Ağu 12

Güneş sistemimiz oluşurken koşullar çok az farklı olsaydı, bizler için her şey değişik olabilirdi. Dünyanın madde dağılımı, büyüklüğü, enerjisi, dönme ekseni açısı, atmosfer ve mevsimler çok farklı olabilirdi. Dünyamızda hayat belki yine gerçekleşebilirdi ama farklı şekilde. Bu hali ile sanki her şey, en ince detayına kadar insan için özel olarak hazırlanmış gibidir.
Peki bu oluşum içinde ayın görevi nedir? Nasıl oluştuğu ve dünyanın yörüngesine nasıl girdiği hala büyük bir sır olan Ay’ın bu mükemmel düzen içindeki yeri nedir? Yaşamın oluşmasına ne katkısı vardır? Ay olmasaydı ne olurdu?

Dünyadaki yaşam koşulları bakımından Ay’dan kaynaklanan hiçbir olumsuz etken yoktur. Yani Ay’ın varlığının hiç bir zararı yoktur. Ya yararı? Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Mar 24

astrofizik

Gök cisimlerinin fiziksel yapısını, oluşumunu ve evrimini inceleyen gökbilim dalıdır. Evrende görülen fiziksel koşullar çok çeşitlidir ve fiziksel parametreler laboratuar deneylerinde gerçekleştirilemeyen aşırı değerlere ulaşabilir.

Örneğin yıldızlar arası ortamda madde, laboratuarda gerçekleştirilebilen en yüksek vakumda elde edilenden daha seyreltik olabilir; nitekim bu ortamda bir santimetre küpte yalnızca bir atom bulunur; bu olgu laboratuarda gözlenemeyen, ”yasak tayf çizgileri” nin oluşumuna yol açar.

Öte yandan, uzayda maddenin özgül kütlesi çok büyük değerlere ulaşır; örneğin beyaz cücelerde cm3 başına birkaç tonu, nötron yıldızlarında cm3 başına birkaç milyar tonu bulabilir; dolayısıyla bu alanda kuantum etkileri baskın bir nitelik kazanır.

Ayrıca, evrendeki kütleler dev boyutlar gösterir. Güneş’in kütlesi Yer’in kütlesinin yaklaşık 300 000 katını, bir gökadanın kütlesi ise, Güneş’in kütlesinin 100 milyar katını bulur; bu olgu, evrende genel çekim etkileşiminin temel nedenidir, ama Yer’de günlük yaşamımızda yalnızca yerçekimi biçiminde duyulur.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , ,

Mar 09

ay-lekesi

İnsanlar 1600 yıllarında teleskopla aya ilk kez baktıklarında, ayın yüzeyinde denizi andıran bazı kesimler görmüşlerdi. Gerçekten ayda su olmadığı için, “deniz” gibi görünen şeyler büyük düzlüklerdir.

Bu düzlükler yeryüzündeki düzlüklere benzemezler. Garip şekilli,renkleri yeryüzündekinden farklı büyük kayalar ve küçük kraterler (yanardağ ağızları) ile kaplıdır.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

Şub 25

mu-uygarligi

Batık Mu kıtası ve Mu uygarlığı hakkındaki bilgilerin çok büyük bir bölümü, 19. yüzyılda yaşamış olan İngiliz araştırmacı James Churchward’ın incelemeleri neticesinde gün yüzüne çıkmıştır.

İngiliz silahlı kuvvetlerinde albay olan Churchward, 1880′li yıllarda Hindistan ve Tibet’te görevle bulunduğu sıralarda bu kıta hakındaki ilk bilgileri edinmiş, emekliliğinden sonra da Orta Amerika’da araştırmalarını tamamlayarak bu batık uygariık hakkında beş eser yazmıştır.

Churcward’ın kaynakları, Batı Tibet’te bir mabette, bu mabedin başrahibi tarafından kendisine verilen “Naacal Tabletleri” ile, Amerikalı Jeolog William Niven’in 1921-23 yılları arasında Meksika’da ortaya çıkardığı tabletler olmuştur.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

Şub 11

astronomi

Eski çağların en büyük astronomları, İÖ 7. yüzyıldan sonra Babil ve Mısır astronomisinin bütün mirasına konan Eski Yunanlılar arasından yetişti.
Bu bilginler ” durağan ” yıldızların (birbirlerine göre konumları değişmeyen yıldızların) doğuş ve batışlarını saptadıkları gibi, gökyüzünde ” gezen ” , yani durağan yıldızlara göre sürekli yer değiştiren beş tane de parlak gökcismi gözlemlediler.

Eskiden Yunanca’dan türetilmiş planet sözcüğüyle anılan bu gezegenler aslında kendi ışığı olmayan, ama Güneş ışınlarını yansıttıkları için parlak görünen gökcisimleridir. Dünya’mız da Yunanlılar Güneş Sistemi’ndeki dokuz gezegenden yalnızca beşini biliyorlardı: Merkür, Venüs, Mars (Merih) , Jüpiter ve Satürn.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Oca 24

tropik-yagmur-ormanlari

Milyonlarca yıl önce ortaya çıkan ve yeryüzünde yaşayan hayvanların yüzde 80′ini barındıran tropik yağmur ormanları günümüzde yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Ekolojik sistemler bozulurken, pek çok canlının yaşam alanı yok edilmektedir. Bitki örtüsünün yoğunluğu nedeniyle tropik yağmur ormanları gezegenimizin en önemli oksijen kaynaklarından biri durumdadır.

Ayrıca kıtalar üstündeki en büyük su deposu işlevini görürler. Bu nedenle onların yok edilmesi büyük ekolojik felaketlere yol açabilir.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,