Ara 12

İkinci Dünya Savaşından sonra ortaya çıkan iki süper güç, nükleer silahlar sayesinde, nerede ise yarım yüzyıla yakın bir süre boyunca dünya barışını ve kendi çıkarlarını korudular. Sovyetler Birliğinin ekonomik ve sonra da politik olarak çökmesi, nükleer silahlar ile sağlanan ve hiç de sağlam olmayan Dünya barışını, umulmadık bir şekilde olumsuz yönde etkilemeye başladı.

Son zamanlarda radyoaktif madde kaçakçılığı ilgili haberler, basında artan bir sıklıkla yer almaya baÅŸladı. Önceleri, ne olduÄŸu ve ne için kullanıldığı bir türlü saptanamayan, kırmızı civa pazarlandığı haberleri yer aldı. Bu malzemenin, nükleer teknolojide yeri olmamasına karşın, nükleer silah yapımında kullanıldığı öne sürülerek astronomik fiyatlarla satıldığı belirlendi. Ardından, metal uranyum çubuklarının pazarlandığı haberleri basında yer aldı. Kırmızı civa olayında olduÄŸu gibi, asılsız iddialar ortaya atılarak; bu malzemeler için de astronomik fiyatların talep edildiÄŸi öğrenildi. Son olarak da, yasadışı bir plütonyum piyasasının varlığı haberleri, hemen herkesi rahatsız etmeye baÅŸladı. Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

Haz 09

francis-crick

Francis Harry Compton Crick 8 Haziran 1916 – ö. 28 Temmuz 2004) 1953, İngiliz moleküler biyolog, fizikçi ve nörobilimci. 1953′te James D. Watson ve Maurice Wilkins ile beraber DNA molekülünün yapısını keÅŸfederek 1962 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü paylaÅŸmıştır.

Kariyerinin geri kalan kısmında Salk Biyolojik AraÅŸtırmalar Enstitütüsü’nde J.W. Kieckhefer AraÅŸtırma Profesörü olarak görev yaparak insan bilinci üzerine çalışmalar yapmıştır.

Harry Crick ve Annie Elizebeth Crick’in oÄŸlu Francis Crick Northampton yakınlarında o zamanlar küçük bir İngiliz kasabası olan Weston Favell’de doÄŸmuÅŸ ve büyümüştür. Babası ve amcası burada bir bot ve ayakkabı fabrikası iÅŸletmekteydi. Crick erken yaÅŸta bilime ilgi göstermeye baÅŸlamıştı. Çocukken ailesi tarafından kiliseye götürülmesine raÄŸmen, 12 yaşında annesine artık kiliseye gitmek istemediÄŸini ve dini inançlar yerine bilimsel araÅŸtırmaları tercih ettiÄŸini söylemiÅŸti.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Haz 04

akim-siddeti

Elektrik yükünün bir noktadan diğer bir noktaya hareket  etmesine akım denir. Akım şiddeti ise iletkenden birim zamanında geçen yük miktarıdır.
Şimşek ve yıldırım da bir elektrik akımıdır.Televizyonumuzu, radyomuzu,buz dolabımızı veya cep lambamızı çalıştıran da elektrik akımıdır.Kontrol altına alınan akım,kablo gibi bir iletkenin içine akar.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,

May 22

agirlik-merkezi

Etrafımızda gördüğümüz cisimleri tek bir parça veya birden fazla parçadan oluşmuş olarak düşünebiliriz.
Örneğin ; herhangi bir tahta blok veya bir taş parçası tek bir parça olarak kabul edilirken masa,kitaplık,otomobil, gibi cisimler ise değişik parçaların birleştirilmesi ile oluşur.İster tek parça gibi görünsün,isterse değişik parçaların birleştirilmesi ile oluşan bir sistem olsun,gerçekte bütün cisimler küçük parçacıklardan oluşur.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Nis 24

neptunyum

Uranyumun nötronlarla bombardımanından yapay olarak elde edilen, atom numarası 93, atom ağırlığı 239 olan, radyoaktif bir element.

Neptünyum’dan enerji üretilebilir mi ?

Neptünyum konusunda, konunun bilimsel yanı incelenmeden toplumu yanıltabilecek ve fikir karışıklığına yol açabilecek bir takım iddialara şahit olmaktayız. Özellikle ülkemizin içinde bulunduğu zor ekonomik şartlar doğal kaynaklarımıza yönelişi arttırmakta ve bu kaynakların ne şekilde değerlendirilebileceği konusunda değişik çözüm önerileri gündemi işgal etmektedir. Maalesef bu önerilerin bazıları, Neptünyum örneğinde olduğu gibi, makul çözümler olmaktan bir hayli uzaktır.

Diğer yandan bir metanın ekonomik girdi sağlayabilecek nitelikte olabilmesi için öncelikle bu metanın ülkemizde mevcut olması ve ayrıca bu metanın, ülke ve dünya pazarındaki belirli bir talep düzeyine sahip olması gerekmektedir. Bu bilgi notunda Neptünyum ile ilgili gerçekler anlatılmaya çalışılmaktadır.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Mar 14

ermenistan

Osmanlı devleti zayıflamaya baÅŸlayıp, hemen her konuda Avrupa’nın müdahalesine maruz kalınca, Türk – Ermeni iliÅŸkilerinde de bir bozulma devri baÅŸlamıştır. Batılı ülkeler Osmanlı devleti’ni bölerek bölgesel çıkarlarına ulaÅŸabilmek için Ermeniler’i Türk toplumundan koparmayı hedeflemiÅŸlerdir.

Özellikle Avrupa’nın bazı büyük devletleri “ıslahat” adı altında bir yandan Osmanlı devleti’nin iç iÅŸlerine karışırken, bir yandan da Ermeniler’i, Osmanlı yönetimi’ne karşı teÅŸkilatlandırmışlardır.
Böylece ülke içinde ve dışında teÅŸkilatlanan ve silahlanan Ermeni komiteleri ile Ermeni kiliseleri’nin kışkırtıcı faaliyetleri sonucunda, Ermeni toplumu yavaÅŸ yavaÅŸ Türkler’den uzaklaÅŸmaya baÅŸlamıştır.

Türkler’in iyi tutumuna karşın, yabancı devletlerle ittifak etmek suretiyle Türkler’le mücadeleye baÅŸlayan Ermeniler, batı’nın desteÄŸini alabilmek için kendilerini “ezilen bir toplum” olarak göstermeye ve “Anadolu üzerindeki egemenlik haklarını Türkler’in gasp ettiÄŸi”ni dile getirmeye baÅŸlamışlardır.
Devamını Oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,