
KİTABIN KONUSU:
‘Doğunun Limanları’ isimli roman Osmanlı prensliğine dayanan bir babanın ve yahudi bir kadının oğlu olan Kitabdar adlı hayali kişinin hayat hikayesini anlatmaktadır. Kitabın yazarı olan Amin maalouf bu kitabı 60’lı yılların sonuna doğru tanıştığı bir kişinin hayatından esinlenerek yazıyor. Bu kişi Lübnan’da doğmuş Parise giderek direniş hareketine katılmış tekrar Lübnan’a döndüğünde ise bir kahraman gibi karşılanmıştır. Kitapta da aynı olayların işlendiği görülmektedir.
KİTABIN ÖZETİ:
“Doğunun Limanları” bir zamanlar Avrupalıların doğuya giriş yaptıkları, tespih taneleri gibi sıralanan ticaret kentlerine verilen isimdir. “Doğunun Limanları” kelime anlamı olarak “Doğunun Merdivenleri” olup, bazı Akdeniz limanlarına Fransızların taktığı isimdir.
Olay 1976 Haziranında Paris’te bir metroda geçmektedir. Yazar, romana tablodaki bir resimden söz ederek başlamaktadır. Tabloda, deniz ve o maviliğin üstündeki gemi bulumaktadır. Yazar, bu tabloya hayran kalmıştır. Metroda bu tabloyu seyrederken gözleri, son derece ilgi çeken bir adama takılır ve bu bu adamı takip etmeye başlar. Bu takip neticesinde her ikisi Hubert Hugles sokağında karşı karşıya gelirler. Yazar,türlü yollarla bu adama yaklaşmaya başlar. Devamını Oku »
Etiketler: AMIN MAALOUF, özetleri, Doğunun Limanları, edebiyat, hikaye, kitap özeti, roman

Beşerî bilimler doğal ve sosyal bilimlerin temel ampirik yöntemlerinden ayrılan, büyük oranda analitik, eleştirel veya spekülatif yöntemler kullanarak insan durumunu inceleyen disiplinlerdir.
Beşerî bilimlerle ilişkili disiplinlere örnek vermek gerekirse; antik ve çağdaş diller, edebiyat, tarih, felsefe, din, görsel sanatlar, performans sanatları (müzik dahil) gibi dallar zikredilebilir. Bazen beşerî bilimler dahil edilen bazı ek alanlar ise antropoloji, alan çalışmaları, iletişim ve kültürel çalışmalardır; bununla birlikte bu alanlar sıklıkla sosyal bilimler dahilinde ele alınırlar. Devamını Oku »
Etiketler: antik, antropoloji, çağdaş, beşeri bilimler, edebiyat, Neden,Niçin,Nasıl, orta çağ, rönesans, roma, sosyal bilimler

Robert Koleji bir eğitmen, mucit, teknisyen, mimar ve kurucu olan Dr. Cyrus Hamlin ile tanınmış hayırsever ve zengin bir tüccar olan New York’lu Mr. Christopher Rheinlander Robert tarafından İstanbul, Türkiye’de kurulmuştur.
Çok yönlü ve yetenekli bir dahi olan Dr. Cyrus Hamlin, 1839 yılında Türkiye’ye gelmiş ve 1860 yılına kadar erkek öğrencilere seminerler vermiştir. 1856 yılında Kırım Savaşı sırasında Mr. Robert ile tanışmıştır. Mr. Robert’in vapuru İstanbul Limanı’na yanaşırken, görüntüsü insanı cezbeden bir kayık dolusu ekmeği fark etmiştir. Merakı artmış, ve bu ekmeklerin Cyrus Hamlin tarafından Üsküdar civarındaki Selimiye Kışla’sında bulunan yaralı askerlere gönderildiğini öğrenmiş, bu garip tesadüf onların tanışmalarına neden olmuştur. Huguenot neslinden gelen bu iki adamın daha sonraki görüşmeleri, Birleşik Devletler sınırları dışındaki en eski Amerikan Koleji’nin kurulmasına vesile olmuştur.
Devamını Oku »
Etiketler: amerika, avrupa, Üniversite seçme, öss puanı, öğrenci, öğretim, Bilim, binalar, birinci dünya savaşı, Boğaziçi Üniversitesi, ders, devletler, edebiyat, eğitim, Fizik, hangi Üniversiteye gitmeliyim, Kimya, konteyjan, lise, müze, okul, padişah, paşa, politika, profesör, puanıma göre, Robert Koleji, rumeli, Sağlık, sermaye, Spor, tarih, tarihi, tören, türkiye, Teknoloji, tiyatro

Mısır’ın ünlü sanatkârı Tevfik el-Hakim, Arap Edebiyatı’nın en önde gelen ve en etkileyici yazarlarından biri sayılmaktadır. El-Hakim’in, Arap -özellikle de Mısır- kültürünün yanı sıra Batı tiyatrosunu da yakından tanımış olması, ona Arap Edebiyatı ile Çağdaş Dünya Edebiyatı arasında köprü vazifesi gören geniş bir perspektif kazandırmıştır.
Tevfik el-Hakim’in bütün eserlerinde kadının etkisini görebilmek mümkündür. Onun ilgisi, daha çok kadınlarla ilgili hikâye ve destanlara ya da Mısır efsanelerine yönelik olmuştur.
Devamını Oku »
Etiketler: abd, avrupa, Biyografiler, dünya, edebiyat, ilk, masal, Neden, saray, tarih, Tevfik El-Hakim

Bir zamanlar dünyanın en güzel sarayına sahip bir hükümdar varmış. Fakat, sahip olduğu güzelliğin farkına varmayan talihsiz biriymiş bu hükümdar. Sarayının aynı güzellikte bir de bahçesi varmış ki, ucu bucağı görünmezmiş.
En güzel çiçekler ekiliymiş orda. Halkın arasında konuşulanlara bakılırsa bahçeden daha güzel olan şey, o bahçenin içinde yaşayan bir bülbülmüş. Öyle güzel bir ötüşü varmış ki bülbülün, şöhretini duyanlar uzak ülkelerden bile onu görmek için oraya gelmek istermiş.
Devamını Oku »
Etiketler: bülbül, dünya, edebiyat, hükümdar, masal, Neden, Oyuncak, saray

Aklın ve bilimin öncülük ettiği, Atatürk’ün çizdiği çağdaş, laik ve demokratik yolda, özgür düşünceli ve kişisel sorumluluk duyguları gelişmiş ulusal değerlere saygılı olarak kültürel ve tarihi değerleri benimsemiş, çağdaş görünüşlü gençler yetiştirmeyi amaç edinen üniversitemize bağlı olarak, 10 Fakülte, 2 yüksekokul, 15 meslek yüksekokulu, 1 Konservatuar, 3 Enstitü, 18 Araştırma ve Uygulama Merkezi ve Rektörlüğe bağlı olarak kurulan 5 bölüm bulunmaktadır.
1970 yılında İstanbul Üniversitesi’ne bağlı olarak kurulan Bursa Tıp Fakültesi ile 1974 yılında kurulan Bursa İktisadi ve Sosyal Bilimler Fakültesi Üniversitenin temelini oluşturmaktadır.
1975 yılında yasal kuruluşunu gerçekleştirerek Bursa Üniversitesi adı altında eğitim-öğretim hizmetine başlayan Üniversitemizin adı, 20 Temmuz 1982 tarihinde Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı hakkında 41 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile “Uludağ Üniversitesi” olarak değiştirilmiştir.
Devamını Oku »
Etiketler: Örgü, Bilim, Bursa, edebiyat, Eğitim-Öğretim, ilk, okullar, Sağlık, tarih, Uludağ üniversitesi
|
Son Yorumlayanlar