><strong>Anadolu&#8217;da Haçlılar </strong></p>
<p>Eskişehir&#8217;de Anadolu Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan tarafından karşılandı.</p>
<p><strong>Kudüs kuşatması </strong></p>
<p>Godfrua do Buyyon tarafından sevk ve idare edildi. Uzun ve yıpratıcı bir seferden ve Müslümanlara karşı gerçekleştirdikleri pek çok yağma ve katliamdan sonra gerçekten de Kudüs&#8217;e vardılar.</p>
<p><strong>Kudüs&#8217;ün işgali </strong></p>
<p>Yaklaşık 5 hafta süren uzun bir kuşatmanın ardından 1099 yılında da Kudüs, Haçlı Ordusunun eline geçti. Dünya tarihinde eşine az rastlanır bir vahşet gerçekleştirdiler. Haçlı ordusu Kudüs&#8217;te iki gün içinde Şehirdeki yaklaşık 40 bin tüm Müslümanları ve Yahudileri kılıçtan geçirdiler. Bir tarihçinin ifadesiyle &#8220;buldukları tüm Arapları ve Türkleri öldürdüler&#8230; erkek veya kadın, hepsini katlettiler.&#8221;</p>
<p><strong><em>Haçlılardan biri, Raymund of Aguiles, bu vahşeti &#8220;övünerek&#8221; şöyle anlatıyordu:</em></strong></p>
<blockquote><p>Görülmeye değer harika sahneler gerçekleşti. Adamlarımızın bazıları &#8211; ki bunlar en merhametlileriydi &#8211; düşmanların kafalarını kesiyorlardı. Diğerleri onları oklarla vurup düşürdüler, bazıları ise onları canlı canlı ateşe atarak daha uzun sürede öldürüp işkence yaptılar.</p>
<p>Şehrin sokakları, kesilmiş kafalar, eller ve ayaklarla doluydu. Öyle ki yolda bunlara takılıp düşmeden yürümek zor hale gelmişti. Ama bütün bunlar, Süleyman Tapınağı&#8217;nda yapılanların yanında hafif kalıyordu. Orada ne mi oldu? Eğer size gerçekleri söylersem, buna inanmakta zorlanabilirsiniz. En azından şunu söyleyeyim ki, Süleyman Tapınağı&#8217;nda akan kanların yüksekliği, adamlarımızın dizlerinin boyunu aşıyordu.</p></blockquote>
<p><strong>Filistin&#8217;in Haçlılar tarafından idaresi</strong></p>
<p>Haçlılar Kudüs&#8217;ü zaptettikten sonra, Suriye ve Filistin&#8217;de bir Kudüs Krallığı kurdular.</p>
<p>Bir süre sonra Türklerin Musul Atabeyi, Halep&#8217;i ve Şam&#8217;ı geri aldı ve Kudüs Kralını esir ederek, krallığına son verdi.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbirinci-hacli-seferi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/birinci-hacli-seferi/&amp;text=Birinci haçlı seferi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/birinci-hacli-seferi/&amp;t=Birinci haçlı seferi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/birinci-hacli-seferi/&amp;title=Birinci haçlı seferi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbirinci-hacli-seferi%2F&name=buzlu.org&description=Birinci+ha%C3%A7l%C4%B1+seferi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/birinci-hacli-seferi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/birinci-hacli-seferi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/birinci-hacli-seferi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/birinci-hacli-seferi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>IV. Murat</title>
		<link>http://www.buzlu.org/iv-murat/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/iv-murat/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 May 2009 09:24:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[4. murat]]></category>
		<category><![CDATA[devlet adamları]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdar]]></category>
		<category><![CDATA[içki]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[IV. murat]]></category>
		<category><![CDATA[padişahlar]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[vezirler]]></category>
		<category><![CDATA[yasak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3332</guid>
		<description><![CDATA[Göstermiş olduğu yiğitlik yeteneklerinden dolayı Gazi lakabını elde etmiş olan Murad, H. 1018 yılında dünyaya gelir ve Mustafa’nın tahttan indirilişinden sonra H. 1032 yılının Zilka’de ayının dördünde Osmanlı İmparatorluğu’nun tahtına oturur (H. 1032 / M. 1622). 1634 yılından sonra devlet işlerine bizzat el koyan IV. Murad, Sinan Paşa köşkünde ayak divanı topladı. Yeniçeri ve Bölük [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/05/4-murat.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3333" title="4-murat" src="http://www.buzlu.org/images/2009/05/4-murat.jpg" alt="4-murat" width="215" height="319" /></a></p>
<p>Göstermiş olduğu yiğitlik yeteneklerinden dolayı Gazi lakabını elde etmiş olan Murad, H. 1018 yılında dünyaya gelir ve Mustafa’nın tahttan indirilişinden sonra H. 1032 yılının Zilka’de ayının dördünde Osmanlı İmparatorluğu’nun tahtına oturur (H. 1032 / M. 1622).<br />
1634 yılından sonra devlet işlerine bizzat el koyan IV. Murad, Sinan Paşa köşkünde ayak divanı topladı. Yeniçeri ve Bölük Ağaları’nın kendisine itaat edeceklerine dair onlara yemin ettirdi. Genç Padişahların ilk yıllarında büyük karışıklıklar ve isyanlar çıkmıştı. Veziriazamı Hafız Ahmet Paşa böyle bir isyanda öldürülmüştü. Kışkırtıcı olarak bildiği Sadrazam Topal Recep Paşa’yı idam ettirdi. Bu arada bir çok kışkırtıcıyı ortadan kaldırdı. 1635’de büyük bir ordu ile Revan seferine çıktı.<br />
<span id="more-3332"></span><br />
Ardından Tebriz’i yakıp yıkan ordu geri dönünce İranlılar Revan’ı geri aldılar. IV. Murad 1638’de Bağdat seferine çıktı. Ele geçirilen Bağdat’a yeniçeri Ağası Hüseyin Ağa vali olarak tayin edilerek; IV. Murad İstanbul’a döndü. Böylece 17 yıldır devam eden Osmanlı-İran Savaşı sona erdi. 1639’da Kasr-ı Şirin Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmaya göre Bağdat ve çevresi Osmanlı ülkesine kalırken, Revan ve Azerbaycan İran’a bırakıldı.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
IV. Murad’ın babası I. Ahmed, annesi Kösem Sultan’dır. Amcası I. Mustafa’nın yerine padişah olarak tahta çıktığında on dört yaşındaydı. Devlet işlerini yirmi üç yaşında ele almıştır. Şair padişah içkiyi yasaklamıştır. Her alanda ıslahat yaparak devleti güçlendirmeye çalıştı. Bu konuda devletin ileri gelenlerinden raporlar istedi. Bu arada yapılan raporların en meşhuru Koçi Beğ’in raporudur. (Koçi Beğ Risâlesi). Revan ve Bağdat seferlerinden sonra Topkapı sarayında bu isimlerle birer köşk yaptırdı. Türbesi I. Ahmet’in türbesinin yanındadır.<br />
Henüz on iki yaşında bulunan genç Sultan Murad, yaşına göre uzunca boylu idi (15 Zilkade 1032/10 Eylül 1623).</p>
<p>Beyzi çehreli, kara saçlı, soluk renkli, büyük ve tehdit edici gözlü bir çocuktu. Çok genç padişah –halk arasında “Kösem” adı verilen- annesi Mahpeyker sultanın vasiliği altında taht’a çıkmıştı. Mahpeyker henüz genç sayılabilirdi. Kuvvetli ve enerjik bir karaktere sahipti.<br />
Sultan Murad, gelenek üzere, taht’ta çıkışının ertesi günü kılıç kuşanmak üzere Hz. Peygamber’in mihmandarı Eyüp Sultan Türbesi’ne gitti. Yeniçeri ve sipahiler önce, culûs bahşişinden vazgeçmişlerdi. Fakat, çok kısa bir süre sonra bunun verilmesini gürüldü ile istemeğe başladılar. Nihayet, iç hazine açılarak bu para dağıtıldı.</p>
<p><strong>SULTAN   MURAD&#8217;IN   KARAKTERİ HAKKINDA AÇIKLAMALAR</strong><br />
Sultan Murad&#8217;ın bu birinci sultanlık devresinde -ki Abaza&#8217;nın itaati ve Zitvatorok antlaşmasının yenilenmesi belli başlı olaylarındandır- şimdi onyedi yaşma basmış olan genç hükümdara bir göz atmak faydasız olmayacaktır. Sultan Murad uzun boylu idi. Çehresi esmerleşmişti. Gözleri kara, görünüşü sertti. Kabul zamanlan düzenliydi. Her şeyi öğrenmeğe merakı vardı. Kendisi için yeni olan her şeye önem verirdi. Etrafında olup biten her türlü durumu kavramak isterdi. Kardeşi Osman gibi, kıyafet değiştirerek başkent sokaklarını dolanmayı severdi. O zamana kadar en çok uğraştığı şeylerin başında gelen timar ve zeamet dağıtımında yaptığı İslahattır ki: bu konuda ilân olunan emirler, Sadrazam Husrev Paşa&#8217;nın yahut Defterdar&#8217;ın himmet eserleri olmakla beraber, Sultan Dördüncü Murad kanunu unvanım taşır.<br />
Artık genç hükümdar, o zamana kadar -mahmisi olan Kızlar Ağanı Mustafa ile birlikte- kendi adına sultanlık eden annesinin vasiliğinden bıkmağa başlamıştı. Bunların iltifatlarına kavuşmuş olup Sultan Murad&#8217;ın hemşireleri den biriyle evlendirilmiş bulunan Kaplan Hasan Pasa&#8217;yı dedikodulara yol açacak kadar fazla korumaları, Padişah&#8217;ı kızdırıyordu. Memnuniyetsizliğini açığa vurmak ve onun taraftarlarını korkutmak için Sulfan Murad, Kaptan Hasan Pasa&#8217;nm elinden genç karısını aldı. Bu olayı Padişah&#8217;ın -Anadolu&#8217;da haksızlıklarından dolayı idam olunan- ikinci eniştesi Kara Mustafa&#8217;nın yok edilişinden az önce vukua gelmiştir.<br />
Padişah&#8217;ın kızgınlığını yatıştırmak için Valide Sultan oğluna, harcamaları on bin altın tutan, bir şenlik yaptı. Valide, mükellef şekilde donatılmış atlar da hediye eyledi. Yine bu sıralarda genç Padişah&#8217;ın hayatını tehlikeli bir hastalık tehdit eyledi.<br />
Sultan Murad düzensiz yaşamak ve kendi hevesine göre ömür sürmek yüzünden hastalanmış olduğu halde doktorların tavsiye ettiği ilâçları kullanmayı da istemiyordu. Gençliği sayesinde hastalığı atlatmış ve iyileşmiştir.</p>
<p><strong>İSTANBUL&#8217;DA YANGIN</strong><br />
1633 Eylülünün başlarında İstanbul&#8217;u tahrip eden yangınların en korkunçlarında biri, Cibali Kapısı dışında teçhiz edilmekte olan bir gemi kalafatçısının dikkatsizliği yüzünden etrafı sardı (27 Safer 1043/2 Eylül 1633). Yangın oradaki gemilere süratle yayılmış ve Aya Kapısına kadar sahili izleyerek Mustafapaşa çarşısını, Hamza Paşa sarayını, ona bitişik Yahya Paşa sarayını, Çeşmi Efendinin muhteşem sarayım yaktı. Oradan üç dehşetli kola bölündü. Biri Sultan Selim camiine doğru gitti, öteki sahil boyunca genişleyerek Fatih yakınındaki Haydar Paşa sarayına, Üsküplü camiine, Unkapanı’na, Zeyrek camiine yöneldi. Üçüncü kol da Sultan Fatih Mehmed Camii’nin yolunu tutarak caminin sağında ve solundaki caddeyi, sarayları, Büyük ve Küçük Karaman’ı, Saraçhane’yi yaktı ve Sarıgüzel’i yürüdü.<br />
Padişah, bostancılar ve vezirler maiyetinde oldukları halde, Sultan Selim Camii çevresinden yangını söndürmeğe çalışırken, ateş onların arkasındaki yeniçerilerin eski ve yeni kışlalarını (odalarını) ve ihtilâl askerinin sürekli merkezi olan orta camii kaplıyordu. Ateş hattı oradan da uzunluğuna limandan Molla Gürani’ye –ki hemen hemen tüm İstanbul’un genişliği demektir- ve yaygınlığına da Fener kapısından Bali paşa ve Lütfi paşa camilerine, Unkapanı yakınlarından At Pazarı’na kadar uzandı. Bu geniş ve tehlikeli yangında iki mahallede sadeci iki ev kurtuldu. Yanan ev sayısının yirmi bin kadar olduğu tahmin olunmuştur.</p>
<p><strong>KAHVEHANELERİN   KAPATILMASI</strong><br />
Bu büyük felâket halk arasında memnuniyetsizlikleri arttırdı. Kahvehanelerde açıkça duygular belirtilmeğe başlandı. Bu görüş ve eğilimlerin yeni bir fesada bahane olabilmesi endişesi üzerine hükümet bütün kahvehanelerin derhal kapatılması hakkında bir emir yayınladı (Rebiü&#8217;l-evvel 1043/Eylül 1633). Alınan karar hemen ve hızla uygulandı. Daha önceleri Sultan üçüncü Murad ve Sultan Birinci Ahmed samanlarında da bu türlü buyruklar yayınlanmış, ancak bunlar kısa bir süre için uygulanmış idi. Bu defa ise, aksine başkent ve imparatorluğun diğer şehirlerinde kahvehaneler; Sultan Murad&#8217;ın ve halefi Sultan İbrahim&#8217;in sultanlıkları süresince kapalı kalmışlardır. Ancak Sultan Dördüncü Mehmed çağında açılmalarına izin verilmiştir.</p>
<p><strong>TÜTÜN KULLANMANIN  YASAKLANMASI</strong><br />
Kahvehanelerin kapatılmasından sonra tütünün kullanılmasını yasaklayan bir emir de yayınlandı ki, aksine hareket edenler idam cezasına uğrayacaklardı. Bunun görünüş sebeplerinden biri bu yüzden yeni bir yangının çıkabilmesi ihtimali olmuştur.<br />
Fakat gerçekte işsizlerin toplanmalarına engel olmak, genel memleket işlerinden bîr arada konuşabilecek toplantı yerlerini kapatmak üzere bu, yüksek zabıtaya ait, bir tedbirden ibaret idi.<br />
Kesinlikle konulan bu inzibatî tedbir, bunu alanlar ve uygulayanlar hakkında kötü sözlere, hicviyelere sebep olmuştur. Halk; «zararsız bir duman hakkında bunca tedbire ne lüzum vardır; hüner: mazlumların ahının dumanım ortadan kaldırabilmektir.» diyordu. Bu yasaklamalara uymayanlar hakkında hayatlarına mâl olacak cezalar uygulanıyordu. Bizzat Padişah kola çıkıyordu. Sokakta fenersiz tutulan bir çubuk, yahut bir fincan kahve ile ele geçirilen kimse cellâda teslim ediliyordu. Her sabah sokak ortasında bırakılan zavallıların cesetleri, gecenin merhametsiz siyasetine tanıklık ediyorlardı. Edirne&#8217;de hâlâ kahvehane bulunduğuna dair alınan bir haber üzerine, bunları kapatmak ve sahiplerini astırmak için Bostancıbaşı acele ile Edirne&#8217;ye gitti. Her gün bu yasak ve keyif verici maddecikleri kullananlardan bir kaçı sadece bu eğilimleri dolayısıyla başlarını veriyorlardı. Sultan Murad gece gündüz kıyafet değiştirip şehri ve yakın köyleri dolaşırdı. Bir yerde toplanmış kimseler bulunsalar, Padişahı görür görmez dağılırlardı. Sadece Padişah, kitaplarıyla gezintiye çıkan ulema, yahut teşbih ve seccadesiyle bir yerde toplanan dervişler, ya da divitleri, kalemleri ve yazı yazmak için gerekli eşyalarıyla bir araya gelmiş olan katiplere sözü olmadığını -Kâğıthane&#8217;de bir köşkte bir araya gelmiş olan ve meşhur mutasavvıf Sivasîzâde ile sohbette bulunan topluluk dolayısıyla- ifâde etmiştir.</p>
<p><strong>ABAZA PAŞA’NIN AYAKLANMASI</strong><br />
Bu padişahın hükümdarlığının başlamasıyla birlikte Osmanlıların, tembel ve uyuduk birisinden çok, genç ve faal bir hükümdara boyun eğmeyi yeğledikleri anlaşılır. Erzurum&#8217;daki Abaza Paşa, ta Mustafa zamanında Anadolu eyaletlerini vurmaya ve açıkça hükümdarına karşı gelmeye başlar.  Fakat şimdi yine devlet yönetiminin genç Sultan Murad&#8217;ın elinde kaldığı sürece, yağmalan ve yakıp yıkmayı cezalanmadan sürdürebileceğini sanıyordu. Ama padişah bu adamın küstahlığını frenlemek ve ortaya koyduğu kayıpları engellemek amacıyla taht&#8217;a geçişinin ikinci yılında (H.1033-M.1G23) Sadrazam Çerkez Mehmet Paşa&#8217;yı  büyük bir orduyla Anadolu&#8217;daki ayaklanmalara karşı gönderir. Sadrazam, Abaza Paşa&#8217;ya (2) Kayseri yakınlarında şiddetli bir saldırıda bulunur ve kanlı ve inatçı bir savaştan sonra yenilgiye uğratır ve Erzurum&#8217;a kaçmaya zorlar. Buna karşın Çerkez Paşa, bu zaferden hemen sonra, Tokat&#8217;ta ölmemiş olsaydı, bu ay aklanmalara bir son verdirebilirdi.</p>
<p><strong>ALİ PAŞA&#8217;NIN BAĞDAT&#8217;A SALDIRMASI</strong><br />
Sultan Murad, Abaza&#8217;nın kuvvetlerinin tamamen yok edildiğini sanarak, kendisini küçümser ve daha büyük işlere girişir. Bu amaçla Anadolu kuvvetleriyle birleşmesi ve gecikmeden Bağdat üzerine saldırması için Diyarbakır Valisi Hafız Ali Paşa  komutasında büyük bir orduyu Anadolu&#8217;ya gönderir. Ali Paşa hiç oyalanmadan derhal padişahın buyruğunu yerine getirir. Ve beş ay süreli bir kuşatmadan sonra kahraman garnizon tarafından büyük kayıplara uğratılarak püskürtülür ve yaklaşmakta olan şiddetli kışa yakalanmadan geri çekilmek zorunda kalır.</p>
<p><strong>HALİL PAŞA&#8217;NIN ERZURUM&#8217;U KUŞATMASI</strong><br />
Bu sebepten dolayı Hafız Ali Paşa mevkiinden alınır ve yerine Sadrazam Halil Paşa getirilir. Fakat bu da, padişahın beklediklerine yanıt veremez. Zira İranlılara karşı gitmesi için emir aldığı halde, Abaza Paşa&#8217;yı ele geçirmek ümidiyle Erzurum doğrultusunu tutar. Asi Paşa, sadrazamın kente yaklaştığını görünce, İran&#8217;a gidiyor gibi yaparak, kendisini gafil avlamak emri aldığını sanır. Bu nedenle bir zamandan beri askeri birliklerinin saklanmasına yarayan Erzurum&#8217;a çekilir ve gerekli erzak ve savaş gereçleriyle doldurduktan sonra kente kapanır. Halil Paşa, Abaza&#8217;nın bu çekilme olayını, korkup kaçtığına yorar ve yılmak bilmeyen düşmanı tümüyle yok edebileceğine inanarak, İran seferinden vazgeçer ve Erzurum üzerine yürüyerek kuşatır.</p>
<p><strong>TÜRKLERİN YENİLGİSİ</strong><br />
Halil Paşa, fazla yorulmadan üne erişeceğini umarken, son derece gözden düşer ve ayıplanır. Zira Abaza, kenti u kadar yiğitçe savunur ki, herkes tarafından dünyanın en iyi ve akıllı paşası olarak kabul edilir. Bu, düşmanını püskürtmekle kalmaz, fakat küçük ve seçkin kuvvetlerle Osmanlı karargâhına ansızın girer ve hiçbir direnmeyle karşılaşmadan muhafızları kılıçtan geçirterek, tüm orduya Öyle hır dehşet salar ki, bunun arkasından hemen imha edilmesi gelir. Bu suretle bir avuç insan, çok kalabalık bir ordunun bir kısmını öldürerek, daha büyük bir kısmını ise tutsak ederek yenmeyi başarır. Halta sadrazam bile silahını bırakarak, birkaç adamıyla birlikte güçlükle kurtulur.</p>
<p><strong>BAĞDAT&#8217;IN İŞGALİ</strong><br />
Bu kentin önlerine geldiğimle Murad, yiğitlik duygusundan çok öç alma duygusuna kapılarak, oluz gün içinde kente öylesine bir hiddet ve şiddetle saldırır ki, bu bir savaştan çok bir katliamı andırıyordu. Bu süre içinde her iki tarafın askerlerini imha etmek için her çareye başvurulur. Ateş kılıç ve topa ara verilmez.<br />
Her gün saldırılar yenileniyor ve padişah kılıç elinde olduğu halde, dövüşten çekilmeye girişenleri zorla savaşa sokuyordu. Bunun da ötesinde çok gevşek hareket ettiğini sandığı sadrazamını bile kendi eliyle öldürmesi şaşılacak şeydir. Sonunda Osmanlı kuvvetlerinin yiğitliği ve padişahın sebatı sayesinde Bağdat kenti işgal edilir. Bunun üzerine sultan kendiliğinden (eslim olan otuz binden çok İranlının kendi gözleri önünde basını vurdurur. Iran şahının, savunması uğruna tüm ordusunun kremasını ve aşağı yukarı en seçkin soylularını kullandığı ve ele geçirilmesi için de Sultan Murad&#8217;ın tüm Osmanlı kuvvetlerini kullandığı bu pek tanınmış kent, sonunda bu biçimde ele geçirilir. Bu son yenilgiden sonra İranlılar, Osmanlı kuvvetlerine karşı kafa tutmaya bir daha cüret edemezler.</p>
<p><strong>SULTAN MURAD&#8217;IN ÖLÜMÜ</strong></p>
<p>Bağdat&#8217;ın fethinden sonra Sultan Murad, yıkılmış olan surların onarılması  ve Irak eyaletinin işlerini yoluna koymak için bir süre dala kalır burda. Fakat başlattığı yeni işlerin tamamlanması için yeni vezir Mustafa Paşa&#8217;yı bırakarak, kendisi kışı geçirmek üzere Diyarbakır&#8217;daki karargahına gider ve ilkbaharda da maiyetinin eşliğinde İstanbul&#8217;a döner (H. 1048-M. 1638). Ve burada Hıristiyanlara karşı yeni sefere girişmeyi tasarladığı bir sırada, on beş. gün gibi çok kısa bir sürede öldüren bir hastalığa tutulur ve otuz bir yıl yaşadıktan ve on yedi yıl hükümdarlık ettikten sonra H.1049 yılının şevval ayının on beşin-de öbür dünyaya göçer (M. 1639).<strong></strong><br />
<strong><br />
SULTAN MURAD&#8217;IN İYİ YETENEKLERİ</strong><br />
Sultan Murad kusurları yanında, bedensel olduğu kadar ruhsa yeteneklerle de donanmıştı. Öyle ki, doğa sanki, kusurlarıyla olduğu gibi erdemleriyle de kendini gösteren bir insan modeli yaratmak istemiştir. Bir askerde aranan bütün vücut kabiliyetleri bu sultanda vardı: Ok atma sanatında meşhur savaşçı Tozkoparan istisna edilirse, bütün Türk ulusu içinde eşsizdi. Bugün dahi görülen ve aralarında birinden ötekine bin beş yüz arşın uzaklık bulunan iki mermer sütun vardı ve Murad&#8217;ın attığı okun bu iki sütunun arasındaki uzunluğu aştığı söylenmektedir.<br />
Aynı zamanda Osmanlılar arasında en iyi süvari idi. Cirit atmada da çok ustaymış. O kadar ki, hiçbir Tatar onun kadar güvenli ve uzağa atamazmış. Bundan başka ayağına da çok çabukmuş. O kadar ki, en hızlı Arap atı bile onu geçemezmiş. Ruhsal yeteneklerine gelince, bu hususta da geri kalır yanı yokmuş.</p>
<p><strong>KAYNAKLAR</strong><br />
Adalet ERGENEKON – Tarihimiz ve Osmanlı Padişahları, Murat Ders Yayınları.<br />
Dimitri KANTEMİR – Osmanlı İmparatorluğu’nun Yükseliş ve Çöküş Tarihi  (Çev. Dr. Özdemir ÇOBANOĞLU), I. Cilt, 3. Basım, Cumhuriyet Kitapları, İstanbul.<br />
Joseph von HAMMER – Osmanlı Tarihi, Cilt II (Çev. Mehmet ATA), Baskı yılı 1997, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, Bilim ve Kültür Eserleri Dizisi.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fiv-murat%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/iv-murat/&amp;text=IV. Murat&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/iv-murat/&amp;t=IV. Murat">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/iv-murat/&amp;title=IV. Murat&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fiv-murat%2F&name=buzlu.org&description=IV.+Murat" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/iv-murat/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/iv-murat/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/iv-murat/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/iv-murat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2. Meşrutiyet</title>
		<link>http://www.buzlu.org/2-mesrutiyet/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/2-mesrutiyet/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 May 2009 13:39:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[2. Meşrutiyet]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşmalar]]></category>
		<category><![CDATA[antlaşmalar]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[ayaklanma]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyetler]]></category>
		<category><![CDATA[darbeler]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[devletler]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdar]]></category>
		<category><![CDATA[imza]]></category>
		<category><![CDATA[isyan]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[padişahlar]]></category>
		<category><![CDATA[silah]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[yeniçeri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3320</guid>
		<description><![CDATA[Hükümdarın başında bulunduğu bir  yürütme organı ile halkın seçtiği parlamentonun yasam yetkisini kullandığı, kuvvetler ayrılığı sistemine dayanan bir yönetim şeklidir. Hükümdarın yetkileri anayasa ile sınırlandırılmıştır. Birinci Meşrutiyet, Osmanlı devletinde padişah yetkilerinin ve yönetiminin Anayasa (Kanun-u Esasi ) ile belirlendiği bir dönemdir.(23 Aralık 1876-13 Şubat 1978). Avrupa’yı takından gören Türk aydınları, devletin gidişini beğenmiyorlar, yapılan yenilikleri [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/05/abdulhamid.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3321" title="abdulhamid" src="http://www.buzlu.org/images/2009/05/abdulhamid.jpg" alt="abdulhamid" width="245" height="199" /></a></p>
<p>Hükümdarın başında bulunduğu bir  yürütme organı ile halkın seçtiği parlamentonun yasam yetkisini kullandığı, kuvvetler ayrılığı sistemine dayanan bir yönetim şeklidir. Hükümdarın yetkileri anayasa ile sınırlandırılmıştır.</p>
<p>Birinci Meşrutiyet, Osmanlı devletinde padişah yetkilerinin ve yönetiminin Anayasa (Kanun-u Esasi ) ile belirlendiği bir dönemdir.(23 Aralık 1876-13 Şubat 1978).</p>
<p>Avrupa’yı takından gören Türk aydınları, devletin gidişini beğenmiyorlar, yapılan yenilikleri yeterli görmüyorlardı. Bunlar, Avrupa devletlerinde olduğu gibi, Osmanlı İmparatorluğunda halkın devlet işlerini denetleyebileceği meşrutiyet yönetimi kurulursa, durumun düzeleceği kanısında idiler. Bu yolda çaba gösterenlerin başında Namık Kemal ve Ziya Paşa bulunuyordu. Namık Kemal, Ziya Paşa ve arkadaşlarına Genç Osmanlılar denildi.<br />
<span id="more-3320"></span><br />
Genç Osmanlılar meşrutiyet yönetimi kurulur, Mebuslar Meclisine Hristiyan ve Musevi halk temsilcileri de katılırsa, Müslümanlarla aralarındaki ayrılığın giderilebileceğine ve bir Osmanlı milletinin oluşacağına  inanıyorlardı. Mithat Paşa, serasker Hüseyin Avni Paşa, Abdulaziz’i padişahlıktan indirmeye karar verdiler. Şeyhülislamdan fetva alındıktan sonra bir gece Dolmabahçe sarayını karadan askerle, denizden donanmayla kuşatarak Abdulaziz’i hükümdarlıktan düşürdüler(1876). Yerine meşrutiyeti ilan edeceğine söz veren II. Abdulhamit padişahlığa getirildi. Sadrazam Mithat paşa’nın başkanlığında bir kurul Kanun-u Esasi’yi hazırladı.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Bu anayasa padişahın isteklerine uygun hale getirildikten sonra 23 Aralık 1876’da Beyazıt meydanında, devlet adamları, bilginler ve halk önünde törenle ilan edildi. Mebuslar meclisi ile Atan Meclisi toplandı. Bu ilk anayasa ile padişaha, bakanlar kuruluna atama ve görevden alma, dış ülkelerle anlaşma ve barış yapma, savaş ilan etme, meclisi açma ve kapama yetkisi verildi. Padişahın kutsal ve sorumsuz olduğu kabul edildi. Başkanı sadrazam olan bakanlar kurulu, devlet işlerini yürütmekle görevliydi. Yalnız aldığı kararlar, padişahın onayı ile yürürlüğe konabilecekti.</p>
<p>Birinci Meşrutiyet dönemi uzun sürmedi. II. Abdulhamit isteyerek bu yönetimi benimsemiş değildi. Daha Mebuslar Meclisi toplanmadan Mithat Paşa’yı sadrazamlıktan  ayırdı. Rus savaşını bahane ederek Mebuslar Meclisini dağıttı(1877). Yeniden yapılan seçimlerden sonra toplanan meclis de tatile girdikten sonra bir daha toplantıya çağırmadı.</p>
<p>KANUN-U ESASİ<br />
Abdulhamit, cülus hattı hümayununda kendi yararına birtakım ödünler koparmıştı. Meşrutiyetçiler hayal kırıklığına uğradılar. Rüştü Paşa’nın sadrazamlıktan çekilmesi üzerine Abdulhamit Mithat Paşa’yı bu makama getirdi. Bu gelişmeler Kanun-u Esasi’ye giden yolu da açtı.<br />
Önce Kanun-u Esasi’nin  hazırlanışı ve hukuki niteliği üzerinde duralım.</p>
<p>a)Hazırlanışı ve Niteliği<br />
Kanun-u Esasi hazırlıları, yukarıda anlatılan çalkantılı ortamda yürütüldü. Tersane konferansının toplanmasından doğabilecek sakıncaları önlemek için bir an önce ortaya bir metin çıkarmak isteyenler, özellikle  Mithat Paşa, adeta saate karşı yarış havası içindeydiler. Bu arada birkaç anayasa taslağı ortaya çıktı. V. Murat günlerden beri anayasa çalışmaları yapan Mithat Paşa’nın “Kanun-ı Cedit” adını taşıyan 57 maddelik taslağı  güçlü bir hükümdarlık makamı öngörmekle birlikte, vekillerin meclis önünde siyasi sorumluluğunu da kabul ediyordu. Nihayet anayasa hazırlamakla görevli bir komisyon kuruldu. Cemiyet-i Mahsusa adında bir kurul Server Paşa başkanlığında  2 asker 16 sivil bürokrat ve ulemadan 10 kişi olmak üzere 28 kişiden oluşuyordu. Bazı yabancı anayasalardan (Belçika, Polonya,Prusya vb.) yararlanarak asıl anayasa tasarısını hazırladı.23 Aralık 1876 Mithat Paşa’nın başkanlığında Heyet-i Vükela’dan da geçen metin, padişah tarafından ilan edildi.<br />
Görüldüğü gibi doğrudan doğruya padişahça atanmış bir komisyon tarafından hazırlanan  Meclis-i Vükelaca incelenip padişah tarafından kabul ve ilan olunan, Kanun-u Esasi’nin yapımında halkı temsil eden bir yasama organı yada kurucu meclisi yoktur. Halk oylaması da söz konusu değildir.1876 metini hukuki açıdan, padişahın tek yanlı bir işleminden doğmuş bir “Ferman Anayasa” dır.<br />
Halkın temsilcileri tarafından hazırlanmadığı ya da halk oylamasına sunmadığı için Kanun-u Esasinin anayasa olmadığı söylenebilir mi?Bu önemli biçimsel koşullara uyulmadan çıkarılan bir metin günümüzde “anayasa “sayılmaz. Bu açıdan  “kanun-u esasi şekil yönünden amme hukuku bugünkü telakkilerine göre bir anayasa niteliğini haiz değildir.</p>
<p>b)Devlet ve İktidar<br />
Kanun-u Esasi’ye göre “Devlet-i Osmaniye” ülkesiyle bölünmez bir bütündür.(madde 1) Başkent hiçbir ayrıcalığı olmayan İstanbul’dur.(madde 2) Saltanat ve hilafet hakkı ve makamı Osmanoğulları soyuna ve bunun en büyük evladına aittir.(madde 3) Osmanlı sülalesinin hürriyet, mal-mülk ve ömür boyu ödenek hakları “umumun kefaleti altındadır” (madde 6)<br />
Saltanat kurumu, devlet monarşik karakterini vurgular. Daha doğrusu bunun devam ettiğini gösterir. Hükümet biçimi monarşidir.<br />
Monarşik devlet öteden beri teokratik niteliktedir.”Devletin Dini İslâm’dır”(madde 11) Padişah aynı zamanda halife olup ( madde 3,4) ahkâm-ı şer&#8217;iye’yi uygulatır (madde 7)<br />
Kanun-u Esasi egemenliğin kime ait olduğuna ilişkin açık hüküm yoktur. Bununla beraber Kanun-u Esasi sisteminde esas egemen gücün yine hükümdar olduğu, egemenliğin asıl ona ait bir hak olduğu meydandadır. Kendi tek yanlı iradesinin ürünü bir ferman da olsa Kanun-u Esasi, yani bir yazılı anayasa onun saltanat ve egemenlik haklarının ve meşrutiyetinin yeni dayanaklarındandır.<br />
Bu demektir ki, o zaman meşruluk kaynağını gelenek ve dinsel inançlardan alan monarşik egemenlik, şimdi insan iradesi ürünü ve dünyasal-insansal bir hukuki belgeden meşruluk olarak beşerileşmektedir.<br />
1.Ana kuruluş<br />
Osmanlı soyunun en büyük evladı saltanat ve hilafet makamının da sahibidir(madde 3).Monarşinin ve devletin başı halife sultandır.<br />
Padişah yürütme organının da başı ve hatta kendisidir. Heyet-i Vükela ya da meclis-i vükela’nın başkan ve üyeleri olan sadrazamı,şeyhülislamı ve vekilleri kendisi seçer atar gerektiğinde azleder(madde 2,27)<br />
Yasama meclisi meclis-i umumi adını taşımakta olup, iki kanatlıdır. Heyet-i Ayan ve Heyet-i Mebusan.<br />
Heyet-i ayan üyeleri öbür meclisin üye sayısının üçte birini geçmemek üzere 40 yaşını geçmiş ve seçkin hizmetleri ile tanınmış kişiler arasından yine padişah tarafından seçilir ve atanır (madde 60-61)<br />
Heyet-i Mebusan üyeleri ise, her elli bin erkek nüfusa bir temsilci olmak üzere 4 yıl için ve seçim yoluyla görev gelir. Padişah meclislerin başkanlarının seçiminde de söz sahibidir. Heyet-i ayan reisini doğrudan doğruya kendi seçer(madde 60).<br />
Demek oluyor ki padişah yürütme ve yasama kurullarının oluşumu üzerinde mutlak söz sahibi değilse bile, son derece etkilidir. Heyet-i vükela’nın kuruluşunda kesin söz sahibidir ve “tek seçici” durumundadır.</p>
<p>Oluşumunu padişah iradesine borçlu olmayan tek heyet meclis-i Mebusan’dır. Heyet-i Mebusan’ın seçimle gelmiş ilk Osmanlı meclisi olmasıdır. Bunun önemi şundandır ki, seçim ve temsili vekalet yoluyla  seçmen ile mebusları arasında kurulan ilişki,milleti ile de bir siyasal varlık olarak yeni ve anayasal sisteme katmaktır. Milleti de, adı konmuş olmasa bile, padişahın mutlak olan egemenlik hakkına rakip olmak üzere ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>2.Yetkiler ve İşleyiş<br />
Kanun-u Esasi padişahın dünyevi ve uhrevi haklarını anayasallaştırmaktır. Bunlar içinde en dikkat çekici olanlar şöyle sıralanabilir.</p>
<p>Vekilleri, sadrazamı ve şeyhülislamı atamak ve görevden almak silahlı kuvvetlere komutanlık etmek, şeriat hüküm yasalarını yürütmek, cezaları affetmek yada hafifletmek vb. Bütün bunlar “hukuku mukaddese-i padişahı” (padişahın kutsal hakları) cümlesindedir.<br />
Daha ilk bakışta görülüyor ki padişah meşruti bir sistemde bakanlar kurulunun ve parlamentonun sahip olması gereken birçok önemli yetkiyi kendinde alıkoymuş “padişahın kutsal hakları” alanında tutmuştur.<br />
Meclis-i vükela sadrazamın başkanlığında toplanan iç ve dış önemli konular görüşülen bir kurum ama görüşülmesi padişahın iznini gerektiren hususları önce hükümdara sunmalı ve onun görüşme iznini almak zorundadır. Heyet-i vükela’nın başkan ve üyeleri başkan tarafından seçilip atandıkları görevden alınırdı. Üyelerin güven oyu almaları diye bir durum da söz konusu olmadığından bunlar meclise dayanarak hükümdarın karşı koyabilme olanağına sahip değillerdi. Kabine ya da hükümete sistemde olanak yoktur. Hükümdar yürütme organının kendisidir.<br />
Meclislerin çalışmalarını yönetecek başkanları ile yardımcılar padişah tarafından seçim yapmak suretiyle atanmaları gerekir.<br />
Meclis-i umumi üyelerini padişaha bağlı kılan bir husus da ettikleri yeminin içeriğidir. Bunlar yalnız vatana ve anayasaya değil aynı zamanda padişaha sadakat yemini ederdi.<br />
Bir kere, padişah buyruğu ve güdümü altındaki Heyet-i vükela her konuda yasa önerme hakkına sahipken, asıl yasama organı durumunda olması beklenen meclisler, ancak kendi görev alanlarını ilgilendiren konularda yasa önerisinde bulunmayan yetkilidir. Bu izin padişah tarafından verilse bile meclisler hemen devreye girmezler. İlkin şurayı-ı devlete gönderilir.(madde 53) Bunun hazırlayacağı tasarı meclise gelir önce meclis-i ayanda görüşülür. Heyet-i Ayan’a gönderilir. Önüne gelen tasarı padişah adına uygunluk için süzgeçten geçirilir. Heyet-i ayan çeşitli denetlemeler yapar. Tasarıyı ya kabul eder yada kesin red ya da değişiklik istemiyle birlikte meclis-i mebusa gönderilir.<br />
Bütün bunlardan sonra, meclislerden geçmiş bir metin hâla kabul edilmiş bir kanun değil bir “layiha” dır. Yasalaşması padişaha bağlıdır. Padişahın onaylamadığı kanunlaşmaz. Böylece “izin” den “onay”a kadar padişah yasama süreci üzerinde denetim olanağına sahiptir.<br />
Yürütmenin,daha doğrusu padişahın tasama sürecindeki bir başka aktif rolü de, meclislerin toplantı olmadığı dönemlerde kendini gösterir. Padişahın bir başka yetkisi de olağanüstü durumlarda (örf,idare / sıkı yönetim),özel düzenlemelerle ( nizam-ı mahsus) ülkeyi yönetme olanağına sahip bulunmasıdır(madde 113).Görülüyor ki Heyet-i Mebusan yasama konusunda serbestliğe sahip değildir. İlk Osmanlı parlamentosu, istediğini yaslaştırabilen bir organ değilse de istemediği yasalaşmayan,padişahın mutlakçı yöntemi karşısında bir çeşit denetim, gözetim ve fren organıdır. Onsuz yasada olmaz.6<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
3.Sorumluluk ve Denetim<br />
Sadrazam, şeyhülislam ve Vekiller padişaha karşı sorumlu olup her an onun tarafından görevden alınabilirdi.(madde 727) Nitekim meclislerin açık olduğu dönemde de padişah sadrazamı anlatmıştır. Heyet-i vükela’nın çağdaş anlamı ile bir “bakanlar kurulu” sayılmasına olanak yoktur.<br />
Heyet-i vükela meclis karşısında sorumlu değildir. Meclise gensoru verme hükümeti düşürme yetkisi verilmemiştir. Meclislerin vekilleri padişaha karşı savunma hakları da yoktur. Sadrazam yada vekil, cevabını süresiz erteleme haklarına sahiptir.<br />
Meclisler yürütmeyi etkili şekilde denetleyemiyor ve bir siyasal yaptırıma gidemiyor ama, padişahın bunları ve caydırıcı silah ise fesih kurumudur.<br />
Padişahı bütün anayasal sistemin merkezi ve en üstün gücü olarak tanıyan Kanun-u Esasi onu bir de “sorumsuzluk” halesi ile taçlandırmaktadır.<br />
Bu sistemin gerçekten sınırlanmış bir monarşi kavramına uymadığı meydandadır. Halifeye karşı direnmek mümkünken Halifeyi sultana dokunulmaz kılmaktadır.1876 Kanun-u Esasi ise, yürütme yetkisini hükümdara ait sayan geleneksel ve monarşik anlayışı sürdürmekte, yasama alanında da ona geniş yekiler tanınmaktadır. Sistem parlamentoludur ama “parlamenter” değildir. Kuvvetler ayrılığını ne sert ne de yumuşak biçimiyle kurmuş sayılabilir. Kanun-u Esasi kuvvetler ayrılığını benimsemiştir.</p>
<p>4.Yargılama<br />
Kanun-u Esasi’nin getirdikleri hiçte anımsanacak gibi değildir. Bu her şeyden önce Tanzimat’ın katkıları ile ilgilidir. Klasik Osmanlı düzeninde “Adaletin seçkin konumu da unutulmamalıdır”.<br />
Kanun-u Esasi bir güç olarak “yargıdan değil “mehakim”                                (Mahkemelerden söz etmekle beraber, yargı yetkisinin kullanışının gerektirdiği asgari güvencelere de yer veriyordu. Yargıçların özlük işlerinin (yükselme, yer değiştirme, emeklilik ) yasayla düzenlenmesi bir cürümle mahkûm olmadıkça azledilmemeleri ( madde 81).Mahkemelerin her türlü müdahale ile korunması (madde 86) ve bağımsızlığın sağlanması yolundaki hükümlerdir. Mahkemeleri şeriyye ve nizamiye diye ikiye ayrılır. Kanun-u Esasi savcılık kurumunu da yasalaştırmıştır.</p>
<p>b)Haklar ,Özgürlükler, Yargısal Güvenceler<br />
Uyruklara tanınan hak ve özgürlükler “tebai devlet-i Osmaniye’nin hukuku umumiyesi” başlığı altında toplanmıştır.<br />
Osmanlı Devleti uyruğu herkes, din ve mezhebi ne olursa olsun “Osmanlı sayılır(madde 8). Bunlar yasa önünde hak ve ödev yönünden eşittir.(madde 17).Osmanlılar kişi özgürlüğü (madde 9) ve kişi dokunulmazlığına sahip olup, yasanın gösterdiği yollar dışında cezalandırılamazlar(madde10).</p>
<p>Kanun-u Esasi kişi güvenliğini yok etmektedir. Kanun-u Esasi  dinsel özgürlükleri tanıyor(madde 11) ama düşünce özgürlüğünden söz etmediği gibi basın kanun dairesinde serbesttir(madde 12) biçiminde, her yana çekilebilir tehlikeli bir hükme de yer veriyor. Yasalara uymak kaydıyla, genel ve özel öğretim yapma hakkı ise Kanun-u Esasi’nin tanıdığı özgürlüktür(madde 15) okullar devletin gözetim ve denetim altındadır. Kanun-u Esasinin 18. maddesi devletin resmi dilinin Türkçe olduğunu bildirmektedir.</p>
<p>Ekonomik alanda bazı önemli düzenlemeler vardır. Mal ve mülk güvenliği anayasallaştırılmış kamu yararı gelmedikçe parsı peşin ödenmedikçe kimsenin mülkünün elinden alınmaması ilkeleri benimsendi(madde 12).<br />
Kanun-u Esasi, Türkçe bilmeleri koşuluyla herkesin kendi yeteneklerine göre devlet işlerine ve memuriyetine girebileceğini açıklamaktadır. Seçme ve seçilme hakkı Kanun-u Esasi’de açıkça öngörülmüş değildir. Gerçekten kişileri ilgilendiren yargısal güvenceleri bakımından Kanun-u Esasi’nin getirdikleri hiçte azımsanacak kadar değildir. Yargının statüsüyle ilgili olarak yazılanları da hesaba katarsak Kanun-u Esasi’nin yargı ve yargısal güvenceler alanındaki katkısının her şeye rağmen yine de çok önemli olduğu görülür.</p>
<p>d)Anayasa’nın Üstünlüğü ve Korunması<br />
Kanun-u Esasi’nin hiçbir maddesi bile hiçbir sebep ve bahane ile tatil veya icradan iskat edilemez hükmü (madde 115), anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkeleriyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Anayasanın değiştirebilmesinin her iki meclisin 2/3 çoğunluğunun kararına bağlı tutulmasıyla da (madde 116) anayasanın katılığı ilkesi benimsenmiştir.<br />
Ne var ki bu ilkeler anayasanın üstünlüğü, bağlayıcılığı soyutta bir anlam taşımaz.</p>
<p>5.Askerlerin Siyasileşmesi<br />
1905 sonrası mücadelenin yeni bir yükselme dönemidir. Bir yandan Osmanlı Terakki ve İttihat Cemiyeti 1906 Nizamnamesiyle ilk defa  olarak Abdülhamit’i hedef alıp Meşrutiyet mücadelesini iyice sertleştirirken öbür yandan Selanik ve Şam’da yeni ve gizli örgütlenmeler göze çarpıyordu.<br />
Gerçekten de 1905 sonrasının en esaslı dönüşümü meşrutiyet ve özgürlük düşüncesinin asker çevreleri sarması ve buralardaki gizli örgütlenmelerdir.<br />
Nitekim, Jön Türk muhalefetinin askeri kesimdeki en önemli örgütlenmesi bundan sonra Makedonya’da görülecektir. Bölge Osmanlı askeri gücünün en fazla olduğu alan olduğu gibi başkent denetiminden nispeten uzak kalışı Avrupa’ya ve liberal fikir odaklarına yakınlığı, ekonomik ,sosyal ve kültürel hayatının gelişmişliği ve nihayet ulusçu düşüncelere beşik oluşturan kozmopolitik yapısı bakımından,ulusal ve demokratik örgütlenmeler için çok elverişli bir yerdi. Ayrıca yukarıda da belirtildiği gibi, “paylaşılmak istenen yorgan” Makedonya idi.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2F2-mesrutiyet%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/2-mesrutiyet/&amp;text=2. Meşrutiyet&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/2-mesrutiyet/&amp;t=2. Meşrutiyet">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/2-mesrutiyet/&amp;title=2. Meşrutiyet&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2F2-mesrutiyet%2F&name=buzlu.org&description=2.+Me%C5%9Frutiyet" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/2-mesrutiyet/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/2-mesrutiyet/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/2-mesrutiyet/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/2-mesrutiyet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kitleler Psikolijisi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/kitleler-psikolijisi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/kitleler-psikolijisi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2009 07:50:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdar]]></category>
		<category><![CDATA[Kitleler Psikolijisi]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[parlemento]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3073</guid>
		<description><![CDATA[Yüzyıl önce devletlerin geleneksel politikaları ve hükümdarlar arasındaki yarışlar, olayların beli başlı sebeplerini oluşturuyordu. Kitlelerin düşünceleri çok defa hesaba katılmazdı fakat içine girmekte olduğumuz çağ gerçekten kelimenin tam anlamıyla kitleler çağı olacaktı. Kitleyi meydana getiren bireyler kimler olursa olsun; yaşama biçimleri, karakterleri veya zekaları ister benzer, isterse ayrı olsun, kalabalık haline gelmiş olmaları onlara bir [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-3074" title="kitleler-psikolijisi" src="http://www.buzlu.org/images/2009/03/kitleler-psikolijisi.jpg" alt="kitleler-psikolijisi" width="225" height="180" /></p>
<p>Yüzyıl önce devletlerin geleneksel politikaları ve hükümdarlar arasındaki yarışlar, olayların beli başlı sebeplerini oluşturuyordu. Kitlelerin düşünceleri çok defa hesaba katılmazdı fakat içine girmekte olduğumuz çağ gerçekten kelimenin tam anlamıyla kitleler çağı olacaktı.</p>
<p>Kitleyi meydana getiren bireyler kimler olursa olsun; yaşama biçimleri, karakterleri veya zekaları ister benzer, isterse ayrı olsun, kalabalık haline gelmiş olmaları onlara bir nevi kollektif ruh aşılar.<br />
Kitleler tamamen bilinç altı tarafından yönetilir. Dışarıdan gelen bütün etkilerin oyuncağı haline gelebilir. Kitlelerin kendilerine has iyi veya kötü duyguları olabilir. Bunlar abartılı ve basit olarak ortaya çıkabilir. Sorumluluk duygusuna sahip olmadıkları için, kitlelerin duygularının şiddetliliği farklı cinsten kitlelerde aşırı bir hal alır.<br />
<span id="more-3073"></span><br />
Kitlelerde de tıpkı fertler gibi düşünceleri, muhakemeleri hatta farklı olmasına rağmen hayal güçleri bulunmaktadır. Kitlelere aktarılan düşünceler her ne olursa olsun hayaller halinde yerleştirilmek kaydıyla nüfus kazanabilirler. Bu hayaller, düşünceler arasında mantığın ilgisi yoktur. Kitlelerden düşüncelerin, bir arada yaşadığı görülür. Kitleler yalnız hayalleriyle düşünebildiklerinden yine yalnız hayalleri aracılığıla etki altınada bulundurulabilirler.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Kitlelerin inan ve kanaatleri, bireylerinkine hiç benzemez. Onlar körükörüne itaat, korkunç hoşgörüsüzlük, dini duygulara bağlı şiddetli propaganda ihtiyacını taşır. Bu inanç ve düşünceleri etkileyen etkenlerin başında kelimeler, fornüller, akıl, tecrübe ve hayaller gelmektedir.<br />
Kitlelerin herzaman bir liderleri, önderleri bulunmuştur. Önderler özellikle nevrozlular, yaratılışca heycanlı olanlar arasından çıkmıştır. Halk güçlü iradeye sahip olan kişiyi daima dinler. Kitle halinde bulunan bireyler bütün iradelerini kaybettiklerinden, irade sahibi olan kişiyi içgüdüsel olarak dinlerler.</p>
<p>Psikolojik araştırmalarla belirlenmiştir ki; kitleler bazı hareketleri dikkate alındıkları zaman şüpesiz cânicidirler. Cani denen kitlelerin genel karakterleri, telkine elverişlilik, çabuk inanırlılık, hareketlilik, iyi veya kötü duygulara mübelağa ve aşırılılık, bazı ahlaki hallerinin belirlenmesi olarak görülmüştür.</p>
<p>Cineyet mahkemesi hakimleri önce verilen kararlar bakımından, bir kitleyi oluşturan değişik unsurlar, zihinsel düzeylerine zayıf bir konik oluştururlar.</p>
<p>Seçim kitlelerini oluşturan şahıslarda görülen özellikler arasıda; değerlendirme zayıflığı, tenkit yokluğu, çabuk hiddetlenme ve basitliktlik vardır. Bunların kararlarında önderlerinin nüfuzu önemli bir rol oynar.</p>
<p>Parlemento meclisleri anonim olmayan isimli kitleleri ve gayri mütecanis kitleleri oluşturur. Kitlelerin genel karakterlerini parlementolarda buluruz.</p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik-->
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fkitleler-psikolijisi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/kitleler-psikolijisi/&amp;text=Kitleler Psikolijisi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/kitleler-psikolijisi/&amp;t=Kitleler Psikolijisi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/kitleler-psikolijisi/&amp;title=Kitleler Psikolijisi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fkitleler-psikolijisi%2F&name=buzlu.org&description=Kitleler+Psikolijisi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/kitleler-psikolijisi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/kitleler-psikolijisi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/kitleler-psikolijisi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/kitleler-psikolijisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

