<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>buzlu.org &#187; bitki</title>
	<atom:link href="http://www.buzlu.org/benzer/bitki/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.buzlu.org</link>
	<description>bilgi mi aradın, doğru yerdesin...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 19:32:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Sakız çiğneme</title>
		<link>http://www.buzlu.org/sakiz-cigneme/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/sakiz-cigneme/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Jan 2012 17:39:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[ağaç]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[ciklet]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[mastika]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[ortaya]]></category>
		<category><![CDATA[sakız çiğneme]]></category>
		<category><![CDATA[yararları]]></category>
		<category><![CDATA[zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5566</guid>
		<description><![CDATA[Antikçağlardan beri Ege kıyılarında yaşayanlar, bu bölgede çok bulunan sakız (mastika) ağacının reçinesini çiğniyor, bunun dişlerin temizlenmesine ve nefes kokularının güzelleşmesine yaradığını biliyorlardı. Günümüzde çiklet diye bilinen bir tür sakızı ilk çiğneyenler ise Meksika yerlileriydiler. Yerel bir ağacın özünü çıkartıyorlar, bir kapta kaynatıyorlar ve güneşte kurumaya bırakıyorlardı. Sertleşen bu &#8216;chickle&#8217; (çikıl) adını verdikleri beyaz özü [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/12/sakız-çiğneme.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5567" title="sakız çiğneme" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/sakız-çiğneme.jpg" alt="" width="300" height="168" /></a></p>
<p>Antikçağlardan beri Ege kıyılarında yaşayanlar, bu bölgede çok bulunan sakız (mastika) ağacının reçinesini çiğniyor, bunun dişlerin temizlenmesine ve nefes kokularının güzelleşmesine yaradığını biliyorlardı.</p>
<p>Günümüzde çiklet diye bilinen bir tür sakızı ilk çiğneyenler ise Meksika yerlileriydiler. Yerel bir ağacın özünü çıkartıyorlar, bir kapta kaynatıyorlar ve güneşte kurumaya bırakıyorlardı. Sertleşen bu &#8216;chickle&#8217; (çikıl) adını verdikleri beyaz özü ise çiğniyorlardı. Kokusu ve lezzeti olmayan bu ilk sakızın günümüz sakızları ile çok bir benzerliği yoktu.</p>
<p>Sakızın hammaddesi ABD&#8217;ye ilk olarak Lopez de Sanna adlı bir Meksikalı general tarafından getirildi. Thomas Adam isimli bir müteşebbis bu sakız hammaddesini önce kimyasal yolla ucuz sentetik lastik elde etmek için kullandı.</p>
<p>Bunda başarılı olamayınca sakızı sert şekerleme ile kapladı. Bu şekilde güzel lezzet ve koku da kazandırdığı ilk ticari sakızları minik toplar halinde piyasaya sundu. Daha sonra da ince düzgün plakalar şeklinde satışa çıkardığı sakızlar için yaptığı yoğun tanıtım kampanyası sonunda işler ummadığı kadar iyi gitti. Bu, bilimsel bir başarısızlığın bir başka başarıyı yaratabileceğinin güzel bir örneğiydi.<span id="more-5566"></span></p>
<p>Bugün dünyada üretilen bütün sakızlarda hemen hemen aynı maddeler kullanılır: Sakızın ana maddesine ilaveten başta şeker olmak üzere tatlandırıcılar ile lezzet ve koku veren katkı maddeleri. Bunların miktarları ve oranlan sakızın tipine göre değişir. Örneğin kocaman balon yapılabilen sakızlarda ana madde daha fazladır.</p>
<p>Genellikle toplum içinde sürekli çiklet çiğneyenlerin bu davranışları görgüsüzlük hatta saygısızlık ifadesi olarak kabul edilir. Sakız aleyhtarlarından öğretmenler çocukların sınıfta konsantrasyonunu bozduğunu, anne ve babalar sakızı yutarsa sindirim sisteminin bloke olacağını, doktorlar da aşırı sakız çiğnemenin tükürük bezlerini kurutabileceğini ileri sürerler. Ancak yapılan araştırmalar sonucunda çiklet çiğnemenin diş sağlığı açısından faydalı olduğu tespit edilmiştir.</p>
<p>Ağzımızdaki tükürük salgısı dişlere dayanıklılık sağlayan kalsiyum maddesini temin etmektedir. Çiklet çiğneyen bir insanın ağzı daha fazla tükürük salgıladığından dişlerin dayanıklılığının artmasına neden olmaktadır. Örneğin ballı bir dilim ekmek yenildiğinde ağızda oluşan asit iki saat süre ile etkisini korur. Eğer yedikten sonra çiklet çiğnenmeye başlanırsa, bu asitli ortam 20 dakika gibi kısa bir sürede yok olmaktadır.</p>
<p>Çiklet çiğnerken ağızdaki kasların hareketleri insanın iştahını ve sigara içme arzusunu da frenler, konsantrasyonunu arttırır, gerilimini azaltır, sinir ve kaslarını gevşetir. İşte bu nedenlerle ABD Silahlı Kuvvetlerinde Birinci Dünya Savaşı&#8217;ndan itibaren tüm savaşlarda yiyecek ve su ile beraber askerlere çiklet de dağıtılmıştır.</p>
<p>Peki sakızı yuttuğumuzda midemizde yedi yıl kaldığı doğru mudur? Sakız bir gıda maddesi değildir. Bu nedenle midemiz bu tür şeyleri sindiremez ama bu onların midemizde devamlı olarak kalacakları anlamına gelmez. Sindirilemeseler bile midenin asit yoğunluklu sıvı ortamından diğer sindirilemeyen şeylerle birlikte, bağırsaklar yoluyla vücudu terk ederler.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fsakiz-cigneme%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/sakiz-cigneme/&amp;text=Sakız çiğneme&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/sakiz-cigneme/&amp;t=Sakız çiğneme">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/sakiz-cigneme/&amp;title=Sakız çiğneme&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fsakiz-cigneme%2F&name=buzlu.org&description=Sak%C4%B1z+%C3%A7i%C4%9Fneme" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/sakiz-cigneme/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/sakiz-cigneme/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/sakiz-cigneme/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/sakiz-cigneme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Limon neden ekşidir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/limon-neden-eksidir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/limon-neden-eksidir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Sep 2011 07:54:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Neden,Niçin,Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[açıklaması]]></category>
		<category><![CDATA[araştırmalar]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[buzlu.org bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[ekşidir]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç]]></category>
		<category><![CDATA[limon]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nene]]></category>
		<category><![CDATA[sebepleri]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>
		<category><![CDATA[tadı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5380</guid>
		<description><![CDATA[Bu soru &#8216;limonun ekşi olmasına yol açan nedir&#8217; şeklinde sorulsaydı cevabı basitti, &#8216;içindeki asit oranı.&#8217; Ekşiliğin asit oranının yüksekliğinden kaynaklandığı kabul edilir ama ikisi arasındaki bağ bu kadar basit değildir. Değişik asitler farklı tatlardadırlar. Ekşilik asidin miktarı ve çeşidinin yanı sıra gıdanın diğer bileşenleri özellikle şekerlerin varlığı ile de ilgilidir. &#8216;Limonun tadı niçin ekşidir&#8217; sorusunun [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/09/limon.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5381" title="limon" src="http://www.buzlu.org/images/2011/09/limon.jpg" alt="" width="239" height="179" /></a></p>
<p>Bu soru &#8216;limonun ekşi olmasına yol açan nedir&#8217; şeklinde sorulsaydı cevabı basitti, &#8216;içindeki asit oranı.&#8217; Ekşiliğin asit oranının yüksekliğinden kaynaklandığı kabul edilir ama ikisi arasındaki bağ bu kadar basit değildir. Değişik asitler farklı tatlardadırlar. Ekşilik asidin miktarı ve çeşidinin yanı sıra gıdanın diğer bileşenleri özellikle şekerlerin varlığı ile de ilgilidir.</p>
<p>&#8216;Limonun tadı niçin ekşidir&#8217; sorusunun cevabı ise tam belli değildir. Tabiat kurallarına göre limonun ekşi olmaması gerekiyor. Limon parlak renkli, hoş kokulu bir meyvedir. Meyve ise bitkide tohumlan taşıyan organdır. Genellikle tatlı, sulu ve etli olur. Meyvelerin en temel görevlerinden biri tohumların olabildiğince uzak bir alana yayılmalarını sağlamaktır. Böylece tohumların ana bitkinin dibine düşerek onun besinini bölüşmesi ve burada çimlenen fidelerin sıkışık biçimde büyümeleri önlenmiş olur.</p>
<p>Bazı meyve türlerinde tohumlar paraşüte benzeyen tüy demetlerinin yardımıyla uçarak bitkiden uzaklaşırlar. Bazı kuru meyveler kendiliklerinden yarılıp açılırlar ve bitki rüzgarda sallandıkça tohumlan çevreye saçılırlar. Bazıları ise birdenbire patlayarak tohumlarını hızla çevreye fırlatırlar. Doğadaki meyvelerin çoğunluğunda ise tohumlar başta kuşlar olmak üzere çeşitli hayvanlar tarafından çevreye yayılırlar.<span id="more-5380"></span></p>
<p>Meyveler parlak renkleri, hoş kokuları ve tatları ile hayvanların dikkatlerini çekerler. Hayvanlar, yedikleri meyvelerin etlerini sindirip sert çekirdeklerini yani tohumlarını dışkılarıyla kilometrelerce öteye atarlar. Böylece tohumların çok uzaklara yayılmalarına aracı olurlar.</p>
<p>Limon meyvesinin etli içi o kadar ekşidir ki, insanlar tarafından doğrudan yenmez, daha çok sıkılarak yemeklere, salatalara, içkilere katılır. Öyleyse limonu diğer meyvelerden ayıran nedir? Niçin tadı, hayvanların ilgisini çeksin, tohumları dağılabilsin diye tatlı değildir?</p>
<p>Aslında limonun ekşi tadından hoşlanan başta maymunlar olmak üzere birçok hayvan vardır. Bunların gerçekten ekşi tattan hoşlandıkları için mi limon yedikleri yoksa vücutlarındaki C vitamini dengesini sağlamak için içgüdüsel olarak mı böyle davrandıkları tam bilinmemektedir.</p>
<p>Anayurdunun Hindistan&#8217;ın kuzeybatı kesimleri olduğu sanılan limon ağaçları yüzyıllardır Güney Asya&#8217;da ve Anadolu&#8217;da yetiştirilmektedir. 12. yüzyılda Araplar tarafından İspanya&#8217;ya götürülmüş ve oradan tüm Avrupa&#8217;ya yayılmıştır. Turunçgillerin en önemli özelliği eski çağlardan beri insanlar tarafından bilinçli olarak yetiştirilmeleridir.</p>
<p>Turunçgiller ailesinin fertlerini yani limon, portakal, turunç ve greyfurtu ticari olarak sınıflandırmak oldukça kolaysa da türlerin bitki bilimi açısından ayırt edilmesi son derecede güçtür, çünkü günümüzde birbirlerinden kolaylıkla ayırt edilebilen turunçgiller fertlerinin yüzyıllar boyu melezlenerek nasıl oluştuklarını, hele tabiattaki ilk hallerini kestirmek zordur.</p>
<p>Limon ağaçlan hala üstün nitelikli ağaçlardan alınan sürgünlerin dayanıklı anaçlarla çapraz şekilde aşılanmaları yolu ile çoğaltılırlar. Bu iş için de anaç olarak genellikle tadı ekşi ve acı olan turunç ağaçlan seçilir.</p>
<p>Görünen odur ki, limona ekşilik tabiat tarafından verilmemiştir. Muhtemelen ilk limonlar tatlıydı. Tohumlarının saçılması için artık hayvanlara ihtiyacı kalmayan limon, insanlar tarafından sürekli aşılanarak istenilen özelliği kazanması sağlandı ve ekşi hale getirildi.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Flimon-neden-eksidir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/limon-neden-eksidir/&amp;text=Limon neden ekşidir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/limon-neden-eksidir/&amp;t=Limon neden ekşidir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/limon-neden-eksidir/&amp;title=Limon neden ekşidir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Flimon-neden-eksidir%2F&name=buzlu.org&description=Limon+neden+ek%C5%9Fidir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/limon-neden-eksidir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/limon-neden-eksidir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/limon-neden-eksidir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/limon-neden-eksidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Genetik mühendisliği</title>
		<link>http://www.buzlu.org/genetik-muhendisligi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/genetik-muhendisligi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2009 13:52:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim-Öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[ART]]></category>
		<category><![CDATA[ünüversiteler]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[dna]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[Genetik mühendisliği]]></category>
		<category><![CDATA[hangi bölümü seçmeliyim]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[iyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[Mühendisleri]]></category>
		<category><![CDATA[mühendislik]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[okul bölümleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçlar]]></category>
		<category><![CDATA[tarım ve hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3505</guid>
		<description><![CDATA[Genetik mühendisliği, canlıların kalıtsal özelliklerinin değiştirilerek, onlara yeni işlevler kazandırılmasına yönelik araştırmalar yapan bilim alanıdır. Bu uygulamalarla uğraşan bilim insanlarına &#8220;genetik mühendisi&#8221; denir. Genetik mühendisleri, genlerin yalıtılması, çoğaltılması, farklı canlıların genlerinin birleştirilmesi ya da genlerin bir canlıdan başka bir canlıya aktarılması gibi çalışmalarla uğraşırlar. Genetik mühendisliği için, rekombinant DNA teknolojisi, gen klonlaması, DNA klonlaması, genetik [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/06/Genetik-mühendisliği.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3506" title="Genetik mühendisliği" src="http://www.buzlu.org/images/2009/06/Genetik-mühendisliği.jpg" alt="Genetik mühendisliği" width="269" height="285" /></a></p>
<p>Genetik mühendisliği, canlıların kalıtsal özelliklerinin değiştirilerek, onlara yeni işlevler kazandırılmasına yönelik araştırmalar yapan bilim alanıdır. Bu uygulamalarla uğraşan bilim insanlarına &#8220;genetik mühendisi&#8221; denir. Genetik mühendisleri, genlerin yalıtılması, çoğaltılması, farklı canlıların genlerinin birleştirilmesi ya da genlerin bir canlıdan başka bir canlıya aktarılması gibi çalışmalarla uğraşırlar.</p>
<p>Genetik mühendisliği için, rekombinant DNA teknolojisi, gen klonlaması, DNA klonlaması, genetik manüplasyon/modifikasyon veya gen ekleme (splays) birçok bilim insanınca eş anlamlı olarak kullanılabilmektedir.</p>
<p>Genetik mühendisliği etki alanı son derece geniş bir meslek, bilim ve mühendislik dalı olup, genlerle yapılabilen uygulamalar, çalışmalar anlamına gelmektedir. Birçok bilim dalına ait bilgilerin ve çeşitli özel tekniklerin, canlılarla ilgili temele ve uygulamaya ait sorunların çözülmesi için genellenecek olursa, moleküler biyoloji hakkındaki bilgimizin artmasına yardım eden çok etkili bir araştırma aracıdır da.<br />
<span id="more-3505"></span></p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Gregor Mendel genetiğin ve bu bilimle ilgili yapılan çalışmaların kurucusu olarak kabul edilip, &#8220;Genetiğin Babası&#8221; olarak anılmaktadır.</p>
<p><strong>Tanım ve amaç </strong></p>
<p>Genler , bir organizmanın özelliklerini belirleyen kimyasal bilgiyi taşır. Genler değiştirilerek bir organizmaya istenilen özellikler kazandırılabilir.</p>
<p>Genetik mühendisliği, genetik analiz yapmak ya da istenilen özellikte canlıları geliştirmek amacıyla, bir tür içinde veya farklı türlere ait organizmaların genleri üzerinde planlı olarak yapılan işlemleri kapsamaktadır. Bu teknoloji, en genel biçimiyle, insanlar tarafından belli bir amaca yönelik olarak genetik materyal üzerinde yapılan çalışmalar olarak tanımlanabilir. Böyle geniş bir tanım, bitki ve hayvan ıslahını ve bu bağlamda genetiği ve moleküler biyolojiyi kapsamaktadır.</p>
<p>Genetik uygulamalar temelde insanlar açısından ekonomik bakımdan önemli calıları ve onların ürünlerinin iyileştirilmesini kapsar. Buna ait ilk bilinen örnekler, yabani bitki ve hayvanların insanların ve diğer türlerin hizmetine sokulması amacıyla iyileştirilmesidir.</p>
<p>Bu teknoloji ortaya çıkmadan önceleri de genetik, endüstri, tarım ve hayvancılıkta kullanılmaktaydı. Hatta insanlar göçebe yaşam tarzından kurtulduktan sonra, hiçbir bilimsel bilgi olmadan sadece gözlemleriyle doğada meydana gelen mutasyonlar ve çeşitlilikler sonucu ortaya çıkan değişik özellikteki bitki ve hayvanlar içinde amaçları için en uygun özellikteki olanlarını bulmuş ve ıslahını yapmışlardır. Klasik bitki ve hayvan yetiştiriciliğinin ve iyileştirilmesinin başlangıcını oluşturan bu yaklaşımın temeli doğada meydana gelen mutasyon ve rekombinasyonlara dayanmaktadır.</p>
<p><strong>Tarihçe </strong></p>
<p>Islah ile ilgili ilk uygulamaların yaklaşık 17.000 yıl kadar önce Nil vadisinde başladığı sanılmaktadır. Çağlar boyu süregelen, önceleri tamamen gelenek ve görgüye dayanan, sonraları da özellikle genetiğin ilerlemesiyle, bu bilim dalından elde edilen bilgiye dayanarak yapılan uygulamalar sadece doğal çeşitlenme işleyişlerini temel almış ve kontrollü döllenmeyi ardışık seçilime bağlamıştır.</p>
<p>Bu yüzden canlılarda istenilen özelliklerin eldesi sadece tür içinde kısıtlı kalmış ve büyük ölçüde rastlantıya dayanmıştır. Bu kısıtlanmayı kırmak isteyen araştırmacılar, özellikle bitki ıslahçıları çeşitli teknikler geliştirerek doğal olarak eşleşmeyen türler arasında gen aktarımları yapmayı ve bunların sonucunda çeşitliliği oluşturmayı başarmışlardır. Bu nedenle klasik ıslahçıların dışında bu şekilde çalışan araştırmacıların ilk gen mühendisleri oldukları kabul edilebilir.</p>
<p>1960&#8242;lı yıllarda somatik hücrelerin birbirleriyle kaynaşabildiklerinin bulunmasıyla, belli bir amaca yönelik çeşitlilik çalışmlarına yön ve hız kazandırmıştır. Genetiğin bir alt dalı olarak gelişen somatik hücre genetiğine daynarak gen aktarımı çalışmaları somatik hücre düzeyinde, eşeyli üremenin dışındaki yollarla da yapılmaya başlanmıştır.</p>
<p>1970&#8242;li yılların başında ise; temel ve teknik bilginin birikimiyle, istenilen amaca uygun gen kombinasyonu yapılası çalışmaları moleküler (nükleik asit) düzeyine indirilmiş ve günümüzde genetik mühendisliği denince akla gelen rekombinant DNA teknolojisinin temelleri atılmıştır. Bu teknoloji genetik mühendisliğindeki en etkili ve çarpıcı gelişmedir.</p>
<p><strong>Uygulamalar </strong></p>
<p>Genetik mühendisliği, biliminsanlarının genleri bir organizmadan alıp diğerine aktarmalarına imkan veren bir teknolojidir. Bu teknoloji; nükleik asit hibridizasyon, rekombinant DNA, PCR, RNA,hücre kültürü ve monoklonal antikor tekniklerini içerir.</p>
<p>Genetik mühendisliği, biyoteknolojinin doğrudan bir alt dalı olmayıp, ayrı bir teknolojidir. Fakat modern biyoteknolojinin uğraşlarının hemen hepsinde, özellikle son yıllarda, biyoteknoloji gelişimine büyük katkılar sağlamaktadır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Bunlardan en başarılı ve yaygın olan DNA tekniğinde, in vitro koşullarda; nükleik asit moleküllerinde kesme (restrüksiyon) enzimlerinin kullanılmasıyla, DNA’nın istenilen bölgesinin kesilip çıkarılması ve kesilen parçanın ligaz enzimi kullanılarak “vektör” adı verilen taşıyıcıya yapıştırılması işlemleri uygulanır. Daha sonra plazmid bakteri içine yerleştirilerek rekombinant DNA’nın normal hücresel aktivitesine devam etmesi sağlanır. Bu teknolojiyle, genlerin ait oldukları canlının genomundan yalıtılması ve çoğaltılmasına, yapı ve işlevlerinin araştırılmasına, değişik türlere ait canlılara aktarımına ve ürünlerin daha verimli şekilde eldesine olanak verilmektedir.</p>
<p>Genetik mühendisliğinin çalışmalarından elde edilen sonuçlar iki yönde değerlendirilebilir:</p>
<p><strong>Bilimsel katkı</strong></p>
<p>Temelde moleküler biyolojiyle doğan bu teknolojiyle, hiç bilinmeyen pek çok konu aydınlatılmıştır. Netice de moleküler biyoloji ve genetik mühendisliği karşılıklı olarak birbirlerini geliştirmektedirler.</p>
<p><strong>Uygulama alanlarına katkı</strong></p>
<p>Genetik mühendisliğinin uygulama alanlarının başında endüstri gelmektedir. Çeşitli endüstriyel ürünlerin (ilaç, besin vb.) istenilen nitelikte ve miktarda eldesi için yapılan çalışmalar bu teknolojinin daha da gelişmesine neden olmuştur. Tıpta özellikle kalıtsal hastalıklarının tanısının yapılmasında, tarım ve hayvancılıkta istenilen özelliklerdeki ürünlerin eldesinde, çevre kirliliğin önlenmesi, madencilik vb. gibi pek çok alanda yine genetik mühendisliği kullanılmaktadır.</p>
<p>Bugün, genetik mühendisliğinin bitki ve hayvanlarda uygulanmasıyla daha iyi ve sağlıklı yiyecekler, daha güvenli temiz bir çevre ve sağlık alanındaki gelişmeler insanlara sunulmuştur. Günümüzde büyük bir hızla gelişen bu teknoloji, özellikle gelişmiş ülkelerde bir yarış halini almıştır. Hemen hemen tüm çevreler 21. yüzyılın &#8220;biyoloji çağı&#8221; olacağı görüşünü, büyük ölçüde moleküler düzeyde ve biyoteknolojide genetik mühendisliği tekniklerinin gelişmeleriyle ilişkilendirmektedir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fgenetik-muhendisligi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/genetik-muhendisligi/&amp;text=Genetik mühendisliği&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/genetik-muhendisligi/&amp;t=Genetik mühendisliği">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/genetik-muhendisligi/&amp;title=Genetik mühendisliği&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fgenetik-muhendisligi%2F&name=buzlu.org&description=Genetik+m%C3%BChendisli%C4%9Fi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/genetik-muhendisligi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/genetik-muhendisligi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/genetik-muhendisligi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/genetik-muhendisligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tarım aletlerinden Tırmık ( Diskaro )</title>
		<link>http://www.buzlu.org/tarim-aletlerinden-tirmik-diskaro/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/tarim-aletlerinden-tirmik-diskaro/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Jun 2009 06:02:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[anız]]></category>
		<category><![CDATA[çiftçilik]]></category>
		<category><![CDATA[çiftçinin]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[derinlikte]]></category>
		<category><![CDATA[diskaro]]></category>
		<category><![CDATA[hasattan]]></category>
		<category><![CDATA[kesip]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[organik]]></category>
		<category><![CDATA[parçalamak]]></category>
		<category><![CDATA[pullukla]]></category>
		<category><![CDATA[saman]]></category>
		<category><![CDATA[tarla]]></category>
		<category><![CDATA[tarım ve hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[tohum]]></category>
		<category><![CDATA[toprak]]></category>
		<category><![CDATA[tırmık]]></category>
		<category><![CDATA[ziraat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3479</guid>
		<description><![CDATA[Diskaro (tırmık), toprak işlemede kullanılan ve tırmık grubuna giren bir zirai alet çeşididir. Görevi Anız bozmada, tohum yatağı hazırlamada, toprak üzerinde bulunan organik maddeleri (sap- yeşil ot) kıyıp parçalamada, özellikle yağışın bol olduğu mevsimlerde hızlı büyüyen yeşil otlarla mücadelede kullanılır. Disk, toprağın kesilmesi, devrilmesi ve parçalanması amacıyla kullanılan dönerek çalışan daire biçimli tarım makine elemanıdır. [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/06/Diskaro.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3480" title="Diskaro" src="http://www.buzlu.org/images/2009/06/Diskaro.jpg" alt="Diskaro" width="340" height="239" /></a></p>
<p>Diskaro (tırmık), toprak işlemede kullanılan ve tırmık grubuna giren bir zirai alet çeşididir.</p>
<p><strong>Görevi </strong></p>
<p>Anız bozmada, tohum yatağı hazırlamada, toprak üzerinde bulunan organik maddeleri (sap- yeşil ot) kıyıp parçalamada, özellikle yağışın bol olduğu mevsimlerde hızlı büyüyen yeşil otlarla mücadelede kullanılır.</p>
<p>Disk, toprağın kesilmesi, devrilmesi ve parçalanması amacıyla kullanılan dönerek çalışan daire biçimli tarım makine elemanıdır. (T.S.E No: 368 Ocak 1995.</p>
<p>Diskaro, çiftçinin birincil toprak işleme sırasında en fazla kullandığı toprak işleme aletlerinden birisidir.<br />
<span id="more-3479"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Toprak pullukla sürülmeden diskli tırmıkla (goble diskaro) işlendiği takdirde, daha sonra pulluğun kesip devireceği toprak şeritleri hava boşlukları bırakmadan çizi tabanına daha iyi oturur. Toprak, pullukla sürüldükten sonra diskli tırmık kesekleri kırar ve tarla yüzeyini düzelterek iyi bir tohum yatağı hazırlar.</p>
<p><strong>Tırmık çeşitleri </strong></p>
<p><strong>Dişli tırmık </strong></p>
<p>Toprak yüzeyinin yırtılması ve kırılmasında, istenilen derinlikte, parçalama ve karıştırma işleminde kullanılır. Tohum yatağı hazırlanmasında çayır topraklarının çizilmesinde, karıştırılmasında ve kaymak tabakası kırılmasında kullanılır.</p>
<p><strong>Döner tırmık </strong></p>
<p>Yaklaşık 3-5 cm derinlikte, kesekleri parçalama ve tohum yatağını düzgünce sıkıştırmada kullanılır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Diskli tırmık </strong></p>
<p>Toprağı keserek işleyen diskli tırmık pulluğun işini tamamlamak, kesekleri kırmak, anız bozmak, hasattan sonra bitki atıklarıyla yabancı otları kesip parçalamak ve toprağın üst katını ufalamak amacıyla kullanılır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Ftarim-aletlerinden-tirmik-diskaro%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/tarim-aletlerinden-tirmik-diskaro/&amp;text=Tarım aletlerinden Tırmık ( Diskaro )&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/tarim-aletlerinden-tirmik-diskaro/&amp;t=Tarım aletlerinden Tırmık ( Diskaro )">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/tarim-aletlerinden-tirmik-diskaro/&amp;title=Tarım aletlerinden Tırmık ( Diskaro )&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Ftarim-aletlerinden-tirmik-diskaro%2F&name=buzlu.org&description=Tar%C4%B1m+aletlerinden+T%C4%B1rm%C4%B1k+%28+Diskaro+%29" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/tarim-aletlerinden-tirmik-diskaro/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/tarim-aletlerinden-tirmik-diskaro/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/tarim-aletlerinden-tirmik-diskaro/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/tarim-aletlerinden-tirmik-diskaro/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TEMA vakfı tarihi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/tema-vakfi-tarihi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/tema-vakfi-tarihi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Jun 2009 08:43:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[profesör]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3398</guid>
		<description><![CDATA[TEMA 11 Eylül 1992 tarihinde, Karaca Arboretum&#8217;un kurucusu, BM Çevre Ödülü sahibi Hayrettin Karaca ve Tekfen Holding kurucu ortaklarından, Türk-B.D.T. İş Konseyleri Başkanı Nihat Gökyiğit tarafından kurulmuştur. 1980 yılında Hayrettin Karaca&#8217;nın Türkiye&#8217;nin ilk özel arboretumunu kurması aynı zamanda TEMA düşüncesinin de başlangıcı olmuştur. Bitki toplamak amacıyla Türkiye&#8217;yi karış karış dolaşan Hayrettin Karaca, erozyon sorununun boyutlarını [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/06/tema.jpg"><img class="size-full wp-image-3399 aligncenter" title="tema" src="http://www.buzlu.org/images/2009/06/tema.jpg" alt="tema" width="256" height="192" /></a></p>
<p>TEMA 11 Eylül 1992 tarihinde, Karaca Arboretum&#8217;un kurucusu, BM Çevre Ödülü sahibi Hayrettin Karaca ve Tekfen Holding kurucu ortaklarından, Türk-B.D.T.</p>
<p>İş Konseyleri Başkanı Nihat Gökyiğit tarafından kurulmuştur.<br />
1980 yılında Hayrettin Karaca&#8217;nın Türkiye&#8217;nin ilk özel arboretumunu kurması aynı zamanda TEMA düşüncesinin de başlangıcı olmuştur. Bitki toplamak amacıyla Türkiye&#8217;yi karış karış dolaşan Hayrettin Karaca, erozyon sorununun boyutlarını görünce, sorunun önemini herkese anlatmak ve kavratmak gerektiğine karar verir. <span id="more-3398"></span></p>
<p>5 Ağustos 1992 tarihinde Cumhuriyet Gazetesinde yayınlanan bir röportajında Hayrettin Karaca, şunları söylemiştir: &#8220;Türkiye&#8217;nin denizlere, derelere, barajlara akıttığı toprağın içindeki değerler, madensel elementler ve gübrenin değeri Türkiye bütçesine eşit belki de. Eğer denizlere akıttığımız bu toprağı hesap edecek olursak, Türkiye&#8217;yi yeniden ihya ederiz. Bu kadar büyük bir toprak kaybı vardır Türkiye&#8217;nin, fakat biz bunu kayıp olarak hesap etmeyiz. Toprak için ölürüz, bir karış toprağı kimseye vermeyiz deriz, karışla vermeyiz ama kepçeyle veririz.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Bugün Yeşilırmak, Kızılırmak, Doğu Karadeniz&#8217;deki bütün dereler bulanık değil çamur olarak akıyor. Çoruh&#8217;a dökülen bütün çaylar, Çoruh kayalarının üzerinden toprağı sökerek akıyor. Bu toprak benim değil artık, Rus toprağı. Batum bu giden topraklar yüzünden denizden 2.5 kilometre geride kalmış durumda. Kayalar bizim, toprak bizim değil.&#8221;</p>
<p>Yakın dostu Nihat Gökyiğit ile beraber TEMA&#8217;yı kurarlar. Kuruluşa öncülük edenler sanayici olunca, kurucular da iş adamları arasından çıkar. Kurucular Heyeti&#8217;nin ihtişamlı listesine rağmen, TEMA oldukça mütevazi koşullarla hayata geçer. TEMA&#8217;nın ilk çalışanlarından biri olan Bayburt Projesi Sorumlusu Dr. Gülay Yaşin, o günleri şöyle anlatıyor:</p>
<p>&#8220;Yıl 1992. Ekim sonları. Tekfen Holding&#8217;de, TEMA Başkan Vekili Nihat Gökyiğit&#8217;i ziyaret ediyorum. Nihat Bey, bana büyük bir heyecanla hem TEMA&#8217;yı anlatıyor hem de hazırlanan broşürün son düzeltmelerini yapmaya çalışıyor. Böyle bir oluşumda görev almak istediğimi söyleyince beni Vakıf&#8217;a davet ediyor. Ertesi gün iş çıkışı bana verilen adrese gidiyorum. Hava soğuk ve adresi bulmakta bir hayli zorlanıyorum. Vakıf Merkezi olarak düşünülen küçük daireyi buluyorum. Hemen görüşmeye alıyorlar. Karşımda oturan beyaz sakallı, beyaz saçlı beyi daha önce hiç görmemiştim.</p>
<p>Benimle iş mülakatı yapıyor ve bana sürekli &#8220;Bana kendini anlat&#8221; diyor. Ben de anlatıyorum. Kendisinin önce yazar olduğunu düşünüyor, sonra bir profesör olduğuna karar veriyorum. Ama O ne yazar, ne de profesör. Bana erozyonu anlatıyor, başlatmak istedikleri hareketi anlatıyor ve en sonunda, bugün gibi hatırladığım yüz ifadesiyle, inançla ve adeta gözleri dolarak; &#8220;Birgün bu Vakıfta çalışıyor olmandan dolayı göğsün kabaracak&#8221; diyor.</p>
<p>Onun Hayrettin Karaca olduğunu öğreniyorum&#8230;.Bu görüşmeden bir gün sonra TEMA&#8217;nın ilk elemanı olarak göreve başladım. TEMA Vakfı&#8217;nın kuruluşunun öyküsünü dinledim. Sayın Hayrettin Karaca, Karaca Arboretum için bitki toplamak üzere Türkiye&#8217;yi köşe bucak dolaşmakta ve gezileri sırasında tanık olduğu erozyon olayını yakın çevresindekilere anlatmaktaymış. Yakın arkadaşı Nihat Gökyiğit onun anlattıklarından çok etkilenmiş ve bu sorunu çözmek ve bütün toplumla paylaşmak için bir Vakıf kurma fikrini ortaya atmış.</p>
<p>Bunun üzerine, Nihat Bey&#8217;in öncülüğü ile Cumhurbaşkanı, konuyla ilgili bakanlıklar, iş çevreleri, bilim adamları ziyaret edilmiş ve bu kişilerin de katılımı ile Vakıf kurulmuş&#8230; Ben TEMA&#8217;da göreve başladığımda, Levent&#8217;teki küçük dairede sadece yazı masası ve bir kaç sandalye vardı. Bilgisayar vb büro malzemelerini zamanla bağışlarla sağladık. O günlerde kimse bırakın TEMA adını, ülkenin çölleşmeye başladığını bile farketmemişti.</p>
<p>Televizyonda, gazetelerde konunun ele alınması için büyük çaba sarfediyorduk. Bazıları &#8216;Ülkenin bu kadar çok sorunu varken, bir de erozyon mu çıktı?&#8217; diyordu. TEMA üyesi olmak, TEMA destekçisi olmak saygın bir kavram, bir prestij olmaktan çok uzaktı henüz.&#8221; Kasım 2004 itibariyle 236 bini aşkın üye sayısına ulaşan TEMA&#8217;nın kuruluş hikayesi işte böyle.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Kurucu Üyeler</strong><br />
<strong><br />
A &#8211; Gerçek Kişi Kurucu Üyeler</strong><br />
•SEMAHAT ARSEL<br />
•AHMET OĞUZ DAĞDELEN<br />
•S. MÜFİT ERBİLGİN<br />
•NUMAT SABİT ESİN<br />
•E. YALIM EREZ<br />
•AHMET FİKRET EVYAP<br />
•NİHAT GÖKYİĞİT<br />
•SEVGİ GÖNÜL<br />
•E. KAĞAN GÜRSEL<br />
•MEHMET OSMAN KAVALA<br />
•SUNA KIRAÇ<br />
•ASIM KOCABIYIK<br />
•RAHMİ M. KOÇ<br />
•VEHBİ KOÇ (Merhum)<br />
•ALİ KOÇMAN (Merhum)<br />
•HALİS KOMİLİ<br />
•H. AYDUK ESAT KORAY<br />
•ENVER ÖREN<br />
•AHMET ÖZKÖSEOĞLU<br />
•SAKIP SABANCI (Merhum)<br />
•AHMET SALAHOR<br />
•ŞARIK TARA<br />
•SABRİ ÜLKER<br />
•M. SELAHATTİN ÜZEL (Merhum)<br />
•ORHAN YAVUZ<br />
•RONA YIRCALI<br />
<strong> &#8220;B &#8211; Hükmi Şahıs Kurucu Üyeler</strong><br />
•AKFİL SANAYİİ VE TİCARET A.Ş.<br />
•AKIN TEKSTİL A.Ş.<br />
•AKSA AKRİLİK KİMYA SANAYİİ A.Ş.<br />
•ALTINYILDIZ HOLDİNG A.Ş.<br />
•ECZACIBAŞI HOLDİNG A.Ş.<br />
•HAS OTOMOTİV TİCARET VE SANAYİİ A.Ş.<br />
•HÜRRİYET GAZETECİLİK VE MATBAACILIK A.Ş.<br />
•KALEBODUR SERAMİK SANAYİİ A.Ş.<br />
•KARACA HOLDİNG A.Ş.<br />
•MİLLİYET GAZETECİLİK A.Ş.<br />
•ORTA ANADOLU TİC. VE SANAYİ İŞLETMELERİ T.A.Ş.<br />
•SABAH YAYINCILIK A.Ş.<br />
•SINAİ VE MALİ YATIRIMLAR HOLDİNG A.Ş.<br />
•TATKO OTOMOBİL, LASTİK VE MAKİNE TİCARETİ T.A.Ş.<br />
•TEKFEN HOLDİNG A.Ş.<br />
•TÜRKPETROL VE MADENİ YAĞLAR T.A.Ş.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Ftema-vakfi-tarihi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/tema-vakfi-tarihi/&amp;text=TEMA vakfı tarihi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/tema-vakfi-tarihi/&amp;t=TEMA vakfı tarihi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/tema-vakfi-tarihi/&amp;title=TEMA vakfı tarihi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Ftema-vakfi-tarihi%2F&name=buzlu.org&description=TEMA+vakf%C4%B1+tarihi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/tema-vakfi-tarihi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/tema-vakfi-tarihi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/tema-vakfi-tarihi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/tema-vakfi-tarihi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeryüzünde azot döngüsü</title>
		<link>http://www.buzlu.org/yeryuzunde-azot-dongusu/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/yeryuzunde-azot-dongusu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 May 2009 09:11:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[atmosfere]]></category>
		<category><![CDATA[ödev]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[döngü]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[eko]]></category>
		<category><![CDATA[fotosentez]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[karbon]]></category>
		<category><![CDATA[Karbondioksit]]></category>
		<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[tez]]></category>
		<category><![CDATA[toprak]]></category>
		<category><![CDATA[yağmur]]></category>
		<category><![CDATA[Yeryüzünde azot döngüsü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3294</guid>
		<description><![CDATA[Canlılar yaşamlarını sürdürebilmek için oksijen ve karbondioksite ihtiyaç duydukları gibi, büyüyebilmek için de azota (N2) ihtiyaç duyarlar. Azot, canlı vücudunda özellikle nükleik asitlerin, proteinlerin ve vitaminlerin yapısında %15 oranında bulunmaktadır. Yani hayatın temel maddelerinden birini teşkil eder. Atmosferin de yaklaşık %78’i azot gazından oluşur. Ancak canlılar havadaki bu azotu, ihtiyaçları olmasına rağmen doğada bulunduğu gibi [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/05/azot-dongusu.jpg"><img class="size-full wp-image-3295 aligncenter" title="azot-dongusu" src="http://www.buzlu.org/images/2009/05/azot-dongusu.jpg" alt="azot-dongusu" width="440" height="297" /></a></p>
<p>Canlılar yaşamlarını sürdürebilmek için oksijen ve karbondioksite ihtiyaç duydukları gibi, büyüyebilmek için de azota (N2) ihtiyaç duyarlar. Azot, canlı vücudunda özellikle nükleik asitlerin, proteinlerin ve vitaminlerin yapısında %15 oranında bulunmaktadır.</p>
<p>Yani hayatın temel maddelerinden birini teşkil eder. Atmosferin de yaklaşık %78’i azot gazından oluşur. Ancak canlılar havadaki bu azotu, ihtiyaçları olmasına rağmen doğada bulunduğu gibi bünyelerine alamazlar. Bu gazın bir şekilde canlıların kullanabileceği hale dönüştürülmesi ve canlılar tarafından tüketilip bitirilmemesi için bir döngü şeklinde atmosfere geri dönmesi gerekmektedir. Bu zorunluluğu ise mikroskobik  bakteriler karşılamaktadır.<span id="more-3294"></span></p>
<p>Atmosferdeki azot, çeşitli şekillerde yeryüzüne iner. Azot, yeryüzüne yağmurlarla nitrik asit şeklinde döner. Nitrik asit toprakta bakteriler tarafından nitratlara dönüştürülür ve bitki ancak bu besini topraktan alabilir.</p>
<p>Bir başka döngü şekli de havadaki azotun doğrudan toprağa alınmasıdır. Toprakta bulunan bazı bakterilerle bezelye ve fasulye gibi baklagillerin köklerinde bulunan bakteriler, havadaki azot gazını toprağın içine alırlar. Bu aşamada, üstün bir tasarımla karşı karşıya kalırız. Bütün organizmaların gelişiminde en önemli mineral azottur (nitrojen). Nükleik asit diğer hücre organellerinin büyük bir kısmı bu maddeye muhtaçtır. Büyümek için azota ihtiyaç duyan bitkiler ve bu ihtiyacı karşılayan bakteriler arasında, dünyanın en faydalı ortaklıklarından biri kurulur.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Bitkiler, köklerinden, bakterileri çekmek için özel besinler salgılar ve onları kendilerine yaklaştırırlar. Daha sonra bakteriler köklerde ortaya çıkan özel açıklıklardan içeri girerek, bitki köküne yerleşir ve burada büyük miktarlarda çoğalarak kök düğümlerini oluştururlar. Bugün yediğimiz sebzelerin, bitkilerin, tahılların büyük bir kısmını ve ekolojik dengenin sağlanması için gerekli olan azot döngüsünü, bu ortaklığa borçluyuz.</p>
<p>Evrimcilerin basit olarak nitelendirdiği bakteriler azot döngüsünü gerçekleştirirken, fotosentezde olduğu gibi, bir kimya laboratuvarı olarak çalışırlar ve kimya bilimine aşina olmayanlar için fazla anlam taşımayan karmaşık kimyasal reaksiyonları ilk yaratıldıkları günden itibaren hiç durmadan gerçekleştirirler. Aşağıda kimyasal terimlerle özetlenmiş olan azot sabitleme reaksiyonunu çözebilmek bile bilim adamları için büyük bir başarı olmuştur.</p>
<p>N2 + 8H+ 8e- + 16 ATP = 2NH3 + H2 + 16ADP + 16 Pi<br />
Bu reaksiyonun gerçekleşebilmesi için, fotosentez, solunum veya fermentasyon gibi ikinci bir destek reaksiyonunun varlığı zorunludur. Çoğu insanın kafasını karıştıran bu formüller, bakteriler için sıradan, günlük bir çalışmadır. Elbette bakteriler bu kimyasal işlemleri yapmak için, özel bir kimya eğitiminden geçmemişlerdir.</p>
<p>Dünyaya gelen her yeni bakteri, ancak özel olarak tasarlanmış bir kimya laboratuvarına ve özel olarak eğitilmiş bir kimyacıya ait olabilecek malzeme ve bilgiyle donatılmış olarak görevine başlar. Ayrıca bu işlemler sadece bitki kökleriyle sınırlı değildir. Bu konuda da büyük bir çeşitlilik ve farklı alternatifler mevcuttur. Birçoğu, çok ayrı yerlerde ve çok farklı yapılarda olmalarına rağmen, aynı reaksiyonu, aynı bilgi ve programla, mükemmel bir şekilde gerçekleştirirler.</p>
<p>Bakterilerin bu reaksiyon sırasında kullandıkları, nitrojenaz enzim kompleksi, oksijene karşı aşırı duyarlıdır. Oksijene maruz kaldığında aktivitesi durur, bu yüzden proteinlerin demir bileşikleriyle reaksiyona girer. Fotosentez yaparak, oksijen üreten Siyanobakteri gibi bakteriler ve toprakta serbest şekilde yaşayan Azotobakteri gibi bakteriler için bu durum büyük bir sorun içerir. Ancak bakteriler, bu soruna karşı, çeşitli mekanizmalarla donatılmışlardır.</p>
<p>Mesela, Azotobakteri türleri, bütün organizmalar içinde bilinen en yüksek solunum oranına sahip metabolizmalarıyla, hücrelerinde çok düşük seviyede oksijen tutarak, enzimi korumaya alırlar. Ayrıca Azotobakteri türleri, çok yüksek miktarda hücre dışı kimyasal bir bileşik üretirler. Bu bileşiklerin oluşturduğu yapışkan sıvının içinde su muhafaza eden bakteriler, hücre içinde oksijen yayılma oranını sınırlandırırlar. Bitki köklerinde azot sabitleyen Rhizobium gibi bakteriler ise, kök düğümlerinde oksijen tüketen moleküllere sahiptirler. Tek başına yaşayan bakteriler veya bakterisiz yaşayan bitkiler bu maddeyi üretmezler.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Bu örnekler bize açık bir mesaj vermektedir. İnsanların ve diğer canlıların beslenmesi için nitrojenin belirli bir forma dönüşmesi gerekmektedir. Bu dönüşüm bütün dünyayı kaplayacak bir yaygınlıkta ve sistemin riske girmesini önleyecek kadar çok çeşitlilikte olmalıdır. Ayrıca bu çeşitlilik için de aynı sistem farklı tasarımlarla desteklenmelidir. Bu ihtiyaçlar, doğada gördüğümüz sistemle karşılaştırıldığında, karşımıza, evrim teorisinin iddia ettiği gibi kör tesadüflerle oluşmuş, eksik tam işlemeyen bir yapı değil tam tersine tüm ayrıntılarına kadar hassas bir şekilde tasarlanmış bir sistem çıkar. Bu sistemi herşeyin yaratıcısı, üstün güç sahibi Rabbimiz bir amaçla yaratmıştır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fyeryuzunde-azot-dongusu%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/yeryuzunde-azot-dongusu/&amp;text=Yeryüzünde azot döngüsü&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/yeryuzunde-azot-dongusu/&amp;t=Yeryüzünde azot döngüsü">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/yeryuzunde-azot-dongusu/&amp;title=Yeryüzünde azot döngüsü&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fyeryuzunde-azot-dongusu%2F&name=buzlu.org&description=Yery%C3%BCz%C3%BCnde+azot+d%C3%B6ng%C3%BCs%C3%BC" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/yeryuzunde-azot-dongusu/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/yeryuzunde-azot-dongusu/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/yeryuzunde-azot-dongusu/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/yeryuzunde-azot-dongusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ormanlar hakkında</title>
		<link>http://www.buzlu.org/ormanlar-hakkinda/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/ormanlar-hakkinda/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2009 07:34:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[çam]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[bataklık]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[galeri ormanları]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[meşe]]></category>
		<category><![CDATA[muson ormanları]]></category>
		<category><![CDATA[oksijen]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[tayga]]></category>
		<category><![CDATA[tropik iğne]]></category>
		<category><![CDATA[yağmur]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3148</guid>
		<description><![CDATA[Orman, belirli yükseklikteki ve büyüklükteki ağaçlar, çalı, otsu bitkiler, mantarlar, mikroorganizmalar ve çeşitli hayvanlarla, toprağın meydana getirdiği, aynı zamanda topluma çeşitli faydalar sağlayan bir ekosistem. Kendisini meydana getiren bireylerin uzun yıllar karşılıklı etkileri sonucu yerleşmiş, biyolojik bir dengeye sahiptir. Bu denge ormanların sağlığı ve varlığı için şarttır. Bu denge olmadıkça, ormanların sağlığı ve varlığını korumak [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-3149" title="orman_yolu" src="http://www.buzlu.org/images/2009/04/orman_yolu.jpg" alt="orman_yolu" width="376" height="282" /></p>
<p>Orman, belirli yükseklikteki ve büyüklükteki ağaçlar, çalı, otsu bitkiler, mantarlar, mikroorganizmalar ve çeşitli hayvanlarla, toprağın meydana getirdiği, aynı zamanda topluma çeşitli faydalar sağlayan bir ekosistem.</p>
<p>Kendisini meydana getiren bireylerin uzun yıllar karşılıklı etkileri sonucu yerleşmiş, biyolojik bir dengeye sahiptir. Bu denge ormanların sağlığı ve varlığı için şarttır. Bu denge olmadıkça, ormanların sağlığı ve varlığını korumak çok güç, hatta imkansızdır.</p>
<p><strong>Orman Şekilleri</strong><br />
<strong></strong></p>
<p><strong>Ekvatoral yağmur ormanı </strong></p>
<p>Dünyanın en canlı, en kuvvetli ve yayılma kabiliyeti en yüksek olan orman tipidir. Orman ekosistemi bu tipte en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Yüksek sıcaklık ve rutubetin biraraya geldiği yörelerde yağmur ormanı teşekkül etmiştir. Yağış miktarı esas itibariyle 2000-4000 milimetre arasında değişmekle beraber bazı mıntıkalarda 10.000 milimetreye ulaşır. Ortalama yıllık sıcaklık 20-30 °C arasında değişir. En soğuk ayda 18 °C&#8217;nin altına düşmez. Mevsim değişmeleri olmadığından tropik yağmur ormanı ağaçlarında, ilkbahar ve sonbahar odunu meydana gelişi görülmez.<br />
<span id="more-3148"></span><br />
Büyük çoğunluğu, daimi yeşil yapraklı ağaçlardan meydana gelen tropik yağmur ormanında ağaçların tepeleri zayıf, dallanma gevşek, gövde şekilleri düzensiz, ağaç kabukları parlaktır. Dallar üzerinde epiphyte denen eğrelti, orkide gibi konuk bitkiler, çeşitli sarılıcı ve tırmanıcı bitkiler, ormanın genel görünüşünde büyük rol oynarlar. Tozlaşma, böcekler ve kelebekler yoluyla olur. Tropik yağmur ormanının bazı ağaçları gövde üzerinde de çiçeklenme yapabilirler. Olağanüstü istila edici bir kuvvete sahiptir. Tedbir alınmadığı taktirde yolları, telefon, telgraf vs. gibi yapıları kısa zamanda kullanılmaz hale getirir.Bu orman ekvator bölgelerinde bulunur.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Endonezya Takım Adalarında, Hindistan&#8217;da, Kamerun sahilinde, Amazon mıntıkasında, Brezilya&#8217;nın doğu sahilinde, Karayip Denizi sahillerinde ve adalarında yayılış gösterir. Tropik yağmur ormanları; Mangrov tropik iğne yapraklı ormanlar ve bambu ormanları olmak üzere üç grupta toplanır.</p>
<p><strong>Muson ormanları </strong></p>
<p>Tropiklerde birçok deniz etekleri, kendine has tipik bir orman formasyonu taşırlar. Denizin ilerlemesi halinde (met), yaklaşık 10 ile 20 m arasında boy yapan ağaçların yalnız tepeleri suyun üzerinde kalır. Çekilmesi halinde (cezir) ise ağaç gövdeleri geniş nefes alma kökleri ile birlikte görülür. Tohumun çimlenmesi ve çimlenmeden sonra meydana gelen fidecikler, tohumlar henüz ağaçta iken gelişirler ve biraz büyüyünce çamur toprağa düşerek köklenirler. MUSON ağaçlar daimi yeşil, derimsi yahut tüylü yapraklar taşırlar. Genellikle Muson ikliminin yaygın olduğu bölgelerde yetişirler. Yazları yeşil yapraklıdırlar, kışları ise yapraklarını dökerler. Muson ormanlarının tipik ağacı teak ağaçıdır<a href="http://www.buzlu.org/ormanlar-hakkindaormanlar-hakkinda/" target="_blank">.</a></p>
<p><strong>Tropik iğne yapraklı ormanlar </strong></p>
<p>Güneydoğu Asya&#8217;da ve Orta Amerika&#8217;da, çeşitli çam türlerinin meydana getirdikleri geniş ormanlar, bilhassa dağlık yerlerin fakir topraklarında yaygındır. Ağaç türleri; Pinus caribaea, Pinus merkusii, Callitris podocarpustur.</p>
<p><strong>Tayga ormanları </strong></p>
<p>Taygalar, ormanda alt tabakanın bir kısmını meydana getirirler. Geniş yayılan rizomları sayesinde sürgün vererek çoğalırlar. Dünya üzerinde 60 cinsine dağılan yaklaşık 700 türü vardır. Boyları 0,15 m ile 30 m arasında değişir. www.buzlu.org</p>
<p><strong>Yağmur yeşili yapraklı orman (kış ormanı) </strong></p>
<p>Tropik memleketlerin, yazları periyodik kurak ve çok sıcak, kışları yağmurlu iklim mıntıkalarında görülür. Bu orman şeklinin tipik özelliği, yaprak dökümünün sıcak ve kurak mevsime, esas ve vejetasyon zamanında yapraklı durumla kışa rastlamasıdır. Kış ormanı sonbaharda yeşillenir ve ilkbaharda tekrar yaprağını döker. Ağaçların boyları kısa ve büyümeleri çok yavaştır.</p>
<p>Hindistan, Afrika ve Güney Amerika&#8217;nın geniş sahalarını kaplarlar. Maymun, ekmek ağacı ve şemsiye akasyaları bu vejetasyonun tipik ağaçlarıdır. Arka Hindistan ve Doğu Cava ormanlarının en değerli ağacı, yaprakları (30&#215;50) cm büyüklüğünde olan Tectonia grandis&#8217;dir.</p>
<p><strong>Sert yapraklı orman </strong></p>
<p>Sert yapraklı orman, yazları sıcak ve yağışça fakir, kışları ılıman, fakat yağışça zengin yörelerde yayılış gösterir. Daimi yeşil yapraklı olması, sert yapraklı ormana çok serin zamanlarda hatta kışın bile fotosentez imkanı verir. Bunun yanında yaz mevsiminin kuraklığı sebebiyle bilhassa kuru topraklarda büyümede bir nevi duraklama periyodu hasıl olur.</p>
<p>En tipik ağaç türleri; defne (Laurus nobilis), yabani zeytin (Olea europaea), mantar meşesi (Quercus suber), fıstık çamı, pırnal meşe (Quercus ilex), kermes meşesi (Quercus coccifera), Eucalyptus, adi servi (Cupressus sempervirens), fıstık çamı (Pinus pinea), kızılçam (Pinus brutia), Halep çamı (Pinus halepensis) dir. <span id="sample-permalink">http://www.buzlu.org/<span id="editable-post-name" title="Kalıcı bağlantının bu kısmını düzenlemek için tıklayın">ormanlar-hakkinda</span><span id="editable-post-name-full">ormanlar-hakkinda</span>/</span></p>
<p>Sert yapraklı ormanın ana mıntıkaları, başta Akdeniz iklim bölgesi olmak üzere dar bir şerit halinde Kalifornia ve Şili&#8217;dir.</p>
<p>Maki dediği bitki formasyonu da sert yapraklı orman şekli içinde yer alır. Boylu veya bodur çalı görünümündeki maki Akdeniz ve kısmen Karadeniz kıyılarında, denizle dağ etekleri arasında yaygındır. Bulunduğu araziyi örtmesi ve toprağı girift olarak kaplaması erozyonu önleme ve toprak koruması bakımından büyük değer taşır.</p>
<p>Makinin başlıca elemanları: Yabani zeytin, defne, mersin, koca yemiş, sandal, funda, sumak, filarya, sakız, zakkum, laden, katırtırnağı, ardıç, ılgın, Keçiboynuzu tur.</p>
<p><strong>Yazın yeşil yapraklı orman (Yaz ormanı) </strong></p>
<p>Kuzey yarı kürenin belirli derecede serin kışlara sahip olan ve yazlarla kışlar arasında mevsim farkları gösteren enlemlerinde görülür. İnce ve yumuşak olan yaprakların sonbaharda dökülmesi kış soğuğundan ziyade, toprağın donması halinde hasıl olabilecek kuraklık tehlikesine karşı alınan bir tedbirdir.</p>
<p>Yaz ormanları bilhassa Orta Avrupa&#8217;da, yazları zengin yağışlı mıntıkalarda görülür. Türkiye&#8217;de, denizden yüksek olmayan yerlerde yaygındır.</p>
<p>Yazın yeşil yapraklı ormanın ana türleri; kayın (Fagus), meşe (Quercus), akçaağaç (Acer), ıhlamur (Tilia), karaağaç (Ulmus), gürgen (Carpinus), huş (Betula), kısmen de kestane (Castanea), ceviz (Juglans) ve caryadır.</p>
<p><strong>İğne yapraklı (ibreli) orman </strong></p>
<p>Yayılış sahası, Kuzey yarı kürenin kışları sert, düzenli kar ve don mevsimleri gösteren yüksek enlemleridir. Yaz, kış yeşil iğne şeklini almış olan asimilasyon organları, kısa ve vejetasyon devresinde, sıcaktan en yüksek derecede faydalanmayı mümkün kılar. İğne yapraklı ormanların çoğunda gövdeler devamlı, düz ve dalsızdır. Ağır olmayan gövde odunları, bıçkı kerestesi ve yapı ağacı olarak çok kıymetlidir. Bu orman tipi, Kuzey Avrupa ve Asya&#8217;dan Kuzey Amerika&#8217;nın kuzeyine kadar, 20 enlem genişliğindeki bir şerit halinde yayılış gösterir. dünyadaki igne yapraklı agaçlar(yapragını dökemeyen agaçlar):göknar,sedir,katran,arakorya,andız,ladin,çam,servi,ardıç,şemsiye agacı,lariks(melez),mazı&#8230;</p>
<p><strong>Galeri ormanları</strong></p>
<p>Afrika, Güney Amerika ve İç Anadolu&#8217;nun yağmurca fakir, kurak mıntıkalarında nehirler boyunca, dar veya geniş şeritler halinde oldukça kuvvetli büyüyen ormanlar meydana gelir ki, bunlara galeri ormanları denir<a href="http://www.buzlu.org/ormanlar-hakkindaormanlar-hakkinda/" target="_blank">.</a></p>
<p><strong>Bataklık ormanları </strong></p>
<p>Tropik bölgelerin geniş, sürekli su altında kalan, bataklık bölgelerinde rastlanır. Florida&#8217;nın bataklık servisi ormanları bu ormanlara örnek olarak gösterilebilir.</p>
<p><strong>Ormanın yararları</strong></p>
<p><strong>Maddi faydaları</strong></p>
<p>Ormanların yapacak, yakacak ve tali ürünlerle sağladığı değerlerdir. Ormanın ilk bakıştaki faydası, ürünlerin çeşitli iş ve sanayi kollarında hammadde olarak kullanılması veya tüketimi şeklinde göze çarpmaktadır. İnşaatta, kimya ve diğer sanayi kuruluşlarında, madencilik, ulaştırma, bayındırlık gibi ekonomik faaliyetlerde odun hammaddesinin kullanış yerleri gün geçtikçe artmaktadır. Odun hammaddesinin bu derece önem kazanmasının sebebi, sahip olduğu teknolojik vasıflarından ve devamlı üreyebilen; iyi bakıldığı taktirde tükenmez bir kaynağı olmasından ileri gelmektedir.</p>
<p>Teknolojinin gelişmesi ve elektrik enerjisi, petrol, maden kömürü gibi çeşitli enerji maddelerinin bulunmuş olmasına rağmen odun, yakacak maddesi olarak önemini sürdürmektedir. Dünya odun üretiminin hemen hemen % 50&#8242;si yakacak olarak kullanılmakta ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde bu oran % 80&#8242;e varmaktadır.</p>
<p>Ormandan elde edilen tali ürünler, parfümeri, boya, ilaç, dericilik, tecrit malzemesi gibi endüstri kuruluşlarının ham maddesini meydana getirmektedir.</p>
<p>Türkiye&#8217;de üretilen orman tali ürünlerinin başlıcaları; reçine, sığla yağı, palamut, mazı, defne yaprağı, çamfıstığı, sumak, kestane, ıhlamur çiçeği, mahlep, meyan kökü ve keçiboynuzu vb.dir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Kollektif faydaları </strong></p>
<p>Ormanın bu yöndeki hizmetleri, maddi faydaları ile ölçülemeyecek kadar fazladır. Bulundukları yerin iklimini, kara iklim tipinden ılıman iklim tipine yöneltirler. Bu sayede don, kuraklık, aşırı sıcaklık, fırtına gibi zararları önlemek ve azaltmak suretiyle faydalı olurlar. Ormanın etkisi altında kalan sahaların nisbi rutubeti fazla olduğu gibi, akarsu ve kaynakların verimi, düzenli ve devamlıdır.</p>
<p>Ormanların tarımı, hayvancılığı, bayındırlık tesislerini koruması; karada ve deniz kıyılarında kumulların teşekkülüne engel olması; bataklıkları kurutmak, havaya saf oksijen vermek, gürültüyü ve hava kirliliğini önlemek suretiyle insan. sağlığına yardım etmesi; çeşitli av hayvanlarını barındırıp beslemekle yurdun tabii varlığını ve güzelliğini zenginleştirmesi gibi hususlar kollektif hizmetlerinin başlıcalarını teşkil eder.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Formanlar-hakkinda%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/ormanlar-hakkinda/&amp;text=Ormanlar hakkında&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/ormanlar-hakkinda/&amp;t=Ormanlar hakkında">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/ormanlar-hakkinda/&amp;title=Ormanlar hakkında&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Formanlar-hakkinda%2F&name=buzlu.org&description=Ormanlar+hakk%C4%B1nda" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/ormanlar-hakkinda/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/ormanlar-hakkinda/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/ormanlar-hakkinda/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/ormanlar-hakkinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elma ve elma yetiştiriciliği</title>
		<link>http://www.buzlu.org/elma-ve-elma-yetistiriciligi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/elma-ve-elma-yetistiriciligi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Mar 2009 13:14:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[çiftçilik.meyvecilik]]></category>
		<category><![CDATA[bahçe]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[elma]]></category>
		<category><![CDATA[göller]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[seracılık]]></category>
		<category><![CDATA[tarım ve hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[toprak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3054</guid>
		<description><![CDATA[Toprak İşleme Bahçe toprağının sürülüp, sürülmemesi konusunda değişik görüşler vardır. Toprak işlemesinin, özellikle, sathi köklü olan elma ağaçlarının kök ve saçak sistemini parçaladığı bir gerçektir. Batı dünyasında, elma bahçelerinde toprak işlemesi genellikle yapılmamaktadır. Ağacın taç izdüşümü altında kalan saha malçlanmakta, diğer kısımları da daimi çayır altında tutulmaktadır. Ancak, Avrupa’nın iklim şartları memleke timiz iklim şartlarından [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-3055 aligncenter" title="elma_yetistiriciligi" src="http://www.buzlu.org/images/2009/03/elma_yetistiriciligi.jpg" alt="elma_yetistiriciligi" width="323" height="242" /></p>
<p><strong>Toprak İşleme</strong></p>
<p>Bahçe toprağının sürülüp, sürülmemesi konusunda değişik görüşler vardır. Toprak işlemesinin, özellikle, sathi köklü olan elma ağaçlarının kök ve saçak sistemini parçaladığı bir gerçektir. Batı dünyasında, elma bahçelerinde toprak işlemesi genellikle yapılmamaktadır. Ağacın taç izdüşümü altında kalan saha malçlanmakta, diğer kısımları da daimi çayır altında tutulmaktadır.</p>
<p>Ancak, Avrupa’nın iklim şartları memleke timiz iklim şartlarından oldukça farklıdır. Orada ki sık yağmurlar nede ni ile hem bahçelerin su ihtiyacı karşılanmakta hem de bu daimi çayırlar yeşilliğini muhafaza etmekte aynı zamanda toprak yumuşaklı ğını da korumaktadır.</p>
<p>Memleketimizde, Karadeniz Bölgesi dışında kalan bölgelerde ilkbahar ve özellikle yaz şartları kuraktır. Uygulanan sulama teknikleri daimi çayır yetiştirmeye uygun değildir. Bu neden le rakipsiz kalan yabani otlar bahçeyi adeta istila eder. Toprak yapısı na bağlı olarak, toprak sertleşir ve saçak kökler havasız kalır. Böyle bahçelerde gelişme durur veya geriler.<br />
<span id="more-3054"></span><br />
Bu nedenle, elma bahçelerinde toprak sürümüne karşı olmamak gerekir. Ancak pullukla derin işleme yapılmamalı, diskharrow ile kök sistemini parçalamayacak derinlikte işleme yeterlidir.<br />
Sulama<br />
elma ağaçları saçak kök sistemine sahip olduklarından dolayı diğer bir çok meyve türüne göre daha fazla su ister ve yüksek nemden hoşlanırlar. Bahçelere verilecek su miktarı, yıllık yağış toplamına, bu yağışın dağılımına, transpirasyon (bitkiden meydana gelen su kaybı) şiddetine, ağacın büyüklüğüne ve toprağın tipine göre değişir.<br />
Sulamada en önemli konu sulama zamanının iyi tespit edilmesidir. Bunun için en pratik yöntem toprağın elle kontrol edilmesidir. Sulama zamanı; Tansiyometre adı verilen aletlerle daha kesin ve güvenilir olarak tespit edilebilir.</p>
<p>Elma ağaçları için en önemli sulama zamanı yazın yapılan sulamadır. Yaz sulamasına yağış durumuna göre Mayıs’ta başlanır ve bütün yaz boyunca devam edilir. Baharı kurak geçen yerlerde yaz sulamasına erken başlanırsa meyve tutumu artar ve meyve kalitesi de yüksek olur.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Elma bahçelerini kurak bölgelerde; yerine göre 10 günde bir sulamak gerekir. Nemli bölgelere doğru gidildikçe sulama aralığı 15-20 güne, hatta 1 aya kadar çıkabilir. En çok uygulanan sulama şekil “Salma Sulama” dır. Suyun az olduğu yerlerde “Dar Çanak” (Tava Yöntemi) uygulanır.</p>
<p>Diğer sulama sistemleri ise “Yağmurlama” ve “Damlama” sulamadır. Damlama sulamada köklerin bulunduğu alanın bir kısmı sürekli nemli kalmaktadır.<br />
Gübreleme<br />
Elma bahçelerine verilecek gübre miktarı toprak işleme usulüne, toprağın karakterine, ağacın büyüme gücüne, yaşına, alınan mahsul miktarına göre değişir. En iyisi verilecek gübre miktarı toprak ve yaprak analizleri ile tespit edilmelidir.<br />
Elma bahçelerinde fidan dikilmeden evvel bir temel gübreleme yapılmalıdır. Dikimden sonrada bahçe her yıl gübrelenmelidir.<br />
Elma bahçelerine ilkbaharda azotlu gübre verildiğinde meyve kalitesi iyileştiği gibi dökülmede azalır. Fakat verilen azotlu gübrenin elmalar olgunlaşmadan evvel tükenmiş olması arzu edilir.<br />
Elma ağaçları lüzumlu fosforu kuvvetli kökleri ile topraktan almak iktidarındadır. Fosfor ağacın büyümesine ve mahsulün artmasına yarar. Pek az hareket eden bir eleman olması dolayısıyla fosforlu gübreleri köklerin bulunduğu sahaya vermek hususuna dikkat edilmelidir.<br />
Elma ağaçlarında potas eksikliğinde evvela yapraklarda sararma başlar, sonra kahverengi olan yapraklar tamamıyla kuruyup ölür. Kurak senelerde potas eksikliği daha fazla zararlı olur. Potasyum ağaçların fotosentez, nişasta ve şeker yapmasında tesiri olan bir elemandır. Çiçek gözlerinin teşekkülünde rol oynadığı için dolayısıyla potasyum periyodisiteyi önler.<br />
<strong>HASAT VE AMBALAJ</strong><br />
Meyve Hasadı (Derim)<br />
Elma meyve olarak ince kabuklu, çok nazik bir meyvedir. Meyveler hasat edilirken avuç içine alınmamalı, parmakla sıkılmamalıdır. Meyveleri toplama kovalarına koyarken ve boşaltırken çok dikkatli olmalıdır. Sebep olunacak küçük bir yara veya ezik depo çürüklüğüne sebep olan mantarlar için giriş kapısıdır. Hasatta diğer bir noktada hasat zamanının doğru olarak tayinidir. Elma meyveleri ağaç olumunda hasat edilir. Meyveler yeme olumuna soğuk hava depolarında belirli süre tutulunca ulaşırlar. Yazlık elmalar ağaç ve yeme olumuna ağaç üzerinde iken ulaşırlar. Bu sebeple yazlık çeşitler yeme olumunda hasat edilmelidir. Elma ağaçlarında hasat iki veya üç defa yapılır. İlk hasatta daha ziyade ağacın dış veya alt kısmındaki meyveler koparılır. Sonra ise iç kısımlardaki yarı ve üst dallardakiler toplanır.</p>
<p><strong>Seçme, Boylama ve Ambalaj: </strong><br />
Hasat edilen elmalar, kasalar içersinde ambalaj evlerine getirilir, burada sağlamlık, şekil, renk ve kalitelerine göre bir seçmeye tabi tutulur. Sonra meyveler iriliklerine göre boylara ayrılır ve daha sonrada ambalaj kaplarına konulur.<br />
Bu işler küçük işletmelerde el ile yapılır. Büyük işletmelerde ise makinelerle yapılır. Bu şekil daha çabuk ve daha ucuza mal olur. Elmalarda kalite sınıflarına ayırma ve boylama Türk Standartlarına göre yapılır. Buna göre sofralık elmalar ekstra, birinci sınıf ve ikinci sınıf olmak üzere üç kalite sınıfına ayrılır. Kalite sınıflarının hiç birinden kurtlu ve çürük meyveler bulunmaz, ancak ikinci sınıfta %2 ‘i geçmemek şartı ile kurtlu ve çürük meyvelere tolerans tanınmıştır.<br />
İster hemen pazara sevk edilecek olsunlar ister saklamaya alınsınlar elmaları boylamadan sonra hemen ambalajlamak en iyisidir. Ambalaja meyvelerin kağıtlanmasıyla başlanır. Kağıtlara sarılan elmalar sandıklar içersine yanları üzerine gelecek şekilde ve diyagonal olarak yerleştirilir.<br />
<strong>Depolama</strong><br />
Hast edilen elmalar pazara sevk edilinceye kadar depolarda muhafaza edilirler. Bu depolar adi depolar, soğuk hava depoları veya değişik atmosferli soğuk hava depoları olabilir.<br />
Elmaların depoda kalma müddeti, meyvenin depolama zamanı, ağacın beslenme durumu, mevsim ve çeşide göre değişir. Bir çok elma çeşidi –1 ile 0°C de ve %85-90 nisbi nemde uzun süre saklanabilir. Ticari depolardaki sıcaklık 0-2°C dir. Elmalar –2°C donarlar.<br />
Golden ve Starking ise en uygun 0°C de ve % 90 nisbi nemde, Granny Smith ise +3°C saklanmalıdır.<br />
Tam zamanında yapılan hasat ve uygun depolama şartlarının sağlanmasıyla Golden Delicious ve Starspur Golden Delicious çeşitleri 5 ay, Starking Delicious ve Starkrimson Delicious çeşitleri 7 ay, Granny Smith çeşidi ise 9 ay süre ile depoda saklanabilir.<br />
Depolama sırasında elmalarda bazı fizyolojik bozukluklar ve hastalıklar meydana gelebilir.<br />
<strong>Fizyolojik Bozukluklar Şunlardır: </strong><br />
1. Donma<br />
2. Düşük sıcaklık zararları (Et kararması)<br />
3. Ambar yanığı (Kabuk yanığı )<br />
4. Acı benek ve lentisel beneği<br />
5. İç sulanması (camsı görünüş)<br />
6. Yaşlanma Bozukluğu (Unlaşma, kepekleşme)<br />
Hastalıklar ise Şunlardır:<br />
1.Mavi ve Yeşil çürüklük<br />
1. Kahvarengi çürüklük<br />
2. Acı çürüklük<br />
3. Kurşuni Küf (Gri küf)<br />
4. Karaleke<br />
5. Siyah çürüklük<br />
6. Pembe küf<br />
Normalden geç hasat edilen meyvelerde kısa sürede olgunlaşma görülür. Starking Delicious’ta kepekleşme olur.<br />
Erken hasatta ise su kaybı fazla olur ve meyvelerin yeme kalitesi düşer. Golden Delicious ve Starkspur Golden Delicious’ta kabuk yapısından dolayı su kaybı olur ve buruşma meydana gelir. Yine erken hasatta Starkrimson Deliciousta kabuk rengi bozulur ve meyvenin pazar değeri düşer.<br />
<strong>ELMA YETİŞTİRİCİLİĞİ</strong><br />
elma çeşitleri , bakım , budama elma yetiştiriciliği<br />
Kültür elması (Malus communis Lam.)<br />
yetiştiriciliği ülkemizde hemen her bölgede yapılmaktadır, fakat en uygun yetiştirilme alanları,yabanisininde yayılma gösterdiği Kuzey Anadolu’da bulunmaktadır. Kuzey Anadolu Karadeniz Kıyı Bölgesi ile İç Anadolu ve Doğu Anadolu yaylaları arasında ki geçit bölgeleri ve son yıllarda Güneyde Göller Bölgesi de elma yeiştiriciliğinde önem kazanmıştır.<br />
Ülkemizde<br />
1988 yılı elma üretimi:1 950 000 ton<br />
1998 üretim 2 450 000 ton<br />
Ortalama ağaç verimi 1988 yılında 62.5 Kg<br />
Ortalama ağaç verimi:1998 yılında 64.5 Kg olmuştur.<br />
<strong>ELMANIN İKLİM ve TOPRAK İSTEKLERİ </strong><br />
Elma ılıman, özelliklede soğuk ılıman iklim bitkisidir. Genellikle dünyada 30°-50°enlemlerde yetişmektedir.Türkiye’de Ege Bölgesi’nde 500metrede, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin sıcak ve kurak yerlerindeki 800 metreden daha yukarı yerlerde yetişmektedir.<br />
Yüksek ışık yoğunluğu elmada çok iyi renk oluşumunu sağlar. Elma ağacı düşük sıcaklıkların olduğu sert kışlara dayanıklıdır. Kış dinlenmesi sırasında odun kısımları-40°C’ a, açmış çiçekler -2.2°C ile -2.3°C ve küçük meyveler ise -1.1°C ile -2.2°C’a dayanırlarElma kış dinlenmesine en çok gereksinim duyan meyve türüdür. Yapılan denemelerde elmaların soğuklama ihtiyacını karşılayabilmesi için + 7.2°C’nin altında çeşidine göre 2322-3648 saat kalması gerekmektedir.</p>
<p>0°C!nin altında ise 1081-2094 saat soğuklamaya ihtiyacı vardır. yeterli soğuklama olmadığında ise çiçeklerin bir kısmı ölür, geriye kalan çiçeklerin açılması hem geç<br />
hem de düzensiz olur. Böylece geç açan çiçekler döllenme yetersizliği nedeni ile dökülür. Soğuklamasını ihtiyacını karşılayamamış elma ağaçlarında yaprak gözleri sürmez ve ağaç çıplak kalır. Elma yüksek yaz sıcağından da hoşlanmaz. Sıcaklık 40°Cyi aştığında büyüme durur daha yüksek sıcaklıklarda ise çeşitli zararlanmalar görülür.Elma genellikle bir çok toprak tipinde iyi yetişir.Bahçe kurulacak yerin alt toprak yapısı çok önemlidir.Alt toprak, bitki kökleri hiçbir zaman su içinde kalmayacak ve köklerin yayılmasını kolaylaştıracak şekilde drene edilmelidir. Sert ve suyu drene etmeyen alt toprak yapısı ağacın büyümesini ve ömrünü olumsuz yönde etkiler. En iyisi alt toprağın çakıllı-tınlı olmasıdır. Toprak derinliği 2 metre veya daha fazla olmalıdır.ideali PH ı 6.0-6.5 olan içerisinde normal kireç ve yeteri kadarhumus ve nemi bulunan tınlı, tınlı-kumlu veya kumlu-tınlı geçirgen topraklardır.</p>
<p><strong>ELMA ANAÇLARI</strong><br />
Bu anaçlar tohumla üretilir. kültür elmaların tohumundan elde edilen bitkilere “yoz”, Yabani çeşitlerinin tohumdan elde edilenlere ise“çöğür” denir.Elma anacı olarak her ikisi de kullanılmaktadır. Her iki anacın üzerlerine aşılı çeşitlerin meyveye yatma zamanları, ağaçların ömürleri, meyve kalitesi üzerine etkileri açısından aralarında önemli bir fark yoktur.<br />
<strong>1. Tohum anaçları (Generatif anaçlar) </strong><br />
Elma tohum anaçları (Malus sylvestris Mill) ülkemiz elma yetiştiriciliğinde geleneksel olarak kullanılan bir anaçtır. Yabani olarak yetişen elma tohumlarından elde edilir. Bu anaç üzerine Starking Delicious, Golden Delicious, Granny Smith gibi kuvvetli gelişen çeşitler aşılandıkları zaman 5.5- 6.0 m.’ye kadar boy yapan kuvvetli ağaçlar oluştururlar ve standartgelişen ağaçlar olarak tanımlanırlar. Verime yatmaları5-6 yılı bulur. 12-15 yaşında tam verime geçerler ve 25-30 yaşlardan sonra ekonomik anlamda verimden düşmeye başlarlar. Bu ağaçlardan, 1 dekar bahçeye toprağın verimliliğine göre 15-25 adet ağaç dikilir. Bu ağaçlarda budama, ilaçlama, meyve seyreltmesigibi kültürel uygulamalarla hasat işleri çokgüçleşmektedir.Elde edilen tohumlar yetiştirme şartlarının elverişli olduğu bölgelerde (Ege bölgesi gibi)sonbaharda genelde direkt aşı parseller  (Yabani tohum anaçları (çöğür) üzerine Starkrimson Delicious, Starkspur Golden Delicious gibi yarı bodur gelişen (spur tipi) çeşitlerde aşılanabilir. Hatta yarı bodur elma çeşitleri en başarılı sonucu tohum anaçları üzerine aşılandıkları zaman vermek tedirler. Bu durumda, çeşitten dolayı %30-35’e varan bir bodurlaşma etkisi elde edilmektedir.)dikine ekilir ve takip eden yaz periyodunda gelişen çöğürler aşılanırlar. Şartların elverişli olmadığı yerlerde tohum tavasına ekilen tohumlardan bir yıl sonra elde edilen çöğürler aynı yıl sonbaharda aşı parsellerine şaşırtılırlar. Şaşırtmayı takip eden yaz periyodunda da çöğürler aşılanırlar.Elma çöğürleri ya ilkbaharda sürgün göz aşısı yada yaz sonunda durgun göz aşısı ile aşılanırlar. Yurdumuzdaki fidanlıklarda (Meyvecilik Üretme İstasyonlarında) genellikle durgun T (Kalkan) göz aşısı tatbik edilir ve tatbik zamanı da Temmuz ayının ilk haftasında başlar anaç ve kalem kabuk verene kadar devam eder.<br />
<strong>2. Klon Anaçları (Vegetatif Anaçlar)</strong><br />
Modern üreticilikte sadece aşılanacak çeşidin (kalemin) değil, anacın da standart vasıfta olması istenir. Vegetatif olarak üretilen elma klon anaçları çok bodurdan çok kuvvetliye kadar değişmektedir. araştırmalar sonucu pamuklu bite dayanıklı MM (Malling Merton) serisi en son olarak virüsten ari olan EMLA serisi geliştirilmiştir.Elma klon anaçları Stool Bed Layering adı verilen bir daldırma sistemi ile kolaylıkla çoğaltılmaktadır.Klon anaçları gelişme kuvvetlerine göre aşağıdaki gibi sınıflandırılmaktadır;<br />
Çok Bodur M 8, M 9, M 27<br />
Bodur M 26<br />
Yarı Bodur M 7, MM 106<br />
Kuvvetli M 2, MM 104, MM 111<br />
Çok Kuvvetli M 16, M 25, MM 109<br />
Bu anaçlardan bugün meyvecilikte en çok kullanılanları M 9, MM 106 ve MM 111’ dir.<br />
Şimdi kısaca bu anaçları tanıyalım;<br />
M 9 : Çok bodur anaçlar içerisinde bu gün dünyada en çok kullanılanı M 9 anacıdır. Verimli topraklarda daha iyi gelişirler. Dikimden itibaren ömrü boyunca desteğe ihtiyaç gösterirler. Dikim hemen ertesi yılı meyve vermeye başlar ve en iyi şartlarda bile boyu 270 cm’yi geçmez. Çöğürlerin % 20-40’ı kadar gelişirler.<br />
M 9 boğaz çürüklüğüne (Phytophytora spp)ayanıklı fakat ateş yanıklığı (erwina amylovora) ve pamuklu bite (Eriosoma Lanigerum) hassastır.<br />
M 9 anacı Stool Bed Layering veya tepe daldırması ile çoğaltılır.<br />
M 9 anacına aşılı çeşitler ince iğ şekli (Slender Spindle) terbiye sistemine göre şekillendirilir ve<br />
budanırlar.<br />
M 9 anacına aşılı çeşitlerle kurulan bahçelerde uygulanacak dikim aralıkları toprak verimliliğine göre (1,5 m x 3,5 m) veya (2,0 m x 3,5 m) olmalıdır.<br />
M 9 anacı üzerine kesinlikle Starkrimson Delicious veya Starkspur Golden Delicious gibi yarı bodur gelişen çeşitler aşılanmamalı, Starking Delicious, Golden Delicious ve Granny Smith gibi kuvvetli gelişen (standart) çeşitlerin aşılanmasıyla elde edilen fidanlarla bahçe tesis edilmelidir.<br />
M 9 anacı aşılı çeşitlerin ekonomik ömürleri 15-20 yıldır. Verimli topraklarda ağaç başına 60-70 kg’ a kadar meyve verirler ki; bu da dekardan ortalama 7 ton ürün demektir. Dekara düşen ağaç sayısı olarak en az 80-100 adetverimli topraklarda ise 140-150 ağaç hesaplanmalıdır.<br />
MM 106 : Bugün dünyada ve yurdumuzda en çok tercih edilen bu anaç pamuklu bite (Eriosoma Lanigerum) dayanıklıancak kök boğazı çürüklüğüne (Phytophytora spp) hassastır. MM 106 anacı hem yarı bodur (Spur tipi) anaçlar hem de özellikle kuvvetli gelişen çeşitler için uygun bir anaçtır.<br />
<strong>Budama </strong><br />
Elmalarda budama konusu çok önemlidir. Zira bir elma ağacının anaç ve çeşitinin kuvvetllik durumuna göre uygulanacak “terbiye sistemi” de değişiklik arz eder. Bu cümleden olarak elma bahçelerinde üç değişik terbiye sisteminden söz edilecektir.<br />
Modifiye Lider (Değişik Doruk Dallı) Terbiye Sistemi<br />
Bu terbiye sistemi “yarı bodur ve kuvvetli” karakterde ki anaçlara “kuvvetli gelişen standart çeşitler” in aşılanması ile oluşturulmuş elma bahçelerinde uygulanır. Örneğin yarı bodur bir anaç olan MM 106 ile kuvvetli karakterde ki MM 111 veya çöğür üzerine aşılı Golden Delicious, Granny Smith, Starking Delicious veya Amasya gibi çeşitlerle kurulmuş elma bahçeleri gibi.<br />
Modifiye Lider terbiye sisteminin tercih edilmesinin yegane sebebi, olumlu yönlerinin olımsuz yönlerinden daha fazla oluşudur. Bu sistemde erken başlanır ve bilgili çalışılırsa daha az budama yapılacağından ağaçlar daha erken meyveye yatarlar, az budama meyvelerin kuvvetli ana dallar üzerine dağıtılmasını sağlar ve böylece hereğe gerek kalmaz. İlaçlama, hasat kolay, güneşlenme ise mükemmel olur.<br />
Genel manada budamayı 4 grupta toplayabiliriz;<br />
1- Dikim budaması<br />
2- Şekil budaması<br />
3- Mahsul (verim) budaması<br />
4- Gençleştirme budaması<br />
<strong>Dikim budaması </strong><br />
Elma bahçesi kurulurken bir yaşlı elma fdianları tercih edilmelidir. Dikim budamasında fidanın kök bölgesindeki yaralı kısımlar çıkarılır ve fazla uzun kısımlar kısaltılır, buna paralel olarak gövde topraktan itibaren 120 cm ‘den, eğer yan dal var ise bunlarda toprağa bakan bir-iki göz üzerinden kesilir.<br />
Dikim budaması yapılmayan fidanların tutma şansı çok az olup, tutanlardan ise sıhhatli ve verimli bir ağaç elde edilemez.<br />
<strong>Şekil budaması</strong><br />
Fidanın taç kısmına ileride kazandırılacak şekle esas olmak üzere dallarında yapılan budamaya şekil budaması denir.<br />
Elma bahçelerini kurmak için kullanılacak fidanlar dikimi müteakip o yılın sonundan itibaren şekil budamasına tabi tutulurlar. Elmalar için ilk 5 yılda modifiye lider sistemi teşekkül ettirilmiş olur. Fidanın taçlandırılmasında dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:<br />
1- Dikimde kök boğazından 80-120 cm den kesilen fidanın ilk 5 yılında tepe (lider) dalına dokunulmaz.<br />
2- Toprak seviyesinden 40 cm yüksekliğe kadar ki gövde üzerinde bulunan sürgünler dipten çıkarılıp atılır.<br />
3- Lider dal haricinde, ana gövde üzerinde birbiri üzerine gelmeyip, çepeçevre dağılmış 4 dal seçilir. Bunlar haricinde ki dallar dipten çıkarılır. Seçilen ana dallar arasındaki dikey mesafe 15-20 cm dir.<br />
İkinci yıl, seçilen 4 çatı dalından (Lider hariç) o sene ki uzunluğun 1/3 ü kadar kısaltılır. Her çatı dal üzerinde ikinci derecede yan dallar seçilir ve bunlarda ağacın gelişmesine göre kısaltılırlar.<br />
Üçüncü, dördüncü ve beşinci yıllarda aynı yöntem izlenir. Ağacın gelişmesine göre dallarda kesim yapılır.<br />
Kısaca ikinci yıldan itibaren her ana dal tıpkı tek bir fidanmış gibi ele alınarak bunlar üzerinde ikinci ve ondan sonraki yıllarda da üçüncü, dördüncü sıradaki dallar teşkil edilir.<br />
<strong>Mahsul (Verim) Budaması </strong><br />
Bahçe kurmanın nihai gayesi, şeklini verdiğimiz ağaçlardan meyve elde etmektir. Budamaya nasıl devam edelim ki, kaliteli, devamlı bir üretim sağlanabilsin. İşte konunun bu kısmını mahsul budaması teşkil eder. Mahsul budamasında dikkat edilecek hususlar şöyle sıralanabilir.<br />
Ağaçlarda sıhhatli ve verimli meyve gözlerinin muhafaza etmek için mahsul budamasının her yıl yapılması gerekir<br />
Ağaçlardaki yardımcı dalların gerek istikamet, gerekse büyüklük itibarı ile aralarında denge temin edilmelidir<br />
Özellikle meyveye yeni yatmış genç bahçelerde yardımcı dalların ağır budanmasından kaçınılmalıdır. Yardımcı dallar üzerinde lateral dallar teşekkül edince, bunlardan birbiri ile rekabet edenler ve aynı istikamette büyüyenlerden seyreltme yapılır.<br />
Lider daldan çıkan yan dalların ana yan dalları kapatacak ve onların hava ve güneş ışığına mani olacak şekilde büyüyüp gelişmelerine meydan verilmemelidir.<br />
Yardımcı dalların bağlı oldukları ana dalla rekabet etmesine meydan verilmemelidir, böyle hallerde rekabet eden yardımcı dalın bir meyve dalı üzerinden kesilerek kısaltılması gerekir.<br />
Her türlü kesimlerde, dalların çıplak kalmamalarına özellikle dikkat edilmelidir.<br />
Dallardan çıkıp yukarı doğru dik büyüyen sürgün ve dallar dipten kesilir. Fakat yanlara ve dış tarafa doğru gelişenlerden sadece sıklık yapanlar kesilir veya kısaltılır.<br />
Meyveler ağaçların genç dallarını teşekkül ettiği için, her yıl yeni sürgünlerin teşekkül etmesi teşvik edilmelidir. Budama yapan kişilerin meyve dallarını iyi tanımaları gerekir.<br />
Gençleştirme Budaması<br />
Bu meyve iriliği ve ekonomik manada üretimin temini için 30-35 yaşından sonraki ağaçlarda tatbik edilecek budamadır. Bu budama ile ağaçlarda yeniden kuvvetli sürgünler meydana getirilerek yeni bir taç teşkil edilir. Böylece ağaçta verim yeniden arttırılarak, meyve kalitesi de yükseltilmiş olur.<br />
Gençleştirme budaması yapılırken, yine ilk olarak kurumuş, sıklaşmış ve birbirine binmiş olan dallar kesilir. Sonra, birbirine rakip büyüyen dallardan yeniden taç teşekkülü için bir tanesi bırakılır, diğeri kesilir. Dik büyüyen dallar yatık ana dallar üzerinden kesilerek taç alçaltılır.<br />
Gençleştirme budaması çok şiddetli olduğundan budamanın 2-3 yılda tamamlanması ve de gübreleme, sulama, zirai mücadele gibi teknik işlerin titizlikle yerine getirilmesi gerekir.<br />
Ayrıca çapı 5 cm’ den büyük olan yaralar için budama işlemlerinde mutlaka yara macunu kullanılmalıdır.<br />
Yarı Bodur (Spur Tipi) Elmalarda Budama ve Terbiye Sistemi<br />
Amerika’da yapılan çalışmalarda yarı-bodur elmalara en uygun olarak doğal şekline benzediği için bir lider ve çok sayıda yan dallı çalımsı bir gelişme sağlayacak bir terbiye sistemi önerilmektedir.<br />
Ülkemizde de yetiştiriciliği hızla artan Starkrimson Delicious ve Starkspur Golden Delicious gibi spur tipi elma çeşitlerine böyle bir terbiye şeklini verebilmek için budamalarda aşağıda belirtilen sırayı izlemek gerekmektedir;</p>
<p><!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p>Dikim budamasında tercihen kullanılan bir yaşlı fidanın tepesi topraktan 70-80cm’den kesilir<br />
İlk yıl tepe dalına dokunulmaz, gövde üzerinde toprak yüzeyinden 15 cm’ye kadar ki sürgünler dipten çıkarılır. Seçilen dört çatı dallarının 1/3’ü kısaltılır. Lider dal kesilirken ağacın büyüklüğü dikkate alınır.<br />
İkinci yıl kışın önceden seçilmiş olan 4 çatı dalı üzerinde dik gelişmiş olanlar o yıl ki uzunluğunun 1/3’ü kadar kısaltılırlar. Bu ana dallar üzerinde 2. derecede dallar seçilir ve yeterince kısaltılırlar.<br />
Daha sonraki yıllar aynı yöntem izlenir. Ağacın güneş ışınlarından daha çok yararlanabilmesi için budamada ağaç Noel çamına benzeyecek şekilde yönlendirilmelidir.<br />
İlk 3 yıl ağaçlardan meyve beklenilmemelidir. Bu süre içersinde açan çiçeklerin tümü koparılmalıdır. Böylece ağaçlara gelecekteki yüklü meyveyi taşıyacak kuvvetli çatı dallarını oluşturabilmesi için fırsat tanınmış olur.<br />
Ağacın zayıflamasına neden olacağı için dalları eğme ve bükmeden kesinlikle kaçınmak gerekmektedir.<br />
Çok Bodur (Sık Dikim) Elma Bahçelerinde Uygulanan “İNCE İĞ” Terbiye Şekli<br />
Çok bodur bir anaç olan M9 üzerine aşılı Golden Delicious, Starking Delicious ve Amasya gibi kuvvetli gelişen standart çeşitlerle sık dikim bahçeleri kurulduğunda uygulanacak yegane terbiye sistemi “İnce İğ’ dir. Bu sistemde ağaçlarda alçaktan oluşturulmuş küçük bir çatı ve Lider daldan çıkmış küçük meyve dalcıkları bulunur ve de ağaçlar ömürleri boyunca desteğe ihtiyaç duyarlar.<br />
Bu terbiye şeklinin tatbikinde aşağıda ki sıranın izlenmesi gerekir;<br />
Her zaman olduğu gibi tercihen 1 yaşlı fidanların kullanıldığı bu terbiye sisteminde dikim budaması esnasında fidanların tepesi topraktan itibaren ortalama 80 cm’ den kesilir<br />
İlk yıl sonunda ağaç dengeli ve yeterli bir gelişme göstermiş ise sadece lider dalın uzantısının çıkarılması yeterlidir.<br />
Ana gövde üzerinde topraktan itibaren 40 cm’ ye kadar olan dallar dipten çıkarılır<br />
Yan dalların tamamı geniş açı yapacak şekilde iple ağırlık bağlamak sureti ile eğilirler.<br />
Yan dallarda katiyen uç alma yapılmaz<br />
İkinci gelişme yılı sonunda lider dalın uzantısı, bununla rekabet edebilecek olan dalla değişir.<br />
Yan dallarda kesinlikle uç alma ve dipten çıkarma yapılmaz. Dik giden dal var ise dipten çıkarılır.<br />
İkinci yıl ağaçlarda çiçek ve meyveler görülmeye başlar.<br />
Üçüncü gelişme yılı sonunda yine lider dalın uzantısı değiştirilir.<br />
Ağaçta zayıf bir gelişme var ise yıllık sürgünlerden uç almak gerekir.<br />
Yan dallarda uç kesimi yapılmamalıdır.<br />
Eğilebilecek durumdaki dallar eğilmeli, aksi halde dipten çıkarılmalıdır.<br />
4. ve daha sonraki yıllarda ağaç yüksekliği 2.5 metreyi geçmiş ise her yıl bir veya daha yaşlı dallarda kısaltma yapılmalıdır. Buna paralel olarak sıra arası ve sıra üzeri yönünde giden dallarda da kısaltmalar yapılmalıdır.<br />
Gelişmenin çok kuvvetli olduğu yıllarda gelişmeyi zayıflatmak için ağacın tepe kısımlarında yaz budaması da yapılır.<br />
Şekil 5. M9 anacına aşılı dört yaşlı bir Golden Delicious ağacının üçüncü gelişme mevsimi sonundaki durumu. a) Budamadan önce b) Budamadan sonra<br />
<strong>Meyve Seyreltme </strong><br />
Elma ağaçlarında ki meyve tutumu genellikle arzu edilenden fazladır. Ağaçlar fazla meyve besleyemez, dolayısıyla kalite düşer. Bu sebeple mevcut meyvenin bir kısmının ağaçtan koparılması gerekir. Elmalarda açan çiçeklerin % 9’ unun meyve halinde elde edilmesi normal bir mahsul için yeterli görülmektedir.<br />
Meyve seyreltmesi; budama, çiçeklerin bir kısmını veya meyvenin bir kısmını yok etme şeklinde uygulanır.<br />
Seyreltme iki şekilde yapılır.<br />
<strong>El ile Seyreltme </strong><br />
Bu işlem meyvelerin el ile koparılıp, atılmasından ibarettir. Bunda çiçek hüzmelerinde bir meyve bırakılır. Esas dallar üzerinde her 15-20 cm’ de bir meyve bulunacak şekilde meyveler seyreltilir.<br />
El ile seyreltme Haziran dökümlerinden sonra yapılır.<br />
Kimyasal Maddeler İle Seyreltme<br />
Bu kimyasal maddeler çiçek zamanı ve çiçeklenmeden sonraki genç meyve devresinde ağaçlara uygulanır. Bu amaçla Dinitro bileşikleri, kreozot yağı, bitkisel hormonlar bilhassa NAA (Naftalin Asatik Asit) ve bunun tuzları denenmiştir.<br />
<strong>Herekleme </strong><br />
Elmalarda hasat zamanına doğru meyve ağırlığında % 30-40 oranında artışlar olur. Bu ağırlıktan dolayı seyreltme ve budama yapılmayan ağaçlarda dalların aşağıya doğru eğilmesine ve hatta bazı dalların kırılmasına sebep olur. Bunu önlemek için dalların altına kalın dallardan yapılmış herekler konur.<br />
Herekleme bir masraf gerektirir ve bahçede hareketi güçleştirir. En doğru yol doğru bir terbiye sistemi ile budamanın yapılmasıdır</p>
<p><strong>ELMA BAHÇELERİNDE YILLIK BAKIM İŞLERİ<br />
Toprak İşleme</strong></p>
<p>Bahçe toprağının sürülüp, sürülmemesi konusunda değişik görüşler vardır. Toprak işlemesinin, özellikle, sathi köklü olan elma ağaçlarının kök ve saçak sistemini parçaladığı bir gerçektir. Batı dünyasında, elma bahçelerinde toprak işlemesi genellikle yapılmamaktadır. Ağacın taç izdüşümü altında kalan saha malçlanmakta, diğer kısımları da daimi çayır altında tutulmaktadır. Ancak, Avrupa’nın iklim şartları memleke timiz iklim şartlarından oldukça farklıdır. Orada ki sık yağmurlar nede ni ile hem bahçelerin su ihtiyacı karşılanmakta hem de bu daimi çayırlar yeşilliğini muhafaza etmekte aynı zamanda toprak yumuşaklı ğını da korumaktadır. Memleketimizde, Karadeniz Bölgesi dışında kalan bölgelerde ilkbahar ve özellikle yaz şartları kuraktır. Uygulanan sulama teknikleri daimi çayır yetiştirmeye uygun değildir. Bu neden le rakipsiz kalan yabani otlar bahçeyi adeta istila eder. Toprak yapısı na bağlı olarak, toprak sertleşir ve saçak kökler havasız kalır. Böyle bahçelerde gelişme durur veya geriler.<br />
Bu nedenle, elma bahçelerinde toprak sürümüne karşı olmamak gerekir. Ancak pullukla derin işleme yapılmamalı, diskharrow ile kök sistemini parçalamayacak derinlikte işleme yeterlidir.</p>
<p><strong>Sulama</strong><br />
elma ağaçları saçak kök sistemine sahip olduklarından dolayı diğer bir çok meyve türüne göre daha fazla su ister ve yüksek nemden hoşlanırlar. Bahçelere verilecek su miktarı, yıllık yağış toplamına, bu yağışın dağılımına, transpirasyon (bitkiden meydana gelen su kaybı) şiddetine, ağacın büyüklüğüne ve toprağın tipine göre değişir.<br />
Sulamada en önemli konu sulama zamanının iyi tespit edilmesidir. Bunun için en pratik yöntem toprağın elle kontrol edilmesidir. Sulama zamanı; Tansiyometre adı verilen aletlerle daha kesin ve güvenilir olarak tespit edilebilir.<br />
Elma ağaçları için en önemli sulama zamanı yazın yapılan sulamadır. Yaz sulamasına yağış durumuna göre Mayıs’ta başlanır ve bütün yaz boyunca devam edilir. Baharı kurak geçen yerlerde yaz sulamasına erken başlanırsa meyve tutumu artar ve meyve kalitesi de yüksek olur. Elma bahçelerini kurak bölgelerde; yerine göre 10 günde bir sulamak gerekir. Nemli bölgelere doğru gidildikçe sulama aralığı 15-20 güne, hatta 1 aya kadar çıkabilir. En çok uygulanan sulama şekil “Salma Sulama” dır. Suyun az olduğu yerlerde “Dar Çanak” (Tava Yöntemi) uygulanır.<br />
Diğer sulama sistemleri ise “Yağmurlama” ve “Damlama” sulamadır. Damlama sulamada köklerin bulunduğu alanın bir kısmı sürekli nemli kalmaktadır.<br />
<strong>Gübreleme</strong><br />
Elma bahçelerine verilecek gübre miktarı toprak işleme usulüne, toprağın karakterine, ağacın büyüme gücüne, yaşına, alınan mahsul miktarına göre değişir. En iyisi verilecek gübre miktarı toprak ve yaprak analizleri ile tespit edilmelidir.<br />
Elma bahçelerinde fidan dikilmeden evvel bir temel gübreleme yapılmalıdır. Dikimden sonrada bahçe her yıl gübrelenmelidir.<br />
Elma bahçelerine ilkbaharda azotlu gübre verildiğinde meyve kalitesi iyileştiği gibi dökülmede azalır. Fakat verilen azotlu gübrenin elmalar olgunlaşmadan evvel tükenmiş olması arzu edilir.<br />
Elma ağaçları lüzumlu fosforu kuvvetli kökleri ile topraktan almak iktidarındadır. Fosfor ağacın büyümesine ve mahsulün artmasına yarar. Pek az hareket eden bir eleman olması dolayısıyla fosforlu gübreleri köklerin bulunduğu sahaya vermek hususuna dikkat edilmelidir.<br />
Elma ağaçlarında potas eksikliğinde evvela yapraklarda sararma başlar, sonra kahverengi olan yapraklar tamamıyla kuruyup ölür. Kurak senelerde potas eksikliği daha fazla zararlı olur. Potasyum ağaçların fotosentez, nişasta ve şeker yapmasında tesiri olan bir elemandır. Çiçek gözlerinin teşekkülünde rol oynadığı için dolayısıyla potasyum periyodisiteyi önler.<br />
<strong>HASAT VE AMBALAJ</strong><br />
Meyve Hasadı (Derim)<br />
Elma meyve olarak ince kabuklu, çok nazik bir meyvedir. Meyveler hasat edilirken avuç içine alınmamalı, parmakla sıkılmamalıdır. Meyveleri toplama kovalarına koyarken ve boşaltırken çok dikkatli olmalıdır. Sebep olunacak küçük bir yara veya ezik depo çürüklüğüne sebep olan mantarlar için giriş kapısıdır. Hasatta diğer bir noktada hasat zamanının doğru olarak tayinidir. Elma meyveleri ağaç olumunda hasat edilir. Meyveler yeme olumuna soğuk hava depolarında belirli süre tutulunca ulaşırlar. Yazlık elmalar ağaç ve yeme olumuna ağaç üzerinde iken ulaşırlar. Bu sebeple yazlık çeşitler yeme olumunda hasat edilmelidir. Elma ağaçlarında hasat iki veya üç defa yapılır. İlk hasatta daha ziyade ağacın dış veya alt kısmındaki meyveler koparılır. Sonra ise iç kısımlardaki yarı ve üst dallardakiler toplanır.<br />
Seçme, Boylama ve Ambalaj:<br />
Hasat edilen elmalar, kasalar içersinde ambalaj evlerine getirilir, burada sağlamlık, şekil, renk ve kalitelerine göre bir seçmeye tabi tutulur. Sonra meyveler iriliklerine göre boylara ayrılır ve daha sonrada ambalaj kaplarına konulur.<br />
Bu işler küçük işletmelerde el ile yapılır. Büyük işletmelerde ise makinelerle yapılır. Bu şekil daha çabuk ve daha ucuza mal olur. Elmalarda kalite sınıflarına ayırma ve boylama Türk Standartlarına göre yapılır. Buna göre sofralık elmalar ekstra, birinci sınıf ve ikinci sınıf olmak üzere üç kalite sınıfına ayrılır. Kalite sınıflarının hiç birinden kurtlu ve çürük meyveler bulunmaz, ancak ikinci sınıfta %2 ‘i geçmemek şartı ile kurtlu ve çürük meyvelere tolerans tanınmıştır.<br />
İster hemen pazara sevk edilecek olsunlar ister saklamaya alınsınlar elmaları boylamadan sonra hemen ambalajlamak en iyisidir. Ambalaja meyvelerin kağıtlanmasıyla başlanır. Kağıtlara sarılan elmalar sandıklar içersine yanları üzerine gelecek şekilde ve diyagonal olarak yerleştirilir.</p>
<p><strong>Depolama</strong><br />
Hast edilen elmalar pazara sevk edilinceye kadar depolarda muhafaza edilirler. Bu depolar adi depolar, soğuk hava depoları veya değişik atmosferli soğuk hava depoları olabilir.<br />
Elmaların depoda kalma müddeti, meyvenin depolama zamanı, ağacın beslenme durumu, mevsim ve çeşide göre değişir. Bir çok elma çeşidi –1 ile 0°C de ve %85-90 nisbi nemde uzun süre saklanabilir. Ticari depolardaki sıcaklık 0-2°C dir. Elmalar –2°C donarlar.<br />
Golden ve Starking ise en uygun 0°C de ve % 90 nisbi nemde, Granny Smith ise +3°C saklanmalıdır.<br />
Tam zamanında yapılan hasat ve uygun depolama şartlarının sağlanmasıyla Golden Delicious ve Starspur Golden Delicious çeşitleri 5 ay, Starking Delicious ve Starkrimson Delicious çeşitleri 7 ay, Granny Smith çeşidi ise 9 ay süre ile depoda saklanabilir.<br />
Depolama sırasında elmalarda bazı fizyolojik bozukluklar ve hastalıklar meydana gelebilir.<br />
Fizyolojik Bozukluklar Şunlardır:<br />
1. Donma<br />
2. Düşük sıcaklık zararları (Et kararması)<br />
3. Ambar yanığı (Kabuk yanığı )<br />
4. Acı benek ve lentisel beneği<br />
5. İç sulanması (camsı görünüş)<br />
6. Yaşlanma Bozukluğu (Unlaşma, kepekleşme)<br />
Hastalıklar ise Şunlardır:<br />
1.Mavi ve Yeşil çürüklük<br />
1. Kahvarengi çürüklük<br />
2. Acı çürüklük<br />
3. Kurşuni Küf (Gri küf)<br />
4. Karaleke<br />
5. Siyah çürüklük<br />
6. Pembe küf<br />
Normalden geç hasat edilen meyvelerde kısa sürede olgunlaşma görülür. Starking Delicious’ta kepekleşme olur.<br />
Erken hasatta ise su kaybı fazla olur ve meyvelerin yeme kalitesi düşer. Golden Delicious ve Starkspur Golden Delicious’ta kabuk yapısından dolayı su kaybı olur ve buruşma meydana gelir. Yine erken hasatta Starkrimson Deliciousta kabuk rengi bozulur ve meyvenin pazar değeri düşer.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Felma-ve-elma-yetistiriciligi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/elma-ve-elma-yetistiriciligi/&amp;text=Elma ve elma yetiştiriciliği&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/elma-ve-elma-yetistiriciligi/&amp;t=Elma ve elma yetiştiriciliği">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/elma-ve-elma-yetistiriciligi/&amp;title=Elma ve elma yetiştiriciliği&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Felma-ve-elma-yetistiriciligi%2F&name=buzlu.org&description=Elma+ve+elma+yeti%C5%9Ftiricili%C4%9Fi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/elma-ve-elma-yetistiriciligi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/elma-ve-elma-yetistiriciligi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/elma-ve-elma-yetistiriciligi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/elma-ve-elma-yetistiriciligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ramsar sözleşmesi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/ramsar-sozlesmesi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/ramsar-sozlesmesi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2009 14:45:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[ağaç]]></category>
		<category><![CDATA[bayır]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[dağ]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[kuraklık]]></category>
		<category><![CDATA[kıtlık]]></category>
		<category><![CDATA[ova]]></category>
		<category><![CDATA[Ramsar sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[susuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2971</guid>
		<description><![CDATA[1971 yılında birçok ülke tarafından imzalanan Ramsar Sözleşmesi sulak alanların korunması yönünde atılmış önemli bir adım. Tüm sulak alanların korunmasına birincil öncelik sağlanması, sulak alan ekosistemlerindeki biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesi yönünde gerekli önlemlerin alınması bu görüşmeler sonucunda karara bağlandı. Ramsar Sözleşmesi&#8217;ne Türkiye 1993 yılında imza attı. Türkiye&#8217;de 19&#8242;u önemli olmak üzere 250&#8242;yi aşkın sulak alan sözleşme [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-2972" title="ramsar-sozlesmesi" src="http://www.buzlu.org/images/2009/03/ramsar-sozlesmesi.jpg" alt="ramsar-sozlesmesi" width="250" height="149" /></p>
<p>1971 yılında birçok ülke tarafından imzalanan Ramsar Sözleşmesi sulak alanların korunması yönünde atılmış önemli bir adım.</p>
<p>Tüm sulak alanların korunmasına birincil öncelik sağlanması, sulak alan ekosistemlerindeki biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesi yönünde gerekli önlemlerin alınması bu görüşmeler sonucunda karara bağlandı.</p>
<p>Ramsar Sözleşmesi&#8217;ne Türkiye 1993 yılında imza attı. Türkiye&#8217;de 19&#8242;u önemli olmak üzere 250&#8242;yi aşkın sulak alan sözleşme kapsamına alındı.</p>
<p>Akit Taraflar;</p>
<p>İnsan ve çevresinin karşılıklı bağımlılıklarını tanıyarak;<br />
Sulak alanların temel ekolojik fonksiyonlarının, su rejimlerini düzenlemek ve karakteristik bitki ve hayvan topluluklarının, özellikle su kuşlarının yaşama ortamlarını desteklemek olduğunu göz önüne alarak;<br />
<span id="more-2971"></span><br />
Sulak alanların ekonomik, kültürel, bilimsel ve rekreasyonel olarak büyük bir kaynak teşkil ettiğine ve kaybedilmeleri halinde bir daha geri getirilemeyeceğine inanarak;<br />
Sulak alanların giderek artan şekilde kaybına sebep olacak hareketleri şimdi ve gelecekte durdurmayı isteyerek;<br />
Su kuşlarının mevsimsel göçleri sırasında sınırlar aşabildiğini ve bu yüzden uluslararası bir kaynak olduğunu tanıyarak;<br />
Sulak alanların ve onlara bağlı bitki ve hayvan topluluklarının korunmasının, ileri görüşlü ulusal politikalarla, koordineli uluslararası faaliyetlerin birleştirilmesi yoluyla sağlanacağın-dan emin olarak;<br />
Aşağıdaki hususlarda anlaşmışlardır:<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Madde 1<br />
1. Bu Sözleşmenin amacı bakımından, doğal veya yapay, devamlı veya geçici, suları durgun veya akıntılı, tatlı, acı veya tuzlu, denizlerin gel-git hareketinin çekilme devresinde altı metreyi geçmeyen derinlikleri kapsayan, bütün sular, bataklık, sazlık ve türbiyerler sulak alanlardır.<br />
2. Bu Sözleşmenin amacı bakımından, ekolojik olarak sulak alanlara bağımlı olan kuşlar, su kuşlarıdır.<br />
Madde 2<br />
1. Her Akit Taraf, ülkesi toprakları içindeki elverişli sulak alanları, bundan böyle “Liste” adıyla tanımlanacak ve 8 inci Madde uyarınca kurulacak Büro tarafından tutulacak olan “Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Listesi”ne dahil edilmek üzere tayin edecektir. Her sulak alanın hudutları kesinlikle belirtilecek ve aynı zamanda haritaya çizilecek ve özellikle su kuşları yaşama ortamı olarak önem taşıdığı yerlerde, sulak alanlara mücavir olan akarsu ve deniz kıyı alanlarıyla, ada veya gel-git hareketinin çekilme devresinde derinliği altı metreyi geçen ve sulak alanlar dahilinde yer alan deniz sularıyla birleştirilebilecektir.<br />
2. Liste için sulak alanların seçimi, bu sulak alanların ekoloji, botanik, zooloji, limnoloji ve hidroloji yönlerinden uluslararası önemlerine göre yapılmalıdır. Hangi mevsimde olursa olsun, su kuşları için uluslararası öneme sahip sulak alanlar öncelikle dahil edilmelidir.<br />
3. Bir sulak alanın listeye kaydedilmesi, sulak alanın yer aldığı Akit Tarafın münhasır egemenlik haklarına zarar vermez.<br />
4. Her Akit Taraf, 9 uncu Maddede belirtildiği şekilde, Sözleşmeyi imzalarken veya onay ya da katılma belgesini tevdi ederken Listeye girecek en az bir sulak alanı tayin etmiş olacaktır.<br />
5. Herhangi bir Akit Taraf, gelecekte kendi toprakları içinde bulunan diğer sulak alanları Listeye eklemek, Listeye kaydedilmiş olanların sınırlarını genişletmek veya önemli ulusal çıkarları nedeniyle sınırlarını kısıtlamak ya da tamamen kayıttan sildirmek hakkına sahiptir ve bu kabil değişiklikleri 8 inci Maddede belirtilen devamlı Büro hizmetlerinden sorumlu organizasyon veya hükümete mümkün olan en kısa zamanda bildirecektir.<br />
6. Her Akit Taraf, sınırları içindeki göçmen su kuşları stoklarının korunması, yönetimi ve akıllıca kullanılması için; gerek Listeye girecek olan sulak alanlarını tayin ederken, gerekse bunlarda değişiklik yapma hakkını kullanırken uluslararası sorumluluklarını dikkate alacaktır.</p>
<p>Madde 3<br />
1. Akit Taraflar, planlamalarını, Listeye dahil ettirdikleri sulak alanların korunmasını geliştirecek ve ülkelerindeki diğer sulak alanların mümkün olduğu kadar akıllıca kullanılmasını sağlayacak şekilde formüle edecek ve uygulayacaklardır.<br />
2. Her Akit Taraf, sınırları içinde bulunan ve Listeye dahil olan herhangi bir sulak alanın ekolojik karakterinin, teknolojik gelişme, kirlenme veya insan müdahalesi ile değiştiğini, değişmekte olduğunu veya değişme ihtimali bulunduğunu en kısa zamanda haber alacak bir düzenleme yapacaktır. Bu kabil değişiklikler hakkındaki bilgiler gecikmeksizin, 8 inci Maddede belirtilen devamlı Büro hizmetlerinden sorumlu organizasyon veya hükümete bildirilecektir.<br />
Madde 4<br />
1. Her Akit Taraf, Listeye dahil olsun veya olmasın, sulak alanlarında tabiatı koruma alanları ayırarak sulak alanlarının ve su kuşlarının korunmasını geliştirecek ve yeterli inzibati tedbirleri alacaktır.<br />
2. Akit Taraflardan biri önemli ulusal çıkarlarından ötürü, Listeye kaydettirdiği bir sulak alanın hudutlarını daraltır veya tamamen kaldırırsa, aynı veya başka bir yerde, orijinal yaşama ortamının yeterli büyüklüğünde başka tabiatı koruma alanları tesis ederek bu sulak alan kaynağının kaybını mümkün olduğu kadar telafi edecektir.<br />
3. Akit Taraflar, sulak alanlar ve bu sulak alanların bitki ve hayvan toplulukları hakkında araştırma yapılmasını, bilgi ve yayınların değişimini teşvik edeceklerdir.<br />
4. Akit Taraflar, uygun sulak alanların yönetimi yoluyla su kuşları populasyonlarının artırılması için çaba göstereceklerdir.<br />
5. Akit Taraflar, sulak alanların araştırma, yönetim ve muhafazasında yetenekli perso-nelin eğitimini geliştireceklerdir.<br />
Madde 5<br />
Akit Taraflar, özellikle bir sulak alanın birden fazla Akit Tarafın topraklarına yayılması veya bir su sisteminin Akit Taraflarca paylaşılır durumda olması halinde, Sözleşmenin getirdiği yükümlülüklerin uygulanmasında, birbirlerine danışacaklardır. Taraflar, aynı zamanda, sulak alanlar ve bu sulak alanların bitki ve hayvan topluluklarını korumaya ilişkin bugünkü ve gelecekteki politikaları ve düzenlemeleri desteklemeye ve koordine etmeye gayret göstereceklerdir.<br />
Madde 6 (Değişik madde: 28.5.1987 tarihinde yapılan konferans)<br />
1. Sözleşmenin uygulanmasını gözden geçirmek ve geliştirmek için bir Akit Taraflar Konferansı tesis edilecektir. Akit Taraflar Konferansının olağan toplantıları Konferans başka türlü karar vermemişse üç yılı geçmeyen aralıklarla ve olağanüstü toplantılar ise Akit Tarafların en az üçte birinin yazılı isteği ile 8 inci Maddenin 1 inci paragrafında belirtilen Büro tarafından düzenlenecektir. Her olağan Akit Taraflar Konferansı bir sonraki olağan toplantının zamanını ve yerini de belirleyecektir.</p>
<p>2. Akit Taraflar Konferansı aşağıdaki hususlarda yetkili olacaktır:<br />
a. Bu Sözleşmenin uygulanmasını görüşmek,<br />
b. Listeye yapılan ekleri ve değişiklikleri görüşmek,<br />
c. 3 üncü Maddenin 2 nci paragrafına uygun olarak, Listeye kaydedilmiş sulak alanlardaki değişikliklere ait haberleri dikkate almak,<br />
d. Sulak alanlar ve bu sulak alanların bitki ve hayvan topluluklarının korunması, yönetimi ve akıllıca kullanılması hakkında Akit Taraflara genel veya özel tavsiyelerde bulunmak,<br />
e. İlgili uluslararası kuruluşlardan sulak alanları etkileyen uluslararası nitelikteki meseleler üzerinde rapor ve istatistik hazırlamalarını istemek,<br />
f. Sözleşmenin işlemesini ileri götürmek için gerekli diğer tavsiye ve kararları kabul etmek.<br />
3. Akit Taraflar, sulak alanların yönetiminden sorumlu her düzeydeki kuruluşa, sulak alanlarla bunların bitki ve hayan topluluklarının korunması, yönetimi ve akıllıca kullanımına ilişkin Konferans tavsiyelerinin duyurulmasını ve dikkate alınmasını temin edeceklerdir.<br />
4. Akit Taraflar, Konferans, her toplantısı için işleyiş kurallarını kabul edecektir.<br />
5. Akit Taraflar Konferansı Sözleşmenin mali düzenlemelerini tesis edecek ve devamlı olarak gözden geçirecektir. Her olağan toplantıda katılan ve oy veren Akit Tarafların üçte iki çoğunluğuyla, bir sonraki mali dönem bütçesini kabul edecektir.<br />
6. Her Akit Taraf, Akit Taraflar Konferansının olağan toplantısında katılan ve oy veren Akit Tarafların ittifakla kabul ettiği bir bağış ölçeğine göre bütçeye katkıda bulunacaktır.<br />
Madde 7 &#8211; (Değişik madde: 28.5.1987 tarihinde yapılan konferans)<br />
1. Bu gibi Konferanslarda Akit Taraf temsilcileri sulak alanlar ve su kuşları hakkında bilimsel, idari ve diğer uygun görevlerde bilgi ve tecrübe kazanmış uzman kişileri mutlaka ihtiva etmelidir.<br />
2 . Konferansta temsil edilen her Akit Taraf bir oy sahibidir. Sözleşmede başka türlü belirtilmemişse, tavsiyeler, sonuçlar ve kararlar mevcut ve oy veren Akit Tarafların basit oy çokluğu ile kabul edilir.<br />
Madde 8<br />
1. Bu Sözleşme uyarınca, “Uluslararası Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği”, bütün Akit Tarafların üçte iki çoğunluğunun yapacağı atamayla başka bir kuruluş veya hükümete devredilinceye kadar, devamlı Büro görevlerini yerine getirecektir.<br />
2. Aşağıdaki hususlar devamlı Büronun görevlerini teşkil etmektedir:<br />
a. 6 ncı Maddede belirtilen Konferansların toplanmasına ve organize edilmesine yardımcı olmak,<br />
b. Uluslararası öneme sahip sulak alanların Listesini tutmak ve 2 nci Maddenin 5 inci paragrafına uygun olarak, Listeye yapılan eklerden, genişletmelerden, çıkartma ve kısıtlama-lardan Akit Tarafları haberdar etmek,<br />
c. 3 üncü Maddenin 2 nci paragrafı uyarınca Listeye dahil edilen sulak alanların ekolojik karakterlerinde meydana gelen değişikliklerden Akit Taraflarca haberdar edilmek,<br />
d. Gelecek Konferansta görüşülmesini sağlamak üzere, Listedeki değişiklikler veya Listeye dahil sulak alanların karakterindeki değişmeler hakkında bütün Akit Taraflara bildirimde bulunmak,<br />
e. Listedeki değişiklikler veya Listeye dahil edilmiş sulak alanların karakterindeki değişmeler hakkındaki Konferans tavsiyelerini ilgili Akit Tarafa bildirmek.<br />
Madde 9<br />
1. Bu Sözleşme süresiz olarak imzaya açık kalacaktır.<br />
2. Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın veya Uzmanlık Örgütlerinden birinin veya Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın tüm üyeleri veya Uluslararası Adalet Divanı Statüsünün Tarafları,<br />
a. Onay hakkı mahfuz olmadan imzalayarak,<br />
b. Onaya tabi şekilde imzalayıp, daha sonra onaylayarak,<br />
c. Katılarak,<br />
bu Sözleşmeye Taraf olabilir.<br />
3. Onay veya katılma, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı’nın (UNESCO) Genel Müdürü nezdinde, (bundan böyle Depoziter olarak geçecektir.) onay veya katılma belgelerinin tevdiinden başlayarak geçerli olur.<br />
Madde 10<br />
1. Bu Sözleşme, yedi devletin 9 uncu Maddenin 2 nci paragrafında belirtildiği şekilde, Sözleşmeye Taraf olmalarından dört ay sonra yürürlüğe girecektir.<br />
2. Müteakiben bu Sözleşme her Akit Taraf için, sözleşmeyi onay hakkı mahfuz olmadan imzalamasından veya onay veya katılma belgesini tevdiinden dört ay sonra yürürlüğe girecektir.<br />
Madde 10- Tekrar<br />
1. Bu Sözleşme, bu amaçla toplanan bir Akit Taraflar toplantısında bu madde uyarınca değiştirilebilir.<br />
2. Değişiklik önerileri, herhangi bir Akit Tarafça yapılabilir.<br />
3. Önerilen herhangi bir değişikliğin metni ve bunun nedenleri, Sözleşme uyarınca devamlı Büro görevlerini icra eden kuruluş veya hükümete (bundan böyle Büro olarak geçecektir) bildirilecek ve tüm Akit Taraflara Büro tarafından derhal haber verilecektir. Akit Tarafların metin hakkındaki görüşleri, değişiklikler Büro tarafından Akit Taraflara bildirildiği tarihten sonra üç ay içinde Büroya bildirilecektir. Büro, görüşlerin son sunuş tarihinin hemen ardından, o güne kadar sunulan tüm görüşleri Akit Taraflara bildirecektir.<br />
4. Üçüncü paragraf gereğince bildirilen bir değişikliği görüşmek için, Akit Tarafların üçte birinin yazılı isteği üzerine, Büro tarafından bir Akit Taraflar toplantısı yapılacaktır. Büro, Toplantının yeri ve zamanı konusunda Akit Taraflara danışacaktır.<br />
5. Değişiklikler, oy veren Akit Taraflar mevcudunun üçte iki çoğunluğu ile kabul edilecektir.<br />
6. Kabul edilen bir değişiklik, Akit Tarafların üçte ikisinin, kabul belgesini Depozitere tevdi tarihini izleyen dördüncü ayın ilk günü, bunu kabul eden Akit Taraflar için yürürlüğe girecektir. Akit Tarafların üçte ikisinin kabul belgesini tevdi ettiği tarihten sonra bu kabul belgesini tevdi eden herbir Akit Taraf için değişiklik, kabul belgesini tevdi tarihini izleyen dördüncü ayın ilk günü yürürlüğe girecektir.<br />
Madde 11<br />
1. Bu Sözleşme süresiz olarak yürürlükte kalmaya devam edecektir.<br />
2. Akit Taraflardan herhangi biri Sözleşmenin kendisi için yürürlüğe girdiği tarihten beş yıl sonra Depoziter’e yazılı olarak bir ihbarda bulunmak suretiyle Sözleşmeden çekilebile-cektir. Sözleşmeden çekilme, yazılı ihbarın Depoziter’in eline geçtiği tarihten dört ay sonra geçerli olacaktır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--></p>
<p>Madde 12<br />
1. Depoziter bu Sözleşmeyi imzalayan veya katılan bütün devletleri en kısa zamanda;<br />
a. Sözleşmeyi imzalayanlar,<br />
b. Sözleşmeyi onaylama belgesini tevdi edenler,<br />
c. Sözleşmeye katılma belgesini tevdi edenler,<br />
d. Sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarih ve,<br />
e. Sözleşmeden çekilme ihbarı verenler,<br />
hakkında haberdar edecektir.<br />
2. Sözleşme yürürlüğe girdiğinde, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 102 nci Maddesi uyarınca Depoziter bunu Birleşmiş Milletler Sekreteryasına kaydettirecektir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Framsar-sozlesmesi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/ramsar-sozlesmesi/&amp;text=Ramsar sözleşmesi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/ramsar-sozlesmesi/&amp;t=Ramsar sözleşmesi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/ramsar-sozlesmesi/&amp;title=Ramsar sözleşmesi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Framsar-sozlesmesi%2F&name=buzlu.org&description=Ramsar+s%C3%B6zle%C5%9Fmesi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/ramsar-sozlesmesi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/ramsar-sozlesmesi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/ramsar-sozlesmesi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/ramsar-sozlesmesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünyanın en küçük devletleri</title>
		<link>http://www.buzlu.org/dunyanin-en-kucuk-devletleri/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/dunyanin-en-kucuk-devletleri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Feb 2009 22:52:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[albert]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Örgü]]></category>
		<category><![CDATA[ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[en küçük devletler]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=2864</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa&#8217;nın dört buçuk minik devletini şöylece sıralayabiliriz : Liechtenstein (Lihtenştayn) Prensliği.SanMarino Cumhuriyeti, Manaco (Monako) Prensliği, Lüksemburg Dukalığı ve Andora. Şimdi sırasıyla bunları görelim. LİECHTENSTEİN PRENSLİĞİ 159 km2 lik ülkenin başkenti Vaduz (Vadüz ) dür.Paris-Viyana arasında işleyen &#8220;Arlberg&#8221; Ekspresinden Buchs istasyonunda inip,oradan otobüsle Vaduz&#8217;a gidilir. Vaduz adı, Latince &#8220;Tatlı Vadi&#8221; anlamına &#8220;Val Duce&#8221; kelimelerinden gelmektedir. Başkentin [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-2865" title="dunyanin-en-kucuk-devletleri" src="http://www.buzlu.org/images/2009/02/dunyanin-en-kucuk-devletleri.jpg" alt="dunyanin-en-kucuk-devletleri" width="206" height="206" /></p>
<p>Avrupa&#8217;nın dört buçuk minik devletini şöylece sıralayabiliriz : Liechtenstein (Lihtenştayn) Prensliği.SanMarino Cumhuriyeti, Manaco (Monako) Prensliği, Lüksemburg Dukalığı ve Andora.</p>
<p>Şimdi sırasıyla bunları görelim.<br />
<strong><br />
LİECHTENSTEİN PRENSLİĞİ</strong></p>
<p>159 km2 lik ülkenin başkenti Vaduz (Vadüz ) dür.Paris-Viyana arasında işleyen &#8220;Arlberg&#8221; Ekspresinden Buchs istasyonunda inip,oradan otobüsle Vaduz&#8217;a gidilir. Vaduz adı, Latince &#8220;Tatlı Vadi&#8221; anlamına &#8220;Val Duce&#8221; kelimelerinden gelmektedir.<br />
<span id="more-2864"></span><br />
Başkentin bulunduğu &#8220;Tatlı Vadi&#8221;, dünyanın en kaliteli ve lezzetli şaraplarının yapıldığı üzüm bağlarıyla kaplıdır. Vaduz şehrinin dünya çapındaki bir başka önemi de sadece 4600 dolar parası olan herhangi bir kimsenin.Vaduz barosunda kayıtlı bir avukatı &#8220;mahalif direktör&#8221; diye görevlendirerek, burada hiçbir şekilde vergi ödemek zorunluluğu ve yükümü olmayan bir şirket kurabilmesidir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Bu avantajdan yararlanılarak kurulan &#8220;paravan şirketler&#8221;, uluslararası şirketlerin büyük kazançlarında vergi ödememek için, milyonlarla paranın bankalardaki gizli hesaplara kaydırılması bakımından yararlı olmaktadır.Ülkenin bu işten kazancı,kurulan şirketlerden aldığı binde bir buçuk gibi küçük görünen,fakat toplam bakımından büyük miktarlar tutan &#8220;hisse&#8221;dir.</p>
<p>Ayrıca turizm ve pulculuk da önemli gelir kaynakları arasındadır. Ülkenin nüfusu 17. 000dir. Liechtenstein Alp Dağları&#8217;nın geçtiği bölgedir. Doğusunda ve güneyinde İsviçre, batısında ve kuzeyinde Avusturya bulunmaktadır. Başkent Vaduz 4000 nüfuslu bir kasaba görünüşündedir. Liechtenstein&#8217;de 20 kilometre demiryolu 3000 telefon ve 15 polisten oluşmuş bir emniyet örgütü vardır.</p>
<p>Yönetim prensliktir. Prensin mensup olduğu hanedan, Avrupa&#8217;nın en eski ve en ünlü hanedanıdır.<br />
<strong><br />
SAN MARİNO CUMHURİYETİ</strong></p>
<p>Sadece Avrupa&#8217;nın değil, dünyanın en küçük devletidir. Yüzölçümü 98 km2 olan San Marino&#8217;nun nüfusu 15. 600 dür. İtalya&#8217;nın kuzeydoğu kesiminde, Adriyatik kıyılarına yakın Rimini sıra tepeleri üzerinde yer almış bir ülkedir. Halkı bağcılık, hayvancılık ve tarımla uğraşır. Başkent San Marino&#8217;nun nüfusu 6000&#8242;i güçlükle bulmaktadır.</p>
<p>Kanunlar elverişli olduğu için, İtalya&#8217;da boşanma konusunda güçlükle karşılaşan çiftler akın akın buraya gelirler.</p>
<p>San Marino Cumhuriyeti 16. yüzyılda Dalmaçyalılar tarafından kurulmuştur. 60 üyeli bir Millet Meclisi vardır. &#8220;Capitani Regenti&#8221; diye isimlendirilen iki Devlet başkanı Meclis tarafından seçilirler. Halkı İtalyanca konuşur ve Katolik’tir. Bir zamanlar kumar oynayan gazinosu sonradan rağbet görmediği için kapatılmıştır. Posta pulları devletin en önemli gelir kaynaklarından biri,belki de birincisidir.</p>
<p><strong>MONAGO PRENSLİĞİ</strong></p>
<p>Ülkenin adı, buranın ilk sakinleri olan eski Grekler tarafından verilen mitoloji kahramanı Monoikos adından gelmektedir.</p>
<p>Monaco 8. yüzyıldan beri bağımsız bir devlettir. Sadece Fransız Devrimi esnasında Fransızlar tarafından Fransa&#8217;ya bağlanmış, 1815 yılında Sardunya devletinin himayesinde tekrar bağımsızlığına kavuşmuştur. 1911 de, Monaco Prensi Albert 18 üyeli bir Ulusal Meclis kurmuştur.</p>
<p>Bütün yüzölçümü bir buçuk kilometre kare,nüfusu 20.000, başkenti Monaco&#8217;dur. Şehir Alpler&#8217;in eteğinde ve deniz kıyısındadır. Yıllık ısı ortalaması 15° dir.</p>
<p>Onun için her mevsim büyük ölçüde turist çeker. Dünya zenginlerinin dinlenme yeri sayılabilir. Monaco, Fransa&#8217;nın Nice ve Mentone şehirleri arasında, demiryolu üzerindedir.</p>
<p>Asıl Monacolular 2000 kişiyi geçmez. Geri kalan nüfusun 9000 i Fransız,ötekiler de İngiliz ve İsveçlidir. Km ye 15. 000 kişi düştüğü için, nüfus yoğunluğu bakımından dünyada birinci gelir.</p>
<p>Monaco ile Fransa arasında gümrük birliği vardır. Fransız parası burada da geçer. Daha yukarda belirttiğimiz gibi, ülkenin en büyük gelir kaynağı turizmdir. Monte Cario(Monte Karlo) gazinosu, kumar oyunlarıyla dünya ölçüsünde ünlüdür. Deniz müzesi ve botanik (bitki) bahçeleri de çok turist çekmektedir. Monaco, 968 yılında İtalyanların Grimaldi hanedanı tarafından kurulmuştur. Halen Prens Rainier&#8217;in yönetimindedir.</p>
<p>1856 yılında François Blanc adında bir Fransızın kurduğu gazino, 1898 de özel bir şirkete devrolunmuştur. Fakat devletin hisseleri büyük gelir sağlar. Diğer gelir kaynaklarından biri de Monte Carlo radyosudur. Tam anlamıyla ticari bir kuruluş olan Monte Carlo radyosu,dünyaca ün kazanmıştır.</p>
<p>Ülkenin yöneticisi Prens Rainier III. halen eski film yıldızı Grace Kelly&#8217;le evlidir.</p>
<p><strong>LÜKSEMBURG DUKALIĞI</strong></p>
<p>Fransa, Almanya ve Belçika arasında yer almış Lüksemburg Dukalığı&#8217;nın yüzölçümü 2586 km2 dir. Nüfusu yaklaşık olarak 350. 000 dir.</p>
<p>11. yüzyılda Lüksemburg hanedanının egemenliğine giren ülke, muhtelif çağlarda Hollandalılar, İspanyollar ve Almanlar tarafından işgal edilmiştir. 52 üyeli bir Meclis&#8217;i vardır. Başkent Lüksemburg, ortasındaki katedralle ünlüdür.Nüfusu 70. 000 i bulur. Lüksemburg bir ziraat ve endüstri ülkesidir.Patates, üzüm, yulaf, arpa yetiştirilen toprak gerçekten verimlidir. Endüstrinin ağırlı&amp;ı demir ve çeliğe dayanır. Dericilik,dokuma endüstrisi de büyük ölçüde gelişmiştir.Azınlık olarak 10. 000 İtalyan, 1000 Arap (özellikle Cezairli), 1000 (Alman Yahudisi),53.000 Fransız vardır.İtalyanlar ve Araplar, çeşitli endüstri kollarında işçi olarak çalışmaktadırlar.1000 Müslüman, 100C Yahudi, 4-5000 Protestan dışında kalanlar Katolik’tir.</p>
<p>Ülkede okuma yazma bilmeyen yoktur. Atlantik Paktının üyesidir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>ANDORA</strong></p>
<p>Gümrükçülerinin sıkılığıyla tanınan bu ülke geniş bir vadi içinde,452 km2 yüzölçümüne yayılmıştır. Tarihi 1278 yılına kadar uzanır. Nüfusu yaklaşık olarak 7000dir.</p>
<p>İspanya&#8217;nın Urgel Piskoposu tarafından kurulmuştur. Halk Katalan lehçesiyle konuşur. Politik yönden Fransız Hükümetinin koruyuculuğu altındaki Andora&#8217;nın 24üyelik bir Meclis&#8217;i vardır. Küçük radyo istasyonu daha ziyade Fransızca yayın yapar.Devletin gelirini bu radyonun kazancı, gümrük vergisi ve pullar teşkil eder.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fdunyanin-en-kucuk-devletleri%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/dunyanin-en-kucuk-devletleri/&amp;text=Dünyanın en küçük devletleri&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/dunyanin-en-kucuk-devletleri/&amp;t=Dünyanın en küçük devletleri">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/dunyanin-en-kucuk-devletleri/&amp;title=Dünyanın en küçük devletleri&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fdunyanin-en-kucuk-devletleri%2F&name=buzlu.org&description=D%C3%BCnyan%C4%B1n+en+k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk+devletleri" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/dunyanin-en-kucuk-devletleri/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/dunyanin-en-kucuk-devletleri/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/dunyanin-en-kucuk-devletleri/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/dunyanin-en-kucuk-devletleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

