<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>buzlu.org &#187; Bursa</title>
	<atom:link href="http://www.buzlu.org/benzer/bursa/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.buzlu.org</link>
	<description>bilgi mi aradın, doğru yerdesin...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 29 Jan 2012 19:33:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Bursa Üftade Camii</title>
		<link>http://www.buzlu.org/bursa-uftade-camii/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/bursa-uftade-camii/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Jun 2011 06:59:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezilesi yerler]]></category>
		<category><![CDATA[iller ve ilçeler]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Turistik yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Üftade Camisi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[bursa camileri]]></category>
		<category><![CDATA[eserler]]></category>
		<category><![CDATA[mekanlar]]></category>
		<category><![CDATA[mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi camiler]]></category>
		<category><![CDATA[turistik]]></category>
		<category><![CDATA[yapılar]]></category>
		<category><![CDATA[yapıtlar]]></category>
		<category><![CDATA[yıldırım beyazıd]]></category>
		<category><![CDATA[şehirlerimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5277</guid>
		<description><![CDATA[Bursa, Pınarbaşı semti yamaçlarında bulunan Üftade Camisi’ni Üftade Mehmed Muhiddin XVI.yüzyılın sonlarına göre yaptırmıştır. Cami günümüze orijinal şekli ile gelememiştir. Kazım Baykal “Bursa ve Anıtları” kitabında buradan minare ve kubbesi yıkılmış bir cami olarak söz edilmektedir. Bursa, Pınarbaşı semti yamaçlarında bulunan Üftade Camisi’ni Üftade Mehmed Muhiddin XVI.yüzyılın sonlarına göre yaptırmıştır. Cami günümüze orijinal şekli ile [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/06/Üftade-Camisi.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5278" title="Üftade Camisi" src="http://www.buzlu.org/images/2011/06/Üftade-Camisi.jpg" alt="" width="357" height="336" /></a></p>
<p>Bursa, Pınarbaşı semti yamaçlarında bulunan Üftade Camisi’ni Üftade Mehmed Muhiddin XVI.yüzyılın sonlarına göre yaptırmıştır.</p>
<p>Cami günümüze orijinal şekli ile gelememiştir. Kazım Baykal “Bursa ve Anıtları” kitabında buradan minare ve kubbesi yıkılmış bir cami olarak söz edilmektedir.</p>
<p>Bursa, Pınarbaşı semti yamaçlarında bulunan Üftade Camisi’ni Üftade Mehmed Muhiddin XVI.yüzyılın sonlarına göre yaptırmıştır.</p>
<p>Cami günümüze orijinal şekli ile gelememiştir. Kazım Baykal “Bursa ve Anıtları” kitabında buradan minare ve kubbesi yıkılmış bir cami olarak söz etmektedir. Bugün ahşap çatılı bir camidir.Buradan da ilk yapılışında kubbeli olduğu anlaşılmaktadır. <span id="more-5277"></span></p>
<p>Son cemaat yeri ile ibadet mekanı aynı çatı altındadır. Cami 9.90 x 9.75 m. ölçüsünde kareye yakın dikdörtgen planlıdır. Camiye doğu yönündeki bir kapıdan girilmektedir.İbadet mekanının üzerini örten tavan geometrik motiflerle bezenmiştir. İbadet mekanının kuzey ve doğu duvarlarındaki altlı üstlü pencerelerle aydınlatılmıştır.</p>
<p>Cami 1975-1977 yıllarında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarılmıştır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbursa-uftade-camii%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/bursa-uftade-camii/&amp;text=Bursa Üftade Camii&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/bursa-uftade-camii/&amp;t=Bursa Üftade Camii">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/bursa-uftade-camii/&amp;title=Bursa Üftade Camii&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbursa-uftade-camii%2F&name=buzlu.org&description=Bursa+%C3%9Cftade+Camii" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/bursa-uftade-camii/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/bursa-uftade-camii/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/bursa-uftade-camii/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/bursa-uftade-camii/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bursa Yıldırım Beyazıt Camii</title>
		<link>http://www.buzlu.org/bursa-yildirim-beyazit-camii/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/bursa-yildirim-beyazit-camii/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Jun 2011 09:59:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezilesi yerler]]></category>
		<category><![CDATA[iller ve ilçeler]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Turistik yerler]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[bursa camileri]]></category>
		<category><![CDATA[dergahlar]]></category>
		<category><![CDATA[eserler]]></category>
		<category><![CDATA[külliyeler]]></category>
		<category><![CDATA[medreseler]]></category>
		<category><![CDATA[mekanlar]]></category>
		<category><![CDATA[mescidler]]></category>
		<category><![CDATA[mimari]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi camiler]]></category>
		<category><![CDATA[turistik]]></category>
		<category><![CDATA[yapılar]]></category>
		<category><![CDATA[yapıtlar]]></category>
		<category><![CDATA[yıldırım beyazıd]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldırım Beyazıt Camii]]></category>
		<category><![CDATA[şehirlerimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5280</guid>
		<description><![CDATA[Bursa Ovasına hakim bir tepe üzerinde, Bursa’nın doğusunda Yıldırım semtindedir. Yıldırım Beyazıt Camisi yapı topluluğu medrese, darüşşifa, türbe, han, hamam, imaret, misafirhane ve kasırdan meydana gelmiştir. Kitabesi günümüze ulaşamadığından yapım tarihi belgelere ve tarihi kaynaklara dayanılarak söylenebilmektedir. Yıldırım Beyazıt’ın h.1360 (1403)’de yapımını başlattığı bu yapı topluluğu Ankara Savaşı nedeniyle yarıda kalmış ve oğlu Musa Çelebi [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/06/Yıldırım-Beyazıt-Camisi.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5282" title="Yıldırım Beyazıt Camisi" src="http://www.buzlu.org/images/2011/06/Yıldırım-Beyazıt-Camisi.jpg" alt="" width="333" height="201" /></a></p>
<p>Bursa Ovasına hakim bir tepe üzerinde, Bursa’nın doğusunda Yıldırım semtindedir.</p>
<p>Yıldırım Beyazıt Camisi yapı topluluğu medrese, darüşşifa, türbe, han, hamam, imaret, misafirhane ve kasırdan meydana gelmiştir. Kitabesi günümüze ulaşamadığından yapım tarihi belgelere ve tarihi kaynaklara dayanılarak söylenebilmektedir.</p>
<p>Yıldırım Beyazıt’ın h.1360 (1403)’de yapımını başlattığı bu yapı topluluğu Ankara Savaşı nedeniyle yarıda kalmış ve oğlu Musa Çelebi tarafından h.1407’de tamamlanmıştır. Caminin 2855 depreminde minaresi, 1876’da kubbesi yıkılmıştır. Sürekli onarılarak günümüze iyi bir durumda gelmesi sağlanmıştır.</p>
<p>Yıldırım Beyazıt Camisi’nin ilginç bir mimari plan şeması vardır. İlk defa ters T planı burada açık şeklini almış ve kendisinden sonra yapılan camilere örnek olmuştur. Bursa’da ters T veya yan mek3anlı cami tipinin en anıtsal örneklerinden biri olduğu ileri sürülmektedir. Ayrıca Bursa tipi diye isimlendirilen kemerlerin burada çokça kullanılmış oluşu da dikkat çekmektedir. <span id="more-5280"></span></p>
<p>Bursa kemerinin kökeni ahşap inşaata dayanmakta olup, Bursa üslubunun karakteristik bir unsurudur. Bu kemer şekli daha sonraki yıllarda Edirne ile İstanbul başta olmak üzere Anadolu’nun bazı yerlerinde karşımıza çıkmaktadır. Bunun yanı sıra ahşap mimarinin de gelişmiş örnekleri en iyi biçimde kullanılmıştır. Kapı ve pencere kenarlarındaki mermer oymalar, stalaktitler ve alçı bezemelerin güzel işçiliği bunları tamamlamaktadır<a href="http://www.buzlu.org">. </a></p>
<p>Caminin son cemaat yeri gri kesme taşlarla kaplıdır. Beş kubbeli son cemaat yerinin önü beş, yanları ikişer Bursa kemeriyle dışa açılmıştır. Giriş kapısı üzerindeki kitabe yeri boştur. İbadet yeri arka arkaya iki kubbeli mekan ile yanlarda küçük eyvanlar ve bunların iki yanında tonoz örtülü birer odadan meydana gelmiştir. Orta bölümü örten kubbe 12.00 m. çapında, 18.80 m. yüksekliğindedir.</p>
<p>Caminin yapımında kesme taş kullanılmış, tuğlaya hiç yer verilmemiştir. İç mekanın orijinalinde çini levhalarla kaplandığı, kalem işleri ile bezendiği günümüze ulaşan bazı kalıntılardan anlaşılmaktadır. Birkaç kez yıkılarak yenilenen, en son 1948’de deprem sonucu bir kere daha yıkılan minaresi 1970’de yenilenmiştir.  www.buzlu.org</p>
<p>Yıldırım Beyazıt’ın türbesi caminin altındaki bir set üzerinde 1407’de Emir Süleymanoğlu tarafından yapılmıştır. Yıldırım’ın Timur’a esir düşmesinden ötürü Sultan V.Mehmet’e kadar hiçbir padişah tarafından ziyaret edilmeyen türbede oğulları İsa ve Kasım çelebiler de gömülüdür (Yıldırım Beyazıt Türbesi). Yıldırım Beyazıt Medresesi caminin kuzey batısında (Yıldırım Beyazıt Medresesi), Yıldırım Hamamı caminin batısındaki meyilli alanda (Yıldırım Hamamı) ve Yıldırım Darüşşifası (Yıldırım Darüşifası) da caminin 250 m. doğusundadır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbursa-yildirim-beyazit-camii%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/bursa-yildirim-beyazit-camii/&amp;text=Bursa Yıldırım Beyazıt Camii&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/bursa-yildirim-beyazit-camii/&amp;t=Bursa Yıldırım Beyazıt Camii">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/bursa-yildirim-beyazit-camii/&amp;title=Bursa Yıldırım Beyazıt Camii&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbursa-yildirim-beyazit-camii%2F&name=buzlu.org&description=Bursa+Y%C4%B1ld%C4%B1r%C4%B1m+Beyaz%C4%B1t+Camii" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/bursa-yildirim-beyazit-camii/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/bursa-yildirim-beyazit-camii/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/bursa-yildirim-beyazit-camii/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/bursa-yildirim-beyazit-camii/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Somuncu Baba Camisi (Şeyh Hamid Camisi)</title>
		<link>http://www.buzlu.org/somuncu-baba-camisi-seyh-hamid-camisi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/somuncu-baba-camisi-seyh-hamid-camisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Jun 2011 09:41:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezilesi yerler]]></category>
		<category><![CDATA[iller ve ilçeler]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Turistik yerler]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[bursa camileri]]></category>
		<category><![CDATA[eserler]]></category>
		<category><![CDATA[mekanlar]]></category>
		<category><![CDATA[mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Somuncu Baba Camisi]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi camiler]]></category>
		<category><![CDATA[turistik]]></category>
		<category><![CDATA[yapılar]]></category>
		<category><![CDATA[yapıtlar]]></category>
		<category><![CDATA[yıldırım beyazıd]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyh Hamid Camisi]]></category>
		<category><![CDATA[şehirlerimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5273</guid>
		<description><![CDATA[Bursa, Pınarbaşı Caddesi’nde bulunan bu camiyi Yıldırım Beyazıt döneminde Aksaray’lı Şeyh Hamidüddın-ı Aksarayi adına, Başçı Hacı Sevindik 1407’de yaptırmıştır. Aksaray’lı Şeyh Hamidüddin geçimini ekmek satarak sağlayan bir derviştir. Halk onun küfesindeki ekmeklerin bereket getireceği. Bursa, Pınarbaşı Caddesi’nde bulunan bu camiyi Yıldırım Beyazıt döneminde Aksaray’lı Şeyh Hamidüddın-ı Aksarayi adına, Başçı Hacı Sevindik 1407’de yaptırmıştır. Aksaray’lı Şeyh [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/06/Somuncu-Baba-Camisi.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5274" title="Somuncu Baba Camisi" src="http://www.buzlu.org/images/2011/06/Somuncu-Baba-Camisi.jpg" alt="" width="327" height="307" /></a></p>
<p>Bursa, Pınarbaşı Caddesi’nde bulunan bu camiyi Yıldırım Beyazıt döneminde Aksaray’lı Şeyh Hamidüddın-ı Aksarayi adına, Başçı Hacı Sevindik 1407’de yaptırmıştır.</p>
<p>Aksaray’lı Şeyh Hamidüddin geçimini ekmek satarak sağlayan bir derviştir. Halk onun küfesindeki ekmeklerin bereket getireceği.<br />
Bursa, Pınarbaşı Caddesi’nde bulunan bu camiyi Yıldırım Beyazıt döneminde Aksaray’lı Şeyh Hamidüddın-ı Aksarayi adına, Başçı Hacı Sevindik 1407’de yaptırmıştır.<br />
Aksaray’lı Şeyh Hamidüddin geçimini ekmek satarak sağlayan bir derviştir. Halk onun küfesindeki ekmeklerin bereket getireceğine inanırmış ve bu yüzden de onun ekmeklerini kapışırlarmış. Bursa Ulu Camisinin açılışında ilk namazı kıldırmış,ardından da ilk vaazı vermiştir.</p>
<p>Cami 5.70&#215;5.70m. ölçüsünde kare planlı bir yapıdır. Kuzey yönüne 3.00&#215;5.70 m. ölçüsünde bir son cemaat yeri eklenmiştir. Son cemaat yeri iki sıra tuğla ve moloz taş ile bunların aralarına dikey olarak yerleştirilmiş tuğlalardan meydana gelmiştir. Taş ve tuğladan iki kalın ayan birbirleri ve yan duvarlarla yuvarlak kemerlerle birleştirilmiştir. Böylece son cemaat yeri üç bölümlü olmuştur. <span id="more-5273"></span></p>
<p>Buradan sivri kemerli alınlığı olan Bursa kemeri üslubundaki bir kapıdan ibadet mekanına girilmektedir. İbadet mekanı dışarıdan sekizgen kasnaklı, içeriden pandantifler üzerine oturtulmuş bir kubbe ile örtülüdür. Caminin doğu, batı ve kuzey duvarları sivri kemerli ikişer sıra halinde pencerelerle aydınlatılmıştır. Mihrap dikdörtgen çerçeve içerisine alınmış olup beş dilimlidir. buzlu.org</p>
<p>Minare sekizgen kaide üzerine,tuğla ve taş karışımı olarak yapılmış olup silindirik gövdelidir.<br />
Caminin batısında bulunan, taş tuğla örgülü kalıntıların Caminin banisi Somuncu Baba’nın çilehanesi ve fırını olduğu söylenmektedir. Buradaki çilehane denilen yer 4.00&#215;6.00m.ölçüsünde olup asıl çile çekilen yere bir insanın zor sığabileceği bir me
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fsomuncu-baba-camisi-seyh-hamid-camisi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/somuncu-baba-camisi-seyh-hamid-camisi/&amp;text=Somuncu Baba Camisi (Şeyh Hamid Camisi)&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/somuncu-baba-camisi-seyh-hamid-camisi/&amp;t=Somuncu Baba Camisi (Şeyh Hamid Camisi)">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/somuncu-baba-camisi-seyh-hamid-camisi/&amp;title=Somuncu Baba Camisi (Şeyh Hamid Camisi)&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fsomuncu-baba-camisi-seyh-hamid-camisi%2F&name=buzlu.org&description=Somuncu+Baba+Camisi+%28%C5%9Eeyh+Hamid+Camisi%29" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/somuncu-baba-camisi-seyh-hamid-camisi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/somuncu-baba-camisi-seyh-hamid-camisi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/somuncu-baba-camisi-seyh-hamid-camisi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/somuncu-baba-camisi-seyh-hamid-camisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Orhaneli ilçesi Bursa</title>
		<link>http://www.buzlu.org/orhaneli-ilcesi-bursa/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/orhaneli-ilcesi-bursa/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Apr 2009 11:18:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[belediyeler]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[bursa ilçeleri]]></category>
		<category><![CDATA[bursa köyleri]]></category>
		<category><![CDATA[dağ ilçeleri]]></category>
		<category><![CDATA[iller ve ilçeler]]></category>
		<category><![CDATA[orhaneli]]></category>
		<category><![CDATA[ormanlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3215</guid>
		<description><![CDATA[Doğusunda Keles, güneydoğusunda Harmancık, güneyinde Büyükorhan, batısında Mustafakemalpaşa ilçeleri, kuzeyinde Bursa’nın merkez ilçeleri bulunmaktadır. Bursa’ya karayolu ile 48 km, kuşuçuşu 28 km uzaklıktadır. Nüfusu 8100’dür. Bursa nüfusunun %1,4’ü Orhaneli’nde yaşamaktadır. Yüzey Şekilleri ve İklim Orhaneli, Bursa’nın güneyindeki engebeli düzlüklerde yeralmaktadır. İlçenin dağlık kesimleri kayın, kızılçam, karaçam, meşe, ardıç ormanları ile kaplıdır. Adırnaz (Orhaneli, Kocasu, Rhyndacos [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-3216" title="orhaneli" src="http://www.buzlu.org/images/2009/04/orhaneli.jpg" alt="orhaneli" width="354" height="265" /></p>
<p>Doğusunda Keles, güneydoğusunda Harmancık, güneyinde Büyükorhan, batısında Mustafakemalpaşa ilçeleri, kuzeyinde Bursa’nın merkez ilçeleri bulunmaktadır. Bursa’ya karayolu ile 48 km, kuşuçuşu 28 km uzaklıktadır. Nüfusu 8100’dür. Bursa nüfusunun %1,4’ü Orhaneli’nde yaşamaktadır.</p>
<p><strong>Yüzey Şekilleri ve İklim </strong></p>
<p>Orhaneli, Bursa’nın güneyindeki engebeli düzlüklerde yeralmaktadır. İlçenin dağlık kesimleri kayın, kızılçam, karaçam, meşe, ardıç ormanları ile kaplıdır. Adırnaz (Orhaneli, Kocasu, Rhyndacos Ρυνδακος, Rhyndacus) çayı ilçeden geçer. İlçe, ılıman Akdeniz iklimi ile Ege ve Marmara&#8217;nın kara iklimini taşımaktadır.<br />
<span id="more-3215"></span><br />
<strong>Ekonomi </strong></p>
<p>Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalı olan ilçede çilek, vişne yetiştirilmekte ve bu ürünler ihraç edilmektedir. Koyunun da yetiştirildiği ilçede hayvancılık büyük gelir sağlamaktadır. Krom, linyit, manyezit, asbest, dolomit, mermer, talk, kalsit, feldispat, siyanit, kireç taşı,olivin, demir içeren maden yatakları bulunmaktadır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Tarihi </strong></p>
<p>İlcenin eski adı olan Adranos, burasını avlak olarak kullanan Roma İmparatoru Hadrianus 117-138&#8242;un adından gelir. Doğu Roma (Bizans) döneminde piskoposluk merkezi olan Orhaneli, 1325’de Orhan Bey&#8217;in emri ile Turgut Alp (Turvud, Turud &gt;&gt;&gt; Durgut, Durud) tarafından Osmanlı Beyliği&#8217;ne katılmıştır. İlce merkezindeki Durdu Bey camisinin adı buradan gelir; mescidin kaybolmuş orijinal vakfiyesine sözlü aktarımla yeniden yazılan vakfiyelerde Turgud adının yanlış okunması yüzünden Durdu diye bilinmektedir.</p>
<p>Ertuğrul Bey 1188-1281 ile oğlu Ataman 1258-1325 (sonradan Yıldırım takmaadlı I. ebâyezîd بایزید , Arap olan büyük dedesi Türkmenler&#8217;in takmaadla Ede-Balı ya da Edeb-âlî diye andığı Adana doğumlu Suriye&#8217;den göçmüş, Hicazlı Kureyşli bir aileden gelen Şeyh&#8217;in soyundan gelmeyi şeref saydığından, dedesi Ataman&#8217;ın adını Osman yaptı. Ünlü gezgin İbn-i Battuta Arapça seyahatnamesinde Bursa&#8217;ya gidip Orhan Bey ile tanışmasını anlatırken, babasının adını &#8220;Atman اطمان&#8221; diye yazar, İbn-i Battuta &#8220;Osman عثمان&#8221; adını ya da Arap yazısını bilmiyor olmadığına göre Orhan&#8217;ın babasının adı Osman olamaz.Öte yandan Orhan Bey zamanında Germiyanoğlu Beyliği tarihçisi İdrisî de babasının adını &#8220;Tuman طمان&#8221; diye yazar. Osman ve Orhan ile çağdaş bütün Bizans ve Venedik tarihçileri ise &#8220;Ottoman&#8221; diye yazarlar.)</p>
<p>Ertuğrul/Erdunrıl Bey, 1279&#8242;dan başlayarak Anadolu Selçuklu Devleti&#8217;ne tabi &#8220;uçbeyi&#8221; idi, 1299&#8242;da Ataman, gene Anadolu Selçuklu Devleti&#8217;ne bağlı &#8220;büyük uçbeyi&#8221; oldu, oğlu Orhan Bey de &#8220;Büyük uçbeyi&#8221; idi, 1318&#8242;de artık Anadolu Selçuklu Devleti, İlhanlı Devleti&#8217;ne katıldığından Orhan Bey, İlhanlılar&#8217;a tabi olarak, İlhanlı Meliki Ebu&#8217;l Gazi Bahadır Han ölünceye dek durdu, Ebu&#8217;l Gazi Bahadır Han&#8217;ın 1335&#8242;te ölümünden sonra da istiklalini ilan etti, böylece &#8220;sultan&#8221; unvanını kullanmaya başladı. 1320&#8242;den beri ordunun başında bulunan Orhan Bey, devlet kurumlarını kurdu, daha önce devlet kurumları yoktu, bunları Adranos mıntıkasında yaptı, bu yüzden de asıl devlet kuruluşunun yapıldığı yere daha sonra ta 1910 yılında Orhan İli dendi.</p>
<p>Kazanın tapu kayıtlarında şimdi bile Orhan Bey&#8217;in mülkü olan köyler vardır, İlbese (Süleyman Bey, Baş, Orta, Koçu) ve Danişmend-i Atik (Eski Danişment) gibi. Orhan Bey&#8217;den mülk olarak aldığı Cebel (Dağ) mıntıkasını vakıf yapan 1. Murad&#8217;ın vakfına yerli halk hâlâ vakıf kelimesinden bozma &#8220;makıf&#8221; der. Bu arazi, şimdiki Keles (Kleos, Keles-i Cedid, Kilise-i Cedid, Cebel-i Cedid) ilcesi, şimdiki OsmanGazi&#8217;ye bağlı Soğukpınar beldesi ile Orhaneli çayının kuzeyinde kalan bütün arazidir ya da başka ifadeyle Adranos Çayı ile Uludağ arasındaki bölgedir, buraya eskiden Cebel nahiyesi denirdi. Bu vakıf arazisi köylerin Tanzimat&#8217;tan sonra kurulmuş tapu idaresi kayıtları ilk defterlerinde &#8220;Hüdâvendigâr Gâzî vakfıdur,evkâf-ı Hümâyûn&#8217;a mazbûtdur&#8221; yazar.</p>
<p>Daha önce Hadrianoi, Hadrianea, Hadrianus ad Olympum, Hadrianea ad Olympum, (öteki Adrianos&#8217;lardan ayırt etmek için Olympos (Ολυμποσ)/Keşiş Dağı/Uludağ&#8217;daki Adrianos denmiştir. Benzeri olarak Olympos&#8217;un Roma İmp.luğu&#8217;ndaki öteki Olympos adlı yerler ile karıştırmamak için Olympus ad Mysia (Misya&#8217;daki Olimpos denmiştir.) Hadrianoi (Rumca Adrianoi αδρίανοί), Hadrianea, ve yerli Rum ağzında bozularak &#8220;Adranos&#8221; ve Türkmen ağzı ile &#8220;Adırnaz&#8221; adlarıyla bilinen ilçenin merkezi Beyce kasabasıdır. Eski Yunan&#8217;ın meşhur hatibi Aristides, buralıdır. 1325&#8242;ten 1911&#8242;de Hüdavendigar Eyalet Meclisi adını Orhan İli ( اورخان ايلي) olarak değiştirinceye değin ilcenin (kaza) adı &#8220;Adranos&#8221; (yanlış imla yüzünden yanlış okunarak Atranos) (ادرنوس, ya da yanlış imla ile اطرنوس) idi. 1934 yılında TBMM kararı ile Beyce ( بكجه) kasabasının adı da ilcenin adı da Orhaneli yapılmıştır.</p>
<p>Genel kanıya göre 1325 yılında, Orhan Gazi zamanında, onun buyruğuyla soylulardan Turgud Alp Turgud Bey (ya da yanlış imla ile Turvud, Turud, ayrıca bu yanlış imla yüzünden yerli halk &#8220;Turdı&#8221;, &#8220;Turdu&#8221;, &#8220;Durdu&#8221; Bey sanmıştır.) kumandasındaki ordu tarafından alındı. İbn-i Kemal&#8217;in yazdığına göre Adranos Kalesi&#8217;ne gelindiğinde kale boştu, Tekfur ile halk dağlara kaçmışlardı, ordu onları takiple bulmuş, halk teslim olmuş ama tekfur kendini Alita Dağı&#8217;ndan aşağıya ırmağa doğru kayalıklara atarak intihar etmiştir. Daha sonra Orhan Bey&#8217;in buyruğu ulaşımı zor olan bir yer olduğu, yeniden buraya sığınan düşmanın başa bela olacağı sebebi ile kale ile çevresindeki surlar yıkılmıştır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
1869 ile 1881 arasında Adranos Kazası Cebel (Keles) nahiyesi ile birlikte, Brusa Sancağı merkez kazaya bağlı nahiye yapıldı, Harmancık Nahiyesi 1869-1870&#8242;de 1 yıl için kaza yapıldı ama Adranos nahiyesi Bursa&#8217;ya bağlandı, 1871-1881 arasında Harmancık ve Gökçedağ nahiyeleri Kite(Karacabey) Kazası&#8217;na bağlı kaldı, 1882&#8242;de yeniden eski idari sisteme dönülüp, Adranos yeniden kaza yapıldı, Cebel (Keles), Harmancık, Gökçedağ nahiyeleri Adranos Kazası&#8217;na bağlandı. 8 Temmuz 1920’de Yunan işgaline uğramış ve 9 Eylül 1922’de işgalden kurtulmuştur.</p>
<p><strong>Nüfus </strong></p>
<p>İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 30 449&#8242;dir. Bunun 8 071&#8242;i ilçe merkezinde, 22 378&#8242;i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.</p>
<p>İlçe bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı; 2 belde (Göynükbelen, Karıncalı), 53 köy ve 6 mahalleden oluşmaktadır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Forhaneli-ilcesi-bursa%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/orhaneli-ilcesi-bursa/&amp;text=Orhaneli ilçesi Bursa&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/orhaneli-ilcesi-bursa/&amp;t=Orhaneli ilçesi Bursa">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/orhaneli-ilcesi-bursa/&amp;title=Orhaneli ilçesi Bursa&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Forhaneli-ilcesi-bursa%2F&name=buzlu.org&description=Orhaneli+il%C3%A7esi+Bursa" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/orhaneli-ilcesi-bursa/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/orhaneli-ilcesi-bursa/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/orhaneli-ilcesi-bursa/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/orhaneli-ilcesi-bursa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ermeni sorunu</title>
		<link>http://www.buzlu.org/ermeni-sorunu/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/ermeni-sorunu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2009 08:46:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[barut]]></category>
		<category><![CDATA[bomba]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdar]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[profesör]]></category>
		<category><![CDATA[saray]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[silah]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3002</guid>
		<description><![CDATA[Osmanlı devleti zayıflamaya başlayıp, hemen her konuda Avrupa&#8217;nın müdahalesine maruz kalınca, Türk &#8211; Ermeni ilişkilerinde de bir bozulma devri başlamıştır. Batılı ülkeler Osmanlı devleti&#8217;ni bölerek bölgesel çıkarlarına ulaşabilmek için Ermeniler&#8217;i Türk toplumundan koparmayı hedeflemişlerdir. Özellikle Avrupa&#8217;nın bazı büyük devletleri &#8220;ıslahat&#8221; adı altında bir yandan Osmanlı devleti&#8217;nin iç işlerine karışırken, bir yandan da Ermeniler&#8217;i, Osmanlı yönetimi&#8217;ne [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-3003" title="ermenistan" src="http://www.buzlu.org/images/2009/03/ermenistan.jpg" alt="ermenistan" width="250" height="226" /></p>
<p>Osmanlı devleti zayıflamaya başlayıp, hemen her konuda Avrupa&#8217;nın müdahalesine maruz kalınca, Türk &#8211; Ermeni ilişkilerinde de bir bozulma devri başlamıştır. Batılı ülkeler Osmanlı devleti&#8217;ni bölerek bölgesel çıkarlarına ulaşabilmek için Ermeniler&#8217;i Türk toplumundan koparmayı hedeflemişlerdir.</p>
<p>Özellikle Avrupa&#8217;nın bazı büyük devletleri &#8220;ıslahat&#8221; adı altında bir yandan Osmanlı devleti&#8217;nin iç işlerine karışırken, bir yandan da Ermeniler&#8217;i, Osmanlı yönetimi&#8217;ne karşı teşkilatlandırmışlardır.<br />
Böylece ülke içinde ve dışında teşkilatlanan ve silahlanan Ermeni komiteleri ile Ermeni kiliseleri&#8217;nin kışkırtıcı faaliyetleri sonucunda, Ermeni toplumu yavaş yavaş Türkler&#8217;den uzaklaşmaya başlamıştır.</p>
<p>Türkler&#8217;in iyi tutumuna karşın, yabancı devletlerle ittifak etmek suretiyle Türkler&#8217;le mücadeleye başlayan Ermeniler, batı&#8217;nın desteğini alabilmek için kendilerini &#8220;ezilen bir toplum&#8221; olarak göstermeye ve &#8220;Anadolu üzerindeki egemenlik haklarını Türkler&#8217;in gasp ettiği&#8221;ni dile getirmeye başlamışlardır.<br />
<span id="more-3002"></span><br />
Islahat fermanı ile müslümanlar ve gayri müslimler eşit statüye getirilince ayrıcalıklarını kaybeden Ermeniler, 1877 &#8211; 1878 Osmanlı &#8211; Rus Savaşı sonunda, Rusya&#8217;dan &#8220;işgal ettiği doğu Anadolu topraklarından çekilmemesini, bölgeye özerklik verilmesini veya Ermeniler lehine ıslahat yapılmasını&#8221; talep etmişlerdir. Bu isteklerle birlikte Ermeni sorunu ilk kez ortaya çıkmaya ve uluslar arası bir şekil almaya başlamıştır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Ermeniler, bu kez Ruslar ve İngilizler tarafından kullanılmaya başlanmış ve ingiltere&#8217;nin elinde, Rus yayılmacılığına karşı bir ileri karakol vazifesi görmüşlerdir. İngiltere ve Rusya tarafından tarih sahnesine sunulan Ermeni sorunu, aslında emperyalizmin Osmanlı imparatorluğu&#8217;nu yıkma ve paylaşma politikasının bir uzantısıdır.</p>
<p><strong>24 Nisan 1915</strong></p>
<p>Rus ve İngiliz kışkırtmaları sonucunda meydana gelen isyan ve katliamlar karşısında Osmanlı hükümeti, herhangi bir önleme başvurmadan önce Ermeni Patriği, Ermeni milletvekilleri ve Ermeni cemaatinin ileri gelenlerine &#8220;Ermenilerin Müslümanları arkadan vurmaya ve katletmeye devam etmeleri halinde gerekli önlemleri alacağını&#8221; bildirmekle yetinmiştir. Ancak, olaylar durmak yerine giderek yoğunlaşınca, ordunun bir çok cephede savaş halinde bulunması nedeniyle cephe gerisinin emniyete alınması ihtiyacı doğmuştur.</p>
<p>Bu maksatla, 24 Nisan 1915 tarihinde Ermeni Komiteleri kapatılarak, yöneticilerinden 2345 kişi devlet aleyhine faaliyette bulunmak suçundan tutuklanmıştır. Osmanlı Hükümeti&#8217;nin bu kararı üzerine hareket geçen Eçmiyazin Katalikosu Kevork, ABD Cumhurbaşkanı&#8217;na şu telgrafı göndermiştir: &#8220;Sayın Başkan, Türk Ermenistanı&#8217;ndan aldığımız son haberlere göre, orada katliam başlamış ve organize bir tedhiş Ermeni halkının mevcudiyetini tehlikeye sokmuştur. Bu nazik anda Ekselanslarının ve büyük Amerikan Milletinin asil hislerine hitap ediyor, insaniyet ve Hıristiyanlık inancı adına, büyük Cumhuriyetinizin diplomatik temsilcilikleri vasıtasıyla derhal müdahale ederek, Türk fanatizminin şiddetine terkedilmiş Türkiye&#8217;deki halkımın korunmasını rica ediyorum.&#8221;</p>
<p>Başpiskopos Kevork&#8217;un telgrafını, Rusya&#8217;nın Washington Büyükelçisi&#8217;nin ABD&#8217;deki temasları izlemiştir. Bütün olup biten, yasadışı Ermeni komitelerinin kapatılması ve elebaşlarının tutuklanması olmasına rağmen, olayı bir &#8220;katliam&#8221; gibi göstermeye çalışan Ermeniler, başta ABD ve Rusya olmak üzere, çeşitli sömürgeci devletleri kendi saflarına çekmeye çalışmışlardır.</p>
<p>Diaspora Ermenilerinin her yıl sözde &#8220;Ermeni soykırımının yıldönümü&#8221; diye andıkları 24 Nisan, devlet aleyhine faaliyette bulunan ve masum insanları katleden 2345 komitecinin tutuklandığı tarihtir. Görüldüğü gibi bu tarih, sözde soykırım şöyle dursun, sözde soykırım iddialarına temel oluşturduğu iddia edilen &#8220;yer değiştirme&#8221; uygulamasıyla bile ilgili değildir.</p>
<p>Ermeni Kimliği Ve Tarihte Türk-Ermeni İlişkileri<br />
Tarihte, &#8220;Ermenistan neresidir? nerede başlar? ve nerede biter?&#8221; sorularına cevap vermek çok güçtür. ansiklopedik kaynaklarda; Erivan, Gökçegöl, Nahcıvan, Rumiye gölü kuzeyi ve Mako bölgesine, yukarı memleket anlamına gelen Armenia, bu yörelerde yaşayan halka ise Ermeni denildiği yer almaktadır.</p>
<p>Ermeni tarihçilerin bir kısmı, M.Ö. altıncı yüzyılda kuzey Suriye ve Kilikya bölgesi&#8217;nde yaşayan Hititlerden olduklarını, bir diğer kısmı ise Nuh&#8217;un oğullarından Hayk&#8217;a dayandıklarını iddia etmektedir. Bunun yanında, Ermenistan denilen coğrafyada yerleşen ve bugün Ermeni diye adlandırılan toplumun, bölgenin kesin olarak neresinde yaşadıkları, sayıları ve aynı yörede ikamet eden diğer unsurlara kıyasla nüfus oranları bilinmemektedir.</p>
<p>Görülüyor ki, Ermeni tarihçileri bile kökenleri konusunda fikir birliği içinde değildir. O halde tarih boyunca millet ve bağımsız bir devlet olma vasfını yakalayamayan bu toplumun, herhangi bir bölgeye &#8220;vatanımızdır&#8221; demeleri mümkün görülmemektedir. &#8220;Büyük Ermenistan&#8221; hayalinin de, tamamen yayılmacı bir düşüncenin ürünü olduğu değerlendirilmektedir.</p>
<p>Tarihsel olarak bakıldığında, Ermenilerin sırasıyla, Pers, Makedon, Selefkit, Roma, Part, Sasani, Bizans, Arap ve Türkler&#8217;in hakimiyeti altında yaşadıkları görülür. Ermeni derebeyliklerinin bir çoğu, bölgeye hakim olan ve/veya Ermenileri kendi saflarına çekerek kullanmak isteyen devletler tarafından kurdurulmuştur.</p>
<p>1071&#8242;de Türk hakimiyetine giren Ermeniler&#8217;i, Bizans&#8217;ın zulüm idaresinden kurtaran ve onlara insanca yaşama hakkını bahşeden, Selçuklu Türkleri olmuştur. Fatih döneminde ise, Ermenilere din ve vicdan hürriyeti verilmiş, Ermeni cemaati için dini ve sosyal faaliyetlerini yönetmek üzere Ermeni patrikliği kurulmuştur.</p>
<p>Ermeni patriği, kendi yetkisiyle ruhani reisleri azlediyor, dini ayinleri yasaklıyor, kendi adamlarından haraç toplayabiliyor, nikah işlerini yürütebiliyor ve hapis cezaları verebiliyordu.</p>
<p>Ermeniler, 19 uncu yüzyılın sonlarına kadar Osmanlı idaresinde, Türk insanının hoşgörüsünden de yararlanarak, adeta altın çağlarını yaşamışlardır. Askerlikten muaf tutulan ve kısmen vergi muafiyeti tanınan Ermeniler, ticaret, zanaat ve tarım ile idari mekanizmalarda önemli görevlere yükselme fırsatını elde etmişlerdir. Rum isyanından sonra boşalan Osmanlı hariciyesine yerleştirilen Ermeniler&#8217;e Osmanlı devleti&#8217;ne hizmetlerinden dolayı &#8220;milleti sadıka&#8221; adı verilmiştir.</p>
<p>Bu nedenle 19 ncu yüzyılın son çeyreğine kadar Osmanlılar&#8217;ın bir Ermeni sorunu olmadığı gibi, Ermeni tebaa&#8217;nın da Türk yöneticileriyle halledemedikleri bir mesele mevcut değildir.</p>
<p><strong>Selçuklular Döneminda Türk-Ermeni İlişkileri</strong></p>
<p>VII. yüzyıl sonlarından itibaren Anadolu, Bizans hakimiyetinden çıkarak, önce Emevilerin, onlardan sonra ise X. yüzyılın sonlarına kadar Abbasilerin elinde kalmıştır. X. yüzyılın sonlarında Anadolu&#8217;nun tamamına Bizans yeniden hakim olmuştur.</p>
<p>Bizans İmparatoru Vasil II, hayatının son yıllarında Kafkaslar&#8217;da faaliyet göstermiştir. Ermeni Bağratuni hanedanından Gagik I&#8217;in (990-1020) ölümünden sonra bu bölgede karışıklıklar çıkmıştır. Bu durum Bizans İmparatoru&#8217;na başarılı bir müdahale fırsatı vermiştir. Gürcistan&#8217;ın bir kısmı gibi Van bölgesi de Bizans İmparatorluğu&#8217;na dahil olunmuş, Ermeni Ani hanedanlığı ise hayatı boyunca Gagik&#8217;in oğlu ve halefi olan İonnas Smbat&#8217;a kalmış, onun ölümünden sonra ise aynı şekilde Bizans İmparatorluğu&#8217;na katılmıştır.</p>
<p>Bizans İmparatorluğu, Ermenilerin yaşadıkları yerleri kendine katmakla kalmamış, aynı zamanda Ermeni tarihçi Urfalı Mateos&#8217;un da belirttiği gibi &#8220;Ermeni milletinin kumandanlarını kendi ev ve eyaletlerinden çıkarıp götürmüşler&#8221;dir.</p>
<p>1047-1048 yılında Selçuklu Veliahdı Hasan, Van Gölü bölgesine akınlara başlamıştır. Azerbaycan Genel Valiliği&#8217;ne atanan İbrahim Yınal, Tuğrul Bey&#8217;den aldığı buyruk üzerine, Kutalmış ile birlikte harekete geçerek Eylül 1048&#8242;de Pasin Ovası&#8217;nda Liparit, Aaron ve Katakalon kumandasındaki Bizans Ordusu&#8217;nu bozguna uğratmıştır.</p>
<p>Ölen Bizans İmparatoru Konstantin Dukas&#8217;ın (Mayıs 1067) yerine geçen karısı ile evlenerek iktidarı ele geçiren Romanos VI. Diogenes, Selçuklulara karşı savaşı derhal ele almış, fakat ordusunun aşırı güçsüzleşmesi nedeniyle büyük bir güçlükle de olsa çoğunluğu yabancı asıllı ücretlilerden (Peçenek, Oğuz, Norman, Frank, Ermeni, Slav, Bulgar, Alman, Hazar, Gürcü) oluşan bir ordu toplamıştır.</p>
<p>Bizans İmparatoru Malazgirt&#8217;e doğru yola çıkmadan önce, harpten dönünce Ermeni mezhebini ortadan kaldıracağına yemin etmiştir. Bizans imparatorunun ordusu, 26 Ağustos 1071 tarihinde Sultan Alparslan&#8217;ın ordusuna saldırmış, fakat bozguna uğramıştır. Bizans İmparatorunu esir alan Alparslan, barış imzaladığı Diogenes&#8217;i tahta dönmesi için büyük bir törenle İstanbul&#8217;a uğurlamıştır.</p>
<p>Uzun yıllar Bizans hakimiyeti altında yaşayan Ermenilere Bizanslıların nasıl davrandıkları konusunu, o dönemleri yaşayanlardan dinlemiş ve yazmış olan Urfalı Mateos şu şekilde aktarmıştır: &#8220;&#8230; Onlar (Romalılar) Katogikosu (Haçik&#8217;i), mezhebi için türlü işkencelere maruz bırakmışlardır. Duyduğumuza göre onlar, onu ateşle tazip etmişler, fakat o, alevlerin içinden sağ ve salim çıkıyordu.&#8221;</p>
<p>&#8220;İki yıl sonra (993-994) büyük Roma dükü, büyük bir ordu ile beraber Ermenilere karşı yürüdü, Hıristiyanların üzerine atılıp onları kılıçtan geçirdi ve esaret altına aldı. O, zehirli bir yılan gibi her yere ölüm götürdü ve böylelikle, dinsiz milletlerin yerini tutmuş oldu.&#8221;</p>
<p>Türkler, Bizanslılarla birlikte kendilerine karşı savaşan Ermenilere nasıl davranmışlardır? Bizanslıların yaptıkları gibi onları hakir mi görmüşler, zulüm mü yapmışlar, yoksa kilise ve manastırlarını mı yakmışlardır? Ermeniler başta olmak üzere, Selçuklu yönetiminde yaşayan bütün gayrimüslim azınlığa gösterilen hoşgörüyü Urfalı Mateos şu şekilde kaydetmiştir:</p>
<p>&#8220;539 (27 Şubat 1090-26 Şubat 1091) tarihinde Ermeni Katogikosu Barseg, cihangir sultan Melikşah&#8217;ın yanına gitti. Katogikos bazı yerlerde Hıristiyanların tazyik edildiğini, Allah&#8217;ın kiliseleri ile ruhanilerden vergi istenildiğini ve manastırlarda piskoposların vergi için tazyik edildiğini görüp, İranlıların ve bütün Hıristiyanların âlicenap ve tatlı sultanının huzuruna gidip, bütün bunları ona arz etmeye karar verdi. Sultan, senyor Barseg&#8217;i huzura kabul edip, ona büyük iltifat gösterdi ve onun arzularını yerine getirdi. Sultan, bütün kilise ve manastırları ve ruhanileri vergiden muaf tuttu ve Ermeni katogikosuna fermanlar verip onu iltifatla uğurladı.&#8221;</p>
<p>Bu ifadelerden de açıkça anlaşıldığı gibi Selçuklu Türkleri, Ermenilere ve diğer gayrimüslim halka Bizanslıların göstermediği hoşgörüyü göstermiş ve onların dinlerini ve sosyal yaşantılarını korumalarını sağlamıştır. Bu anlayış, Anadolu Selçukluları döneminde de devam etmiştir. Gösterilen tüm bu hoşgörülere rağmen, bazen Ermenilerin Bizanslıların ve Haçlı Seferleri sırasında Haçlıların yanlarında yer aldıkları da bilinmektedir.</p>
<p><strong>Osmanlı-Ermeni İlişkileri</strong></p>
<p>Osmanlı devletinin ilk kuruluş yıllarında Ermeniler, genellikle Çukurova, Doğu Anadolu ile Kafkasya bölgelerinde küçük prenslikler ve beylikler halinde ve dağınık durumdaydılar. İran, Bizans, Gürcü, Selçuklu devletleri ve diğer küçük devlet ve beyliklerle karışmışlardı ve bunların yönetimi altındaydılar.</p>
<p>Ermenilerin Osmanlılarla ilk ilişkileri, çok azınlıkta bulundukları Anadolu&#8217;nun batı bölgesinde başlamıştır. Osman Gazi 1324 yılında Bursa&#8217;yı devlete merkez yaptıktan sonra, Kütahya&#8217;daki Ermenilerin çoğunluğu ve Ermeni ruhani reisliği Bursa&#8217;ya nakledilmiştir.</p>
<p>Fatih Sultan Mehmet 1453&#8242;de İstanbul&#8217;u aldıktan sonra Ermenilerin Bursa&#8217;daki ruhani başkanı Hovakim&#8217;i İstanbul&#8217;a getirmiş ve 1461&#8242;de yayınladığı bir fermanla Ermeni Patrikliği&#8217;ni kurdurmuştur. Yavuz Sultan Selim&#8217;in 1514-1516&#8242;da Güney Kafkasya ve Doğu Anadolu&#8217;yu fethetmesiyle buradaki Ermeniler de aynı cemaat bünyesine alınarak İstanbul Patrikliği&#8217;ne bağlanmışlardır.</p>
<p>Tarihlerinde hiçbir devletten ve hükümdardan görmedikleri ilgiyi Osmanlı devletinden gören Ermeniler, Türk milletine samimi olarak bağlanmışlardır. Bu yüzden kısa bir süre içinde çeşitli yerlerden İstanbul&#8217;a göçen Ermeniler büyük bir cemaat oluşturmuş ve dünyanın en refah içindeki cemaatlerinden birisi haline gelmişlerdir.</p>
<p>Fatih Sultan Mehmet&#8217;ten Sultan II. Mahmud&#8217;a kadar 350 yıllık süre içinde Hıristiyanların ve dolayısıyla Ermenilerin dini ve toplumsal işlerine kesinlikle karışılmamıştır. &#8220;Amira&#8221; denilen bankerlerden, tüccarlardan ve devlet memurlarından oluşan Ermenilerin yardımıyla; birçok okul, matbaa, kütüphane açılmış, birçok Ermeni genci öğrenim yapmak ve sanat öğrenmek üzere Avrupa&#8217;ya gönderilmiştir. Aynı dönemde bu haklardan Rusya yönetimindeki Ermeniler yararlanamamışlardır.</p>
<p>Ermeni Patriği Nerses 1876 yılında Vatandaşlık Meclisi Şurası&#8217;na sunduğu mektubunda, &#8220;Şayet günümüze kadar Ermeni milleti, millet olarak korunduysa ve inancını, kilisesini, dilini, tarihi ve kültürel değerlerini koruyorsa, tüm bunlar Türk hükümetinin Ermeni milletine gösterdiği koruma, yardım ve hayırseverlik sayesindedir. Kader, Ermenileri Türklere bağlamıştır. Bundan dolayı Ermeniler, devletin savaş ve ağır sınav günlerinde buna kayıtsızca davranamaz. Aksine her zaman oldukları gibi ona yardım etmek zorundadırlar. Vatanını seven Ermeni, devlete yardım ederek, Ermeni milletinin hizmet ve yardımının en iyisini görecektir.&#8221; demektedir. Görüldüğü gibi Patrik Nerses, Ermenilerin Osmanlı yönetiminde sahip oldukları haklar sayesinde benliklerini muhafaza ettiklerini belirtmektedir.</p>
<p>Osmanlı devleti, Gülhane Hatt-ı Hümayunu ile yapmayı vaadettiği ıslahatları ilân etmiş, ancak gayrimüslimler verilen yeni haklardan memnun kalmamışlardır. Tanzimat ile gayrimüslimlere askerlik mükellefiyeti getirilmiş, devlet memuriyetleriyle idari ve askeri okullara girmelerine izin verilmiştir. Buna dayanarak Ermeniler, 1863&#8242;de yürürlüğe giren 99 maddeden oluşan Ermeni Milleti Nizamnamesi&#8217;ni bir fermanla Babıâli&#8217;ye onaylatmışlardır.</p>
<p>Osmanlı yönetimindeki diğer gayrimüslim azınlıklar gibi Ermeniler de her zaman birinci sınıf vatandaş muamelesi görmüşler; askere gitmedikleri gibi, özellikle ticari hayatta kilit noktaları ellerine geçirmek suretiyle, toplum içinde ön plana çıkmışlar, zengin olmuşlardır.</p>
<p>Devlete bağlılıkları, Türk adetlerini benimsemeleri, hatta iyi Türkçe konuşmaları, Ermenilerin devlete ait resmi veya özel işlere atanmalarına sebep olmuştur. Bu bakımdan 16. yüzyılda Ermeni asıllı Mehmet Paşa gibi vezirlik rütbesine kadar yükselen devlet adamları, 18. yüzyılda Divrikli Düzyan soyundan saray kuyumcuları ve sonradan Darphane bakanları, Sasyan ailesinden saray doktorları, 19. yüzyılda Bezciyan ailesinden Darphane bakanları, Dadyan ailesinden Baruthane bakanları devletin en yüksek kademelerinde görevler yapmışlardır. 19. yüzyılda ve Abdülhamit devrinde ve sonrasında ise Ermeni dış işleri görevlileri ve bakanlar bulunmaktadır. Ayrıca birçok Ermeni de Osmanlı devlet adamlarına danışmanlık yapmıştır.</p>
<p>Ermeniler iddia edildiği gibi soykırıma uğrayan bir topluluk değil, devletin her kademesinde, her meslekte önemli yerler edinmiş bir grup olmuştur.</p>
<p>Osmanlı-Ermeni ilişkileri açısından en çarpıcı açıklamalar, bizzat Türkiye&#8217;deki Ermeni cemaatinin önderlerinden gelmiştir. Ermeni Patriği II. Mesrob, 22 Mayıs 1999 günü Hilton Oteli&#8217;ndeki resepsiyonda yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullanmıştır: &#8220;3. Binyılın eşiğindeyiz. İnsanlık tarihinde yeni bir dönemin başlangıcını kutlamaya hazırlanıyoruz. Bunun hepimiz için büyük fırsat olduğunu düşünüyorum. Geleceğimizi kıtaların, kültürlerin ve halkların birlikteliği düşüyle tayin etme fırsatı&#8230;</p>
<p>İnsan hayatına, kişisel hak ve özgürlüklere saygı, adil ve her türlü şiddetten uzak bir dünya hepimizin ortak özlemi.</p>
<p>Önümüzdeki bu dönüm noktası yalnızca eşsiz bir fırsat değil, aynı zamanda çetin bir sınav sunuyor bizlere. Geride bırakmaya hazırlandığımız 2. Binyıl trajik olaylarla doluydu.</p>
<p>Yine de geride bıraktıklarımız arasında hep saygıyla yad edeceğimiz, önümüzdeki binyıllarda da sevinçle kutlayacağımız nice olaylar yok değil.</p>
<p><strong>Tıpkı bugün kutladığımız gibi.</strong></p>
<p>İstanbul Ermeni Patrikliği&#8217;nin kuruluşu tarihte eşine rastlayamayacağımız bir olaydır. Fatih Sultan Mehmet&#8217;in İstanbul&#8217;u fethinden sekiz yıl sonra, 1461&#8242;de Batı Anadolu&#8217;daki Ermeni episkoposluğunu çıkardığı bir fermanla İstanbul Patrikliği&#8217;ne dönüştürmesi Fatih&#8217;in ve Osmanlı Sultanlarının gelecek vizyonu ve diğer dinlere gösterdiği hoşgörünün çok açık bir örneğidir.</p>
<p>Tarihte bir dine mensup bir hükümdarın başka bir dinin üyeleri için ruhani riyaset makamı tesis etmesi, ne Fatih&#8217;ten önce, ne de sonra görüldü. Yeni bir binyıla girerken dünyada yaşanan gerginlikleri, özellikle yakın çevremizdeki savaş ortamını göz önünde bulunduracak olursak, 538 yıl önce gerçekleşen bu olayın değerini, dinler ve kültürler arası hoşgörünün önemini, sanıyorum daha iyi kavrayabiliriz.</p>
<p>İmparatorluk sınırları içindeki Ermeni toplumunun hayatını onun örf ve adetlerine göre düzenleyen Fatih Sultan Mehmet&#8217;i, onun doğrultusunda ülkeye hizmet eden devlet adamlarını ve 1461&#8242;deki ilk İstanbul Ermeni Patriği Bursalı Hovagim&#8217;den başlayarak bu makama sadakatle hizmet eden 83 patriğimizi sevgiyle ve minnetle anıyoruz. Biz Türkiye Ermenileri, ülkemizde yaşayan en kalabalık Hıristiyan cemaati olarak 75. yılını coşkuyla kutladığımız Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin aydınlık geleceğine tüm kalbimizle inanıyor ve yarınlara ümitle bakıyoruz.&#8221;</p>
<p><strong>Ermeni Sorununun Ortaya Çıkışı </strong></p>
<p>Osmanlı Devleti zayıflamaya başlayıp, hemen her konuda Avrupa&#8217;nın müdahalesine maruz kalınca, Türk &#8211; Ermeni ilişkilerinde de bir bozulma devri başlamıştır. Batılı ülkeler Osmanlı Devleti&#8217;ni bölerek bölgesel çıkarlarına ulaşabilmek için Ermenileri Türk toplumundan koparmayı hedeflemişlerdir. Özellikle Avrupa&#8217;nın bazı büyük devletleri &#8220;ıslahat&#8221; adı altında bir yandan Osmanlı Devleti&#8217;nin iç işlerine karışırken, bir yandan da Ermenileri, Osmanlı yönetimine karşı teşkilatlandırmışlardır. Böylece ülke içinde ve dışında teşkilatlanan ve silahlanan Ermeni komiteleri ile Ermeni Kiliseleri&#8217;nin kışkırtıcı faaliyetleri sonucunda, Ermeni toplumu yavaş yavaş Türklerden uzaklaşmaya başlamıştır.</p>
<p>Türklerin iyi tutumuna karşın, yabancı devletlerle ittifak etmek suretiyle Türklerle mücadeleye başlayan Ermeniler, Batının desteğini alabilmek için kendilerini &#8220;ezilen bir toplum&#8221; olarak göstermeye ve &#8220;Anadolu üzerindeki egemenlik haklarını Türklerin gasp ettiği&#8221; iddiasını dile getirmeye başlamışlardır.</p>
<p>Islahat Fermanı ile Müslümanlar ve Gayr-i Müslimler eşit statüye getirilince ayrıcalıklarını kaybeden Ermeniler, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda, Rusya&#8217;dan &#8220;işgal ettiği Doğu Anadolu topraklarından çekilmemesini, bölgeye özerklik verilmesini veya Ermeniler lehine ıslahat yapılmasını&#8221; talep etmişlerdir. Bu isteklerle birlikte Ermeni sorunu ilk kez ortaya çıkmaya ve uluslararası bir şekil almaya başlamıştır.</p>
<p>1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı&#8217;nın ardından imzalanan Ayastefanos Anlaşması&#8217;nın Osmanlı Devleti&#8217;nce kabullenilmek zorunda kalınan 16. maddesi şöyledir:<br />
&#8220;Ermenistan&#8217;dan Rusya askerinin istilası altında bulunup Osmanlı Devleti&#8217;ne verilmesi gereken yerlerin boşaltılması oralarda iki devletin dostane ilişkilerinde zararlı karışıklıklara yol açabileceğinden, Osmanlı Devleti Ermenilerin barındığı eyaletlerde mahalli menfaatlerin gerektirdiği ıslahat ve düzenlemeyi vakit kaybetmeksizin yapmayı ve Ermenilerin Kürtlere ve Çerkezlere karşı güvenliklerini sağlamayı garanti eder&#8221;.</p>
<p>Anlaşmanın bu hükmü, esas itibariyle bağımsızlık kazanmak isteyen Ermenileri tam anlamıyla tatmin etmemiş olsa dahi &#8220;Ermeni Sorunu&#8221;nun tarihte ilk kez bir uluslararası belgeye yansıması ve &#8220;Ermenistan&#8221; diye bir bölgenin varlığından söz edilmesi yönünden büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>1878 yılında toplanan Berlin Kongresi sonucunda imzalanan Berlin Antlaşması&#8217;nın 61. maddesi de Ayastefanos Anlaşması&#8217;nın 16. maddesi yerine şu hükmü getirmiştir: &#8220;Osmanlı Hükümeti, halkı Ermeni olan eyaletlerde mahalli ihtiyaçların gerektirdiği ıslahatı yapmayı ve Ermenilerin Çerkez ve Kürtlere karşı huzur ve güvenliklerini garanti etmeyi taahhüt eder ve bu konuda alınacak tedbirleri devletlere bildireceğinden, bu devletler söz konusu tedbirlerin uygulanmasını gözeteceklerdir&#8221;.</p>
<p>Berlin Antlaşması&#8217;nın bu hükmü ile Türk-Ermeni ilişkilerine yabancı güçlerin müdahale edebilmesi hakkı tanınmış olmaktadır. Böylece Ermeniler, Ruslar ve İngilizler tarafından kullanılmaya başlanmış ve İngiltere&#8217;nin elinde Rus yayılmacılığına karşı bir ileri karakol vazifesi görmüşlerdir. İngiltere ve Rusya tarafından tarih sahnesine sunulan Ermeni Sorunu, aslında emperyalizmin Osmanlı Devleti&#8217;ni yıkma ve paylaşma politikasının bir uzantısıdır. Sözde Ermeni soykırımı iddiaları ve yalanları da işte bu politikanın propaganda ürünüdür!..</p>
<p><strong>Tehcir Kanunu, Uygulaması Ve Sözde Ermeni Soykırım İddiası</strong><br />
Osmanlı Hükümeti’nin bütün iyi niyetine rağmen, ülkede Ermeni olaylarının giderek yoğunluşması, savunmasız kalan Türk kadın ve çocuklarına Ermeni saldırılarının artması ve ordunun bir çok cephede savaş halinde bulunması nedeniyle mahalli isyanların topyekün bir ihanete dönüşmemesi için, cephe gerisinin emniyete alınması ihtiyacı doğmuştur.</p>
<p>Bu maksatla, 24 Nisan 1915&#8242;de Ermeni komiteleri kapatılmış ve yöneticilerinden 2345 kişi, &#8220;devlet aleyhine faaliyette bulunmak&#8221; suçundan tutuklanmıştır. Ermenilerin her yıl &#8220;sözde soykırım anma günü&#8221; olarak andıkları 24 Nisan, bu tarih olup tehcirle alakalı degildir.&#8221;</p>
<p>Komitelerin kapatılması, ele başlarının ve bazı teröristlerin tutuklanması, olayları yatıştıracağına daha da şiddetlendirmiştir. Osmanlı Hükümeti son insani çare olarak; savaş bölgelerindeki halk ile Osmanlı Devleti&#8217;ne karşı casusluk ve hiyanetleri görülenlerin, ayrı ayrı -veya birlikte savaş alanlarından uzak yerlere &#8220;sevk ve iskanı&#8221; için 27 Mayıs 1915&#8242;de &#8220;tehcir kanunu&#8221;nu çıkarmıştır.<br />
Göçe tabi tutulanlar, imparatorluk sınırları içinde Ordu-Kastamonu, Ankara-Niğde, Malatya-Maraş, Diyarbakır-Urfa-Adana ve Suriye-Irak bölgelerine gönderilmiş olup, 1916 Ekim sonuna kadar toplam 702.900 kişinin göç ettirildiği belgeleriyle sabittir.</p>
<p>1914 yılı resmi verilerine göre Osmanlı Devleti&#8217;nde 1.234.671 Ermeni nüfusu bulunmaktadır. bu sayı Ermeni patrikhanesi&#8217;ne göre 2.5 milyon, lozan konferansı Ermeni heyetine göre 2.2 milyon, Fransız sarı kitabı&#8217;na göre 1.5 milyon, Britannica&#8217;ya göre 1.5 milyon, ve İngiliz yıllığına göre 1 milyon olarak belirtilmektedir.<br />
Buna göre en fazla 700.000 kişinin göçe tabi tutulduğu bir yer değiştirme olayında, Ermenilerin iddia ettiği gibi 2-3 milyon kişinin öldürülmesi mümkün değildir. çünkü, zaten Osmanlı devleti içinde 1.230.000 civarında Ermeni bulunmaktadır. bunun da ötesinde eğer Osmanlı devleti Ermeni tebaasından kurtulmak isteseydi, bunu asimilasyon yoluyla halledebilirdi. oysa açıklandığı üzere Ermeniler, imparatorluk içerisinde Türklerden bile rahat bir yaşam sürdürmüşlerdir.</p>
<p>O halde sözde Ermeni soykırım iddiası tamamen uydurma olup, hiç bir belge ve kanıta dayanmayan, hukuki zeminden yoksun olan ve Türk düşmanlığı üzerine bina edilen, gerçek dışı, bir hayal ürünüdür.<br />
Asoghik ve Mateos&#8217;dan Voltaire, Lamartine, Claide Farrere, Pierre Loti, Nogueres, İlone Caetani, Philip Mashall Brown, Michelet, Sir Charles Wilson, Politis, Arnold, Bronsart, Roux, Grousset, Edgar Granville, Garnier, Toynbee, Price, Bombaci&#8217;ya kadar uzanan ve bazılarına hiç de Türk dostu damgası vurulmayacak pek çok tarihçi ve yazar Türklerin bu konudaki hakkını teslim etmişlerdir.</p>
<p>Nitekim ABD&#8217;li Ermeni profesör Hovannısıan, 1982 yılında Münih&#8217;te yapılmış olan &#8220;dünya Ermenilerinin problemleri kongresi&#8217;nde bu gerçeği, &#8220;Ermeni soykırımı ispatlanamamıştır. Soykırım hukuken geçersizdir ve zaten zaman aşımına da uğramıştır&#8221; şeklinde dile getirmiştir.</p>
<p>Ayrıca, 1998 Haziran ayı içerisinde İngiliz Hükümeti, lordlar kamarasında Ermeni soykırımına ilişkin sorulara maruz kalmış ve bunlara yazılı olarak, &#8220;Türk Hükümeti&#8217;nin Ermeni tebasını yok etmeye dair bir kararının mevcudiyetine ilişkin bir kanıt bulunamadığından, İngiliz Hükümeti, 1915 olaylarını soykırım olarak tanımamıştır&#8221; yanıtını vermiştir.</p>
<p>ABD&#8217;li Prof. Bernard Lewis ve Prof. Stanford Shaw da, sözde Ermeni soykırımının gerçek olmadığı konusundaki tezleri nedeniyle, Ermenilerin yoğun tepkisine maruz kalmıştır. soykırım iddiasına Bernard Lewis, 1993 yılında &#8220;Le Monde&#8221; gazetesinde yayımlanan makalesinde şöyle değinmiştir: &#8220;Osmanlı Hükümeti&#8217;nin Ermeni ulusuna karşı kitlesel imhayı öngören bir planı olduğunu gösteren geçerli kanıt yoktur. Türklerin &#8220;tehcire&#8221; (Ermeni halkın savaş alanından alınarak başka yerlere gönderilmesi) başvurmalarının meşru nedenleri vardır. Çünkü Ermeniler, Osmanlı topraklarını işgal eden Rusya ile ittifak halinde Türklere karşı çarpışıyorlardı&#8221;. Yine Dr. Karakın Pastırmacıyan&#8217;ın &#8220;Anadolu&#8217;yu sarkı şimendifer meselesi&#8221; adlı kitabında, Erzurum çevresinde yaşayan 15.000 civarındaki Ermeninin kendi isteğiyle Türkiye&#8217;yi terk ettiği, Ermenilere Türkler tarafından baskı yapılmadığı ve soykırım gibi bir muamelenin olmadığı yer almaktadır.</p>
<p><strong>Bugünkü Durum Ve Sonuç </strong><br />
SSCB&#8217;nin dağılmasından sonra, 23 Eylül 1991&#8242;de bağımsızlığını ilan eden Ermenistan Cumhuriyeti, Türkiye&#8217;ye yönelik &#8220;sözde soykırım&#8221; iddialarını bir devlet politikası haline getirmiştir. Ermeniler, zulme ve haksızlığa uğramış bir toplum imajı yaratarak, dünya kamuoyunu başta ABD ve Fransa olmak üzere belli başlı devletleri ve uluslararası kuruluşları, Ermeni davası lehine çekmeye çalışmaktadır.</p>
<p>Böylece soykırım iddiaların kabulü ve tesciline bağlı olarak, Türkiye&#8217;den yüklü bir tazminat almak ve son aşamada ise Türkiye sınırları içerisinde bulunduğunu iddia ettikleri sözde Ermeni topraklarının iadesini sağlayarak büyük Ermenistan&#8217;ı kurmak yönünde bir siyaset izlemektedirler. Nitekim Ermenistan parlamentosu 23 Ağustos 1990&#8242;da kabul ettiği bildiride; &#8220;Ermenistan Cumhuriyeti, Osmanlı Türkiyesi ve batı Ermenistan&#8217;da gerçekleştirilen 1915 soykırımının uluslararası kabul görmesi çabasını destekler&#8221; maddesine yer vermiştir.</p>
<p>Sözde soykırımın tanınmasını hedefleyen girişimler, özellikle Belçika, Fransa, Avustralya, Yunanistan, Lübnan, Kanada, Rusya, ABD ve Arjantin&#8217;de yoğunlaşmış ve bu ülkelerde ardı ardına soykırım anıtları dikilmeye başlanmış, hatta bazılarının okullarında sözde soykırım ders olarak okutulmaya başlanmıştır. Bu alanda en önemli gelişme ise 29 Mayıs 1998&#8242;de Fransa meclisi tarafından sözde Ermeni soykırımının resmen tanınmasına dair tasarının onay için senatoya gönderilmesidir.</p>
<p>Ter-Petrosyan yönetiminin nispeten ılımlı tutumundan sonra, Nisan 1998&#8242;de Koçaryan&#8217;ın cumhurbaşkanı olmasıyla birlikte, aşırı milliyetçi hareketler serbest bırakılmış, ve Ermenistan Türkiye ile ilişkilerinde sertlik yanlısı bir politika izlemeye başlamıştır.</p>
<p>Bunun yanı sıra Koçaryan, yapmış olduğu resmi bir açıklamada; &#8220;soykırımı hiçbir zaman unutmayacaklarını, dünyaya bu trajediyi hatırlatmak durumunda olduklarını, soykırımın cezasız kaldığını ve uluslar arası tanıma ile kınamanın layık olduğu şekilde gerçekleşmediğini&#8221; ifade etmiş, birleşmiş milletler genel kurulu&#8217;nun 53. oturumunda da bilinen iddialarını tekrarlayarak, Ermenistan&#8217;ın Türkiye ve Azerbaycan tarafından abluka altına alındığını dile getirmiştir.</p>
<p>Günümüzde sözde Ermeni soykırımı adı ile bütünleşmiş olarak görünen Ermeni sorununun; Türkiye&#8217;den tazminat almak ve ardından toprak talep etmek, PKK terör örgütüne örtülü de olsa destek vermek ve Türkiye&#8217;ye dost olmayan çevre ülkelerle ittifak kurmak suretiyle ülkemiz aleyhine faaliyetlerde bulunmak ve Yukarı Karabağ ile Azerbaycan konusunda uzlaşmaz bir tutum içerisinde olmak gibi boyutları bulunmaktadır.</p>
<p>Sonuç olarak Ermeni sorunu, Osmanlı döneminde bu imparatorluğu parçalayarak çıkarlarına ulaşmayı amaçlayan ülkelerce ortaya çıkarılmış, bu gün ise isimleri değişmekle birlikte aynı çıkar çevrelerinin Türkiye üzerindeki emellerini gerçekleştirmek istemeleri ve bölgede güçlü bir Türkiye arzu etmemelerinden dolayı, çeşitli yönleriyle birlikte sıcak tutulan sun&#8217;i bir sorundur.</p>
<p><strong>Basında Ermeni Sorunu </strong></p>
<p><strong>29 Ekim 2000 – Askerin Soykırım Cevabı (R.Mengi – Sabah Gazetesi)</strong><br />
İsimleri değiştiren aynı çıkar çevreleri, güçlü bir Türkiye arzu etmiyorlar. iddiaları sıcak tutuyorlar. Ermeniler, hakimiyeti altındaki devletlere ihanetlerinde sayısız göçe tabi tutuldular. Hedefleri Türkiye&#8217;den tazminat almak. İddia ettikleri sözde Ermenistan&#8217;ı kurmak.<br />
Genelkurmay Başkanlığı, sözde Ermeni soykırım iddialarını, &#8220;sun&#8217;i bir sorun&#8221; olarak nitelendirdi ve sert bir dille eleştirdi. Genelkurmay Başkanlığı, iddialar hakkında, &#8220;Ermeni sorunu, Osmanlı Dönemi&#8217;nde bu imparatorluğu parçalayarak çıkarlarına ulaşmayı amaçlayan ülkelerce ortaya çıkarılmış, bugün ise isimleri değişmekle birlikte aynı çıkar çevrelerinin Türkiye üzerindeki emellerini gerçekleştirmek istemeleri ve bölgede güçlü bir Türkiye arzu etmemelerinden dolayı, çeşitli yönleriyle birlikte sıcak tutulan sun&#8217;i bir sorundur&#8221; dedi.</p>
<p>Genelkurmay, internetteki sitesi aracılığıyla Türkçe ve İngilizce olarak, &#8220;Ermeni Sorunu&#8221; başlığı altında sözde soykırım iddialarını bütün boyutları ile değerlendiren bir açıklama yayınladı. Genelkurmay iddialara duyduğu tepkiyi, &#8220;Tarih boyunca sayısız göç ve sürgün olayına maruz kalan Ermeniler&#8217;in bunların hiçbirini gündeme getirmeden sadece 1915&#8242;te Osmanlı tarafından son derece haklı gerekçelerle göçe tabi tutulmalarını sözde soykırım adı ile gündeme getirmeleri maksatlı olup, Türkiye&#8217;nin bütünlüğünü bozmaya yönelik politikaların bir ürünüdür. Batılı ülkelerin, Afrika ve Balkanlar&#8217;da yaşanmakta olan gerçek anlamdaki, soykırıma seyirci kalarak, soykırımına sahip çıkmaları, bunun göstergesidir&#8221; şeklinde dile getirdi. 1960&#8242;lı yılların ikinci yarısından itibaren Ermeni grupların Türkiye aleyhine başlattıkları karalama kampanyaları 1973&#8242;ten sonra &#8220;Kanlı Ermeni Terörizmi&#8221;ne dönüştürüldüğü vurgulandı.</p>
<p><strong>2. 8 Haziran 2001 &#8211; Yunanistan Ermeni desteğini arttırdı</strong><br />
Depremler sırasında pek dost olduğumuz ve bu dostluğun sonsuza dek süreceğine inandığımız Yunanistan, Türkiye&#8217;de ekonomik kriz başladığında gazetelerinden bas bas bağırıyordu; &#8220;Artık onlardan korkmaya gerek kalmadı, güçlü Türkiye çöküyor&#8221; diye.. Şimdi ise hazır onları zayıf yakalamışken bir darbe de biz indirelim çabasındalar.</p>
<p>Her ne kadar biz Ermeni Soykırım iddiasının Amerikan eyaletlerinde arka arkaya kabulüne pek de önem vermiyor, halâ bütün kaybımıza rağmen Bush hükümetine karşı bu konuda istikrarlı şekilde belli bir politika izlemiyor, ABD&#8217;de konferanslarla, TV programlarıyla gerçeği anlatma yoluna gitmiyorsak da Ermeniler &#8220;Eyaletlerin Kabulü&#8221;nü uluslararası baskı için kullanmaya başladılar bile.<br />
Yunan gazetelerinde &#8220;Gerçeği bilin ki, gerçek sizi özgürleştirsin&#8221; başlığıyla ve İngiltere, Almanya, Fransa gibi ülkelerin etkin isimlerinin desteğiyle çıkan haberlerde Fransa, İtalya, Belçika, Rusya, İsveç ve 26 Amerikan Eyaletinin kabul ettiği soykırımı insan hakları çerçevesinde Türkiye&#8217;nin de kabul etmesi için Amerika ve İngiltere&#8217;nin Türkiye&#8217;ye baskı yapması isteniyor.</p>
<p>&#8220;Soykırımı kabul ediverelim ne olacak&#8221; diyen Dr. Taner Akçam beyefendi de bol bol yağlanmış &#8216;Adil ve gerçekçi Türk&#8217; olarak.. Sevsinler adil ve gerçekçi doktoru.. Acaba koca dünyada, onun gibi karşı tarafı destekleyen tek bir Ermenistan vatandaşı bulabilir mi?<br />
ABD&#8217;de Türk akademisyenler, 1915 olayları ve tarih konusunda uzman bütün akademisyenlere, insanlık adına gerçeği belgelerle birlikte ortaya koymak üzere çağrıda bulundular. 69 Amerikalı akademisyenin (Osmanlı, Türkiye ve Ortadoğu uzmanı) 19 Mayıs 1985&#8242;de New York Times ve Washington Post&#8217;ta yayınlanan ve soykırım olmadığını anlatan bildirisine de bu çağrıda yer verdiler. Ama sonuç alabildiklerini sanmıyorum.<br />
Turkish Forum her gün İnternet&#8217;te olayları anlatıyor, gelişmeleri açıklıyor, dakika dakika izliyor&#8230; Bugün halâ 1985&#8242;teki akademisyenlerin söylediğini tekrarlayan ABD&#8217;li ve İngiliz ünlü profesörler var. Ama Ermeni baskısıyla susturuluyorlar.<br />
Ve biz yolsuzluk, ekonomi, polis devleti, bakanların yer değiştirmesi, koltuk kavgaları gibi konularla meşgul olduğumuz için Ermeni olayını gözardı ediyoruz.</p>
<p>ABD&#8217;li ve Avrupalı uzmanlar doğu bölgelerimize sık sık geziler düzenliyorlar. Amerikalı Ermeniler doğuda otel açıp çıkan sorunları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi&#8217;ne taşıyorlar.<br />
Bu kez de &#8220;İnsan Hakları&#8221; diye, ABD ve Avrupa&#8217;nın kafamıza kakıp durduğu eksiğimizden yararlanma amacındalar.</p>
<p><strong>3. Ermeniler&#8217;in asıl plânları ne?</strong><br />
Türkiye&#8217;ye çalışmak üzere gelen ve iş izni olmadığı halde burada rahatça yaşayan ve çalışan 30 bin kadar Ermeni&#8217;nin sınır dışı edilmesinin yerinde bir karar olacağını geçen Cuma &#8220;Rencide edebiliriz&#8221; başlığıyla yazmıştım.</p>
<p>Kısa fakat mesajını net olarak veren bu yazı üzerine okurlarımızdan çok sayıda tepki geldi. Bunların bazıları (genellikle yurtdışından gelenler) Ermeniler&#8217;in tüm ülkelerde Türkiye aleyhtarı faaliyetlerini sürdürdüklerini, Amerikan Parlamentosu&#8217;nda gelinen noktanın da bu faaliyetlerin sonucu değil henüz başlangıcı olduğunu, Ermeniler&#8217;in, eğer Amerika&#8217;da karar çıkarsa çabalarını yoğunlaştıracağını belirtiyor ve bu konuda alınacak her türlü önlemi haklı buluyor.<br />
<strong><br />
Bu tasarıyla bitmeyecek </strong><br />
İşte Chicago&#8217;dan yazan Dr. Erol Yorulmazoğlu&#8217;nun söyledikleri: &#8220;Geçtiğimiz ilkbahar aylarında partilerin ön seçim sıralarında, Chicago çevresinden Cumhuriyetçi Parti meclis üyeliğine aday bir zat ile buluşmuştuk. Bu zatın ta kendisi bizlere bizden önce Ermeni toplumu ile buluştuğunu ve onlarla Ermeni soykırımı konusunu görüştüğünü söylemişti. Ermeniler ona ilerde Türkiye&#8217;den toprak talep edeceklerini söylemişlerdi. Evet arkadaşlar, ilerdeki tehlike budur.”</p>
<p>Ermeni aşırıcıları artık hem ABD politikasını hem de ABD basınını arka ceplerine koymayı başarmışlardır. İnce hesaplarla, Atatürk&#8217;ün silmeyi başardığı Sevr Anlaşması&#8217;nı hortlatmaya, &#8216;Wilson Ermenistan&#8217;ı&#8217; denen haritayı canlandırmaya çalışıyorlar. Bu haritaya göre o devrenin ABD Başkanı Ermeniler&#8217;e Trabzon&#8217;dan Adana&#8217;ya çizgi çekin, o çizginin doğusunu verecekti. Ayrıca Yahudiler nasıl İsviçre bankalarından para koparmayı başarabilmişlerse, bu fanatikler de aynı şeyi bize yapmayı arzuluyorlar. Bu tasarıların ardından Türkiye&#8217;yi cezalandırma gelecek. Yıllardır Türkiye&#8217;yi uyardık ama ses çıkmadı.</p>
<p>Bu fanatikler ayrıca birçok ABD eyaletinde kendi yorumladıkları tarih kitaplarını çıkararak saf ABD gençliğinin beynini de yıkıyorlar. Böylelikle yeni ABD kuşağı haliyle bize karşı olacaktır. (&#8230;.)<br />
Biz Türk Amerikalılar her ne kadar Ermeni&#8217;nin imkânlarına sahip olmasak da mücadelemize devam edeceğiz. Sizleri de aramızda görmekten memnun oluruz. Saygılarımla..&#8221;<br />
&#8220;Ermeniler&#8217;in asıl plânları ne?&#8221; derken tabii ki sadece Dr. Yorulmazoğlu&#8217;nun yazdıkları değil beni etkileyen. Amerika&#8217;daki Türkler&#8217;in yıllardır bu konudaki yaptıkları çalışmaları, yazışmaları izliyorum. Hepsinin anlattıkları hemen hemen aynı.</p>
<p>Yazıma olumsuz tepki gösteren okurlarımız ise Türkiye&#8217;de çalışan Ermeniler&#8217;in Amerika&#8217;dakilerle ilgisi olmadığından yola çıkmışlar.<br />
Oysa Amerika&#8217;daki Ermeni lobisini Ermenistan yönetiminin tahrik ettiğini hepimiz biliyoruz. Dünya biliyor. O zaman -en azından Ermenistan&#8217;a yaptıklarının bir karşılığı olacağını anlatmak için- iş izni olmadığı halde sadece vize alarak Türkiye&#8217;ye gelen ve salına salına çalışan Ermenistan vatandaşlarının sınırdışı edilmesinde ne sakınca var?. Acaba hangimiz, hangi Batı ülkesinde böyle bir özgürlüğe sahibiz bir düşünün bakalım. (Osmanlı döneminde olduğu gibi bunun Türk-Ermeni vatandaşlarla hiçbir ilgisi olmadığının altını çizelim)</p>
<p><em><strong>KRONOLOJİ</strong></em></p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="473">
<tbody>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1022</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">Ermeni   topraklarının İmparator II. Basileios tarafından Bizans topraklarına   katılması üzerine 40 bin Ermeni Anadolu&#8217;ya sürgün edildi.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1046</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">Ermeni   hanedanları Bizans İmparatoru IX. Konstantin tarafından katledilerek yok   edildi.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1054</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">Sultan   Tuğrul Bey döneminde Selçuklulara bağlanan Ermenilere özerklik verildi.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1098</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">Ermeniler   Haçlılarla işbirliği yaptılar.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1461</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">Fatih   Sultan Mehmed, Bursa&#8217;daki Ermeni Piskoposu Hovakim&#8217;i (Ovakim) İstanbul&#8217;a   getirterek kendisine Patrik unvanını verdi ve Ermenilere birçok haklar   tanıdı.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1567</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">Türk   matbaasının kurulmasından 160 yıl kadar önce Venedik&#8217;te matbaacılık eğitimi   görmüş olan Sivaslı Apkar adındaki bir papaza İstanbul&#8217;da bir Ermeni matbaası   açması için izin verildi.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1790</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">İlk   resmi Ermeni Okulu, Amira Miricanyan ve Şnork Mığırdıç tarafından Kumkapı   Fıçıcı Sokak&#8217;ta kuruldu.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1823</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">Artin   Bezciyan adlı Ermeni, Kumkapı&#8217;da Bezciyan Okulu&#8217;nu kurdu.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1824</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">Patrik   Karabet, Ermenice gramer okutan Kumkapı Okulu&#8217;nu Patrikhane&#8217;nin himayesine   aldı.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1853</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">(22   Ekim) Ermeni Maarif Komisyonu kuruldu.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1876</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">Kurulan   Mecliste Ermeni milletvekilleri de katıldı.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1877</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">(7   Aralık) Ermeni Milli Meclisi, Ermeni halkının askere yazılarak savaşa katılma   kararını aldı.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1878</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">(13 Nisan) İstanbul   Ermeni Patriği Nerses, İngiltere Dışişleri Bakanı Salisbury&#8217;ye gönderdiği   muhtırada, Türklerle beraber yaşayamayacaklarını bildirdi.</p>
<p>(13 Temmuz) Berlin   Anlaşması imzalandı. Bu anlaşmaya, Osmanlı Ermenileriyle ilgili 61. madde   eklendi.</p>
<p>(3 Ağustos) İngiltere   Dışişleri Bakanı Lord Salisbury, İstanbul Büyükelçisi Layard&#8217;a gönderdiği   talimatta, Osmanlı Hükümeti&#8217;nin Doğu&#8217;da reformlara başlaması gerektiğini   bildirdi.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1890</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">(20 Haziran) Erzurum   İsyanı</p>
<p>(Temmuz) Kumkapı   Nümayişi</p>
<p>Birinci Sason İsyanı</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1892 &#8211; 1893</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">Merzifon,   Kayseri, Yozgat isyanları</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1895</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">(30 Eylül) Babıâli   olayı</p>
<p>Kasım ayında, Ermenilerin Maraş&#8217;ta isyan teşebbüsü</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1896</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">30 Ekim İstanbul&#8217;da   Ermeni eylemi</p>
<p>(1 Haziran) I. Van   isyanı</p>
<p>(26 Ağustos) Osmanlı   Bankası Olayı</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1902</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">Ermeni   dilcilerden H. Acaryan, &#8220;Ermeni Dili&#8217;ne Türk Dili&#8217;nin Tesiri ve   Ermenilerin Türkçe&#8217;den Aldıkları Sözler&#8221; adında bir eser yazdı.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1904</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">İkinci   Sason isyanı</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1905</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">(21   Temmuz) Yıldız Camii&#8217;nde, Osmanlı Padişahı II. Abdülhamid&#8217;e suikast   teşebbüsü.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1908</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">Ermenilerin Jamanak adlı   gazetesi yayın hayatına başladı.</p>
<p>İkinci Meclis açıldı ve   Ermeni komitecilerden bazıları Millet Meclisi&#8217;ne girdi.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1909</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">(14   Nisan) Adana&#8217;da Ermeni isyanı</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1915</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">(15 Nisan) II. Van   İsyanı</p>
<p>(24 Nisan) Osmanlı   Devleti aleyhinde faaliyette bulunan Ermeni komiteleri kapatıldı. Bu   komitelerin idarecilerinden 2345 kişi tutuklandı.</p>
<p>(3 Mayıs) Ermeniler   Van&#8217;da büyük bir katliama giriştiler.</p>
<p>(27 Mayıs) Yer   Değiştirme (Tehcir) Kanunu çıkarıldı.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1918</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">(1 Şubat) Ermeni   komitacı Arşak, Bayburt&#8217;ta katliam yaptı.</p>
<p>(25 Nisan) Ermeni   komitacılar, Kars&#8217;ın doğusundaki Subatan köyünde 750 Müslüman&#8217;ı katletti.</p>
<p>(1 Mayıs) Ermeni   komitacılar, Kars&#8217;ta, aralarında çocukların da bulunduğu 60 Müslüman&#8217;ı   katletti.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1919</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">(20   Kasım) Osmanlı bürokrasisinde üst düzeyde görev yapan Bogos Nubar Paşa ve   Şerif Paşa, Ermeni-Kürt bağımsızlık belgesini imzaladılar.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1920</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">(12 Ocak) 450 kişilik   Ermeni süvari birliği, Antep&#8217;in Arapdar köyünde Müslümanlar&#8217;a işkence yaptı.</p>
<p>(2 Aralık) Gümrü   Anlaşması imzalandı.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1921</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">(15 Mart) Talat Paşa,   Berlin&#8217;de Ermeniler tarafından katledildi.</p>
<p>(6 Aralık) Sait Halim   Paşa&#8217;yı Ermeniler Roma&#8217;da katletti</p>
<p>(16 Mart) Moskova   Anlaşması imzalandı.</p>
<p>(18 Mart) Ermeni Misak   Torlakyan, Azerbaycan İçişleri Bakanı Cevanşir Han&#8217;ı, Tepebaşı&#8217;ndaki Pera   Palas Oteli önünde öldürdü.</p>
<p>(13 Ekim) Kars   Anlaşması imzalandı.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1922</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">(22   Temmuz) Cemal Paşa, Tiflis&#8217;te Ermeniler tarafından katledildi.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1923</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">Ermeni asıllı Münib   Boya, Van milletvekili olarak meclise girdi.</p>
<p>(24 Temmuz) Lozan   Anlaşması imzalandı.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1934</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">Franz   Werfel&#8217;in, &#8220;Musa Dağ&#8217;da Kırk Gün&#8221; adlı romanı, ABD&#8217;de İngilizce   yayımlandı.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1935</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">(15   Aralık) Pangaltı Ermeni Kilisesi&#8217;nde toplanan bir grup Ermeni, Franz   Werfel&#8217;in, &#8220;Musa Dağ&#8217;da Kırk Gün&#8221; adlı eserini &#8220;Türk milleti   hakkında iftiralarla dolu olduğu&#8221; gerekçesiyle yaktı.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1936</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">Franz   Werfel&#8217;in, &#8220;Musa Dağ&#8217;da Kırk Gün&#8221; adlı eserinin Fransa&#8217;da   yayımlanması, Türk basınının tepkisini çekti.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1937</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">Cevat Rıfat Atilhan,   &#8220;Musa Dağı&#8221; adında kitap yazarak, Franz Werfel&#8217;in eserinin   gerçekleri yansıtmadığını bildirdi.</p>
<p>Werfel&#8217;in, &#8220;Musa   Dağ&#8217;da Kırk Gün&#8221; adlı eserinin filme alınmasının engellenmesi, ABD   Dışişleri Bakanlığı nezdinde gündeme geldi.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1943</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">Ermeni   asıllı Berç Türker Keresteci, Afyonkarahisar milletvekili oldu.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1957</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">Mığırdıç   Şellefyan, 27 Ekim seçimlerinde, Demokrat Parti listesinden İstanbul   milletvekili seçildi.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1964</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">(24   Aralık) Kıbrıs Dışişleri Bakanı Kipriyanu Birleşmiş Milletler Güvenlik   Konseyi&#8217;nde &#8220;Ermeni Meselesini&#8221; ortaya atarak Türkiye aleyhine   karar çıkarmaya çalıştı.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1965</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">(24   Nisan) Brezilya&#8217;nın Sao Paulo kentinde, Ermeniler tarafından Türkiye aleyhine   gösteri düzenlendi.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1969</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">(24   Nisan) Londra&#8217;da, Türk Elçiliği önünde Ermeniler tarafından gösteri yürüyüşü   tertip edildi.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1973</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">(27   Ocak) Türkiye&#8217;nin Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar ve yardımcısı   Bahadır Demir, Mığırdıç Yanıkyan adlı Ermeni tarafından katledildi.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1975</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">(20 Ocak) ASALA (Gizli   Ermeni Kurtuluş Ordusu) örgütü kuruldu.</p>
<p>(22 Ekim) Viyana&#8217;da,   Büyükelçi Daniş Tunalıgil katledildi.</p>
<p>(24 Ekim) Paris&#8217;te,   Büyükelçi İsmail Erez ile polis Talip Yener katledildi.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1976</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">(16 Şubat) Beyrut   Büyükelçiliği Birinci Kâtibi Oktay Cerit katledildi.</p>
<p>(28 Mayıs) Zürih   Çalışma Ateşeliği Bürosu bombalandı. Saldırının faili olduğu anlaşılan Noubar   Soufoyan adlı bir Ermeni yakalandı, yargılandı ve suçu sabit görülerek 15 ay   hapis cezasına çarptırıldı.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1977</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">(29 Mayıs) İstanbul   Yeşilköy Havaalanı&#8217;na ve Sirkeci garına patlayıcı madde atıldı, saldırıda 4   kişi öldü ve 31 kişi yaralandı. Saldırıları &#8220;Aşırı Ermeni Hareketleri   Örgütü&#8221; üstlendi.</p>
<p>(9 Haziran) Vatikan   Büyükelçisi Taha Carım katledildi.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1978</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">(3 Ocak) Brüksel   Büyükelçiliği&#8217;ne patlayıcı madde atıldı. Saldırıyı &#8220;Ermeni Yeni Direniş   Örgütü&#8221; üstlendi.</p>
<p>(3 Ocak) Londra&#8217;daki   Türk bankasına patlayıcı madde atıldı. Saldırıyı &#8220;Ermeni Yeni Direniş   Örgütü&#8221; üstlendi.</p>
<p>(2 Haziran) Madrit&#8217;te,   Büyükelçi Zeki Kunaralp&#8217;ın eşi Necla Kunaralp ve emekli Büyükelçi Beşir   Balcıoğlu katledildi.</p>
<p>(8 Temmuz) Paris   Büyükelçiliği Çalışma Ataşeliği ve Türkiye Turizm Bürosuna patlayıcı maddeler   atıldı. Saldırıyı &#8220;Ermeni Soykırım Adalet Komandoları&#8221; üstlendi.</p>
<p>(6 Aralık) Cenevre   Başkonsolosluğu&#8217;na patlayıcı madde atıldı. Saldırıyı &#8220;Ermeni Yeni   Direniş Örgütü&#8221; üstlendi.</p>
<p>(17   Aralık) THY Cenevre Bürosuna patlayıcı madde atıldı. Saldırıyı &#8220;Ermeni   Gizli Kurtuluş Örgütü (ASALA)&#8221; üstlendi.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1979</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">(15 Nisan) Yunan   Hükümeti, Atina&#8217;nın Nea Simirna meydanında &#8220;&#8216;Ermeni İntikam   Anıtı&#8221;nın dikilmesine izin verdi.</p>
<p>(22 Ağustos) Cenevre   Başkonsolosluğu&#8217;nda Konsolos Yardımcısı Niyazi Adalı&#8217;ya karşı suikast   düzenlendi. Saldırıda 3 kişi yaralandı. Saldırıyı ASALA üstlendi.</p>
<p>(27 Ağustos) THY   Frankfurt Bürosuna patlayıcı madde atıldı. Saldırıyı ASALA üstlendi.</p>
<p>(4 Ekim) THY Kopenhag   Bürosuna patlayıcı madde atıldı. Saldırıyı ASALA üstlendi.</p>
<p>(12 Ekim) Lahey&#8217;de,   Amsterdam Büyükelçisi Özdemir Benler&#8217;in oğlu Ahmet Benler katledildi.</p>
<p>(22 Aralık) Paris&#8217;te   Turizm Müşaviri Yılmaz Çopan katledildi.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1980</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">(10 Ocak) ASALA, THY   Tahran Bürosuna bombalı saldırıda bulundu.</p>
<p>(6 Şubat) Büyükelçi   Doğan Türkmen, Bern&#8217;de saldırı sonucu yaralandı.</p>
<p>(10 Mart) Ermeni   teröristler THY&#8217;nın Roma Bürosunu bombaladılar. Saldırıda 2 İtalyan hayatını   kaybetti, 14 İtalyan da yaralandı.</p>
<p>(8 Nisan) ASALA, Sayda   toplantısında, Kürtlerle Ermeniler arasında benzerlik olduğunu iddia ederek   Kürtleri kan kardeşi olarak ilân etti.</p>
<p>(17 Nisan) Vatikan   Büyükelçisi Vecdi Türel silahlı saldırıya uğradı. Koruma görevlisi Tahsin   Güvenç yaralandı.</p>
<p>(19 Nisan) ASALA,   Marsilya Türk Konsolosluğu&#8217;na roketatarlı saldırı düzenledi.</p>
<p>(31 Temmuz) Atina İdari   Ateşemiz Galip Özmen ve kızı Neslihan Özmen acımasızca katledildi.</p>
<p>(5 Ağustos) Lyon&#8217;da,   Ermeniler tarafından konsolosluğun basılması sonucu Kadir Atılgan, Ramazan   Sefer, Kavas Bozdağ ve Hüseyin Toprak adlı vatandaşlar yaralandı.</p>
<p>(26 Eylül) Paris&#8217;te,   Basın Ataşemiz Selçuk Bakkalbaşı silahlı saldırıya uğradı ve ağır yaralandı.</p>
<p>(10 Kasım) ASALA   örgütü, Strasburg Türk Konsolosluğu&#8217;na bir saldırı düzenledi.</p>
<p>(17 Aralık) Sidney   Başkonsolosu Şarık Arıkyan ile koruma polisi Engin Sever katledildi.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1981</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">(13 Ocak) Paris   Büyükelçiliği Maliye Müşaviri Ahmet Erbeyli&#8217;nin arabasına bomba konuldu;   Erbeyli ölümden döndü.</p>
<p>(4 Mart) Paris&#8217;te   Çalışma Müşaviri Reşat Moralı ile din görevlisi Tecelli Arı şehit edildi.</p>
<p>(3 Nisan) Kopenhag&#8217;da,   Çalışma Müşaviri Cavit Demir, evine giderken Ermeni teröristlerce kurşunlandı   ve ağır şekilde yaralandı.</p>
<p>(9 Haziran) Cenevre&#8217;de,   sözleşmeli sekreter olarak görev yapan Mehmet S. Yergüz katledildi. Olayı   ASALA üstlendi.</p>
<p>(24 Eylül) Paris   Başkonsolosluğu&#8217;nu basan Ermeniler, güvenlik görevlisi Cemal Özen&#8217;i   acımasızca katlettiler.</p>
<p>(3 Ekim) Roma   Büyükelçiliği 2. Katibi Gökberk Ergenekon, Ermeni teröristlerin silahlı   saldırısına uğradı ve ağır yaralanarak saldırıdan kurtuldu.</p>
<p>(27 Kasım) Avrupa&#8217;da   bulunan &#8220;Ermeni Öğrenciler Birliği&#8221; ile &#8220;&#8216;Kürt Öğrenci   Derneği&#8221;, Londra&#8217;da ortak bildiri yayınladılar.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1982</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">(28 Ocak) Los   Angeles&#8217;da, Başkonsolos Kemal Arıkan, Harry Sasunyan ve Kirkor Saliba   tarafından katledildi.</p>
<p>(8 Nisan) Ottowa   Büyükelçiliği Ticari Müşaviri Kemalettin Kâni Güngör silahlı saldırı sonucu   yaralandı.</p>
<p>(5 Mayıs) ABD&#8217;nin   Boston Bölgesi Fahri Konsolosu Okan Gündüz katledildi.</p>
<p>(7 Haziran) Lizbon   Büyükelçiliği İdari Ataşesi Erkut Akbay katledildi. Bu arada, Ottowa   Büyükelçiliği Askeri Ataşesi Atilla Altıkat, Bulgaristan Burgaz   Başkonsolosluğu İdari Ataşesi Bora Süelkan ve Lizbon Büyükelçiliği   Maslahatgüzarı Yurtsev Mıhçıoğlu&#8217;nun eşi Cahide Mıhçıoğlu da silahlı   saldırıya uğradılar. Türkiye&#8217;nin Kanada Büyükelçiliği görevinde bulunan   Coşkun Kırca da, silahlı saldırıya uğradı.</p>
<p>(7 Ağustos) 3 Ermeni   terörist, Ankara Esenboğa Havalanına silahlı, bombalı saldırı düzenlediler ve   katliam yaptılar. Otomatik silahlarla ve bombalarla orada bulunanlara   saldıran teröristler, 3&#8242;ü emniyet görevlisi olan toplam 9 kişiyi öldürdüler   ve 78 kişiyi yaraladılar. Levon Ekmekçiyan isimli terörist yakalandı</p>
<p>. (10 Ağustos) Artin   Penik adlı Ermeni, Esenboğa katliamından duyduğu üzüntüyü dile getirerek,   kendini yakmak suretiyle Ermeni terörünü lânetledi.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1983</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">(29 Ocak) Levon   Ekmekçiyan, 1982 yılı Esenboğa baskını nedeniyle Ankara&#8217;da idam edildi.</p>
<p>Harut Levonyan ve Rafi   Elbekyan adlı iki Ermeni militan tarafından Türkiye&#8217;nin Yugoslavya   Büyükelçisi&#8217;ne düzenlenen suikast sırasında, yoldan geçen bir Belgrad&#8217;lı   öldü.</p>
<p>(15 Temmuz) ASALA   mensubu teröristler, Paris Orly Havalimanı THY Bürosuna bombalı saldırı   düzenledi. Olayda, 4&#8242;ü Fransız, 2&#8242;si Türk, 1&#8242;i ABD&#8217;li ve 1&#8242;i İsveç&#8217;li olmak   üzere toplam 8 kişi hayatını kaybetti. 60 kişi de yaralandı.</p>
<p>(27 Temmuz) Türkiye&#8217;nin   Lizbon Büyükelçiliği&#8217;ni basan 5 Ermeni ölü olarak ele geçirildi.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1985</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">(12   Mart) Ottowa Büyükelçiliği, silahlı, bombalı 3 Ermeni terörist tarafından   basıldı. Kanada&#8217;lı koruma görevlilerinden biri vurulup öldürüldü. Büyükelçi   Coşkun Kırca yaralı olarak kurtuldu.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1991</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">(21 Ocak) Ermeniler,   Hacılar kentine bombalı saldırı düzenledi. Saldırıda 3 Sovyet askeri ile 2   Azeri öldü. Ermeniler ayrıca, Azerbaycan&#8217;ın Sesi gazetesi muhabiri Savâtin   Askerova&#8217;yı katletti.</p>
<p>(13 Nisan) Karabağ&#8217;da,   Ermeniler ile Azeriler arasında çatışmalar çıktı. Azeri köyleri Ermeniler   tarafından top ateşine tutuldu.</p>
<p>(23 Nisan) Suşa   kasabasına bağlı Azeri köyleri, Ermeni köylerinden açılan top ve makineli   tüfek ateşine maruz kaldı. Olayda 3 Azeri öldü, 3 ev yıkıldı, 3 ev de   oturulamaz hale geldi.</p>
<p>(26 Nisan) Karabağ   bölgesinde 4 Azeri güvenlik görevlisi öldürüldü. Olayı &#8220;Karabağ   Savaşçıları&#8221; adlı Ermeni örgütü üstlendi.</p>
<p>(23   Eylül) Ermenistan bağımsızlığını ilan etti.  (26 Aralık) Sovyetler   Birliği dağıldı. 23 Eylül&#8217;de bağımsızlığını ilan eden Ermenistan fiilen ve   hukuken bağımsız oldu.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1996</strong></p>
</td>
<td width="425">
<p align="center">Levon Ter-Petrosyan, ikinci defa   Ermenistan Devlet Başkanı seçildi.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1997</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">(20 Mart) Taşnaksutyun   örgütü liderlerinden Robert Koçaryan, Ermenistan Başbakanı oldu.</p>
<p>(20 Aralık) Ermeniler,   Surp Agop Hastanesi&#8217;nin 160. yıldönümünü yılbaşı şöleniyle birlikte   kutladılar.</p>
<p>Türkiye Gazeteciler   Cemiyeti, 1997 Sedat Simavi Ödülü&#8217;nü gazetecilik dalında Garbis Özatay&#8217;a   verdi.</td>
</tr>
<tr>
<td width="48">
<p align="center"><strong>1998</strong></p>
</td>
<td width="425" valign="top">Cumhurbaşkanı Süleyman   Demirel, Jamanak gazetesinin 90. kuruluş yıldönümü vesilesiyle, gazetenin   editörü Ara Koçunyan&#8217;ı Cumhurbaşkanlığı köşkünde kabul etti.</p>
<p>(Şubat) Ermenistan   Devlet Başkanı Levon Ter-Petrosyan istifa etti. Böylece Robert Koçaryan&#8217;a   liderlik yolu açıldı. Petrosyan, Karabağ&#8217;da barış istediği için aşırı   milliyetçilerin tepkisini çekmişti.</p>
<p>(Şubat) Petrosyan&#8217;ın   istifasını değerlendiren Azerbaycan Halk Cephesi Başkanı Elçibey, Koçaryan&#8217;ın   geçmişte Rusları arkasına alarak Karabağ&#8217;da Azerbaycan&#8217;a karşı ayaklandığını   bildirdi.</p>
<p>(30 Mart) Koçaryan,   Ermenistan Devlet Başkanlığı&#8217;na seçildi.</p>
<p>(Temmuz) Bölücü örgüt   PKK&#8217;nın başı Abdullah Öcalan, Ermenistan yönetiminden, örgüte özel köy tahsis   edilmesini istedi.</p>
<p>(14 Ekim) Mesrob   Mutafyan, Türkiye Ermenileri 84. Patriği seçildi.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fermeni-sorunu%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/ermeni-sorunu/&amp;text=Ermeni sorunu&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/ermeni-sorunu/&amp;t=Ermeni sorunu">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/ermeni-sorunu/&amp;title=Ermeni sorunu&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fermeni-sorunu%2F&name=buzlu.org&description=Ermeni+sorunu" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/ermeni-sorunu/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/ermeni-sorunu/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/ermeni-sorunu/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/ermeni-sorunu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İllerimizin yüzölçümleri</title>
		<link>http://www.buzlu.org/illerimizin-yuzolcumleri/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/illerimizin-yuzolcumleri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Jan 2009 16:05:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[iller]]></category>
		<category><![CDATA[saray]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yüzölçümleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2764</guid>
		<description><![CDATA[İllerin iki ayrı kamu kurumu tarafından verilmiş yüzölçümleri Plaka kodu İlin adı Alan (km²) HGK DİE (2004) 01 Adana 14.256 14.045,56 02 Adıyaman 7.572 7.606,16 03 Afyon 14.532 14.718,63 04 Ağrı 11.315 11.498,67 05 Amasya 5.731 5.703,78 06 Ankara 25.615 25.401,94 07 Antalya 20.599 20.790,56 08 Artvin 7.493 7.367,10 09 Aydın 7.922 7.904,43 10 Balıkesir [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-2765" title="illerimizin-yuzolcumleri" src="http://www.buzlu.org/images/2009/01/illerimizin-yuzolcumleri.jpg" alt="illerimizin-yuzolcumleri" width="332" height="175" /></p>
<p>İllerin iki ayrı kamu kurumu tarafından verilmiş yüzölçümleri Plaka kodu İlin adı Alan (km²)<br />
HGK DİE (2004)<br />
01 Adana 14.256 14.045,56<br />
02 Adıyaman 7.572 7.606,16<br />
03 Afyon 14.532 14.718,63<br />
04 Ağrı 11.315 11.498,67<br />
05 Amasya 5.731 5.703,78<br />
06 Ankara 25.615 25.401,94<br />
07 Antalya 20.599 20.790,56<br />
08 Artvin 7.493 7.367,10<span id="more-2764"></span><br />
09 Aydın 7.922 7.904,43<br />
10 Balıkesir 14.442 14.472,73<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
11 Bilecik 4.181 4.306,77<br />
12 Bingöl 8.402 8.253,51<br />
13 Bitlis 8.413 7.094,50<br />
14 Bolu 10.716 8.323,39<br />
15 Burdur 7.238 7.134,95<br />
16 Bursa 11.087 10.886,38<br />
17 Çanakkale 9.887 9.950,43<br />
18 Çankırı 8.411 7.491,89<br />
19 Çorum 12.833 12.796,21<br />
20 Denizli 11.716 11.804,19<br />
21 Diyarbakır 15.162 15.204,00<br />
22 Edirne 6.241 6.097,91<br />
23 Elazığ 9.181 9.281,45<br />
24 Erzincan 11.974 11.727,55<br />
25 Erzurum 24.741 25.330,90<br />
26 Eskişehir 13.904 13.902,03<br />
27 Gaziantep 7.194 6.844,84<br />
28 Giresun 7.151 6.831,58<br />
29 Gümüşhane 6.125 6.437,01<br />
30 Hakkari 7.729 7.178,88<br />
31 Hatay 5.678 5.831,36<br />
32 Isparta 8.733 8.871,08<br />
33 Mersin (İçel) 15.737 15.512,25<br />
34 İstanbul 5.170 5.315,33<br />
35 İzmir 11.811 12.015,61<br />
36 Kars 9.594 10.139,09<br />
37 Kastamonu 13.473 13.157,98<br />
38 Kayseri 17.116 17.109,33<br />
39 Kırklareli 6.056 6.299,78<br />
40 Kırşehir 6.434 6.530,32<br />
41 Kocaeli 3.635 3.625,29<br />
42 Konya 40.824 40.813,52<br />
43 Kütahya 12.119 12.013,57<br />
44 Malatya 12.235 12.102,70<br />
45 Manisa 13.120 13.228,50<br />
46 Kahramanmaraş 14.213 14.456,74<br />
47 Mardin 9.097 8.806,04<br />
48 Muğla 12.716 12.949,21<br />
49 Muş 8.023 8.067,16<br />
50 Nevşehir 5.438 5.391,64<br />
51 Niğde 7.318 7.365,29<br />
52 Ordu 5.894 5.952,49<br />
53 Rize 3.792 3.921,98<br />
54 Sakarya 4.895 4.880,19<br />
55 Samsun 9.474 9.364,10<br />
56 Siirt 5.465 5.473,29<br />
57 Sinop 5.858 5.816,55<br />
58 Sivas 28.129 28.567,34<br />
59 Tekirdağ 6.345 6.342,30<br />
60 Tokat 9.912 10.072,62<br />
61 Trabzon 4.495 4.664,04<br />
62 Tunceli 7.406 7.685,66<br />
63 Şanlı Urfa 19.091 19.336,21<br />
64 Uşak 5.174 5.363,09<br />
65 Van 20.927 22.983,06<br />
66 Yozgat 14.083 14.074,09<br />
67 Zonguldak 3.470 3.309,86<br />
68 Aksaray 8.051 7.965,51<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
69 Bayburt 4.043 3.739,08<br />
70 Karaman 8.816 8.868,90<br />
71 Kırıkkale 4.589 4.569,76<br />
72 Batman 4.671 4.659,21<br />
73 Şırnak 7.296 7.151,57<br />
74 Bartın 1.960 2.080,36<br />
75 Ardahan 5.495 4.967,63<br />
76 Iğdır 3.584 3.587,81<br />
77 Yalova 403 850,46<br />
78 Karabük 2.864 4.108,80<br />
79 Kilis 1.239 1.427,76<br />
80 Osmaniye 3.189 3.195,99<br />
81 Düzce &#8212;- 2.592,95<br />
Toplam Türkiye 780.917 783.562.38
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fillerimizin-yuzolcumleri%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/illerimizin-yuzolcumleri/&amp;text=İllerimizin yüzölçümleri&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/illerimizin-yuzolcumleri/&amp;t=İllerimizin yüzölçümleri">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/illerimizin-yuzolcumleri/&amp;title=İllerimizin yüzölçümleri&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fillerimizin-yuzolcumleri%2F&name=buzlu.org&description=%C4%B0llerimizin+y%C3%BCz%C3%B6l%C3%A7%C3%BCmleri" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/illerimizin-yuzolcumleri/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/illerimizin-yuzolcumleri/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/illerimizin-yuzolcumleri/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/illerimizin-yuzolcumleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ayakkabı ve Tarihi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/ayakkabi-ve-tarihi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/ayakkabi-ve-tarihi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Dec 2008 09:17:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[icatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Ayakkabı ve Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Örgü]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdar]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[saray]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2642</guid>
		<description><![CDATA[Günümüzdeki anlamı ve şekli itibariyle ayakkabının ilk olarak sandalet şeklinde sıcak iklimli ülkelerde ortaya çıktığı sanılıyor. Avrupa&#8217;da 11&#8242;inci yüzyıldan 15&#8242;inci yüzyıla kadar sivri burunlu ayakkabılar kullanılırken Ortadoğu bölgesinde &#8220;ayağı kızgın kumlardan yüksekte tutabilmek amacı&#8221;yla ayakkabılara topuk ilave edildi. Avrupa&#8217;da 16 ve 17. yüzyıllarda ise bütün ayakkabıların topukları kırmızı renge boyanıyordu. Öte yandan 18. yüzyıla kadar [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-2643" title="ayakkabi-ve-tarihi" src="http://www.buzlu.org/images/2008/12/ayakkabi-ve-tarihi.gif" alt="ayakkabi-ve-tarihi" width="188" height="218" /></p>
<p>Günümüzdeki anlamı ve şekli itibariyle ayakkabının ilk olarak sandalet şeklinde sıcak iklimli ülkelerde ortaya çıktığı sanılıyor.</p>
<p>Avrupa&#8217;da 11&#8242;inci yüzyıldan 15&#8242;inci yüzyıla kadar sivri burunlu ayakkabılar kullanılırken Ortadoğu bölgesinde &#8220;ayağı kızgın kumlardan yüksekte tutabilmek amacı&#8221;yla ayakkabılara topuk ilave edildi. Avrupa&#8217;da 16 ve 17. yüzyıllarda ise bütün ayakkabıların topukları kırmızı renge boyanıyordu.</p>
<p>Öte yandan 18. yüzyıla kadar Avrupa&#8217;da kadın ve erkekler aynı tür ayakkabıları giyiyordu. 19. yüzyıla kadar ise tüm dünyada sağ ve sol farkı olmadan &#8220;her iki ayak için eş ayakkabilar&#8221; kullanılıyordu. Sağ ve sol ayaklar için ayrı ayrı ayakkabı üretimine ilk olarak ABD&#8217;nin Philadelphia kentinde başlandi. Kadinlar için ilk bot ise 1840 yilinda Kraliçe Victoria için dizayn edildi.<br />
<span id="more-2642"></span><br />
Aya ilk ayak basan astronot Neil Armstrong&#8217;un ayakkabıları dönüş yolculuğunda herhangi bir hastalık veya bilinmeyen bir kirlenme tehlikesine önlem olarak dünyaya getirilmedi ve uzaya bırakıldı. Armstrong&#8217;un ayakkabıları o gün bu gündür uzayda dolaşıp duruyor<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Ayakkabının tarihi</strong></p>
<p>Eskiçağlarda çoğu insan tabanı deriden ya da tahtadan sandallar giyerdi. Bu tür sandallara Eski Mısırlıların mezarlarında rastlanmıştır. Eski Yunanlıların avlanırken de uzun çizme banyoda ayakkabı giydikleri bilinmektedir. Girit&#8217;teki Minos uygarlığı ve Roma dönemlerinde bu tür ayakkabı ve çizmeler kullanılmıştır.</p>
<p>Ortaçağda ayağı sarması için yumuşak deri ya da kumaştan yapılan ayakkabıların burunları sivriydi. Yolculuk sırasında ise potinler ya da baldırlara kadar çıkan çizmeler giyilirdi. 14. yüzyıl sonlarına doğru öylesine uzun burunlu ayakkabılar üretildi ki bunlarla yürüyebilmek için ayakkabının burnunu bir zincirle diz kemerine bağlamak gerekiyordu.</p>
<p>Daha sonraki tarihlerde ayakkabılara yüksek mantar topuklar eklendi. Ayakkabıyı korumak amacıyla giyilen mantar topuklu şosonlar 1575&#8242;te moda oldu. Ama kötü havalarda ya da çok yağışlı bölgelerde tahta tabanlı ayakkabılar da giyiliyordu. Bu tür tahta ayakkabıları (sabo) Hollandalı çiftçiler günümüzde de giyerler.</p>
<p>17. yüzyılın başlarında ayakkabıların yerini alan yüksek topuklu uzun çizmeler evde bile giyiliyordu. Sonraları dantelli çorapların görünmesi için çizmelerin üst kenarları dışa doğru kıvrıldı. 1660&#8242;tan sonra siyah üzeri bağcıklı ya da tokalı kalkık kare burunlu ayakkabılar çizmenin yerini aldı. Kadın ayakkabıları erkek ayakkabılarının modasını izledi. 17. yüzyıldan başlayarak sivri burun ve yüksek topuklarıyla özgün bir biçim aldı.</p>
<p>1720&#8242;lere kadar kare burunlu ayakkabılar yaygındı. Bu tarihten sonra bunların yerini yuvarlak burunlu ayakkabılar aldı. 1770&#8242;lerde üstte geniş kıvrımları bulunmayan uzun çizmeler moda oldu. 18. yüzyılda kadın ayakkabıları saten ya da brokardan yapılıyor ve toka kurdele ya da fiyonklarla süsleniyordu. Yüksek topuklu ayakkabılar 1790&#8242;da tümüyle ortadan kalktı. Sokaklar ve yollar öylesine kötü ve çamurluydu ki insanlar evden dışarıya çıkarken şosonlarını giymek zorunda kalıyorlardı.</p>
<p>19. yüzyılda kadın ayakkabıları saten ya da kadifedendi ve topuksuzdu. Erkekler ise genellikle düğmeli bağcıklı ya da yanları esnek çizmeler giyiyorlardı. 1860&#8242;ların bağcıksız ve yanları esnek yarım çizmeleri çoğu zaman beyaz ipekten yapılıyordu. On yıl sonra yüksek topuklar yeniden moda oldu çizmeler de yanları düğmeli olarak yapılmaya başlandı. Ayakkabılarda ve çizmelerde hâlâ bez kullanılıyordu ama ayakkabıların burunları bazen deriden yapılıyordu. 19. yüzyılda kadınlar fabrikalarda ve bürolarda çalışmaya ayrıca yürüyüş ve bisiklete binmek gibi sporlar yapmaya başlayınca daha sağlam ayakkabılar kaçınılmaz hale geldi. Bağcıklı rahat yürüyüş ayakkabısı Birinci Dünya Savaşı (1914-18) sırasında ortaya çıktı. Günümüzde de ayakkabı yapımında moda önemli rol oynamaktadır.</p>
<p><strong>Türklerde ayakkabı</strong></p>
<p>Orta Asya&#8217;da Türkler deriden ve yünden giyim eşyaları yapmakta ustaydılar. Çizme ve çarık en yaygın ayakkabı türüydü. Deri çizmenin yanı sıra yaygın olarak yünden keçe çizme de yapılıyordu. Hükümdarlar kırmızı renkli çizmeler giyiyorlardı. Çizme ata binenler için çok elverişliydi.</p>
<p>Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ordunun yönetici sınıfların ve kentli halkın gereksinimlerini karşılamak üzere zamanla ayakkabı çeşitleri çoğaldı ve ayakkabıcılık çok gelişti. Diğer zanaatçıların olduğu gibi ayakkabıcıların da bir örgütü vardı. Üretilen ayakkabıların niteliğini lonca denetlerdi. Ayakkabı satıcıları için kullanılan kavaf sözcüğü giderek yapımcıları da kapsadı. Kavaflar da çizmeci yemenici nalıncı terlikçi ve pabuççu gibi adlar alırlardı.</p>
<p>Osmanlı toplumunda ayakkabı giyenlerin toplumsal konumuna ve mesleğine göre çeşitlilik gösterirdi. Ev içinde yüzleri atlas ve kadife gibi kumaşlardan yapılmış üzerleri sırmayla işlenmiş hafif ayakkabı ve terlikler giyilirdi. Dışarıda giyilen deri ayakkabı ve çizmelere de süslenirdi. Topkapı Sarayı Müzesi&#8217;nde ince bir zevkle ve hünerle işlenmiş deri ayakkabı ve çizmeler sergilenmektedir.</p>
<p>Osmanlı dönemindeki ayakkabılar yapıldıkları malzemeye biçimlerine ve kullanıldıkları yere göre adlar alırdı. Başmak cimcime çapula çizme yarım çizme çedik çedik pabuç edik fotin galoş mest kalçın kundura merkub nalın sandal terlik tomak yemeni başlıca ayakkabı çeşitleriydi. Genellikle alçak ökçeli ya da ökçesiz yumuşak deriden yapılan rahat ayakkabılar tercih edilirdi. Dışarıda giyilen ayakkabılardan bazıları mest-ayakkabı gibi iki parçadan oluşurdu. Ayağa giyilen mestin üzerine onu yağmur ve çamurdan korumak amacıyla önceleri ayakkabı sonraları da lastik giyildi. Şoson ya da galoş denen lastik ayakkabının içine geçirilerek giyilen mestler özellikle namazlarını camilerde kılanlarca kullanılırdı.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
16.-18. yüzyıllarda İstanbul Edirne ve Bursa&#8217;da ayakkabıcılık çok gelişmişti. 19. yüzyıl sonlarına kadar Türkiye&#8217;de ayakkabı yapımı tümüyle el işçiliğine dayanıyordu. Beykoz&#8217;daki deri fabrikasına 1884&#8242;te ayakkabı yapım bölümü eklendi. 1933&#8242;te Sümerbank&#8217;a devredilen Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası makineli üretimin yapıldığı önemli bir yerdi. Günümüzde ayakkabı üretimi daha çok özel sektör tarafından gerçekleştirilmektedir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fayakkabi-ve-tarihi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/ayakkabi-ve-tarihi/&amp;text=Ayakkabı ve Tarihi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/ayakkabi-ve-tarihi/&amp;t=Ayakkabı ve Tarihi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/ayakkabi-ve-tarihi/&amp;title=Ayakkabı ve Tarihi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fayakkabi-ve-tarihi%2F&name=buzlu.org&description=Ayakkab%C4%B1+ve+Tarihi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/ayakkabi-ve-tarihi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/ayakkabi-ve-tarihi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/ayakkabi-ve-tarihi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/ayakkabi-ve-tarihi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uludağ üniversitesi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/uludag-universitesi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/uludag-universitesi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2008 11:05:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim-Öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[Örgü]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[okullar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Uludağ üniversitesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2568</guid>
		<description><![CDATA[Aklın ve bilimin öncülük ettiği, Atatürk&#8217;ün çizdiği çağdaş, laik ve demokratik yolda, özgür düşünceli ve kişisel sorumluluk duyguları gelişmiş ulusal değerlere saygılı olarak kültürel ve tarihi değerleri benimsemiş, çağdaş görünüşlü gençler yetiştirmeyi amaç edinen üniversitemize bağlı olarak, 10 Fakülte,  2 yüksekokul, 15 meslek yüksekokulu, 1 Konservatuar, 3 Enstitü, 18 Araştırma ve Uygulama Merkezi ve Rektörlüğe [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-medium wp-image-2570" title="uludag-universitesi1" src="http://www.buzlu.org/images/2008/12/uludag-universitesi1-300x214.jpg" alt="uludag-universitesi1" width="300" height="214" /></p>
<p>Aklın ve bilimin öncülük ettiği, Atatürk&#8217;ün çizdiği çağdaş, laik ve demokratik yolda, özgür düşünceli ve kişisel sorumluluk duyguları gelişmiş ulusal değerlere saygılı olarak kültürel ve tarihi değerleri benimsemiş, çağdaş görünüşlü gençler yetiştirmeyi amaç edinen üniversitemize bağlı olarak, 10 Fakülte,  2 yüksekokul, 15 meslek yüksekokulu, 1 Konservatuar, 3 Enstitü, 18 Araştırma ve Uygulama Merkezi ve Rektörlüğe bağlı olarak kurulan 5 bölüm bulunmaktadır.</p>
<p>1970 yılında İstanbul Üniversitesi&#8217;ne bağlı olarak kurulan Bursa Tıp Fakültesi ile 1974 yılında kurulan Bursa İktisadi ve Sosyal Bilimler Fakültesi  Üniversitenin temelini oluşturmaktadır.</p>
<p>1975 yılında yasal kuruluşunu gerçekleştirerek Bursa Üniversitesi adı altında eğitim-öğretim hizmetine başlayan Üniversitemizin adı, 20 Temmuz 1982 tarihinde Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı hakkında 41 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile &#8220;<a href="http://www.uludag.edu.tr" target="_blank">Uludağ Üniversitesi</a>&#8221; olarak değiştirilmiştir.</p>
<p><span id="more-2568"></span></p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik--><br />
1976 yılında Mühendislik-Mimarlık Fakültesi,<br />
1978 yılında Veteriner Fakültesi,<br />
1981 yılında Ziraat Fakültesi,<br />
1982 yılında Eğitim Fakültesi (Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Bursa Yükseköğretmen Okulu ile Yabancı Diller Yüksekokulu birleştirilerek),<br />
1982 yılında İlahiyat Fakültesi,<br />
1983 yılında Fen-Edebiyat Fakültesi&#8217;nin kurulması ile birlikte üniversitemizdeki faal olan Fakülte sayısı 8&#8242;e ulaşmıştır.<br />
1995 yılında kurulan Hukuk ve  Güzel Sanatlar Fakülteleri, 2007 yılında ilk kez öğrenci alarak eğitim öğretime başlamıştır.<br />
1995&#8242;te kurulan Diş Hekimliği Fakültesi ise henüz faaliyete başlamamıştır.</p>
<p><strong>Sanayi ve hizmet sektörüne nitelikli ara insan gücü yetiştirmek amacıyla çeşitli yıllarda kurulan yüksekokullarımız ve kuruluş yılları:</strong></p>
<p>1985-Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu,<br />
1986-Bursa Meslek Yüksekokulu,<br />
1996-Bursa Meslek Yüksekokulu; Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Sosyal Bilimler Meslek  Yüksekokulu olarak ikiye ayrılmıştır.<br />
1992-İlahiyat Meslek Yüksekokulu ( İlahiyat Fakültesine bağlı olarak kurulmuştur.)<br />
1994-Mustafakemalpaşa Meslek Yüksekokulu,<br />
1995-Karacabey Meslek Yüksekokulu,<br />
1995-İnegöl Meslek Yüksekokulu,<br />
1995-İznik Meslek Yüksekokulu,<br />
1996-Sağlık Yüksekokulu (4 yıllık),<br />
1997-Yenişehir İbrahim Orhan Meslek Yüksekokulu,<br />
1999-Orhangazi Meslek Yüksekokulu,<br />
1999-Mennan Pasinli Meslek Yüksekokulu,<br />
1998-U.Ü. Devlet Konservatuarı kurulmuştur. (Yarı zamanlı statüde)<br />
1999-U.Ü. Devlet Konservatuarı Müzik ve Bale İlköğretim Okulu kurulmuştur. (Tam Zamanlı Statü)<br />
2005-Gemlik Asım Kocabıyık Meslek Yüksekokulu,<br />
2005-Orhaneli Meslek Yüksekokulu,<br />
2005-Keles Meslek Yüksekokulu,<br />
2008-Harmancık Meslek Yüksekokulu.</p>
<p><strong>Üniversitemizin Yöresel Dağılımı</strong></p>
<p>Tıp, İktisadi ve İdari Bilimler, Mühendislik-Mimarlık, Veteriner, Ziraat, Eğitim Fakültesinin büyük bölümü ile Fen-Edebiyat Fakültesi, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Sağlık Yüksekokulu ve Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu, Enstitüler, Bölüm Başkanlıkları ve Rektörlük merkez örgütü, şehir merkezine 18 Km. uzaklıktaki 16.000 dönüm arazi üzerine kurulu ana yerleşim birimi olan Görükle Kampüsünde faaliyetlerini sürdürmektedir.</p>
<p>Eğitim Fakültesinin Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü ve Devlet Konservatuarı 152 Evler Kampüsünde, İlahiyat Fakültesi Fethiye Kampüsünde, Yabancı Diller Yüksekokulu ve Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Ali Osman Sönmez Kampüsünde hizmet vermektedir.</p>
<p>Hukuk Fakültesi Gemlik&#8217;te, Güzel Sanatlar Fakültesi ise Mudanya&#8217;da hizmet vermektedir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Mustafakemalpaşa, Karacabey, İnegöl, İznik, Yenişehir, Orhangazi, Gemlik, Orhaneli, Keles ilçelerinde bulunan yüksekokullarımız hizmetlerini isimlerini aldıkları ilçelerde sürdürmektedirler.</p>
<p>Üniversitemizde 2008-2009 akademik yılı itibariyle ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencisi olmak üzere toplam 42 443 öğrenci öğrenim görmekte, 574 öğretim üyesi, 2249 diğer akademik personel, 1701 idari personel, 1907  işçi hizmet vermektedir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fuludag-universitesi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/uludag-universitesi/&amp;text=Uludağ üniversitesi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/uludag-universitesi/&amp;t=Uludağ üniversitesi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/uludag-universitesi/&amp;title=Uludağ üniversitesi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fuludag-universitesi%2F&name=buzlu.org&description=Uluda%C4%9F+%C3%BCniversitesi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/uludag-universitesi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/uludag-universitesi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/uludag-universitesi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/uludag-universitesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zeytin ve zeytincilik</title>
		<link>http://www.buzlu.org/zeytin-ve-zeytincilik/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/zeytin-ve-zeytincilik/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2008 08:36:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[marmara]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[saray]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarım ve hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[zeytin]]></category>
		<category><![CDATA[zeytincilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2431</guid>
		<description><![CDATA[Zeytin (Olea europaea), zeytingiller (Oleaceae) familyasından meyvesi yenen Akdeniz iklimine özgü bir ağaç türü. Morfolojik özellikleri Zeytin boylu bir çalı veya 10 metreye kadar boylanabilen, sık dallı, yayvan tepeli, herdem yeşil yapraklı bir ağaçtır. Geniş, kıvrımlı, yamru yumru bir gövdesi vardır. Ağaç yaşlandıkça, düzgün gri renkli gövde kabuğu giderek çatlar. Ağacın tacı (tepesi), yaklaşık olarak [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2008/11/zeytin.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-2432" title="zeytin" src="http://www.buzlu.org/images/2008/11/zeytin.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p>Zeytin (Olea europaea), zeytingiller (Oleaceae) familyasından meyvesi yenen Akdeniz iklimine özgü bir ağaç türü.<br />
<strong><br />
Morfolojik özellikleri</strong></p>
<p>Zeytin boylu bir çalı veya 10 metreye kadar boylanabilen, sık dallı, yayvan tepeli, herdem yeşil yapraklı bir ağaçtır. Geniş, kıvrımlı, yamru yumru bir gövdesi vardır. Ağaç yaşlandıkça, düzgün gri renkli gövde kabuğu giderek çatlar. Ağacın tacı (tepesi), yaklaşık olarak artan boy kadar her sene genişler.</p>
<p>Verimli topraklarda taç açık ve asimetrik, verimsiz topraklarda ise daha yoğun ve yuvarlaktır. Sürgünleri gri renkli, dikensiz ve hemen hemen üç köşelidir.<br />
Mızraksı, çok kısa saplı, deri gibi sert yaprakları sürgünlere karşılıklı çiftler halinde dizilmiştir. Yaprakları basit, tam kenarlı ve kenarlar alt yüze doğru hafif kıvrıktır. Yaprağın boyu 20-86 mm, genişliği de 5-17 mm’dir.<br />
<span id="more-2431"></span><br />
Yaprakların ucunda sivri bir çıkıntı bulunur. Yaprağın üst yüzü koyu gri-yeşil ve tüysüz, alt yüzü mavimsi gümüşi renkte ve beyaz sık ipeksi tüylerle kaplıdır.<br />
Baharın sonlarına doğru yaprakların koltuğunda seyrek salkımlar halinde açan, küçük beyazımsı-sarı renkli, kokulu çiçekleri vardır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Rüzgarların taşıdığı çiçek tozlarıyla döllenen çiçekler etli ve yağlı meyve verir. Meyve önce yeşil, olgunlaştıktan sonra da parlak siyah bir renk alır. Etli meyvenin içinde sert bir çekirdek vardır. Meyvenin etli kısmından ve çekirdeğinden elde edilen yağı bakımından çok değerli bir ağaçtır. Aynı zamanda ağacının çok heybetli ve estetik bir görünümü vardır. Odunu çürümeye karşı son derece dayanıklıdır.</p>
<p><strong>Tarih</strong></p>
<p>Etimolojik olarak zeytin, dünya dillerinde zeta, zai, zertum, zeirtum, zait, zaitun, zeytun, elaiwa, elaia, olea, oliva, olive, oleum, oli, huile, oil, aceite kelimeleriyle ifade edilir. Eski adlarda, hatta günümüzde Olivia, Olive, Olivier, Olivares, Zeytin isimleri çocuklara verilmektedir.<br />
En eski zeytin fosilleri MÖ 2000&#8242;lere gider. Ağacı ehlileştiren Samiler&#8217;dir. Arkeolojik kalıntılarda zeytin ve zeytinyağı kalıntıları, yaprak işlemeler ve yağ teknolojisi izleri Girit Knossos Sarayı&#8217;nda, Mısır Sakkarah piramidinde, mumyalarda, Kudüs Süleyman Tapınağı&#8217;nda, Babil&#8217;de, eski Yunan&#8217;da, Urla Limantepe&#8217;de, Salihli Sardes&#8217;te, Kumkuyu Akkale&#8217;de, Silifke&#8217;de bulunmuştur.</p>
<p>Eskiçağlardan beri zeytin kutsama, aydınlatma, yemek, sağlık, tedavi, temizlik, savaş malzemesi, güzellik, odun, tabak, kaşık, çatal, tespih, kolye, konserve, sabun, gübre, yakacak amaçlarıyla kullanılmaktadır. Yaprakları barış, zafer, zenginlik simgesidir. Zeytindalı paralarda (TL, Frank, Liret) simge olarak kullanılır. Zeytindalı taçlar, zaferlerde ve spordaki birinciliklerde zafer simgesidir. En eski metinlerde zeytinden bahsedilir (Odysseus, İlyada, De agri cultura, Oidipus Kolonos, Geographica).</p>
<p>Din kitaplarında zeytin terimi geçer. Tevrat ve İncil&#8217;de 140 yerde geçer (Tekvin, Mezmurlar, Leviler). İncil inanışına göre, Kudüs Zeytindağı&#8217;ndaki 8 zeytin ağacı İsa Peygamber&#8217;in çarmıha gerilişine tanıklık etmiştir. Vaftiz ve aydınlatmada kullanılır. Ortodokslar belirli günlerde sadece zeytin yer.</p>
<p>Kuran&#8217;da Nahl, Tin, Enam, Müminun, Abese, Nur surelerinde geçer. Abbasiler, bir medreseye Zeytune adını vermiştir. Zeytin üreticisine zeyyad demişlerdir. Türkler, 11. yüzyılda Anadolu&#8217;da zeytinle tanışmışlardır. Evliya Çelebi, gezdiği yerlerden ve Yağkapanı, Unkapanı&#8217;ndan söz ederken zeytinden bahseder. Kapan (kantar) esnafı arasında zeyyatan, sabunciyanlar vardır.</p>
<p>Camilerde kandiller, zeytinyağı ile aydınlatmayı sağlar. Vatikan, kandil yağı için Burhaniye&#8217;den yağ getirtmiştir. Edremit ve Ayvalık, zeytin ve sabunculukta merkezdi. 1851 Londra Fuarı&#8217;na Osmanlı zeytin ve zeytinyağı sergisiyle katılmıştı. Müslüman kültüründe iftarlarda zeytin ve hurma bulundurmak esastı. Yemek kültüründe ise zeytinyağlılar baş sıradaydı: balıklar, midye, börekler, tatlılar, pırasa, taze fasulye, kuru fasulye, enginar, bakla, kabak, dolma, barbunya, börülce, lahana, patlıcan, pilav, piyaz, yaprak sarma, imambayıldı, kızartmalar.<br />
Yer adlarına da rastlanır: Zeytinburnu, Zeytinli, Zeytindere, Zeytineli, Zeytinler, Zeytinbağ, Yağköy, Zeytinliova, Çatalzeytin, Zeytindağ, Zeytinoba.</p>
<p>Folklor öğelerinde çok zengindir. Deyimlerde: Kabak ek çocukların görsün, zeytin ek torunların görsün; kandilin yağı bitti; zeytinyağı gibi üste çıkmak; zeytin kafa; zeytin gözlüm; zeytini yapacak küpünde unutacaksın; salamura suyu mirasa kalır. Ruhi Su&#8217;nun derlediği &#8220;Evlerinin önü zeytin ağacı.&#8221; türküsü vardır.</p>
<p>Edremit ve Erdek&#8217;te meci denilen bir hasat sonu ziyafeti ve oyunu oynanır. Lokman Hekim tedavisinde kullanılır: yaralarda, yanıkta, romatizma, uyuz, nazara karşı, öksürük, safra, adale ağrısı, ağız yarası, ağrı sızı, dişeti iltihabı, egzama, ses kısıklığı, gözleri güçlendirme, iştahsızlık, mide yanması, saçları güçlendirme de.</p>
<p><strong>Türkiye&#8217;deki üretimi</strong></p>
<p>Zeytin, ülkemizin önemli bir varlığıdır. Dünya zeytin üretici ülkeleri arasında; ağaç varlığı açısından ülkemiz 4’ncü, alan açısından da 6’ncı sırada yer alır. Böylece dünya zeytinyağı üretimine % 8 oranında katkıda bulunur, sofralık zeytin üretiminde de İspanya’dan sonra 2’nci sırada yer alır. Marmara Bölgesi’nin ağaç varlığı açısından ülkemiz içindeki payı da % 10 olarak belirlenir.<br />
Dünya zeytin üretiminin %97&#8242;si, tüketimin %87&#8242;si Akdeniz çevresindedir. Türkiye&#8217;de 900 bin hektar arazi zeytin ekilidir. 95 milyon ağaç vardır. Her yıl 2 milyon ağaç dikilir. Ekili alanda dünyada 4. sıradadır. Üretimin çoğu küçük aile işletmelerindedir. 400 bin aile ve 1 milyon tarım işçisi bu sektörle ilgilidir.</p>
<p>Ağaç başına yılda 11.6 kilo verim alınır. Türkiye&#8217;de delice zeytini ve kültür zeytini türü üretilmektedir. Zeytin üretiminin %99&#8242;u Ege, Akdeniz, Marmara bölgelerindedir. Güneydoğu ve Karadeniz&#8217;de de ekilir.</p>
<p>1937&#8242;de çıkarılan yasa, Zeytinciliğin ıslahı ve yabanilerin aşılattırılması hakkında kanun&#8217;dur. İzmir Bornova&#8217;da 1950&#8242;de Zeytincilik Enstitüsü kurulmuş, 1971&#8242;de Tarım Bakanlığı Zeytincilik Araştırmaları Enstitüsü adını almıştır. IOOC, uluslararası zeytinyağı konseyi ile işbirliğindedir. Türkiye&#8217;de 35 ilde, 28 tür zeytincilik yapılır.</p>
<p>Üretimde Çanakkale, Balıkesir, Bursa, Aydın, İçel, İzmir, Muğla, Antalya, Gaziantep, Hatay, Kilis, Yalova, Manisa öndedir. Yılda üretilen 1 milyon ton zeytinin %70&#8242;i yağlık, %30&#8242;u sofralıktır.</p>
<p>Her bölgede çeşitli adları vardır: Ayvalık, Büyük Topak, Ulak, Çakır, Çekişte, Çelebi, Çilli, Domat, Edincik, Erkence, Gemlik, Halhalı, İzmir, Kalembezi, Kançelebi, Karamürsel, Kilis, Kiraz, Manzanilla, Memecik, Memeli, Nizip, Samanlı, Sarı Haşebi, Sarı Ulak, Saurani, Tavşanyüreği,Uslu, Yağçelebi. Sofralık zeytinin %80&#8242;i siyah, %12&#8242;si yeşil, %8&#8242;i pembedir. Kaliteleri ekstra, birinci, ikinci sınıf diye ayrılır. Kaliteli zeytinin eti fazla, çekirdeği küçük, ince kabuklu, şekeri yüksek, yağı düşük olur.</p>
<p>Zeytinin acılığı, tuzlama ile veya sudkostikle giderilir. Boy sınıflamasına göre küçük, elekaltı, orta, büyük, ekstra büyük, çok iri, jumbo, aşırı büyük diye adlandırılır. İşlemeye göre ise hurma, salamura, kalamata, sele, teneke, konserve, ezme türlerine ayrılır. Sele zeytini kırışık, siyahtır. Ağaçtan elle toplanır, tuzlanır, çuvallara konur, tuzlamayla birlikte aroma için kekik, defne yaprağıyla aromalanır, sonra elenir, tuzu atılır, yıkanmadan plastik kasada sunulur. En yaygını Gemlik kıvırcıktır.</p>
<p>Zeytin; ayrıca çeşitli fabrikalarda işlenerek zeytinyağına da dönüştürülür.</p>
<p>* Teneke tipi zeytin<br />
* Salamura tipi zeytin<br />
* Sele zeytin<br />
* Konfipi zeytin<br />
* Çizme yeşil zeytin<br />
* Sofralık yeşil zeytin<br />
* Kalamata Tipi<br />
* İspanyol Tipi</p>
<p><strong>Zeytinciliğin Dünya ve Ülkemiz Ekonomisindeki Yeri</strong></p>
<p>Türkiye, İspanya ve Yunanistan’da kişi başına yıllık zeytinyağı ve diğer bitkisel yağların, 1951 ve 1981 yıllarındaki tüketim miktarları ve yüzde değerleri ise Tablo 4’de verilmiştir (13). Türk insanının kişi başına yıllık yağ tüketimi 30 yıl içinde artış gösterirken, zeytinyağının bundaki payı %40’dan 17’e düşmüştür. İspanya hariç diğer ülkelerde oransal olarak zeytinyağı tüketimi azalmış olsa da kg olarak bir artış olmuştur.</p>
<p>Ülkemizde zeytin üretimi Ege, Marmara, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yapılmaktadır. Zeytin üretimi yapan önemli illerin zeytin ile ilgili istatistikleri Tablo 5’de verilmiştir Üretim miktarının meyve veren ağaç sayısına oranından elde edilen ağaç başına verim değerlerine bakıldığında genelde nasıl düşük olduğu görülebilir. Zeytin yetişen 35 ilin dörtte birinde ağaçlar Türkiye ortalamasının altında verime sahiptir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Yetiştirme ve toplama</strong></p>
<p>Zeytin, azami 2000 m.yüksekliğe kadar çıkar. Sıcaklık 16-22 C (kışın -8)de, nemsiz, rüzgarsız, toprak killi, kalkerli, sulu yerleri sever. -12C&#8217;de kurur. Kuraklığa dirençlidir. Yağışı 500-800 mm.liktir. Ağacı dayanıklı, uzun ömürlüdür. Kışın yaprak dökmez. Odunu serttir. Kök, derindedir. Fidanlar en az 5 yılda meyve verir. Tam büyümesi 20 yıldır. 150 yılda yaşlanır. Boyu 20m, çapı 2m&#8217;ye ulaşır.</p>
<p>Gövde dik, yuvarlaktır, yaşlanınca çatlar, eğilir. Sürgünlerden yeni gövdeler oluşabilir. Anadalların üzerinde yapraklı dallar ve meyveli dalları vardır. Yaprakları yaz kış uzar. Dışı parlak yeşil, içi gümüşidir ve 2 cm genişlikte, 3-8 cm oval uzunluktadır. Ağaç silueti taç şemsiyedir. Meyveler, 2 yıllık dallarda olur. 1 yıl bol, 1 yıl az mahsul verir.</p>
<p>Budamaya zeytin açma denir. Çekme, nacak, testere ile budanır. Çoğaltılması aşı ve dikme yoluyladır. Yumru ve köklendirme (çelik ve çöğür&#8217;den)yöntemleriyle uygulanır. Yılda 3 milyon fidan üretilmektedir. Dikilen fidan 2 milyondur. İlkbaharda aşılama, yarma, kabukaşısı, sürgün, yamagöz yapılır. Deliceler, yerinde aşılanır. Doğada kuşlar ve fareler doğal ekicilerdir. Kuşların yeyip attıkları çekirdekler ve farelerin sakladıkları zeytinlerden tohumlar kendiliğinden çıkar.</p>
<p>Kasım-Mart arası ekilir. Ekim&#8217;den sonra hasat mevsimidir. Yayla ve tepelikte daha uygundur. Fidan çukuru 80cm derin, 80 cm geniş, 80 cm uzun olmalıdır. Dibe biraz çakıl konur, üstten çıkan toprak gübreyle karıştırılır ve çakıl üzerine konarak fidan dikilir, üstü en alttan kazılan toprakla örtülür, cansuyu verilir. Dikmeler, yaz aylarında sulanır. Kasım-Şubat kış uykusu dönemi, dinlenmedir. Nisan-Haziran çiçeklenme dönemidir. Temmuz-Ağustos&#8217;ta taneler büyür, çekirdek sertleşir. Eylül-Ekim&#8217;de taneler olgunlaşır, morlaşır, siyahlaşır. Şubata kadar hasat yapılır. Önce yeşiller, sonra siyahlar toplanır.</p>
<p>Meyve tek çekirdekli, ufak, sivri ve acıdır. Sis ve nemden etkilenir. Delicenin çekideği ise büyüktür, eti azdır. Zeytin meyvesi sap, kabuk, et, çekirdek, tohum&#8217;dan oluşur. Eti %65-90 oranındadır, şeker %2-6, yağ %15-30, su %50, lif %1, kül %1. İÇinde kalsiyum, magnezyum, demir, aminoasitler, A ve C vitaminleri, proteinler bulunur. Meyveye acı tat veren maddeye oleuropein denir.</p>
<p>Toplanması, ağaçtan veya yerden olur. Ağaçtan elle (sağma, taraklama), sırıkla (çırpma), çırpıcıyla, makineli sarsmayla yapılır. Yerden toplanacaksa ağaç silkelenir. Üreticiler, tayfa denilen çırpıcı işçiler çalıştırır.</p>
<p>Adambaşı saatte 6 kilo toplanır. Toplananlar sepetlere, çuvallara, kasalara konur, depolanır, fermantasyona gider. Yere düşenler fırça, tarak veya emici borularla hemen toplanır. Vaktinden önce yere düşen meyveye dipzeytini denir. Depolar serin ve havadardır, zeytin depoda 2-3 gün bekletilir. Taşıma, çuvallarla yapılır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fzeytin-ve-zeytincilik%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/zeytin-ve-zeytincilik/&amp;text=Zeytin ve zeytincilik&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/zeytin-ve-zeytincilik/&amp;t=Zeytin ve zeytincilik">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/zeytin-ve-zeytincilik/&amp;title=Zeytin ve zeytincilik&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fzeytin-ve-zeytincilik%2F&name=buzlu.org&description=Zeytin+ve+zeytincilik" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/zeytin-ve-zeytincilik/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/zeytin-ve-zeytincilik/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/zeytin-ve-zeytincilik/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/zeytin-ve-zeytincilik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkün Ateşle İmtihanı (Kitap özeti)</title>
		<link>http://www.buzlu.org/turkun-atesle-imtihani-kitap-ozeti/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/turkun-atesle-imtihani-kitap-ozeti/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2008 16:32:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin0307</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[silah]]></category>
		<category><![CDATA[Türkün Ateşle İmtihanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2420</guid>
		<description><![CDATA[Kitap Halide Edip Adıvar’ın İstanbul da ki durumları anlatmasıyla başlıyor. O dönemlerde Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olan İstanbul işgal altındaydı. Bu durum en çok yıllardır Osmanlı İmparatorluğu topraklarında Müslüman halkla barış içinde yaşayan azınlıkları sevindirmişti. Hatta bu azınlıklar Türk halkına kötü muamele etmeye başlamıştı. Halide Edip, halk arasında dolaşıp, herkesi dinlerken kadınların memleket meselesine erkeklerden daha [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2008/11/turkun-atesle-imtihan.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-2421" title="turkun-atesle-imtihan" src="http://www.buzlu.org/images/2008/11/turkun-atesle-imtihan.jpg" alt="" width="250" height="250" /></a></p>
<p>Kitap Halide Edip Adıvar’ın İstanbul da ki durumları anlatmasıyla başlıyor. O dönemlerde Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olan İstanbul işgal altındaydı. Bu durum en çok yıllardır Osmanlı İmparatorluğu topraklarında Müslüman halkla barış içinde yaşayan azınlıkları sevindirmişti. Hatta bu azınlıklar Türk halkına kötü muamele etmeye başlamıştı.</p>
<p>Halide Edip, halk arasında dolaşıp, herkesi dinlerken kadınların memleket meselesine erkeklerden daha hassas olduğuna inandığını söyler. Bu da kitapta ilgimi çeken konulardan birisidir. Halide Edip savaş dönemine bir kadının gözüyle bakıp bize onların çektiklerini kitapta çok güzel anlatmıştır.</p>
<p>Savaş döneminde, Türkler’in görüşünü dış ülkelere bildirmek çok güçtü. Burada bazı Amerikan muhabirlerin ve bazı şahsiyetlerin doru düşünceleri çok işe yaramıştır. Onlar sayesinde Türkler’e karşı verilen peşin hükümlere rağmen, bizim görüşümüz Batı’ya sızmaya başlamıştır. Bu arada İzmir Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir.<span id="more-2420"></span></p>
<p>Halide Edip ilk açık halk mitingini Fatih’te yapmıştır. Halide Edip, söyledikleri onu izleyenlerin gözlerinden ilham alarak söylediğini belirtmiştir. Daha sonra Halide Edip meşhur Sultanahmet mitinginde konuşmuştur.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Kitabın ilerleyen bölümlerinde Halide Edip’in, Dr. Adnan, Binbaşı Reşit, Rıza Bey, Cami Bey ile Anadolu’ya kaçışlarını anlatılır. Büyük zorluklarla, yakalanma tehlikesiyle, soğukla,hastalıkla, zor şartlar altında yapılan uzun yolculuklardan sonra Ankara’ya ulaşılır. Asıl iş Ankara’da başlar.</p>
<p>Ankara’da Halide Edip, Yunus Nadi Bey ile Anadolu Ajansını kurar. Bu ajans haberlerini telgrafhanesi olan yerlere göndermek ve olmayan yerlere de camilere ilan halinde yapıştırmaktı. Kitabın ilerleyen Halide Edip kaldığı köydeki evini, köpek dostlarını, yardımcılarını, köyde yaşanan olayları anlatmaktadır. 23 Nisan 1923’te meclis açılmıştı. Mustafa Kemal, Meclis Reisi olacaktı.</p>
<p>Yabancı kuvvetler kadar içteki karışıklıklar kadar önemli bir hal almıştır. Kardeşler arasında kan dökülmeye başlamıştı. Halide Edip, o günlerde adeta görünmeyen bir elin Türk milletine yeni bir veçhe vermeye çalıştığını söylüyor. Millet meclisinde iki ülkü mücadele halindeydi. Garp mefkuresi ve Şark mefkuresi.</p>
<p>İlerleyen zamanda, başıbozuk kuvvetlerin durumu daha da karıştı. Bazıları yeni orduya geçti, Fakat Edhem’in etrafında hala güçlü bir kısım bulunuyordu. Bu sırada İngiltere’nin doğuda kaybettiği itibarı L. George, buradaki Türk hakimiyetine son vererek yerine Yunan İmparatorluğu kurarak yeniden kazanmaya çalışıyordu. Bu arada Yunanlılar Bursa’ya hücum ediyordu.</p>
<p>İnönü’deki ilk savaş, düzenli ordunun birinci galibiyetiydi. Ankara’da sevinç sonsuzdu. Halide Edip, Kızılay tarafından askerlere hediyeler götürmek üzere gönderildi. Halide Edip yanına yardımcısı Fatiş’i ve köpeği Yoldaş’ı da yanına aldı.</p>
<p>Türk ordusu bu çetin savaş günlerinde, köylerde çok yardıma ihtiyacı vardı. Bu yardımı da sade Ankara’da bulunan Hilal-i Ahmer’den görebiliyordu. Bunu Ankara kadınları hazırlamışlardı. Bu arada, İstanbul ve Ankara kadınları arasındaki farkı gördüğünü söyleyen Halide Edip şöyle devam ediyor. Ankara’daki İstanbul kadınları, umumiyetle, memur yada mebus karısı idiler, iyi tahsil görmüş, modern ve her işe atılmaya hazır kimselerdi. Ankara kadınları İstanbullular’dan uzak duruyorlardı. İstanbul kadınları ise şuuraltı bir yükseklik duygusu taşıyorlardı.</p>
<p>Kitabın ilerleyen bölümünde Halide Edip, cepheye nasıl katıldığını anlatıyor. Halide Edip onbaşılıkla askeri yaşantısına başlamıştır. Önce Sakarya cephesine gitmiştir. Halide Edip burada her gün, muhtelif fırkaların insan, mühimmat ve silah bakımlarından kuvvetini tespit edecek, not alacaktı. Halide Edip bu görevinde yaşadıklarını, karşılaştığı olayları, insanların nasıl birbirlerini öldürdüklerini anlatarak kitabına devam etmiştir.</p>
<p>Halide Edip, kitabın son bölümlerinde Yunanlıların çekildikleri yerleri nasıl mahvettiğini, oradaki halka nasıl zulüm yaptıklarını, Yunanlıların İzmir’den nasıl atıldığını, Mustafa Kemal’in Fikriye hanımla yakınlaşmasını, Lozan Konferansının hazırlıklarını anlatmıştır.<br />
Bu kitap o döneme bir kadının gözüyle bakmıştır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Savaşta yaşananları tüm çıplaklığıyla anlatmıştır. Bu kitap sayesinde Türk insanının özellikle Türk kadınının Kurtuluş Savaş’ımızda ne büyük katkısı olduğunu, yüceliğini bir kez daha anladım. Bu kitap sayesinde Mustafa Kemal’in hem askeri kişiliğini hem de özel hayattaki kişiliğini daha iyi anladım. Türk’ün ateşle olan imtihanından büyük bir başarıyla çıkışını Halide Edip çok etkileyici bir şekilde anlatmıştır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fturkun-atesle-imtihani-kitap-ozeti%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/turkun-atesle-imtihani-kitap-ozeti/&amp;text=Türkün Ateşle İmtihanı (Kitap özeti)&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/turkun-atesle-imtihani-kitap-ozeti/&amp;t=Türkün Ateşle İmtihanı (Kitap özeti)">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/turkun-atesle-imtihani-kitap-ozeti/&amp;title=Türkün Ateşle İmtihanı (Kitap özeti)&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fturkun-atesle-imtihani-kitap-ozeti%2F&name=buzlu.org&description=T%C3%BCrk%C3%BCn+Ate%C5%9Fle+%C4%B0mtihan%C4%B1+%28Kitap+%C3%B6zeti%29" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/turkun-atesle-imtihani-kitap-ozeti/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/turkun-atesle-imtihani-kitap-ozeti/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/turkun-atesle-imtihani-kitap-ozeti/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/turkun-atesle-imtihani-kitap-ozeti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

