<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>buzlu.org &#187; avrupa</title>
	<atom:link href="http://www.buzlu.org/benzer/avrupa/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.buzlu.org</link>
	<description>bilgi mi aradın, doğru yerdesin...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 29 Jan 2012 19:33:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Korkunç idam yöntemleri</title>
		<link>http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Dec 2011 21:22:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[asılmak]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[cadı]]></category>
		<category><![CDATA[dehşet]]></category>
		<category><![CDATA[eski çağlar]]></category>
		<category><![CDATA[fil ezmesi]]></category>
		<category><![CDATA[giyotin]]></category>
		<category><![CDATA[idam çeşitleri]]></category>
		<category><![CDATA[idam resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl idam edilirlerdi]]></category>
		<category><![CDATA[orta çağ]]></category>
		<category><![CDATA[yakma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5589</guid>
		<description><![CDATA[Çeşitli çağlarda ve yerlerde uygulanmış olan bu idam çeşitleri insanı dehşete düşürüyor. Bunları yazıyla anlatmak yerine resimlerle anlatmak sanırım daha etkili olur.  Yaklaşık  25  değişik idam çeşidinin resimlerini yazımın devamında bulabilirsiniz. buzlu.org TweetFacebookLinkedInTumblrStumbleDiggDelicious<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/12/korkunç-idam-çeşitleri-24.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-5612" title="korkunç idam çeşitleri 24" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/korkunç-idam-çeşitleri-24.jpg" alt="" width="290" height="447" /></a></p>
<p>Çeşitli çağlarda ve yerlerde uygulanmış olan bu idam çeşitleri insanı dehşete düşürüyor. Bunları yazıyla anlatmak yerine resimlerle anlatmak sanırım daha etkili olur.  Yaklaşık  25  değişik idam çeşidinin resimlerini yazımın devamında bulabilirsiniz.<span id="more-5589"></span></p>
<p>
<a href='http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/korkunc-idam-cesitleri-2/' title='korkunç idam çeşitleri 2'><img width="150" height="150" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/korkunç-idam-çeşitleri-2-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="korkunç idam çeşitleri 2" title="korkunç idam çeşitleri 2" /></a>
<a href='http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/korkunc-idam-cesitleri-3/' title='korkunç idam çeşitleri 3'><img width="150" height="150" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/korkunç-idam-çeşitleri-3-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="korkunç idam çeşitleri 3" title="korkunç idam çeşitleri 3" /></a>
<a href='http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/korkunc-idam-cesitleri-4/' title='korkunç idam çeşitleri 4'><img width="150" height="150" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/korkunç-idam-çeşitleri-4-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="korkunç idam çeşitleri 4" title="korkunç idam çeşitleri 4" /></a>
<a href='http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/korkunc-idam-cesitleri-5/' title='korkunç idam çeşitleri 5'><img width="150" height="150" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/korkunç-idam-çeşitleri-5-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="korkunç idam çeşitleri 5" title="korkunç idam çeşitleri 5" /></a>
<a href='http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/korkunc-idam-cesitleri-6/' title='korkunç idam çeşitleri 6'><img width="150" height="150" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/korkunç-idam-çeşitleri-6-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="korkunç idam çeşitleri 6" title="korkunç idam çeşitleri 6" /></a>
<a href='http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/korkunc-idam-cesitleri-7/' title='korkunç idam çeşitleri 7'><img width="150" height="150" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/korkunç-idam-çeşitleri-7-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="korkunç idam çeşitleri 7" title="korkunç idam çeşitleri 7" /></a>
<a href='http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/korkunc-idam-cesitleri-8/' title='korkunç idam çeşitleri 8'><img width="150" height="150" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/korkunç-idam-çeşitleri-8-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="korkunç idam çeşitleri 8" title="korkunç idam çeşitleri 8" /></a>
<a href='http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/korkunc-idam-cesitleri-9/' title='korkunç idam çeşitleri 9'><img width="150" height="150" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/korkunç-idam-çeşitleri-9-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="korkunç idam çeşitleri 9" title="korkunç idam çeşitleri 9" /></a>
<a href='http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/korkunc-idam-cesitleri-10/' title='korkunç idam çeşitleri 10'><img width="150" height="150" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/korkunç-idam-çeşitleri-10-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="korkunç idam çeşitleri 10" title="korkunç idam çeşitleri 10" /></a>
<a href='http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/korkunc-idam-cesitleri-11/' title='korkunç idam çeşitleri 11'><img width="150" height="150" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/korkunç-idam-çeşitleri-11-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="korkunç idam çeşitleri 11" title="korkunç idam çeşitleri 11" /></a>
<a href='http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/korkunc-idam-cesitleri-12/' title='korkunç idam çeşitleri 12'><img width="150" height="150" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/korkunç-idam-çeşitleri-12-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="korkunç idam çeşitleri 12" title="korkunç idam çeşitleri 12" /></a>
<a href='http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/korkunc-idam-cesitleri-13/' title='korkunç idam çeşitleri 13'><img width="150" height="150" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/korkunç-idam-çeşitleri-13-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="korkunç idam çeşitleri 13" title="korkunç idam çeşitleri 13" /></a>
<a href='http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/korkunc-idam-cesitleri-14/' title='korkunç idam çeşitleri 14'><img width="150" height="150" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/korkunç-idam-çeşitleri-14-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="korkunç idam çeşitleri 14" title="korkunç idam çeşitleri 14" /></a>
<a href='http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/korkunc-idam-cesitleri-15/' title='korkunç idam çeşitleri 15'><img width="150" height="150" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/korkunç-idam-çeşitleri-15-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="korkunç idam çeşitleri 15" title="korkunç idam çeşitleri 15" /></a>
<a href='http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/korkunc-idam-cesitleri-16/' title='korkunç idam çeşitleri 16'><img width="150" height="150" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/korkunç-idam-çeşitleri-16-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="korkunç idam çeşitleri 16" title="korkunç idam çeşitleri 16" /></a>
<a href='http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/korkunc-idam-cesitleri-17/' title='korkunç idam çeşitleri 17'><img width="150" height="150" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/korkunç-idam-çeşitleri-17-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="korkunç idam çeşitleri 17" title="korkunç idam çeşitleri 17" /></a>
<a href='http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/korkunc-idam-cesitleri-18/' title='korkunç idam çeşitleri 18'><img width="150" height="150" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/korkunç-idam-çeşitleri-18-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="korkunç idam çeşitleri 18" title="korkunç idam çeşitleri 18" /></a>
<a href='http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/korkunc-idam-cesitleri-19/' title='korkunç idam çeşitleri 19'><img width="150" height="150" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/korkunç-idam-çeşitleri-19-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="korkunç idam çeşitleri 19" title="korkunç idam çeşitleri 19" /></a>
<a href='http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/korkunc-idam-cesitleri-20/' title='korkunç idam çeşitleri 20'><img width="150" height="150" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/korkunç-idam-çeşitleri-20-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="korkunç idam çeşitleri 20" title="korkunç idam çeşitleri 20" /></a>
<a href='http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/korkunc-idam-cesitleri-21/' title='korkunç idam çeşitleri 21'><img width="150" height="150" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/korkunç-idam-çeşitleri-21-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="korkunç idam çeşitleri 21" title="korkunç idam çeşitleri 21" /></a>
<a href='http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/korkunc-idam-cesitleri-22/' title='korkunç idam çeşitleri 22'><img width="150" height="150" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/korkunç-idam-çeşitleri-22-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="korkunç idam çeşitleri 22" title="korkunç idam çeşitleri 22" /></a>
<a href='http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/korkunc-idam-cesitleri-23/' title='korkunç idam çeşitleri 23'><img width="150" height="150" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/korkunç-idam-çeşitleri-23-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="korkunç idam çeşitleri 23" title="korkunç idam çeşitleri 23" /></a>
<a href='http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/korkunc-idam-cesitleri-24/' title='korkunç idam çeşitleri 24'><img width="150" height="150" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/korkunç-idam-çeşitleri-24-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="korkunç idam çeşitleri 24" title="korkunç idam çeşitleri 24" /></a>
<a href='http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/korkunc-idam-cesitleri/' title='korkunç idam çeşitleri'><img width="150" height="150" src="http://www.buzlu.org/images/2011/12/korkunç-idam-çeşitleri-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="korkunç idam çeşitleri" title="korkunç idam çeşitleri" /></a>

<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fkorkunc-idam-yontemleri%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/&amp;text=Korkunç idam yöntemleri&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/&amp;t=Korkunç idam yöntemleri">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/&amp;title=Korkunç idam yöntemleri&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fkorkunc-idam-yontemleri%2F&name=buzlu.org&description=Korkun%C3%A7+idam+y%C3%B6ntemleri" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/korkunc-idam-yontemleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Papa Tarafından Hrıstiyanlık Teklifi ve Cem Sultan’ın Cevabı</title>
		<link>http://www.buzlu.org/papa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%e2%80%99in-cevabi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/papa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%e2%80%99in-cevabi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Apr 2011 19:34:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[cem sulatn]]></category>
		<category><![CDATA[dini bütün]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed]]></category>
		<category><![CDATA[haçlı seferleri]]></category>
		<category><![CDATA[hileler]]></category>
		<category><![CDATA[kimler]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[oyunlar]]></category>
		<category><![CDATA[padişahlar]]></category>
		<category><![CDATA[papa]]></category>
		<category><![CDATA[sürgün]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[yıldırım beyazıd]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=5187</guid>
		<description><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed vefât ettiğinde taht için iki vâris geride kalmıştı. Bunlardan biri Sultân II. Bâyezid iken, bir diğer Cem Sultan’dı. Her iki şehzade arasında süren mücadele, Bâyezid Han’ın tahta çıkması ile neticelendi. Cem Sultan’ın da taht mücadelesi için haklı sebepleri vardı. Nitekim Bursa’ya geldi, adına para bastırıp, hutbe okuttu. Fakat daha sonra İstanbul’dan gelen [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buzlu.org/images/2011/04/cem-sulatn.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5188" title="cem sulatn" src="http://www.buzlu.org/images/2011/04/cem-sulatn.jpg" alt="" width="218" height="312" /></a></p>
<p>Fatih Sultan Mehmed vefât ettiğinde taht için iki vâris geride kalmıştı. Bunlardan biri Sultân II. Bâyezid iken, bir diğer Cem Sultan’dı. Her iki şehzade arasında süren mücadele, Bâyezid Han’ın tahta çıkması ile neticelendi.</p>
<p>Cem Sultan’ın da taht mücadelesi için haklı sebepleri vardı. Nitekim Bursa’ya geldi, adına para bastırıp, hutbe okuttu. Fakat daha sonra İstanbul’dan gelen kuvvetler sebebiyle Konya’ya çekilmek zorunda kaldı. Ardından daha güneye indi, Mısır’a ve derken Hicaz’a…</p>
<p>Hanedan arasında hac farizasını ifa eden tek erkek oldu. Akabinde taht için mücadelesini bırakmadı.Bazı teşebbüslerde bulundu, fakat sonra kendisini Rodos Adası’nda, ardından Fransa’da ve daha sonra Roma’da Papa’nın karşısında buldu…</p>
<p><strong>Vâkıât-ı Cem Sultan</strong></p>
<p>Rodos o zamanlar Hristiyan şövalyelerinin elinde idi. Onların üstad-ı âzamı olan Pierre d’Aubusson genç şehzadeyi muazzam bir merasimle karşıladı. Aslında Cem Sultan’ın hedefi bir vesile ile Rumeli’ye geçip, oradan kardeşi Sultan Bâyezid ile tekrar karşılaşmaktı.</p>
<p>Fakat hiç bir şey planladığı gitmedi ve kendisini bir anda Fransa’da buldu. Çünkü Hrıstiyanlar, bilhassa Papa için Cem Sultan bulunmaz bir fırsattı. Onu kullanarak İslam diyarına tekrar bir haçlı seferi düzenlenebilirdi.<span id="more-5187"></span></p>
<p>Nitekim hedefleri doğrultusunda hareket ederek Cem Sultan’ı yıllarca şehirden şehire, kaleden kaleden gönderdiler. Yazarı belli olmayan, fakat bu Avrupa macerası esnasında şehzadenin yanında olan bir zât, Cem Sultan’ın yaşadıklarını kaleme aldı. Vâkı’ât-ı Cem Sultan ismiyle bilinen bu eserde bahtsız şehzadenin karşılaştığı güçlükler ve gördüğü şehirler anlatılmaktadır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Fransa’dan İtalya’ya</strong></p>
<p>Fransa’dan İtalya’nın Roma şehrine götürüldü. Papa VIII. Innocent’in döneminde St. Angelo kulesinde sıkıntılı bir dönem geçirdi. Papa’nın 1492’de ölümü üzerine yeni papa Alexandre Burgia zamanında daha serbest bir hayat sürmeye başladı. Ama yine esareti andıran bir hayattı bu.</p>
<p>Nitekim artık genç şehzadenin ölümüne üç sene kalmıştı. Venediklilerin yeni bir haçlı ittifakına çıkacağını sezen Fransa kralı Charles, ordusunu İtalya’ya çevirdi. Hedefi, Napoli Krallığını ele geçirdikten sonra Cem’i de yanına alarak Kudüs’e bir haçlı seferi düzenlemekti.</p>
<p>Cem Sultan’ın ölümünden bir ay evvel Charles, Papa’dan şehzadeyi istedi. Papa, onu şartlı olarak verdi. İşte tam St. Germano Kalesi elde edildiği bir sırada Cem’de hastalık belirtileri görülmeye başlandı.</p>
<p>Bir zaman sonra vücudunun belirli yerlerinde (yüz, boyun, göz) şişlikler meydana gelerek daha kötü bir hâle geldi. Artık ölüm emâreleri başlamış ve at üstünde değil; sedye ile hareket etmek zorunda kalmıştı.Ve nihayet Cem Sultan, Charles’ın gayretlerine rağmen kurtarılamadı. 25 Şubat 1495’te Çarşamba günü hayata gözlerini kapadı. Öldüğünde henüz 36 yaşlarındaydı.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Size Kardinallik Veririm!</strong></p>
<p>Vâkıat isimli eserde, Cem Sultan’ın çok sıkıntılar çektiğinden bahsedilir. Bir ara Papa Inonncent ona hristiyanlığı teklif etti. Bu hadise ise Cem Sultan’ın hristiyan fakirlere verdiği sadakalar sebebiyle gelişti. “Cem bizim hristiyan fakirlere çok yakınlık gösteriyor. Galiba dediler, bu dine meyli vardır, ona Hristiyanlığı teklif edelim.” Bu olay eserde şöyle zikredilir:</p>
<p>Roma’da olan kâfir fukârasına tasadduk ihsan eylerdi. Küffâr anı göricek, “Beg merhûmun Hristiyan ya’ni Nasarâ dinine meyli var” deyü zann-ı bâtıl eylemişler.</p>
<p>Bu manzaradan ümitlenen Papa, Hrıstiyanlığa onu açıkça davet eder ve Cem’in Mısır’da bulunan oğlunu da getirip, ona kardinallik vaadinde bulunur.</p>
<blockquote><p><em>Bir gün Papa, esnâ-ı kelâmda merhûmun muvâcehesinde fukarâya muhabbeti olduğu tahsinleyüp, merhûmı kendü dînine da’vet idüp, eydür ki: “Mısr’dan oglın getür, oglına kırdınâllik virelüm. Bizüm dinimüze dönün diyicek…</em></p></blockquote>
<p><strong>Ben Dinimden Dönmem</strong></p>
<p>Bu teklif karşısında çok üzülen Sultan Cem, göz yaşlarına hakim olamayarak Papa’ya şu cevabı verir:</p>
<p>Ben sizden Mısır’a ailemin yanına dönmeyi talep ederken siz bana bâtıl, doğru olmayan bir yolu teklif ediyorsunuz. Bilirsiniz ki, herkese kendi dininden başkası bâtıldır. Şimdi İslamiyet doğru din iken, siz bu batıl dininizi bırakıp, bizim dinimize girer misiniz?</p>
<p>Değil Kardinallik ve Papalık, bütün dünyanını malını mülkünü verseniz, ben dinimden dönmem. Eğer bu teklif, benim hristiyan fakirlere olan merhametimden kaynaklandı ise, bizim dinimiz zaten hiçbir bir kimseyi ayırt etmeksizin herkese iyilik yapmayı emreder.</p>
<p>Bu cevap karşısında şaşıran Papa ve adamları Cem Sultan’ın dinine olan bağlığını görerek, bir daha bu çeşit bir teklif yapmacaklarına dair anlaştılar. Yukarıda sadeleştirmiş olarak verdiğimiz kısım, eserde şu şekilde geçmektedir. Bu orijinal alıntıyı yaparak yazımızı sonlandıralım…</p>
<blockquote><p><em>Merhuma gayret ü rikkat galebe idüp, ögüri ağladı. Eyitdi: “Şol günlere kaldık ki, bizi dîne da’vet eylersiz. Ben sizden Mısır yolın isterdüm, siz bana bâtıl yol mı gösterürsiz? Bilürsiz hod her kişiye kendi dînünden gayrisi bâtıldur. İtikâdınca şimdi Muhammed aleyhisselâmın dîni hakk iken siz hîç dîninüzden dönüp, Muhammed aleyhisselamun dînine girebilür misiniz? İmdi kırdınâllik ve papalık degil, cemî’-i dünyanun saltanatın virseler, ben dînümden dönmezem.“</em></p></blockquote>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fpapa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%25e2%2580%2599in-cevabi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/papa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%e2%80%99in-cevabi/&amp;text=Papa Tarafından Hrıstiyanlık Teklifi ve Cem Sultan’ın Cevabı&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/papa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%e2%80%99in-cevabi/&amp;t=Papa Tarafından Hrıstiyanlık Teklifi ve Cem Sultan’ın Cevabı">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/papa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%e2%80%99in-cevabi/&amp;title=Papa Tarafından Hrıstiyanlık Teklifi ve Cem Sultan’ın Cevabı&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fpapa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%25e2%2580%2599in-cevabi%2F&name=buzlu.org&description=Papa+Taraf%C4%B1ndan+Hr%C4%B1stiyanl%C4%B1k+Teklifi+ve+Cem+Sultan%E2%80%99%C4%B1n+Cevab%C4%B1" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/papa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%e2%80%99in-cevabi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/papa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%e2%80%99in-cevabi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/papa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%e2%80%99in-cevabi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/papa-tarafindan-hristiyanlik-teklifi-ve-cem-sultan%e2%80%99in-cevabi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çin tarihi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/cin-tarihi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/cin-tarihi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Aug 2009 07:43:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[asya kıtası]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Çov Sülalesi]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[çin devleti]]></category>
		<category><![CDATA[çin devleti tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[çin hükümdarları]]></category>
		<category><![CDATA[çin nasıl kuruldu]]></category>
		<category><![CDATA[çin tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[çin yaptığı savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[çin yemekleri]]></category>
		<category><![CDATA[ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[barut]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdar]]></category>
		<category><![CDATA[Hya]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[imparatorluk]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[Lui Ki]]></category>
		<category><![CDATA[medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[orta asya]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarih ve savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[tibet]]></category>
		<category><![CDATA[Şang sülaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3719</guid>
		<description><![CDATA[Eski devirlere ait yapılan araştırmalar Çin hakkında devamlı yeni bilgiler vermektedir. Ülkeyi yöneten ilk hanedan olarak Hya ve Şang sülaleleri bilinmektedir. Hya sülalesi hakkında bilinen tek bilgi hükümdarların isimleridir. Şang sülalesinin, yapılan araştırmalar neticesinde yaklaşık olarak M.Ö. 1450-1050 seneleri arasında Çin ovalarına hakim oldukları bilinmektedir. M.Ö. 1050-220 yılları arasında değişik çeşitli uygulamalarla Çov Sülalesi yönetmiştir. [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/08/cin-haritasi.JPG"><img class="alignnone size-full wp-image-3720" title="cin haritasi" src="http://www.buzlu.org/images/2009/08/cin-haritasi.JPG" alt="cin haritasi" width="353" height="336" /></a></p>
<p>Eski devirlere ait yapılan araştırmalar Çin hakkında devamlı yeni bilgiler vermektedir. Ülkeyi yöneten ilk hanedan olarak Hya ve Şang sülaleleri bilinmektedir. Hya sülalesi hakkında bilinen tek bilgi hükümdarların isimleridir. Şang sülalesinin, yapılan araştırmalar neticesinde yaklaşık olarak M.Ö. 1450-1050 seneleri arasında Çin ovalarına hakim oldukları bilinmektedir.</p>
<p>M.Ö. 1050-220 yılları arasında değişik çeşitli uygulamalarla Çov Sülalesi yönetmiştir. Şang Sülalesini yıkarak başa geçen Çov Sülalesi, M.Ö. 1050-771 seneleri arasında feodal bir idare kurdular. Ülkede, feodal devletler bağımsız devletler halinde gelişmeye başladı. Bu durum hükümdarın gücünün azalmasına ve feodal devletler arasında savaşa sebep oldu. Batıdan gelenTürk ve Moğollar, ülkenin büyük bir kısmını fethettiler. Batı milletlerinin eline düşmüş olan topraklarından büyük bir kısmını Çin beyi Tsin, geri aldı. Böylelikle devleti önemli feodal devletlerden biri oldu.<br />
<span id="more-3719"></span><br />
M.Ö. 770-472 devri: Feodal beylerin kendi aralarında iç savaşlara giriştikleri bir devirdir. Bu savaşlar neticesinde yedi bey kalmış ve bunlar da kral şanını alarak Çov Sülalesinden ayrıldılar. M.Ö. 472-221 iç savaş sonunda M.Ö. 453 senelerinde Tsin&#8217;in feodal devleti üç devlete bölündü.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
M.Ö. 221-206 aralarında Tsin&#8217;in Sülalesi memleketi mutlakiyetle idare etti. Tekerlek dingillerinin standartlaştırılması ve bazı ölçü birimlerinin kullanılmaya başlaması Çin tarihinin bu safhasına ait önemli hadiselerdir. Kuzeyden gelen saldırılardan (Hun saldırıları) korunmak için Çin Seddinin ilk şekli olan toprak tabyalar yapıldı. Doğu Çin bölgesinde başlayan bir ayaklanma, uzun süren savaşlara sebepiyet verdi ve bu savaşlar sonunda Han Sülalesi yönetimi ele geçirdi ise de, bir müddet sonra idare değişti.</p>
<p>M.Ö. 206 yılında yönetimi, küçük rütbeli bir asker olan Lui Ki ele geçirerek Han Sülalesini (asiller) kurdu. M.S. 168 senesinde meydana gelen bir hükumet darbesi üzerine 220 senesine kadar devam eden iç savaşlar devri başladı. Büyük bir halk ayaklanması bastırıldı. Bu iç savaş neticesinde ülke üçe bölündü, kuzeyde Vey (220-264), güneydoğuda Vu (229-280), güneybatı Şu (221-263) imparatorlukları kuruldu.</p>
<p>Göçlerin arttığı devirde, Tsin Sülalesinin (265-316) başa geçerek, parçalanan Çin&#8217;i birleştirmeleri de ülkeye huzur ve istikrar getirdi. Daha önceleri ücretle kullanılan milletler bu savaşlarda (asillerin savaşlarında) o derece kuvvetlendiler ki, bunlardan Hyung-nu&#8217;lar (Hunlar) 303&#8242;te yeni bir devlet (Han) kurdular. Bu sülale Çin İmparatorunu iki defa esir almış ve 317&#8242;den başlayarak bütün Kuzey Çin&#8217;de hakimiyet kurmayı başarmıştır. Bunun üzerine Tsin Âilesi kuzeye inerek burada Doğu Tsin Sülalesini (317-419) kurdu.</p>
<p>Güney Çin&#8217;de 580 senesine kadar çeşitli sülalelerin kurduğu muhtelif devletler görülür. Suy Sülalesi (581-618) Çin&#8217;i birleştirmeye muvaffak oldu. Bu kısa ömürlü hanedan zamanında Çin, Vietnam&#8217;ın kuzey ve güneyini ve Tibet&#8217;in kuzeyini ele geçirdi. Çin&#8217;in nüfuzunu tekrar Orta Asya&#8217;da hissettirdi. Bu devrede Kuzey ve Orta Çin Ovasındaki ticari münasebetleri kolaylaştırmak için kanallar açıldı.</p>
<p>Ancak bütün bu işlerin yapılması için yabancılardan yardım istenmesi Suy Sülalesinin sonu oldu. T&#8217;ang Sülalesi (618-907) işbaşına geldi. Bu hanedan devrinde (664) toprakların yeniden taksimi ve vergilendirilmesi yapılmıştır. Müslüman Arapların saldırıları üzerine Türkistan Çin&#8217;in elinden çıktı.</p>
<p>Bundan sonra Türkler devlet idaresinde önemli mevkilere yerleştiler ve sık sık vuku bulan ihtilallerde önemli rol oynadılar. T&#8217;ang Hanedanının düşüşünden sonra 960 tarihine kadar 5 küçük hanedan iş başına geçti. Bu devirde Kuzey ve Güney Çin&#8217;de küçük eyaletler şeklinde devletler meydana çıkmıştı. 960 tarihinde iş başına geçen Sung Hanedanı zamanında Çin İmparatorluğunun birliği yeniden tesis edilmeye çalışılmış, ancak bunda muvaffak olunamamıştır.</p>
<p>Bu hanedan devrinde birçok şehirler kuruldu ve barut kullanılmaya başlandı. Mimari, tarih, şiir, resim, porselen ve bahçecilikte çok yüksek bir seviyeye ulaştılar. Elde bulunan tarihi dokümanlar bu medeniyetin yüksekliğine delil teşkil etmektedir.</p>
<p>Cengiz Han, 1206-27 yılları arasında Çin&#8217;i işgal etti ve Moğollar, 1214 yılında Sarı Nehirin kuzey tarafındaki bölgede hakimiyeti ele geçirdiler. 1271 tarihinde Kubilay Han, imparatorluğunu ilan etti. Böylece Yüan Hanedanının (1260-1368) ve başşehir Yenching (Pekin)i kurdular. Moğollarla beraber Yüan Hanedanı bütün Çin&#8217;i fethederek hakimiyetleri altına aldılar. Bundan sonra Moğollar Çin kültürünün etkisi altına girerek, din, örf ve adetlerinde, giyim ve kuşamlarında Çin örf ve adetlerini benimsediler.</p>
<p>Chu Yüan Chang, Yüan Hanedanı yerine Ming Hanedanını (1368-1644) kurdu. Bu hanedan zamanında Moğollar, Baykal Gölünün kuzey tarafına sürüldü ve imparatorluk eski kuvvetine kavuştu. Yine bu devirde Avrupalılar Çin&#8217;e ulaştılar. Portekizliler ve İspanyollar 16. yüzyılda, Alman ve İngilizler 17. yüzyılda buraya geldiler. Ming Hanedanından sonra işbaşına geçen Ch&#8217;ing Hanedanı (1644-1912) zamanında, Avrupalı tüccarlar, Çin&#8217;in önemli kaynaklarını yıllarca batıya aktarıp, bundan istifade ettiler.</p>
<p>Çin, uzun yıllar batıya kapalı kaldı. Çin&#8217;in batıya açılması 19. yüzyıl ortalarında başladı. Bu yıllarda Portekiz, İngiltere, Fransa, ABD ile ticari, siyasi münasebetler başladı. Bunlardan İngilizler, Hint pamuklukları ve afyonunu, çay ve ipekle değiştiriyorlardı. Çin üst makamları bu ticareti engellemeye çalıştılar. Bununla ilgili olarak afyon ithalini yasaklayan kararlar aldılar. Bunun üzerine İngilizlerle anlaşmazlıklar çıktı ve savaşlar başladı. Ancak bu savaşlar İngilizlerin galibiyeti ile sona erdi (1842).</p>
<p>Yapılan anlaşma sonunda İngilizler daha geniş haklara sahip oldular. Bunun neticesi olarak beş Çin limanı İngilizlere açıldı ve Hong Kong Adası da İngilizlere bırakıldı. Bu savaşlara &#8216;Afyon Savaşı&#8217; adı verildi. Daha sonra yapılan anlaşmalarla ABDve Fransa&#8217;ya aynı haklar tanındı.</p>
<p>Zamanla anlaşmaların uygulanması aksadı. Çinliler yabancıları ülkelerinden atmak istiyorlardı. Fakat onlar elde ettikleri imtiyazları geri vermeye niyetli olmadıkları gibi, bunları az buldular. Böylece, on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında ülkede ayaklanmalar oldu. Fakat bu ayaklanmalar yabancı güçler tarafından bastırıldı. 1858 yılında anlaşma uyarınca İngiliz ve Fransızlar yeni haklar kazandılar. Bir müddet sonra aynı menfaatler ABDve Rusya&#8217;ya da tanındı. Bu olaylardan sonra, Çin&#8217;de bir sükunet dönemi başladı.</p>
<p>Çin-Japon Savaşları: Çin&#8217;in Kore üzerinde hakimiyet kurmak istemesi üzerine 1894 yılında ilk savaş başladı. Kore&#8217;de çıkan ayaklanmayı bastırmak üzere her iki ülke de Kore&#8217;ye asker gönderdi. Ayaklanma bastırıldı. Fakat daha sonra her iki ülke birbirleriyle savaşa tutuştular. Bu savaşlar sonunda Çin büyük kayıplara uğradı. 1895 yılında savaş sona erdi ve Çin, Kore&#8217;nin bağımsızlığını tanıdı, ayrıca Formoza Adasını da Japonya&#8217;ya vermek mecburiyetinde kaldı.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
1911&#8242;den sonra başa geçen Yuan Şi-K&#8217;ay monarşik bir idare kurmaya başlamışsa da muvaffak olmayarak 1916 &#8216;da öldü. Bu arada 1917&#8242;de sembolik olarak Birinci Dünya Savaşına girmiş ancak bir çok şehirleri bu arada Şanghay, Japonya tarafından işgal edilmiştir. 1925 yılında milliyetçilerin önderi olan Çiank Kayşek yönetimi ele geçirdi. Orduları ile Japonlara karşı savaşarak bir çok yerleri geri aldı. Bu arada Şanghay tekrar ele geçirildi.</p>
<p>Ülkede 1920 yılında komünist partisi kuruldu ve taraftar toplamaya başladı. Bu parti, ülkede bir çok karışıklıklar çıkardı. Çiank- Kay-Şek bir taraftan Japonlarla savaşırken, bir taraftan da bu ayaklanmaları bastırmaya uğraşıyordu. Nihayet 1927&#8242;de komünistlerin başına geçen Mao Çe-Tung, Çu Enlay ve Çu Di ile komünist partisi güçlenerek ülke çapında teşkilatlanmaya, hükumet kuvvetleri ile çarpışmaya başladı.</p>
<p>İkinci Dünya Savaşı sona erince, komünistlerle milliyetçiler başbaşa kaldılar. Mao Çe-Tung yönetimindeki komünist birlikleri ülkeye hakim oldular. ABD milliyetçilere yardım eder göründü. ABD&#8217;nin Çin&#8217;e gönderdiği diplomatlar hep milliyetçilerin aleyhine çalışmış, onların komünistlerin eline geçmesine sebep olmuşlardır. Yönetim tamamen komünistlerin eline geçince, Milliyetçi Çin hükumeti, Formoza (Tay-Van) Adasına çekilmek zorunda kaldı. Böylece Çin ikiye ayrıldı: Çin Halk Cumhuriyeti ve Milliyetçi Çin Cumhuriyeti.</p>
<p>1 Ekim 1949 yılında Mao Çe-Tung&#8217;un başkanlığında Çin Halk Cumhuriyeti kurulmuş oldu. Böylece Çin&#8217;in Asya kıtasındaki bütün toprakları Çin Halk Cumhuriyeti&#8217;nin eline geçti. Milliyetçi Çin Cumhuriyeti de Formoza Adasına çekildi ve orada hükumet kurdu. Mao, 1976&#8242;da öldü. Mao&#8217;nun ölümünden sonra, Maoizm açıktan tenkid edilmeye başlandı. Çin idarecileri ABD ve Japonya ile ekonomik iş birliği yaptı.</p>
<p>Mareşal Ye Cienying, Mao&#8217;nun yanlışlarını açıkladı. Eski katı durum kaldırılarak ekonomik ve siyasi yönde yumuşama başladı. Çin kapıları yabancı sermayeye açıldı. Son yıllarda demokratikleşme hareketleri kanlı bir şekilde bastırıldı.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fcin-tarihi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/cin-tarihi/&amp;text=Çin tarihi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/cin-tarihi/&amp;t=Çin tarihi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/cin-tarihi/&amp;title=Çin tarihi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fcin-tarihi%2F&name=buzlu.org&description=%C3%87in+tarihi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/cin-tarihi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/cin-tarihi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/cin-tarihi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/cin-tarihi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Endülüs nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/endulus-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/endulus-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2009 06:35:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşmalar]]></category>
		<category><![CDATA[antlaşmalar]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[ayaklanma]]></category>
		<category><![CDATA[bağdat]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyetler]]></category>
		<category><![CDATA[darbeler]]></category>
		<category><![CDATA[devletlet]]></category>
		<category><![CDATA[emeviler]]></category>
		<category><![CDATA[Endülüs nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Granada]]></category>
		<category><![CDATA[Gırnata]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdarlar]]></category>
		<category><![CDATA[iber yarımadası]]></category>
		<category><![CDATA[III. Hişam]]></category>
		<category><![CDATA[imza]]></category>
		<category><![CDATA[ispanya]]></category>
		<category><![CDATA[isyan]]></category>
		<category><![CDATA[kahire]]></category>
		<category><![CDATA[kuzey afrika]]></category>
		<category><![CDATA[Müdeccenler]]></category>
		<category><![CDATA[Moriskolar]]></category>
		<category><![CDATA[Murabıtlar]]></category>
		<category><![CDATA[Musa Bin Nusayr]]></category>
		<category><![CDATA[Muvahhidler]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[padişahlar]]></category>
		<category><![CDATA[silah]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[yeniçeri]]></category>
		<category><![CDATA[şam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3533</guid>
		<description><![CDATA[Endülüs 711-1492 yılları arasında İber Yarımadası&#8217;nda Müslümanlığın etkisi altında bulunan bölgelere verilen isimdir.Endülüs kelime anlamı olarak &#8220;Vandallar&#8217;ın Ülkesi&#8221; anlamına gelmektedir. Müslümanların İber Yarımadasındaki varlığı en son Morisko&#8217;ların 1609 yılında İspanya&#8217;dan sınır dışı edilmesiyle son bulmuştur. Tarihçe , Valiler Dönemi (714-756) , Başkenti Şam&#8217;da bulunan Emevi Devleti daha İslamiyetin ilk yüzyılı olan 7. yüzyılda Kuzey Afrika&#8217;nın [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/07/endülüs-emevi.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3534" title="endülüs emevi" src="http://www.buzlu.org/images/2009/07/endülüs-emevi.jpg" alt="endülüs emevi" width="433" height="336" /></a></p>
<p>Endülüs 711-1492 yılları arasında İber Yarımadası&#8217;nda Müslümanlığın etkisi altında bulunan bölgelere verilen isimdir.Endülüs kelime anlamı olarak &#8220;Vandallar&#8217;ın Ülkesi&#8221; anlamına gelmektedir. Müslümanların İber Yarımadasındaki varlığı en son Morisko&#8217;ların 1609 yılında İspanya&#8217;dan sınır dışı edilmesiyle son bulmuştur.</p>
<p><strong>Tarihçe ,</strong></p>
<p><strong>Valiler Dönemi (714-756) ,</strong></p>
<p>Başkenti Şam&#8217;da bulunan Emevi Devleti daha İslamiyetin ilk yüzyılı olan 7. yüzyılda Kuzey Afrika&#8217;nın tümünü eline geçirmişti. 8. yüzyılın başında Emevi Devleti&#8217;nin Kuzey Afrika&#8217;daki valisi olan Musa Bin Nusayr, Emevi Halifesi Velid Bin Abdülmelik&#8217;in desteğiyle bir Berberi kumandan olan Tarık bin Ziyad&#8217;ı Cebelitarık Boğazı&#8217;nı geçerek İber Yarımadası&#8217;na gönderdi.</p>
<p>O zamanlar İber Yarımadası Germen asıllı bir ulus olan Vizigotların elindeydi ve başkentleri Toledo kentinde bulunuyordu. Tarık bin Ziyad&#8217;ın savaşta ricat olmaması için geri dönüş olasılığını kaldırmak üzere kendi gemilerini yaktırdığı belirtilir. Tarık Bin Ziyad Vizigot kralı Rodrigo&#8217;yu ağır bir yenilgiye uğrattı. Vizigot krallığı parçalandı ve bütün İber yarımadası kısa bir süre içinde Müslümanların eline geçti.<br />
<span id="more-3533"></span><br />
750 yılına kadar Endülüs Emevilerin gönderdiği valiler tarafından yönetildi. 750 yılında Abbasiler Bağdat&#8217;ta halifeliklerini ilan ettiler ve Emevi hanedanından Abdurrahman bin Muaviye, Endülüs&#8217;e kaçarak kendisini Emevi emiri ilan etti ve Kurtuba (Córdoba) kentini kendine başkent yaptı.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Emeviler Dönemi (756-1031) ,</strong></p>
<p><strong>Endülüs Emevileri</strong></p>
<p>Bu dönem Endülüs&#8217;ün en parlak dönemi olarak bilinir. Kurtuba şehri, Bağdat ve Kahire&#8217;den sonra dünyanın üçüncü önemli bilim merkezi haline geldi. Bu dönemde günümüz Avrupa bilim ve sanatının bazı temelleri Endülüs&#8217;te atıldı. Yine o dönemde Avrupa&#8217;nın genelinde sadece Papazlar ve liderler okuma yazma bilirken Endülüs&#8217;te ise halkın neredeyse tamamı okuma yazma biliyordu. Şehircilik ve şehir kültürü döneminin çok önüne geçmiştir. Kültürel farklılıkların zenginlik olarak algılandığı bir çağdır. Endülüs&#8217;lerin egemenliği altındaki topraklarda Sefarad Yahudileri bugün Golden age of Jews (eng. wikipedia) olarak adlandırılan altın çağlarını yaşamışlardır.</p>
<p>Derken 10. yüzyıl başlarında Abbasilerin gücü azalmaya başladı. Mısır&#8217;daki Fatımiler de kendilerini halife ilan ettiler. Böylece İslam dininin önderliği bölünmüş oldu. Bu ortamda Endülüs Emiri III. Abdurrahman 16 Ocak 929 tarihinde kendisini halife ilan etti. Endülüs Emevilerinin başarıları 11. yüzyıl başlarına kadar devam etti. 1031 yılında halifelik parçalanarak Tavaif-ül Mülk denilen küçük beyliklere bölündü.</p>
<p><strong>Tavaif-ül Mülk (Beylikler) Dönemi (1031-1090) ,</strong></p>
<p>Endülüs Emevi Devletinin son halifesi olan III. Hişam 1031 yılında öldüğünde Endülüs toprakları çok sayıda bağımsız devletçiklere bölündü. Bu devletçikler hem kendi aralarında çarpışmaya başladılar, hem de İspanya&#8217;nın Hristiyan devletçiklerinin de saldırılarıyla karşı karşıya kaldılar. Bazı tavfa devletleri para karşılığı Hristiyan şövalyeleri de ordularında kullandılar. Örneğin El Cid (Arapça&#8217;daki El-Seyid adından gelir) adıyla tanınan Rodrigo Díaz de Vivar bunların en ünlüleri arasında yer alır. Bu karmaşık durum Reconquista&#8217;yı hızlandırdı ve İspanya&#8217;da İslam&#8217;ın varlığını zayıflattı.<br />
Murabıtlar Dönemi (1090-1147) ,</p>
<p><strong>Murabıtlar</strong></p>
<p>Aslen Kuzey Afrika kökenli bir hanedan olan Murabıtlar, Endülüs Emevilerinin parçalanmasını izleyen karışıklık döneminde, düzenli bir askeri güce sahip olmalarının da verdiği avantajla kısa sürede İber Yarımadasının Müslüman bölgelerinin neredeyse tamamını ele geçirdiler. 1090 ve 1147 yılları arasında bugünkü İspanya&#8217;nın büyük bölümü ve Kuzey Afrika&#8217;daki bazı toprakları denetimleri altında tutarak güçlü bir devlet düzeni teşkil ettiler. İlk başlarda güçlerini korusalar da sonraları Hristiyan İber halklarının saldırıları ve Kuzey Afrikalı diğer toplulukların çıkarttığı ayaklanmalar yüzünden güçleri gün geçtikçe tükenen Murabıtlar, kendileri gibi Kuzey Afrika kökenli bir halk olan Muvahhidlerin saldırıları sonucu onların egemenliği altına girerek siyasi egemenliklerini kaybettiler.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Muvahhidler Dönemi (1146-1248) ,</strong></p>
<p><strong>Muvahhidler</strong></p>
<p>Muvahhidler gene Kuzey Afrika kökenli bir Müslüman hanedan olup Murabıtlar Devletini yıkarak onların yerine geçtiler. 1146 ve 1248 yılları arasında bugünkü İspanya topraklarının büyük bölümünün yanısıra Kuzey Afrikadaki bazı toprakları da denetimi altında tuttular. Hristiyan saldırıları ve bazı iç karışıklıklar sonucu 1248&#8242;de yıkıldılar. İber Yarımadası üzerinde hüküm sürmüş son büyük devlettir. Bu devletin yıkılışının ardından egemenliğindeki topraklarda bağımsız emirliklerden başka bir şey kalmamıştır.</p>
<p>Gırnata (Granada) Sultanlığı (1232-1492) ,</p>
<p>1492&#8242;de Beni Ahmer Devletinin yıkılışı ile İspanyadaki 781 senelik İslam egemenliği sona erdi.</p>
<p>Müdeccenler ve Moriskolar (1492 &#8211; 1610) ,</p>
<p>İspanya kralı III. Felipe 22 Eylül 1609 tarihli bir fermanla 1610-1614 yılları arasında Müdeccenleri İspanya&#8217;dan kovdu. 300.000 kadar Müdeccen vatanlarını terkettiler. Böylece Müslümaların İspanya&#8217;daki izi büyük oranda silinmiş oldu.</p>
<p><strong>Endülüs&#8217;ün Tarihi Temel Özellikleri ,</strong></p>
<p>1. Coğrafî ve kültürel konum itibarıyla Avrupa, Kuzey Afrika ve Orta Doğu ile doğrudan ilişkili.<br />
2. İslamiyet&#8217;in siyasi-askerî güç ve medeniyet bakımından Orta Çağ&#8217;da ulaştığı zirve ve Batı Aydınlanması&#8217;nın ya da insanlığın değer kaynağı ve aracısı.<br />
3. Avrupalı İslam.<br />
4. İçerisinde 7 civarında ırk ve 3 büyük semavi din mensuplarını barındıran multikültürel yapısıyla bir hoşgörü medeniyeti. Bu sebeple, 8 + 1 asırlık (711-1492+1609) Endülüs tarihinin mükemmel bir şekilde araştırılması ve anlaşılması için şunların iyi bilinmesi şarttır:<br />
1. Orta Çağ-Yeniçağ Orta Doğu-Kuzey Afrika ve Avrupa Tarihi,<br />
2. Arapça, Berberice, Latince, İspanyolca, Katalanca, Portekizce ve Fransızca gibi 7 lisan.<br />
5. İslam Dünyasına karşı Avrupa&#8217;da Haçlı düşüncesinin doğuşu ve seferlerinin başlamasına sebep olmuş bir Müslüman devleti. Bu açıdan, Doğu-Batı veya İslam-Hıristiyanlık Mücadelesi Tarihinin Orta Çağ dilimindeki en önemli safhası.<br />
6. Müslümanların geleneksel, siyasi, dinî ve ekonomik zaaflarını ortaya koyan bir ibret sahnesi.<br />
7. Coğrafya-iklimsel özellikleriyle bir tabiat harikası.<br />
8. Endülüs Müziği<br />
9. Günümüzün en büyük &#8220;dayatması&#8221; sayabileceğimiz medeniyetler çatışması iddiasının anti-tezi.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fendulus-nedir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/endulus-nedir/&amp;text=Endülüs nedir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/endulus-nedir/&amp;t=Endülüs nedir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/endulus-nedir/&amp;title=Endülüs nedir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fendulus-nedir%2F&name=buzlu.org&description=End%C3%BCl%C3%BCs+nedir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/endulus-nedir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/endulus-nedir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/endulus-nedir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/endulus-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Botai kültürü</title>
		<link>http://www.buzlu.org/botai-kulturu/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/botai-kulturu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Jun 2009 13:23:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupal]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[çizim]]></category>
		<category><![CDATA[Baharda]]></category>
		<category><![CDATA[bakır çağı]]></category>
		<category><![CDATA[Botai kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik]]></category>
		<category><![CDATA[eski çağlar]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[Hint]]></category>
		<category><![CDATA[iskânlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kazakistan]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey]]></category>
		<category><![CDATA[M.Ö]]></category>
		<category><![CDATA[stepler]]></category>
		<category><![CDATA[sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Târihte]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[tekerle]]></category>
		<category><![CDATA[tepe]]></category>
		<category><![CDATA[toprak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3511</guid>
		<description><![CDATA[Botai kültürü, Bakır Çağı&#8217;a âit M.Ö. 3500 sularında Kuzey Kazakistan&#8217;da oluşmuş bir kültürdür. Târihte bilinen ilk at evcilleştiren kültür, Botai kültürüdür. Bu kültürün insanları büyük yerleşim birimlerinde yaşarlar ve ağırlığı atçılıkta olan çok yönlü ticâretle meşgul olurlardı. Yaygın olan diğer uğraşlar avcılık ve balıkçılığın yanında kemik, tahta ve taş işlerini kapsayan zanaatlardı. Seramikler genelde geometrik [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/06/Botai-kültürü.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3512" title="Botai kültürü" src="http://www.buzlu.org/images/2009/06/Botai-kültürü.jpg" alt="Botai kültürü" width="249" height="332" /></a></p>
<p>Botai kültürü, Bakır Çağı&#8217;a âit M.Ö. 3500 sularında Kuzey Kazakistan&#8217;da oluşmuş bir kültürdür. Târihte bilinen ilk at evcilleştiren kültür, Botai kültürüdür.</p>
<p>Bu kültürün insanları büyük yerleşim birimlerinde yaşarlar ve ağırlığı atçılıkta olan çok yönlü ticâretle meşgul olurlardı. Yaygın olan diğer uğraşlar avcılık ve balıkçılığın yanında kemik, tahta ve taş işlerini kapsayan zanaatlardı. Seramikler genelde geometrik şekilde sivri bir ucu batırarak, tarayan ya da bir sicim şeklindeki süslemelerle süslenirdi.</p>
<p>Bir kap parçasında bulunan stilize edilmiş çizim, bu kültürün tekerleği Neolitik çağ&#8217;ın sonlarına doğru bulduklarını göstermektedir. O zamânın halkı bir sürüme göre Hint-Avrupalı olup bir başkasına görde Türk dillerinin öncüsü bir dil konuşurlardı.<br />
<span id="more-3511"></span><br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
<strong>Yaşama şekilleri</strong></p>
<p>Bakır devrinde bir step ekonomisi kültür tipi oluşarak ufak değişikliklerle binlerle yıl devâm etmiştir. At yetiştiricilerinin bulunduğu bölgedeki tabiat farklıydı: Stepler, ağaçlı stepler, tepe ve vâdîler. İnsanların hayatlarını idâme ettirebilmeleri genelde ekonomik etkinliklerini mevsimlere göre düzenlemelerine bağlıydı.</p>
<p>Botai gibi iskânlar kışı geçirmek içindi. Baharda insanların büyük bölümü, erken erimekte olan sudan kurtulan ve dolayısıyla çabuk yeşeren güneydoğu yönündeki kumlu topraklara doğru harekete geçerlerdi. Orada kısa zaman için konutlar yapar, avlanır ve kışlıkları sağlarlardı. Bu dönemde etnik kaynaşmalar ve evlilikler olurdu. Yerleşme yerleri, herbirinin sürülerini kontrol edebilmek için geniş bir yaşama alanına ihtiyâcı olduğundan birbirlerinden 150-200 km uzakta bulunurdu.</p>
<p><strong>Botai yerleşim yeri</strong></p>
<p>Botai yerleşim yeri (takrîben 3700-3100) 1980&#8242;de Kazak arkeolog Viktor Seibert tarafından keşfedilip o târihten beri sistematik olarak araştırıldı. Burayı bir kereye mahsus bir yer yapan özelliği, bugüne kadar bilinen at evcilleştiren en eski yer olarak bilinmesidir.</p>
<p>Yerleşim bulgu yeri 15 hektar büyüklüğünde bir düzlük üzerinde bulunup İman-Burluk ırmağının kıyısında bulunmaktadır. Birçok sayıda konutun zeminde oluşturduğu çukurlar yüzeyde seçik bir şekilde görülmektedir. Arkeolojik kazılarla bugüne kadar bu anıt bölgede 10.000 m²&#8217;den daha büyük bir bölge açıldı, 100 cıvârında konut, yaklaşık 300.000 artefakt ve %99,9&#8242;u atlara âit olan yüzbinlerce hayvan kemiği ortaya çıkarıldı.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
4. binyılın sonunda step iklîmi daha nemli oldu ve daha zengin bir bitki örtüsü yetişti. Paleografların ve toprak bilimcilerin verdiği bilgilere göre ot, burada 2 m&#8217;ye kadar büyük olurdu. O zamanlar orada milyonlarca at yaşardı.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbotai-kulturu%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/botai-kulturu/&amp;text=Botai kültürü&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/botai-kulturu/&amp;t=Botai kültürü">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/botai-kulturu/&amp;title=Botai kültürü&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbotai-kulturu%2F&name=buzlu.org&description=Botai+k%C3%BClt%C3%BCr%C3%BC" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/botai-kulturu/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/botai-kulturu/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/botai-kulturu/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/botai-kulturu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mesothelioma Nedir?</title>
		<link>http://www.buzlu.org/mesothelioma-nedir/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/mesothelioma-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 21:03:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[asbest]]></category>
		<category><![CDATA[asitler]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[ay]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[dağ]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[elektrik]]></category>
		<category><![CDATA[elma]]></category>
		<category><![CDATA[eski çağlar]]></category>
		<category><![CDATA[eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[kansorejen]]></category>
		<category><![CDATA[köyler]]></category>
		<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[kirlama firmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Mesothelioma Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[ova]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Takı]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[toprak]]></category>
		<category><![CDATA[volkanik]]></category>
		<category><![CDATA[what is Mesothelioma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3486</guid>
		<description><![CDATA[Bir doğal silikat minerali olan asbestin ısıyı iletmemesi yüzünden insanlar ile birlikteliği eski çağlarda başlamıştır. On dokuzuncu yüz yılın ikinci yarısından sonraki endüstri devriminde, ısı, elektrik, sürtünme ve asitlere dayanıklı olması yüzünden bir çok işyerlerinde kullanıldığı için &#8220;sihirli mineral&#8221; olarak anılırken, yirminci yüz yılın ikinci yarısından sonra karsinojenik olması ortaya çıkınca, ismi &#8220;öldürücü toz&#8221; olmuştur. [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/06/Mesothelioma.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3487" title="Mesothelioma" src="http://www.buzlu.org/images/2009/06/Mesothelioma.jpg" alt="Mesothelioma" width="240" height="208" /></a></p>
<p>Bir doğal silikat minerali olan asbestin ısıyı iletmemesi yüzünden insanlar ile birlikteliği eski çağlarda başlamıştır. On dokuzuncu yüz yılın ikinci yarısından sonraki endüstri devriminde, ısı, elektrik, sürtünme ve asitlere dayanıklı olması yüzünden bir çok işyerlerinde kullanıldığı için &#8220;sihirli mineral&#8221; olarak anılırken, yirminci yüz yılın ikinci yarısından sonra karsinojenik olması ortaya çıkınca, ismi &#8220;öldürücü toz&#8221; olmuştur.</p>
<p>Asbest fizik yapı olarak düz (amphibol) ve eğri lifli (chrysotile) iki türü vardır. Amphibol asbestin, kimyasal yapısına göre, crocidolite (mavi asbest), amosite (kahverengi asbest), tremolite, anthophollite ve actinolite çeşitleri vardır. Endüstride en çok kullanılan chrysotile , crocidolite ve amosite cinsleriydi. Bunlardan sağlık için en tehlikelileri olan crocidolite ve amosite&#8217;nin kullanılışı bir çok ülkelerde yasaklanmıştır. <span id="more-3486"></span></p>
<p>Endüstride kullanılan asbestin % 90&#8242;inı kapsayan chrysotile de bir çok ülkelerde yasaklanmış olmasına karşın daha az karsinojenisitesi tartışmalı olduğu için bazı ülkelerde sıkı kontrol altında kullanılmaktadır.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Asbest sadece solunum yoluyla vücuda girdiğinde hastalık yapabilmektedir. Sebep olduğu hastalıklar, beniğn veya maliğn olabilmektedir. Birinci grubun içinde, plevrada fibrosis, kalsifikasyon, effüzyon; akciğer parankimasında fibrosis (asbestosis) yer alır.</p>
<p>İkinci grupta ise, plevra ve peritonun maliğn mezotelyomaları, akciğer kanserleri ve az da olsa larenks ve sindirim organı kanserleri bulunur. Hiç sigara içmeyen ve endüstriyel ilişkisi olmayan kişilerde akciğer kanser riski 1 kabul edilirse, bu oran günde 20 sigara içenlerde 45&#8242;e, hem sigara içen ve hem de asbest tozu soluyanlarda ise 92 katına çıkmaktadır.</p>
<p>Kanserojen olan sigara ve asbest birlikte olduğu zaman insan sağlığı için çok tehlikeli bir mineral olabilmektedir. Türkiye&#8217;de kırsal bölge erkeklerinin sigara içme oranı %70&#8242;leri bulduğunu ve bununla birlikte asbest lifi soluduğunu var sayarsak halkımızın ne kadar yüksek kansere yakalanma şansı olduğunu anlarız.</p>
<p>Asbestin beniğin veya maliğin hastalık yapabilmesi için, solunduktan 20-40 yıl bir sürenin geçmesi gerekmektedir. İnsanlar asbesti, iş ortamında (mesleksel veya occupational) veya çevresel (environmental veya domestik) yolla soluyabilir.</p>
<p>Az da olsa, asbest işçisinin giysisine takılmış olan tozu evdeki yakınları indirek olarak soluyabilmektedir ki buna in direk ya da paraoccupational yolla asbest solunması denilmektedir.</p>
<p>Türkiye&#8217;de Orta Anadolu&#8217;da yaklaşık olarak 16 milyon kişinin kırsal bölgede yaşadığı kabul edilmektedir. Bunların yirmi yaşın üstündekilerin yaklaşık % 25&#8242;inde asbeste bağlı beniğn plevral hastalıklar bulunmaktadır. Bu oran yaş ilerledikçe lineer olarak artmakta ve % 80&#8242;lere ulaşabilmektedir. Asbest denilince aklamMaliğn mezotelyoma gelmektedir.</p>
<p>Batı dünyasında maliğn mezotelyoma insidansı 1-2.2 / 1.000.000 / yıl iken Türkiye&#8217;de yılda en az 500 kişide bu hastalık görülmektedir. Batı ülkelerinde emekli asbest işçisi hastalığı olan maliğn mezotelyoma, ülkemizde orta yaş hastalığı durumundadır. Bizim kırsal bölgemizin insanları asbesti çevresel- domestik yolla solumaktadır. Yukarıda bildirilen yıllık sayının en fazla onu mesleksel asbest solunmasıyla meydana gelebilmiştir. Yani, batı dünyasının mesleksel hastalığı, bizim çevresel hastalığımızdır.</p>
<p>Aslen Orta Anadolu kökenli olup ta Avrupada çalışırken mezotelyomaya yakalanmış işçilerimiz tazminat almak için baş vurduğunda bu kabul edilmemekte ve akciğerindeki asbestin Anadolu toprağında bulunan tremolit olduğu gösterilerek istekleri kabul edilmemektedir. Avrupa&#8217;daki işçilerimizdeki asbestle ilgili hastalıklar, &#8220;Imported asbestos&#8221; diye yayınlanması komik olduğu kadar yüz kızartıcı bir durumdur.</p>
<p>Türkiye&#8217;de çalışan isçilerde de aynı karışıklık söz konusudur. Asbest işlenen bir fabrikada çalışanda bununla ilgili bir hastalık ortaya çıktığında işveren- işçi arasında sorun ortaya çıkmaktadır. İşçiyi hasta eden asbest onun köyünden mi gelmiştir, yoksa iş yerinden mi ?</p>
<p>Türkiye&#8217;de asbest liflerinin solunması, içinde asbest bulunan beyaz toprağın, &#8220;Ak toprak&#8221;, &#8220;Gök toprak&#8221;, &#8220;Ceren toprağı&#8221; &#8220;Çelpek&#8221; gibi çeşitli isimlerle, kireç, sıva, çatı ve zemin toprağı olarak kullanılmasından gelmektedir. İç Anadolu köylerinde bu amaçla kullanılan toprağın çoğunun içinde hiçbir endüstriyel değeri olmayan tremolite asbest bulunmaktadır. Bu tür asbestin lifleri tıpkı mavi ve kahverengi asbest gibi ince uzun veya kalın olabilmektedir.</p>
<p>Ülkemizde çevresel yolla asbest solunmasına bağlı hastalıkların en yoğun olduğu bölgeler: Eskişehir&#8217;in Mihallıççik ilçe ve köyleri, Konya Ereğli&#8217;sinin Halkapınar ve Ayrancı köyleri, Çankırı&#8217;nın Ilgaz ve Şabanözü köyleri ve Yozgat&#8217;ın Sorgun ilçesi ve köyleri, Sivas&#8217;ın Yıldızeli ve Şarkışla köyleri, Güney Doğu Anadolu bölgesinde Diyarbakır&#8217;ın batısındaki Ergani ve köyleri, Elazığ&#8217;ın Maden ve Polu köyleri, Malatya, Adıyaman ve Urfa&#8217;nın Siverek ilçesi yer almaktadır. Karadeniz&#8217;in sahil bölgeleri ve Doğu Anadolu yerleşim yerlerinde asbestle ilgili hastalık bulunmamaktadır.</p>
<p>Trakya&#8217;nın birkaç köyünde asbest solunmasına bağlı beniğn plevral değişikliklere rastlanmıştır. Ege bölgesinde sadece Denizli&#8217;in Tavas ilçesi köylerinde, Burdur&#8217;un Yeşilova bölgesi, Kütahya&#8217;nın Aslanapa ve Gediz ilçesi, Afyon&#8217;un Elmadağ ilçesi köylerinde sporadik asbestle ilgi hastalıklar bulunmuştur.</p>
<p>Akdeniz bölgesinde, Toros dağları yamaçlarındaki köyler ve Hatay&#8217;ın Kırıkhan ve Reyhanlı köylerinin bazılarında tremolit asbest içiren toprağın yukarıda bahsedilen yolla kullanılması sonunda iç ortam havanının solunmasıyla asbesle ilgili hastalıklar gelişmektedir.</p>
<p>Bir kristalize aluminosilikat olan zeolit&#8217;lerin doğal 30 türünün içinde sadece erionite ve mordenite lifsel yapıdadır. Bunlardan yalnız kristal yapısi lifsel olan erionite&#8217;in epidemiyolojik, in vivo ve in vitro olarak karsinojenik ve fibrojenik olduğu gösterilmiştir. Erionite&#8217;nin şimdiye kadar bilinen en potent kanser yapıcı bir mineral olduğu Dünya Sağlık Teşkilatına bağlı, Uluslararası Kanser Araştırma Kurumu (International Agency Research on Cancer) tarafından kabul edilmiştir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Binlerce yıl önce Erciyes, Hasandağ ve hemen yakınındaki Melendiz dağlarının volkanik lavlarının örttüğü, yabancıların Cappadocia, bizlerin Göreme dediği bölgede eşsiz doğa harikası olan jeolojik bir yapı ortaya çıkmıştır. Bu yörenin sadece üç yerinde, su ve tuz ile reaksiyona giren volkanik lavlar chabazite, clinopitololite ve kristalize olarak lifsel yapıda erionite&#8217;nin oluştuğu yerlerde Karain, Tuzköy ve Sarıhıdır köyleri yerleşmiştir. Erionite&#8217;nin asbestin yaptığı hastalıkların tümüne sebep olduğu Göreme bölgesindeki çalışmalarla gün yüzüne çıkmıştır.</p>
<p>Bu bölgedeki üç köyden ayrı olarak diğer köylerde seyrek de olsa maliğn plevral ve peritoneal mezotelyoma endemisi olduğu tarafımızdan gösterilmiştir. Bölgeden gelen mezotelyomalı hastaların ortalama yaşı 50 olup en genci 26, en yaşlısı ise 75 bulunmuştur. Hastalık hem kadınlarda ve hem de erkeklerde görülüyordu. İşin ilginç yanı, hastalığın bazı ailelerde daha yoğun bir şekilde görülmesiydi.</p>
<p>Bir aile içinde plevral ve peritoneal mezotelyoma ile birlikte lenfoma, karaciğer kanseri, kemik sarkomu gibi mezotelyoma dışı tümörler de görülmekteydi. Bu gözlemler kanserin oluşmasında esas etken erionite olmakla beraber genetik yatkınlığın da ek faktör olarak etkili olabileceğini işaret etmektedir.</p>
<p>Göremenin Karain, Tuzköy ve Sarıhıdır köylerinde yapılan proportional mortalite çalışmalarında, ilk iki köyde ölenlerin % 70&#8242;inin maliğn hastalıktan öldüğü gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Buna karşın Kızırmağın güneyindeki eski yerleşim yerini nehrin taşkınları ve arkadaki kayaların düşerek insan ve hayvan zayiatına sebep olması nedeniyle zamanın hükümeti 1958 yılında köyün nehrin kuzey yakasındaki tuğla, briket gibi malzeme ile yapılmış yeni evlere taşınmasını sağlamıştır.</p>
<p>Sarıhıdır&#8217;daki mortalite oranının % 50&#8242;nin altında olması buna bağlı olsa gerek. Bu köydeki hastaların birisi hariç tümü eski köyde doğmuş bireylerdi. Bu olay Göreme&#8217;deki kanser sorununun ancak, köy yerlerinin değiştirilmesiyle çözülebileceğini göstermektedir.</p>
<p>Göreme&#8217;deki kanserli köylerdeki insanlar, ev ve bahçe duvarlarının yapı taşları olan su kayasının içindeki erionit&#8217;ten solumaktadır. Hasta ve sağlamların bronş sekresyonunda, soludukları evin havasında ve akciğerlerinde hem erionite lifleri ve asbest cisimciğine benzeyen zeolite cisimcikleri gösterilmiştir.</p>
<p>Bugün sadece 35 haneli bir köy haline gelen Karainliler&#8217;ın büyük bir kısmı, çeşitli nedenlerle, yurt içi ve yurt dışı yerlerde yaşamlarını sürdürmektedirler. Köyden ilkokulu bitirdikten sonra ayrılanların bile dünyanın neresine giderse gitsin mezotelyoma riskini taşımaktadır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmesothelioma-nedir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/mesothelioma-nedir/&amp;text=Mesothelioma Nedir?&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/mesothelioma-nedir/&amp;t=Mesothelioma Nedir?">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/mesothelioma-nedir/&amp;title=Mesothelioma Nedir?&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fmesothelioma-nedir%2F&name=buzlu.org&description=Mesothelioma+Nedir%3F" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/mesothelioma-nedir/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/mesothelioma-nedir/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/mesothelioma-nedir/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/mesothelioma-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boğaziçi Üniversitesi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/bogazici-universitesi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/bogazici-universitesi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Jun 2009 10:12:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim-Öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Üniversite seçme]]></category>
		<category><![CDATA[öss puanı]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[binalar]]></category>
		<category><![CDATA[birinci dünya savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaziçi Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[ders]]></category>
		<category><![CDATA[devletler]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[hangi Üniversiteye gitmeliyim]]></category>
		<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[konteyjan]]></category>
		<category><![CDATA[lise]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[padişah]]></category>
		<category><![CDATA[paşa]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[profesör]]></category>
		<category><![CDATA[puanıma göre]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Koleji]]></category>
		<category><![CDATA[rumeli]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sermaye]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[tören]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3458</guid>
		<description><![CDATA[Robert Koleji bir eğitmen, mucit, teknisyen, mimar ve kurucu olan Dr. Cyrus Hamlin ile tanınmış hayırsever ve zengin bir tüccar olan New York&#8217;lu Mr. Christopher Rheinlander Robert tarafından İstanbul, Türkiye&#8217;de kurulmuştur. Çok yönlü ve yetenekli bir dahi olan Dr. Cyrus Hamlin, 1839 yılında Türkiye&#8217;ye gelmiş ve 1860 yılına kadar erkek öğrencilere seminerler vermiştir. 1856 yılında [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/06/Boğaziçi-Üniversitesi.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3459" title="Boğaziçi Üniversitesi" src="http://www.buzlu.org/images/2009/06/Boğaziçi-Üniversitesi.jpg" alt="Boğaziçi Üniversitesi" width="400" height="240" /></a></p>
<p>Robert Koleji bir eğitmen, mucit, teknisyen, mimar ve kurucu olan Dr. Cyrus Hamlin ile tanınmış hayırsever ve zengin bir tüccar olan New York&#8217;lu Mr. Christopher Rheinlander Robert tarafından İstanbul, Türkiye&#8217;de kurulmuştur.</p>
<p>Çok yönlü ve yetenekli bir dahi olan Dr. Cyrus Hamlin, 1839 yılında Türkiye&#8217;ye gelmiş ve 1860 yılına kadar erkek öğrencilere seminerler vermiştir. 1856 yılında Kırım Savaşı sırasında Mr. Robert ile tanışmıştır. Mr. Robert&#8217;in vapuru İstanbul Limanı&#8217;na yanaşırken, görüntüsü insanı cezbeden bir kayık dolusu ekmeği fark etmiştir. Merakı artmış, ve bu ekmeklerin Cyrus Hamlin tarafından Üsküdar civarındaki Selimiye Kışla&#8217;sında bulunan yaralı askerlere gönderildiğini öğrenmiş, bu garip tesadüf onların tanışmalarına neden olmuştur. Huguenot neslinden gelen bu iki adamın daha sonraki görüşmeleri, Birleşik Devletler sınırları dışındaki en eski Amerikan Koleji&#8217;nin kurulmasına vesile olmuştur.<br />
<span id="more-3458"></span><br />
Mr. Robert finansal yükü üstlenirken, Dr. Hamlin ise Birleşik Devletler&#8217;den kaynak sağlayarak Kolej&#8217;in kurulumu sorumluluğunu eline almıştır. Bir müfredat programı oluşturulmuş ve Dr. Hamlin öğretim lisanının İngilizce olması konusunda ısrar etmiştir. Yeni kurulan Yönetim Kurulu&#8217;nun aldığı kararlar doğrultusunda, Kolej&#8217;in kapıları ırk, milliyet, din gözetilmeksizin önyargısızca ve ayrım yapılmadan tüm öğrencilere açık olacaktı. Bunun yanında, Mr. Robert&#8217;in isteği doğrultusunda Kolej hiçbir koşulda herhangi bir politik eğilim göstermeyecek ve de hiçbir politik düşünceye dahil olmayacaktı.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Çeşitli alternatifler düşünüldükten sonra, Mr. Hamlin, Kolej&#8217;in yeri konusunda düşündüğü en uygun yeri belirledi. Bu yer Ahmet Vefik Paşa&#8217;ya ait taşocağı olan bir arsaydı. Aynı taşocağı, İstanbul fethedilmeden hemen önce, 1453 yılında, Boğaz&#8217;ın Avrupa Yakasında olan heybetli Rumelihisarı&#8217;nın yapımında Fatih Sultan Mehmet tarafından da kullanılmıştı. Bu ocaktan çıkan mavi kireçtaşı Birinci Dünya Savaşı&#8217;na kadar inşa edilen bütün Kolej binalarında kullanılmıştır.</p>
<p>Önceleri Ahmet Vefik Paşa arazisini satmak istememiş, fakat daha sonra sultanın elçisi olarak III. Napoleon&#8217;un Paris&#8217;teki sarayına çağrılınca, anlaşmaya mecbur kalmış ve de 1861 yılında arsasını satmıştır. Ödeme, dönemin Eğitim Bakanlığı&#8217;nın verdiği yapım izniyle birlikte en kısa zamanda yapılmalıydı; Padişah&#8217;ın fermanı olmadan inşaata başlanamayacağı konusunda da Mr. Hamlin bilgilendirilmişti. Padişah&#8217;tan böyle bir iznin alınmasının uzun süreceğinin farkında olan Mr. Hamlin, Yönetim Kurulun&#8217;dan bugünkü boş-seminer binasını kiralamıştı. Böylece Robert Kolej, yardımsever Christopher Rheinlander Robert&#8217;ten ismini almış, mezunlarına B.A. derecesi verme yetkisi ise bir kararname ile onaylanmıştır. Eylül 1863&#8242;te, ilk Başkan Dr. Cyrus Hamlin&#8217;le kapılarını öğrencilere açmıştır.</p>
<p>Sonuçta, 4 Haziran 1869&#8242;da Padişah izin hükmünü vermiş, ilk binanın köşetaşı yerleştirilmiş ve ismi Hamlin Hall olarak atanmıştır. Dr. Hamlin bizzat inşaatın her detayıyla ilgilenmiştir. Rumelihisarı&#8217;nın yapımında kullanılan harcı incelemiş, binayı da ortasında açık bir avlu bulunan eski Türk kervansaray veya hanları gibi dizayn etmiştir. Hamlin Hall 1871 yılında tamamlanmıştır. Tek katlı, geniş bir bina da 1873 yılında Hamlin Hall&#8217;ın arka kısmına ilave edilmiş fakat otuz yıl sonra bu bina Washburn Hall yapılırken yıkılmıştır.</p>
<p>Dr. Hamlin, Kolej için bağış ve yardımları artırmaya çalışsa da asla başarılı olamamıştır. 1869&#8242;da, 1865-1868 yılları arasında Robert Kolej&#8217;de öğretmenlik yapan Dr. Hamlin&#8217;in damadı, Dr. George Washburn, Kurul tarafından yönetimi ele almak için İstanbul&#8217;a geri gönderildi. Bu Mr. Hamlin&#8217;i tedirgin etti çünkü damadıyla olan ilişkileri gittikçe gerginleşiyordu. Dr. Hamlin, Dr. Washburn&#8217;ün genişleme ve politikaya dahil olma fikrini onaylamadı. Bununla birlikte, bir kız koleji kurma düşüncesi de Mr. Robert tarafından onaylanmadı. Dr. Hamlin ve Dr. Washburn arasındaki çatışma zamanla öyle büyük bir boyuta geldi ki, 26 Eylül 1873&#8242;te, Dr. Hamlin bir daha Türkiye&#8217;ye geri gelmemek üzere Birleşik Devletler&#8217;e kesin dönüş yaptı. Dr. Washburn henüz Kurul tarafından Mayıs 1872&#8242;de müdür yapılmıştı. Dr. Hamlin Mart 1877&#8242;de istifasını verdikten sonra, Dr. Washburn 1877&#8242;den 1903&#8242;teki emekliliğine kadar, Kolej&#8217;in ikinci Başkanı olmuştur. Birleşik Devletler&#8217;deki çalışmalarına devam eden Dr. Hamlin ise 8 Ağustos 1900&#8242;de, seksen dokuz yaşında vefat etmiştir.</p>
<p>Mr. Robert 1878 yılında vefat ettiğinde, Robert Kolej kendi kendini finanse etme durumunda kaldı. Mr. Robert Lookout Mountain&#8217;daki arazisinin tümünü, kendine ait bütün diğer arsaların beşte birini Robert Kolej&#8217;e miras olarak bıraktı ve bu arsaların satışından elde edilen parayla okula yeniden finansal kaynak sağlanmış oldu.</p>
<p>Kolej arazisi üzerinde ikinci bina 1881 yılında Profesör Alexander Van Milligen tarafından inşa edilen konuttur. Bizans tarihi konusunda uzman olan ve 1878 yılından, öldüğü 1915 yılına kadar öğretmenlik yapan Profesör Alexander Van Milligen, bu evi ölümünden sonra Robert Kolej&#8217;in hizmetine gireceği bilinciyle inşa ettirmiştir. Buna rağmen, Bay ve Bayan George G. Huntigton&#8217;ın bu evde uzun zaman boyunca yaşamasından dolayı ev Huntington House olarak isimlendirilmiştir. 1986 yılında ev yenilenmiş ve de Heritage (Tarihi) Müzesi&#8217;ne çevrilmiştir. Evin son sakini olan Eveline A. Scott tarafından miras bırakılan mobilyalar, kitaplar ve de dokümanlar, bu müzenin çekirdeğini oluşturmaktadır.</p>
<p>1895 yılından, 1919 yılına kadar Yönetim Kurulu Başkanlığı yapan John Steward Kennedy, Kolej&#8217;e cömert yardımlarda bulunmuştur. Onun bağışlarıyla, 1891&#8242;de Kolej&#8217;in başkanı için bir ev inşa edilmiştir. Muhteşem Boğaz manzarası olan bu geniş ev, Kennedy Lodge, 1891 yılından itibaren Washburn&#8217;lerle başlayarak 1971 yılında Dr. John Scott&#8217;ın ayrılmasına kadar Kolej Başkanlarının ikametgahı olmuştur. Bugün, zemin katı öğretim kadrosu için bir yemek salonu, üst katları misafirhane ve de bodrum katı restorant olarak kullanılmaktadır. Her türlü sosyal etkinlik de burada yapılmaktadır.</p>
<p>Mr. Kennedy aynı zamanda altı profesörün evi ve de Kolej arazisinin çevresinin duvarla çevrilmesi için bağışta bulunmuş, Robert Kolej&#8217;e miras olarak bıraktığı 1.500.000$ ise Mühendislik Fakültesi&#8217;nin doğu kanadı ile (1912), 1913 yılında inşası tamamlanan yurt-derslik binası olan Anderson Hall&#8217;ın, yapımlarında kullanılmıştır.</p>
<p>Dr. Cyrus Hamlin&#8217;in oğlu olan Alfred Dwight Foster Hamlin tarafından dizayn edilen ikinci akademik bina 1892 yılında tamamlanmıştır. İlk başta Science Hall olarak adlandırılan binanın ismi, Kolej&#8217;e 1872 yılından 1901 yılına kadar doğa tarihi profesörü olarak hizmet eden Albert Long&#8217;un ölümünden sonra Albert Long Hall olarak değiştirilmiştir. Bu bina Bayan Van Milligen&#8217;in kardeşi olan Bayan Davies tarafından döşenmiştir. Bodrum katta Kimya Bölümü, birinci katta Kütüphane ve Fizik Bölümü ve de üst kat Oditoryum olarak kullanılmıştır. Ayrıca, Mr. Cleveland H. Dodge tarafından bağışlanan ve dünyanın en ünlü beş orgundan biri olan org ise bu katta bulunmaktadır.</p>
<p>Hamlin Hall tamamlanır tamamlanmaz, Hazırlık Bölümü&#8217;nün ayrı bir binada yer alması gerektiği anlaşılmıştır. 1898 yazında, Mr. Washburn Birleşik Devletler&#8217;e gittiğinde, yeni binanın finansmanını sağlamak konusundaki ilgisini çekmek için New York&#8217;lu zengin bir bankacının kızı olan Olivia Eggleston Phelps Stokes&#8217;ı ziyaret etmek istemiştir. Ne yazık ki Bayan Stokes Avrupadaydı, ama İstanbul&#8217;da Mr. Washburn&#8217;ü, Bayan Stokes&#8217;ın yeni binanın inşaası için yardıma hazır olduğunu yazan bir mektup bekliyordu. Bu bina 1871 yılında Ahmet Vefik Paşa&#8217;dan satın alınan arazinin üzerine inşa edildi ve 1902 yılında ise yerleşilmeye hazırdı. Bayan Stokes&#8217;un özel isteği üzerine bina Theodorus Hall (veya Allah&#8217;ın armağanı) olarak isimlendirildi. Bugün ise Kız Yurdu olarak kullanılmaktadır.</p>
<p>Aynı zamanda Dodge Jimnastik Salonu da Kampüs&#8217;teki taşocağından çıkarılan mavi kireçtaşından inşa edildi. Bu binanın yapımı, 1909&#8242;dan 1926&#8242;ya kadar Yönetim Kurulu Başkanı olan Cleveland H. Dodge ve babası William H. Dodge tarafından finanse edilmiştir. Uzun yıllar boyunca Avrupa&#8217;daki en modern ilk jimnastik salonu olma özelliğini korudu ve de Türkiye&#8217;deki tek kapalı koşu pistini barındırdı. 1908 yılında, Türkiye&#8217;deki ilk basketbol maçı burada oynanmıştır.</p>
<p>1929 yılında, Bayan Olivia Phelps Stokes aynı zamanda Hazırlık Bölümü öğrencileri için Theodorus Hall&#8217;un arkasına inşa edilen jimnastik salonunun da finansmanını sağlamıştır. Bu bina daha sonra erkek yurduna çevrilmiştir.</p>
<p>Bugün İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi olarak kullanılan Washburn Hall, Mr. William E. Dodge&#8217;ın dul eşi Mrs. William E. Dodge tarafından finanse edilmiştir. Bu ofis-sınıf binası 1906 yılında tamamlanmış ve de ismini 1903 yılında Başkanlıktan istifa etmiş olan Başkan George Washburn&#8217;den almıştır. Diğer bütün binalar gibi Washburn Hall da Birinci Dünya Savaşı&#8217;ndan önce inşa edilmiş ve de inşasında kampüste bulunan mavi kireçtaşı kullanılmıştır. Üst katlar, yani beşinci kat ve de dördüncü katın yarısı, bir zamanlar büyük değer taşıyan Doğal Tarih Müzesi&#8217;ne (Natural History Museum) ev sahipliği yapmıştır.</p>
<p>Dr. Caleb Frank Gates&#8217;in başkanlığı süresinde (1903-1932), ilk tenis kortları yapılmış, Hamlin Hall yenilenmiş, yeni bir ışıklandırma ve ısıtma binası kurulmuş, Ahmet Vefik Paşa&#8217;dan yeni arazi satın alınarak üzerine tepeye doğru dolanarak çıkan yol 1913 yılında inşa edilmiş ve deniz kenarındaki yeni giriş, okulun ana giriş kapısı olmuştur.</p>
<p>Anderson Hall veya bugünkü adıyla Fen-Edebiyat Binası da 1913 yılında tamamlanmıştır. Bu yatakhane-sınıf binası, John S. Kennedy tarafından Kolej&#8217;e miras olarak bırakılan sermayeyle inşa edilmiş ve de Profesör Charles Anderson&#8217;dan sonra onun Kolej&#8217;e yaptığı uzun hizmete (1869-1918) istinaden isimlendirilmiştir. Bugün ise derslik-ofis binası olarak kullanılmaktadır.</p>
<p>1903 yılında Gates başkan olunca, Robert Kolej daha fazla genişleme ve de modernleşmeye hazırdı. Gates Türkiye&#8217;nin artık kendi mühendislerini yetiştirmesi ve eğitmesi gerektiğini anlamıştı ve John S. Kennedy&#8217;den kalan parayla, bir mühendislik okulunun yapımına başlamak istiyordu. 1909 yılında Birleşik Devletler&#8217;e giderek, teklif ettiği projenin uygulanması için Kurul&#8217;dan onay almayı başardı. Robert Kolej&#8217;deki yeni Mühendislik Okulu&#8217;na gelip, kurulumuna nezaret etmesi için de ilk önce Makine Mühendisliği Profesörü olan John R. Allen ile anlaştı. Daha sonradan ismi Gates Hall olan, Mühendislik Bina&#8217;sının yapımına 1910 yılında başlandı, ama 1912 yılında sadece batı kanadı bitirildi. İlkbaşta U-şeklinde dizayn edilen binanın ilk planından daha sonra vazgeçildi. Balkan Savaşları, I.Dünya Savaşı ve de yeni Türkiye Cumhuriye&#8217;tinin kurulması dolayısıyla, bugünkü mevcut binanın yapımı ancak 1931 yılında tamamlanabildi. Dört kat yüksekliğindeki bina tepenin eğimini takip edecek şekilde planlanmıştır, bu yüzden her katın kendine ait ayrı bir girişi bulunmaktadır.</p>
<p>1912 sonbaharında, Mr. Allen&#8217;in Birleşik Devletler&#8217;e dönme zamanı geldiğinde, Mr. Gates&#8217;in yeni Mühendislik Okulu&#8217;na dair tüm işleri tamamlaması için doğru insanı bulması gerekiyordu. Bu kişi Lynn Scipio idi, 1912 yılında, 3 yıllık sözleşmeyle işe başladı ama bu süreç 1942 yılına kadar uzadı.</p>
<p>Henrietta Washburn Hall veya bugünkü adıyla Social Hall, Mr. Cleveland H. Dodge tarafından finanse edilmiştir. 1914 yılında tamamlanmış ve ismini Cyrus Hamlin&#8217;in kızıyla George Washburn&#8217;ün eşi olan Henrietta Loraine Washburn&#8217;den almıştır. Şu anda öğrenciler tarafından bir eğlence ve dinlenme merkezi olarak kulllanılan Social Hall, salonlar, klüp odaları, bir tiyatro ve bir kantini içermektedir.</p>
<p>John Sloane Reviri ise 1913-1914 yılları arasında inşa edilmiştir. Kolej&#8217;in eski bir kurul üyesi olan William Sloane&#8217;nin armağanıdır ve de gene eski bir kurul üyesi olan babasının hatırasına adanmıştır. John Sloane Reviri, birinci katında yataklı hasta ağırlama imkanı, zemin katta ise bir klinik ve personel için iki kat bulunduran 18 yataklı bir hastaneydi. Bugün ise erkek yurdu olarak kullanılmaktadır.</p>
<p>Van Milligen Kütüphanesi 1932 yılında tamamlanmıştır, aynı zamanda da idari personele barınma imkanı sağlamıştır. Türkiyedeki ilk modern kütüphane olduğu söylenir. Alexander Van Milligen 1915 yılında vefat ettiğinde; evini, kütüphanesini ve de bin poundunu, okula bırakmıştır. Bu parayla, Van Milligen Fonu başlatılmış, sonuçta yeni binanın finansı sağlanmıştır. &#8216;Quarry&#8217; olarak bilinen alan, yeni binanın yerleşim yeri olarak seçildi ve Profesör Sciopio da planlarını çizdi. Dünyanın bu bölümündeki en güzel Yakın Doğu Koleksiyonu&#8217;nu barındırdı. Bugün ise, Boğaziçi Üniversitesi Rektör ve Yardımcı Rektörlerinin ofislerini çevreleyerek yönetim binası olarak kullanılmaktadır. Perkins Hall, bugünkü ismiyle yeni Mühendislik Binası, Profesör Aptullah Kuran tarafından dizayn edilmiştir. Eski bir kurul üyesi olan George W. Perkins&#8217;in hatırasına adanan bu bina, Mayıs 1963&#8242;te, Kolej&#8217;in yüzüncü yıl kutlamaları sırasında törenle hizmete açılmıştır.</p>
<p>1932 yılında Mr. Gates emekli olunca, ciddi finansal kesintiler düşünülmeye başlandı. Robert Kolej ve Amerikan Kız Koleji&#8217;nin ikisi birden savaş öncesi Türkiye ekonomisinden ve Birleşik Devletler&#8217;deki ekonomik krizden oldukça etkilendi. 1932 yılında, Amerikan Kız Koleji ile birleşmenin ilk adımı olarak Dr. Paul Monroe iki okulun da başkanlığına atandı. Bununla birlikte, belirli akademik mevkiler ve öğretim görevlileri paylaşılarak, ödenen maaşların sayısında kısıntıya gidildi. Bu sebeple, akademik kadronun minimuma indirilmesi ve maaşlarda kesintiye gidilmesi, akademik kayba neden oldu.</p>
<p>Başkan Wright&#8217;ın zamanında (1935-1943), Dr. Monroe&#8217;nın çabaları sayesinde finansal durum geliştirildi ve de müfredat programı revize edildi. Fakat, Türkiye tarafsızlığını korumasına rağmen, İkinci Dünya Savaşı sona erene kadar birçok problem çözülemedi hatta daha fazla zorluklar yarattı.</p>
<p>1944 yılında, Dr. Black Başkanlığa atandı. Dr. Black&#8217;ın yüzleştiği en ana problemler gene finansaldı, Kolej&#8217;i iflastan kurtarabilmek için katı ekonomik tedbirler alınması gerekliydi. 1950li yıllarda Kolej&#8217;in prestiji arttı ve halkla ilişkilerin en iyi olduğu döneme gelindi. 1955 yılında Dr. Black&#8217;in yerine göreve gelen Dr. Ballantine dinamik bir kişiliğe sahipti. Dr. Black&#8217;in planları Robert Kolej&#8217;i akademik olarak yeniden canlandırmak ve daha iyi finansal ve fiziksel olanaklarla çerçevelenmiş yükseköğrenim programı yaratmak için Akademi&#8217;nin İkinci Okulu&#8217;nu elimine etmekti.</p>
<p>1958 yılında ise Türk hükümetinden gerekli izni almayı başardı. 1958 yılında, lise mezunu öğrencileri üç okuldan herhangi birine giriş için hazırlayan bir İngilizce Dili Bölümü kuruldu. Buna rağmen; her öğrenciyi eğitmenin bedeli, bu değişiklerle öğretim ücretinin dörtte biri olmasından dolayı, bütçe açığı her yıl fark edilir oranda büyüdü.</p>
<p>1912 yılında kurulan Mühendislik Okulu&#8217;na ek olarak , 1959 yılında da İşletme Okulu ve Dil-Bilim Okulu kuruldu.</p>
<p>1961 yılında Mr. Ballantine&#8217;nin istifasını, kısa dönemli başkanların başarısı takip etmiştir. Bugünkü Mühendislik Binası olan Perkins Hall, Dr. Malin&#8217;in başkanlığı döneminde bitirilmiştir. 1964 yılında Dr. Malin vefat ettiğinde yerine Dr. Simpson başkan olmuştur. Dr. Simpson, Robert Akademi&#8217;nin Hisar Kampüsü&#8217;nü tamamen yükseköğrenime bırakarak, Arnavutköy&#8217;deki kampüse taşınmasını, oradaki Amerikan Kız Kolejiyle karma bir eğitim kurumu oluşturacak şekilde birleşmesini önermiştir. Dr. Simpson, 1967 yılında sağlık problemleri yüzünden görevini bırakmak zorunda kalmıştır. 1968 yılında ise başkanlık görevine onun yerine Dr. Everton gelmiştir.</p>
<p>Mart 1971&#8242;de Dr. Everton, Robert Kolej&#8217;in üzerine herhangi bir kampüs üzerinde bağımsız bir üniversitenin kurulması için Türk hükümetini teşvik eden önergenin 26 Ocak 1971&#8242;de Yönetim Kurulu tarafından kabul edildiğini açıkladı. Birleşme 1971 yazında sonuçlandırıldı. Binaları, kütüphanesi, laboratuarları, tüm imkanları ve personeliyle 118 dönümlük bugünün Güney Kampüsü 10 Eylül 1971&#8242;de tamamen Türk hükümetinin üzerine geçmiştir. Boğaziçi Üniversitesi, yüz yılı aşkın bir süredir Robert Koleji&#8217;nin kampüsü olan alana resmi olarak kurulmuştur.</p>
<p>Robert Kolej mezunu olan Prof. Dr. Aptullah Kuran, Üniversite&#8217;nin ilk rektörü olmuştur (1971-1979). Prof. Dr. Kuran&#8217;ın yerini önce Prof. Dr. Semih Tezcan devralmış (1979-1981) daha sonra da Prof. Dr. Ergün Toğrol rektör olmuştur (1981-1992). 1992&#8242;de Robert Kolej mezunu olan Prof. Dr. Üstün Ergüder Boğaziçi Üniversitesi tarafından rektör olarak seçilmiş, 2000 yılında da görevini Prof. Dr. Sabih Tansal&#8217;a bırakmıştır.</p>
<p>Üniversite hem fiziksel hem de akademik olarak genişlemeye devam etmiştir. Üniversiteye bir fakülte ve yüksek lisans programları sunan altı enstitü eklenmiştir. Üniversitenin eğitim binaları çoğunlukla Güney Kampüs&#8217;te yer almaktadır. Tarihi binaları, boğaz manzarası ve doğu sınırını oluşturan Rumeli Hisary ile bu kampüs eşsiz bir atmosfere sahiptir. Ana Kütüphanenin, Fen ve Mühendislik Laboratuvarları Binasının, Eğitim Fakültesinin, Erkek Yurdu II&#8217;nin, Kız Yurdu II&#8217;nin ve de Eğitim Teknolojileri Binası&#8217;nın tamamlanmasıyla Kuzey Kampüs bugünkü yüksek değerine ulaşmıştır. İçinde rasathaneyi barındıran Kandilli Kampüsü 1982&#8242;de, Hisar Kampüs ise 1989&#8242;da Üniversite bünyesine dahil olmuştur. Üniversite şu anda, Uçaksavar Kampüsü&#8217;nde, personel için lojmanlar, öğrenciler için yurtlar ve de büyük bir spor kompleksi barındırmaktadır. Bu kampüs aynı zamanda Türkiye&#8217;nin en gelişmiş öğrenci yurt kompleksi olan &#8216;Superdorm&#8217;u barındırmaktadır. Sarıtepe Kampüsü olarak adlandırılan, Karadeniz sahili üzerindeki Kilyos yakınındaki dinlenme yeri 1985 yılında kazanılmış, ve inşası tamamlanarak faaliyete geçmiştir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Sonuç olarak şunu rahatça ifade etmek gerekir ki Robert Kolej&#8217;in kusursuz akademik gelenekleri, artan kampüs olanakları ve nüfusuyla, bugünkü Bogaziçi Üniversitesi&#8217;nin çekirdeğini oluşturmuştur.</p>
<p><strong>Robert Kolej ve Boğaziçi Üniversitesi Başkanları:</strong></p>
<p>1. Cyrus Hamlin (1863-1877)<br />
2. George Washburn (1877-1903)<br />
3. Caleb Frank Gates (1903-1932)<br />
4. Paul Monroe (1932-1935)<br />
5. Walter Livingston Wright (1935-1943)<br />
6. Floyd Henson Black (1944-1955)<br />
7. Duncan Smith Ballantine (1955-1961)<br />
8. Patrick Murphy Malin (1962-1964)<br />
9. Dwight James Simpson (1965-1967)<br />
10. John Scott Everton (1968-1971)<br />
11. Prof.Dr.Aptullah Kuran (1971-1979)<br />
12. Prof.Dr.Semih Tezcan (1979-1982)<br />
13. Prof.Dr.Ergun Togrol(1982-1992)<br />
14. Prof. Dr. Ustun Erguder (1992-2000)<br />
15. Prof. Dr. Sabih Tansal (2000- 2004)<br />
16. Prof. Dr. Ayşe Soysal (2004- 2008)<br />
17. Prof. Dr. Kadri Özçaldıran (2008- Günümüze)</p>
<p><strong>KRONOLOJİ</strong></p>
<p>1863-1971 Robert Kolej<br />
16 Eylül 1863 : Bebek Seminer Okulunda Robert Kolej 4 öğrenci ile eğitime başlar. Hamlin Başkan seçilir.<br />
20 Aralık 1868 : Rumelihisarı&#8217;nda inşaat izni alır.<br />
5 Temmuz 1869 : Bebek Kampüs&#8217;te ilk binanın temeli atılır.<br />
17 Mayıs 1871 : İlk bina biter ve Hamlin adı verilir.<br />
1877 : George Washburn Başkan olur.<br />
1878 : Robert Kolej&#8217;e adını veren Christopher Rhinelander Robert 76 yaşında Paris&#8217;te ölür.<br />
1888 : Robert Kolej&#8217;de Kurucular Günü kutlanmaya başlar.<br />
1891 : Vakıf Başkanı Kennedy, Bebek Kampüs&#8217;te kendi adına Başkan evi yaptırır. (Kennedy Lodge)<br />
1897 : Robert Kolej&#8217;de ilk Atletizm karşılaşması yapılır.<br />
1900 : C. Hamlin 89 yaşında Lexington&#8217;da ölür.<br />
1902 : Theodorus Hall&#8217;un (Robert Kolej Hazırlık Binası) Olivia Eggleston P. Stokes tarafından yaptırılması.<br />
1903 : G. Washburn RC&#8217;den ayrılır ve Dr.Caleb Gates Başkan olur.<br />
1904 : William E. Dodge ve oğlu Cleveland Dodge tarafından yaptırılan Dodge Cimnastik Salonunun bitişi.<br />
1906 : C. Hamlin&#8217;in oğlu Alfred Dwight Foster tarafından yapılan Washburn Hall&#8217;un tamamlanması.<br />
1907 : Basketbol Türkiye&#8217;ye Robert Kolej sahalarından girdi.<br />
1908 : İlk &#8216;Charter Günü&#8217; Amerikan Kız Kolejinde kutlandı.<br />
1908-1909 : Robert Kolej&#8217;de ilk öğrenci Konseyi kuruldu.<br />
1912 : Mühendislik Fakültesi binasının tamamlanması ve Caleb Frank Gates&#8217;in adının verilmesi. (Gates Hall)<br />
1913 : Alfred Dwight Foster Hamlin tarafından yatakhane olarak kullanılmak üzere Anderson Hall&#8217;ın yapılması.<br />
1914 : C.Hamlin&#8217;in kızı Henrietta Washburn adına yapılan binanın (Washburn Hall) tamamlanması &#8211; John Sloane dispanserinin yapılması.<br />
1922 : C.Gates ve Hüseyin Pekta Lozan Konferansına katlr.<br />
1932 : Gates başkanlıktan istifa eder ve ilk olarak hem Robert Kolej &#8216;in hem de Amerikan Kız Koleji&#8217;nin başına Dr. Paul Monroe getirilir. Romanya Kraliçesi Marie ve kızkardeşi Amerikan Kız Koleji&#8217;nde misafir olurlar. Robert Kolej Kütüphanesi Bebek Kampüs&#8217;te tamamlanır ve Alexander Van Millingen adı verilir.<br />
1935 : Dr. Monroe&#8217;dan sonra, Dr. Walter L. Wright Başkan olur. Hüseyin Pekta, ilk Türk Müdür olur.<br />
1944 : Dr. Wrigh&#8217;tan sonra, Dr. Floyd Black Başkan olur.<br />
1946 : Missouri gemisinin Amirali Hewitt Bebek Kampüs&#8217;ü ziyaret eder.<br />
1955 : Dr. Duncan Ballantine, Dr. Black&#8217;den sonra Başkan olur.<br />
1957 : Robert Kolej Yüksekokul olur.<br />
28 Kasım 1960 : General Cemal Gürsel 2 koleji ziyaret eder.<br />
Kasım 1962 : Prof. Arnold Toynbee Amerikan Kız Koleji&#8217;ni ziyaret eder.<br />
Mayıs 1963 : Robert Kolej&#8217;in 100. Kuruluş Yılı Kutlamaları.<br />
18 Mayıs 1963 : Vakıf Başkanı George Walbridge Perkins adına yeni Mühendislik binasının kurulması.<br />
1965 : Dr. Dwight Simpson Başkan olur.<br />
1968 : Dr. John S. Everton Başkan olur.<br />
18 Mayıs 1971 : Yüksek kısım resmen sona erdi.<br />
Eylül 1971 : Amerikan Kız Koleji ve Robert Kolej&#8217;in birleşmesi.<br />
1971 : Robert Kolej Boğaziçi Üniversitesi olur.</p>
<p>Resmi sitesine <a href="http://www.boun.edu.tr/" target="_blank">buradan</a> ulaşabilirsiniz.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbogazici-universitesi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/bogazici-universitesi/&amp;text=Boğaziçi Üniversitesi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/bogazici-universitesi/&amp;t=Boğaziçi Üniversitesi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/bogazici-universitesi/&amp;title=Boğaziçi Üniversitesi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbogazici-universitesi%2F&name=buzlu.org&description=Bo%C4%9Fazi%C3%A7i+%C3%9Cniversitesi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/bogazici-universitesi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/bogazici-universitesi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/bogazici-universitesi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/bogazici-universitesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Harran Muharebesi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/harran-muharebesi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/harran-muharebesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2009 06:43:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşmalar]]></category>
		<category><![CDATA[antlaşmalar]]></category>
		<category><![CDATA[arap]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[ayaklanma]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyetler]]></category>
		<category><![CDATA[darbeler]]></category>
		<category><![CDATA[devletler]]></category>
		<category><![CDATA[edessa]]></category>
		<category><![CDATA[ermeni]]></category>
		<category><![CDATA[hamza]]></category>
		<category><![CDATA[Harran Muharebesi]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdarlar]]></category>
		<category><![CDATA[imza]]></category>
		<category><![CDATA[isyan]]></category>
		<category><![CDATA[Kilikya]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey]]></category>
		<category><![CDATA[mardin]]></category>
		<category><![CDATA[müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[muhabereler]]></category>
		<category><![CDATA[musul]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[padişahlar]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[rus]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[silah]]></category>
		<category><![CDATA[taranta]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarih ve savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yeniçeri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3439</guid>
		<description><![CDATA[Harran Muharebesi, 7 Mayıs 1104 tarihinde Antakya Prensliği(şimdiki zamanda Türkiye ve Suriye&#8217;nin bir parçasını kapsar) ve Urfa Kontluğu (12. yüzyılda Haçlı devletlerinden biri:Antakya&#8217;nın kuzey doğusunda) ile Selçuklular arasındaki muharebe. Birinci Haçlı seferi sonucunda yeni kurulan Haçlı devletlerine karşı ilk büyük muharebeydi. Muharebe Baldwin of Bourg veya Baldwin II of Jeruselam (ölüm:21 ağustos 1131) Edesa&#8217;nın 2.nci [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/06/Harran-Muharebesi.jpg"><img class="size-full wp-image-3440 aligncenter" title="Harran Muharebesi" src="http://www.buzlu.org/images/2009/06/Harran-Muharebesi.jpg" alt="Harran Muharebesi" width="332" height="219" /></a></p>
<p>Harran Muharebesi, 7 Mayıs 1104 tarihinde Antakya Prensliği(şimdiki zamanda Türkiye ve Suriye&#8217;nin bir parçasını kapsar) ve Urfa Kontluğu (12. yüzyılda Haçlı devletlerinden biri:Antakya&#8217;nın kuzey doğusunda) ile Selçuklular arasındaki muharebe. Birinci Haçlı seferi sonucunda yeni kurulan Haçlı devletlerine karşı ilk büyük muharebeydi.</p>
<p><strong>Muharebe</strong></p>
<p>Baldwin of Bourg veya Baldwin II of Jeruselam (ölüm:21 ağustos 1131) Edesa&#8217;nın 2.nci kontu idi(1100-1118)ve Kudüs&#8217;ün Üçüncü kralı( 1118 den ölümüne kadar) 1104 yılında Harran şehrine hücum etti ve kuşattı. Behemond of Antioch (1058-3 Mart 1111)Taranta Prensi ve Antioch prensi Birinci Haçlı seferi liderlerinden biri idi ve Tancred,Prince of Galilee (1072-5 veye 12 Aralık 1112 ) Birinci Haçlı seferi lideri idi, daha sonra Antioch Prensliği vekili ve Galilee prensi oldu bunlar Baldwin of Bourg&#8217; destek verdiler. Bohemond ve Tancred ,Baldwin ve Joscelin I;Edesa Kontu (ölüm:1131) ve ona eşlik eden Antioch Patriği Bernard of Valence,Kudüs Patriği Daimbert of Pisa (Pisa başpiskoposu öülm:1107) ve Edesa başpiskoposu Bendict ile birleşmek için Edessa Antioch dan kuzeye yürüyüşe geçtiler.<br />
<span id="more-3439"></span></p>
<p>Selçuklular, Jikirmish altındakiler, Musul valisi ve Sukman Mardin Artuklu Beyliği Khabur bölgesinde,belkide Ra&#8217;s aı-&#8217;aim de toplandılar.Mayıs 1104 tarihinde Edessa&#8217;ya saldırıya geçtiler.Belki Haçlılar&#8217;ı başka yöne çekmek için belki de Haçlılar başka yerde meşgulken şehri almak için.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
İbn al-Qalansi (Hamza ibn Asad abu Ya&#8217;la ibn al-Qalansi:1070-18 Mart 1160) 12.nci yüzyılda Şam &#8216;da bir arap politikacısı ve tarihi olay yazarı) ye göre tancerd ve Bohemund kuşatma anında Edessa&#8217;ya ulaştı.fakat 1234 tarih vakayyyinamesine göre ,ilk olarak Harran kapısına ulaştı.Her halde selçuklular Haçlılardan çekiliyor gibi görünerk uzaklaşıyorlardı.</p>
<p>Haçlılar da onları takip ediyordu.Haçlılar Selçuklular&#8217;ı hafif çatışmalardayeniyorlardı onları güneye kovalamaya devam eiyorlardı.Çağdaş tarihi olaylar yazarı edessa&#8217;lı Matthew ,kovalamayı iki ünlük olarak rapor ederken ,Ralph of Caen üç gün olarak rapor eder.</p>
<p>Cizre doğumlu müslüman tarihçi İbn al-Athir&#8217;e göre (Ali ibn al-Athir:1160-1233) Ana muharebe Harran&#8217;dan 12 km uzak mesafede meydan ageldi. Savaş yeri ile ilgili veri aykırılıklarına rağmen çok tarihçi,Albert of Aachen (Albert of Aix) (İlk Haçlı tarihçisi ve daha sonra Aachen klisesi rahibi )ve Fulcher of Charles ( yaklaşık 1509 yılında doğdu) İlk Haçlı saferi tarihi olay yazarının muharebenin Ar-Raqqah (Harran&#8217;a yaklaşık iki gün uzaklıkta) da olduğu tezini kabul ederler.Bohemund ve Tancred Antioch&#8217;un sağına kumanda ettiğinde.</p>
<p>Ralph of Caen,Selçuklular savaş alanına tekrar geri döndüğünde Haçlıların farkında olmadan yakalandığını söyler.O kadarki Baldwin ve Bohemund&#8217;un zırhsız savaştılar.</p>
<p>Muharebe süresinde Baldwin&#8217;in orduları selçuklular&#8217;a saldıran ve öde olandı ve tamamiyle yenildiler.Baldwin ve Joscelin Sukman tarafından esir alındı.Antioch orduları sadece az bir kayıp vermişti.Ve Edessa&#8217;ya kaçabilecekti.Mamafif,Jikirmish az miktarda bir ganimet aldı.Böylece Baldwin&#8217;i Sukman&#8217;ın kampından çaldı.Fidye ödenmesine rağmen Joscelin ve Baldwin 1108 tarihine kadar sırası ile serbest bırakılmadılar.</p>
<p><strong>Anlam ve önemi</strong></p>
<p>Muharebe, Birinci Haçlı seferinin yenilgisinden biri idi.Ve müslümanların yenilmez olduğuna inandırıyordu.Çünkü onlar haçlı seferlerinde hazır görünüyorlardı. Bizans İmparatoru,bu yenilgi ile Antioch &#8216;daki haklarını zorla kabul ettirme avantajını elde etti.Lazkiye ve Kilikya&#8217;nın bir kısmını zapt ettti.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Ermeni toprakları ayrıca Bizans ve Ermeni lehine ayaklanıyordu.Bu olaylar Bohemund&#8217;un Tancred&#8217;e Antioch vekilliğini bırakarak asker toplamak için İtalya&#8217;ya dönmesine sebep oluyordu.Tyre&#8217;li William (1130-1185) Tyre başkiskoposu ve ortaçağın ve Haçlıların tarihi olay yazarı,bundan daha felaketli olan bir savaş görmediğini yazdı.</p>
<p>Antioch, 1119 yılında Ager Sunguinis savaşında (veya Balat savaşı olarak da bilinir) tekrar mahvedildi.Edessa gerçekte asla iyileşemedi ve hayatta kalamadı 1144 yılına kadar sadece Müslümanların içindeki bölünmeden dolayı.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fharran-muharebesi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/harran-muharebesi/&amp;text=Harran Muharebesi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/harran-muharebesi/&amp;t=Harran Muharebesi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/harran-muharebesi/&amp;title=Harran Muharebesi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fharran-muharebesi%2F&name=buzlu.org&description=Harran+Muharebesi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/harran-muharebesi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/harran-muharebesi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/harran-muharebesi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/harran-muharebesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Birinci haçlı seferi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/birinci-hacli-seferi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/birinci-hacli-seferi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Jun 2009 02:11:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[1. haçlı]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşmalar]]></category>
		<category><![CDATA[antlaşmalar]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[ayaklanma]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[Birinci haçlı seferi]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyetler]]></category>
		<category><![CDATA[darbeler]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[devletler]]></category>
		<category><![CDATA[fetih]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdar]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdarlar]]></category>
		<category><![CDATA[hıristiyanlar]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[imza]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[isyan]]></category>
		<category><![CDATA[işgal]]></category>
		<category><![CDATA[katliamlar]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[padişahlar]]></category>
		<category><![CDATA[saray]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[silah]]></category>
		<category><![CDATA[Takı]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarih ve savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[yeniçeri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3433</guid>
		<description><![CDATA[Filistin&#8217;de her üç dinin mensupları barış ve huzur içinde yaşarken, Avrupa&#8217;daki Hıristiyanlar bir &#8220;Haçlı&#8221; seferi organize etmeye karar verdiler. Papa II. Urban 25 Kasım 1095 günü Clermont Konseyi&#8217;nde &#8220;Kutsal Toprakları Müslümanlardan kurtarmak&#8221; çağrısı yaptı. Papa II. Urban yanında Papaz Piyer Lermit tarafından da teşvik edilmiştir. Asıl olarak da Doğu&#8217;nun efsanevi zenginliğine ulaşmak üzere yaklaşık 600 [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/06/birinci-haçlı-seferi.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3434" title="birinci haçlı seferi" src="http://www.buzlu.org/images/2009/06/birinci-haçlı-seferi.jpg" alt="birinci haçlı seferi" width="230" height="350" /></a></p>
<p>Filistin&#8217;de her üç dinin mensupları barış ve huzur içinde yaşarken, Avrupa&#8217;daki Hıristiyanlar bir &#8220;Haçlı&#8221; seferi organize etmeye karar verdiler. Papa II. Urban 25 Kasım 1095 günü Clermont Konseyi&#8217;nde &#8220;Kutsal Toprakları Müslümanlardan kurtarmak&#8221; çağrısı yaptı.</p>
<p>Papa II. Urban yanında Papaz Piyer Lermit tarafından da teşvik edilmiştir. Asıl olarak da Doğu&#8217;nun efsanevi zenginliğine ulaşmak üzere yaklaşık 600 Bin kişilik Haçlı Ordusu oluşturdu.</p>
<p><strong>Sefer </strong></p>
<p>Birinci Haçlı seferi diğerler Haçlı seferleri gibi dalga dalga çoğunluğu dinsel heyecana kapılmış fakat önemli bir kısmı ise şahsi icin macera ve avantaj arayan sürüler halindeki Avrupalı Hristiyanlar&#8217;ın o zaman Hristiyan olan Avrupa üzerinden ve Balkanlardan yürüyerek oradan Müslüman arazilere girmeleri Anadolu&#8217;da Anadolu Selçuklu Devleti ve hükümdari Kılıç Arslan elinde bulunan arazilere geçerek savaşıp Antakya&#8217;ya varmaları; bir büyük Antakya kuşatmasından sonra oradan Suriye ve Lübnan üzerinden sonra Filistin&#8217;e ve Kudüs&#8217;e varmaları ve 1099 yılında Kudüs kuşatmasi, ele gecirilmesi ve katliami şeklinde gerçekleşmiştir.<br />
<span id="more-3433"></span><br />
<strong>Avrupa&#8217;da Haçlılar toplanması ve Hristiyan ülkelerinden geçi</strong>ş</p>
<p>Bizans&#8217;ın Hristiyanlardan istediği yardım büyük sürüler gibi insan halinde değildi ve bu Bizanslıların özellikle Bizans İmparatoru I. Aleksios Komnenos&#8217;un hiç beklemediği ve hiç istemediği şekildeydi ve bu I. Aleksios&#8217;da büyük şaşkınlık hatta korku yarattı. Özellikle bu güruhların iaşesi ve barınması eğer bir düzene konulmazsa Bizans topraklarının ve şehirlerinin talan edileceğini ve hem kırsal hem de şehirsel ahalisine çok büyük zararların doğucağını anlamıştı. Diğer taraftan düzenli Haçlı ordularının komutanlarının, çoğu bu sefere bir dinsel görevi yerine getirmek için değil, hükümdarlığını yapabilecekleri topraklar bulup, zaptetmek ve kendileri idaresinde özerk devlet kurmak için katıldıkları gayet açıkca bilinmekteydi.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Bu tehlikeleri karşılamak için I. Aleksios çok uygun bir plan yapmış ve genellikle Bizanslılar bu planı başarı ile uygulayabilmiştir. Bu plana göre Bizans elinde bulunan Balkan topraklarına giren Haçlı ordularına Bizans ordu birlikleri refakatçi verilecek ve Haçlı orduları bu refakatçilerin kılavuzluğu ve idaresi altında Balkanlarda kalıp geçecekti. Bu refakatçi ordu, Haçlı ordusunun yem yiyecek bulma araştırmalarını denetleyecekti. Bu Bizans refakat orduları için Aleksios büyük sayıda paralı (Türkçe konuşan) Peçenek askerleri tutmuştu. İstanbul (Konstantinopolis)&#8217;e vardığında, Haçlı ordusu şehir dışında belirlenmiş ve Bizans ordusu tarafından savunan bir ordugaha geçecekti. Bu ordugahlarda bulunanların bütün iaşeleri Bizans tarafından karşılanacaktı. Haçlılar ordugah yakınında veya uzağında su, yiyecek ve yem araçtırması yapmıyacaktı. Bu ordugahlardaki Haçlı ordusu mensupları küçük gruplar halinde Bizanslı kılavuzlar idaresinde, o zamanların en büyük, en zengin ve en şaşaalı şehrinin kiliselerini, yollarını , meydanlarını, anıtlarını, saraylarını gezip görebileceklerdi. Her Haçlı ordu komutanı ise Bizans İmparatoru&#8217;nun huzuruna çıkacak, ele etek öpecek; Bizans İmparatoru&#8217;nun vasalı olduğuna dair yemin edecek ve eline geçirdiği eski Bizans arazilerini Bizans&#8217;a devretmeyi kabul edecekti. Bundan sonra Haçlı ordusu Bizans gemileri ile Anadolu&#8217;ya Selçukluların elindeki arazilere gireceklerdi. Burada ilerlemek ve yem, yiyecek ve su ihtiyacını karşılamak kendilerine kalmıştı. Fakat Bizans, kılavuzlar temin etmek ve askerî bilgi ve destek sağlamaya hazır olacaktı.</p>
<p><strong>Halk Haçlı Seferi </strong></p>
<p>1096da resmen başlayan Birinci Haçlı Seferi&#8217;ne katılan Haçlı orduları dalgalar halinde gelmeye başladı. 40.000 kişi kadar ilk dalga resmen Kesiş Peter adlı bir halktan keşiş emri altında kuzey Fransız, Alman ve daha küçük sayıda kuzey İtalyan köylülerinden ve ailelerinden oluşmaktaydı; içinde çok az sayıda soylular bulunduğu için bu dalgaya Halk Haçlı Seferi denmiştir. Bu dalga Bizans arazisine Belgrad&#8217;da girmeden bu şehrin Sava Irmağı karşısında Macaristan&#8217;a ait bulunan Zemun (Semlin)&#8217;da bir ayakabbı yüzünden karışıklık çıkartıp iç kaleye hücum edip 4.000 Macarı öldürmüşlerdi ve sonra Belgrad&#8217;ı da talan edip yakmışlardı. Bu güruhun takip ettiği yolda Bizans halkının çeşitli şikayetlerine (hırsızlık, soygunculuk, kızlara kadınlara tecavüz vb.) maruz kalmıştı. Güruh Niş&#8217;e geldiği zaman da yeni bir isyan çıkarmıştı, fakat bu sefer I. Aleksios&#8217;un Bulgaristan eyalet valisi süvari kuvveti gönderip bu Haçlı isyanını bastırmıştı. Bu güruh 1 Agustos 1096&#8242;da İstanbul&#8217;a vardığında gücünün 1/4ini kaybetmişti. Hemen koruma altında 6 Ağustos&#8217;da Anadolu&#8217;ya çıkartılıp İzmit (Nikomedia) üzerine yöneltilmişlerdi.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
İzmit&#8217;i ele geçiren Haçlılar bu şehri Bizanslılara teslim etmişler; fakat Almanlar ve Fransızlar birbiriyle kavga edip ayrılmışlardır. İki ayrı güruh halinde Haçlılar İzmit Körfezini dolanıp Yalova yakınlarında iki ordugah kurmuşlardı. Fransızlar hemen Selçuklu başkenti olan İznik (Nicea)&#8217;ya karşı hücuma başlayıp, yoldaki yerleşkeleri talana, yerli ahaliye (Müslüman ve Hristiyan ayrılığı yapmadan) tecavüz edip onları öldürmeye başlamışlardı. Buna karşılık Almanlar ise İznik&#8217;in kenarından geçip Xerigordon adlı bir kaleyi zaptedip o kaleye yerleşmişlerdi. Burada Eylül sonunda Selcçuk ordusunun hücumuna uğrayıp nerede ise tümüyle elimine edilmişlerdi. Bu haberi alan Yalova&#8217;da bulunan 20.000 kişilik diğer Haçlı ordusu 21 Ekim&#8217;de yürüyüşe başlamıştı. Bu güruh ise bir Selçuklu ordusu tuzağına yakalanmış ve tamamen eline edilmişti. Selcuklular sonra da Yalova&#8217;daki kampta kalan gericilerin hepsini elimine edilip Halkın Haçlı Seferi sona erdirilmişti.</p>
<p><strong>Anadolu&#8217;da Haçlılar </strong></p>
<p>Eskişehir&#8217;de Anadolu Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan tarafından karşılandı.</p>
<p><strong>Kudüs kuşatması </strong></p>
<p>Godfrua do Buyyon tarafından sevk ve idare edildi. Uzun ve yıpratıcı bir seferden ve Müslümanlara karşı gerçekleştirdikleri pek çok yağma ve katliamdan sonra gerçekten de Kudüs&#8217;e vardılar.</p>
<p><strong>Kudüs&#8217;ün işgali </strong></p>
<p>Yaklaşık 5 hafta süren uzun bir kuşatmanın ardından 1099 yılında da Kudüs, Haçlı Ordusunun eline geçti. Dünya tarihinde eşine az rastlanır bir vahşet gerçekleştirdiler. Haçlı ordusu Kudüs&#8217;te iki gün içinde Şehirdeki yaklaşık 40 bin tüm Müslümanları ve Yahudileri kılıçtan geçirdiler. Bir tarihçinin ifadesiyle &#8220;buldukları tüm Arapları ve Türkleri öldürdüler&#8230; erkek veya kadın, hepsini katlettiler.&#8221;</p>
<p><strong><em>Haçlılardan biri, Raymund of Aguiles, bu vahşeti &#8220;övünerek&#8221; şöyle anlatıyordu:</em></strong></p>
<blockquote><p>Görülmeye değer harika sahneler gerçekleşti. Adamlarımızın bazıları &#8211; ki bunlar en merhametlileriydi &#8211; düşmanların kafalarını kesiyorlardı. Diğerleri onları oklarla vurup düşürdüler, bazıları ise onları canlı canlı ateşe atarak daha uzun sürede öldürüp işkence yaptılar.</p>
<p>Şehrin sokakları, kesilmiş kafalar, eller ve ayaklarla doluydu. Öyle ki yolda bunlara takılıp düşmeden yürümek zor hale gelmişti. Ama bütün bunlar, Süleyman Tapınağı&#8217;nda yapılanların yanında hafif kalıyordu. Orada ne mi oldu? Eğer size gerçekleri söylersem, buna inanmakta zorlanabilirsiniz. En azından şunu söyleyeyim ki, Süleyman Tapınağı&#8217;nda akan kanların yüksekliği, adamlarımızın dizlerinin boyunu aşıyordu.</p></blockquote>
<p><strong>Filistin&#8217;in Haçlılar tarafından idaresi</strong></p>
<p>Haçlılar Kudüs&#8217;ü zaptettikten sonra, Suriye ve Filistin&#8217;de bir Kudüs Krallığı kurdular.</p>
<p>Bir süre sonra Türklerin Musul Atabeyi, Halep&#8217;i ve Şam&#8217;ı geri aldı ve Kudüs Kralını esir ederek, krallığına son verdi.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbirinci-hacli-seferi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/birinci-hacli-seferi/&amp;text=Birinci haçlı seferi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/birinci-hacli-seferi/&amp;t=Birinci haçlı seferi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/birinci-hacli-seferi/&amp;title=Birinci haçlı seferi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fbirinci-hacli-seferi%2F&name=buzlu.org&description=Birinci+ha%C3%A7l%C4%B1+seferi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/birinci-hacli-seferi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/birinci-hacli-seferi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/birinci-hacli-seferi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/birinci-hacli-seferi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Abdülhamit dönemi</title>
		<link>http://www.buzlu.org/abdulhamit-donemi/</link>
		<comments>http://www.buzlu.org/abdulhamit-donemi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 May 2009 05:59:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buzlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Abdulhamit]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşmalar]]></category>
		<category><![CDATA[antlaşmalar]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[ayaklanma]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyetler]]></category>
		<category><![CDATA[darbeler]]></category>
		<category><![CDATA[devletlet]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdarlar]]></category>
		<category><![CDATA[imza]]></category>
		<category><![CDATA[isyan]]></category>
		<category><![CDATA[komutan]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[meşrutiyet]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal]]></category>
		<category><![CDATA[padişahlar]]></category>
		<category><![CDATA[paşa]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[saray]]></category>
		<category><![CDATA[silah]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarih ve savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[yeniçeri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzlu.org/?p=3327</guid>
		<description><![CDATA[1908 yılına gelindiğinde cemiyet epeyce güçlenmiş durumdaydı. Fakat ortada bir ihtilal havası yoktu. Abdülhamit’in hafiye teşkilatı cemiyete yönelik çalışmalar içindeydi. Cemiyet bundan dolayı panik içerisindeydi. Cemiyetin geleceği için bu hafiyelerin öldürülmesine karar verildi. İlk olarak da Albay Nazım seçildi ve 11 Haziranda vuruldu, fakat ölmedi. Yine aynı gün Rus Çarı ve İngiltere kralı Makedonya’nın geleceği [...]<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.buzlu.org/images/2009/05/abdulhamit.jpg"><img class="size-full wp-image-3328 aligncenter" title="abdulhamit" src="http://www.buzlu.org/images/2009/05/abdulhamit.jpg" alt="abdulhamit" width="255" height="305" /></a></p>
<p>1908 yılına gelindiğinde cemiyet epeyce güçlenmiş durumdaydı. Fakat ortada bir ihtilal havası yoktu. Abdülhamit’in hafiye teşkilatı cemiyete yönelik çalışmalar içindeydi. Cemiyet bundan dolayı panik içerisindeydi. Cemiyetin geleceği için bu hafiyelerin öldürülmesine karar verildi. İlk olarak da Albay Nazım seçildi ve 11 Haziranda vuruldu, fakat ölmedi.</p>
<p>Yine aynı gün Rus Çarı ve İngiltere kralı Makedonya’nın geleceği için Reval’de buluştular. Bu cemiyette büyük bir etki yaptı. Çünkü cemiyetteki subaylar ülkeye dışardan bir müdahale yapılmasına karşı idiler. İlk olarak 3 Temmuz günü Niyazi bey; asker, sivil ve başıbozuklardan oluşan 200 kişilik bir kuvvetle garnizonlardaki silah ve cephaneyi alarak dağa çıktı. Cemiyet başlangıçta temkinli davrandı ve isyana katılmadı. Niyazi bey yanına sivilleri de almıştı.<br />
<span id="more-3327"></span><br />
Daha sonra bu sivilleri kendi yönetimini oluşturmak ve vergi toplamak için kullanmıştır. Bu da onun isyanı uzun süre devam ettirmeye niyetli olduğunu göstermektedir. İsyanın başladığı gün Ohri makamlarına isyanın nedenlerini anlatan bildiriler gönderildi. Halktan da verginin devlete verilmemesini, kendilerine verilmesini istemişlerdir. Rene civarındaki Bulgarlara da çağrıda bulunarak isyan genişletilmiştir. Niyazi bey bunların dışında Manastır’daki Avrupa konsolosluklarına isyanın nedenlerini anlatan Fransızca bildiriler göndermiştir.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
Bütün bu olanlar karşısında Abdülhamit, isyanın Sırplar tarafından çıkarıldığı, cemiyetin müslüman düşmanı olduğu propagandasını yapıyordu. Önlem olarak Manastır’a gönderdiği Şemsi Paşa’yı cemiyet Manastır’da öldürdü. Bu olay isyanın başarıya ulaşmasında önemli bir yere sahiptir. Abdülhamit, Şemsi Paşa’nın öldürülmesi üzerine yerine Münşür Osman Paşa’yı görevlendirdi. Fakat askerler silah arkadaşlarına ateş açmadıkları için M.Osman Paşa etkisiz kalmıştır. Abdülhamit bu durumu ortadan kaldırmak için Anadoludan 1800 kişilik bir birlik gönderdi. Fakat bu birlik de işe yaramadı.</p>
<p>İsyan yayılmaya başladı. Manastır Müslümanları meşrutiyet isteriz diye ayaklandılar. Bundan sonrada Firzovik olayı patlak verdi. Bu olayın gelişimi de çok ilginçtir. Şöyle ki; olay Avusturya-Alman Demiryolları okulunun doğal güzellikleriyle ünlü saray içi köyüne yapmaya hazırlandığı bir gezintiyi protesto amacıyla girişilen bir gösteri olarak başlamıştı.</p>
<p>Kır gezisinin yapılacağı alanı hazırlamak için önden gönderilen işçilere karşı yapılan gösteriler, Osmanlı İdarecilerine karşı bir harekete dönüşünce Kosova Valisi Mahmut Şevket Paşa cemiyet üyesi olduğunu bildiği Jandarma Komutanı Ali Galip beyi bilgi almak için buraya yollamıştır.Ali Galip bu olayı cemiyete bildirmiş ve meşrutiyet için bundan faydalanılmasını söylemiştir. Ayaklanma içindeki cemiyet üyesi Hacı Şaban efendi de düzensiz olan protestoyu meşrutiyet lehine çevirmiştir.<br />
Bu olayla Makedonya’daki kontrolü iyice kaybeden Abdülhamit, kendisi ilan etmezse, Makedonya’da meşrutiyetin ilan edileceğini ve bunun bütün imparatorluğa yayılacağını anladığından 23/24 Temmuz gecesi sessiz sedasız meşrutiyeti ilan etmiştir.</p>
<p>Abdülhamit böyle düşünmekte son derece haklı idi. Zira kendisi meşrutiyeti ilan edilmeden önce Serez, Presova, Üsküp ve Köprülü’de meşrutiyet ilan edilmişti. İhtilalin merkezi olan Selanik’te de bu yönde hazırlık var idi.</p>
<p>Meşrutiyetin ilan edilmesiyle cemiyet yönetimde etkin olmaya başladı. Harbiye ve Bahriye nazırlarının kim tarafından seçileceği konusunda cemiyet yönetimle karşı karşıya geldi. Anayasaya göre bu hak sadrazama verilmişti. Bu da padişahın onayından geçiyordu. Cemiyet etkin davranarak kendi istediği kişileri bu makamlara getirdi. Bunun üzerine Sait Paşa hükümeti istifa etti ve Kamil Paşa devreye girerek yeni bir kabine kurdu.</p>
<p>Kamil Paşa’nın yeni kabineyi kurmasıyla işler düzelmeye başladı, fakat bu uzun sürmedi. İlk kötü haber 5 Ekim de Bulgaristan’dan geldi. Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti. Bir gün sonra da Avusturya-Macaristan Bosna Hersek’i topraklarına kattığını duyurdu. Bu karışık durumdan faydalanmak isteyen Girit de Yunanistan’a bağlandığını açıklamıştır. Fakat büyük devletlerin karşı olması sebebiyle Girit Yunanistan’a bağlanamamıştır.</p>
<p>Bu olaylar ülke de deprem etkisi yarattı ve Avusturya malları boykot edildi. Fesler Avusturya’dan geldiğinden Milliyetçiler feslerini atıp beyaz keçe külah giydiler ve Selanikli tüccarlar da fes fabrikası kurmak için harekete geçtiler. 7 Ekim tarihinde de kör Ali isminde bir şahsın liderliğini yaptığı meşrutiyet aleyhtarı bir gösteri yapıldı. Fakat gösteri örgütsüz olduğu için başarılı olamamıştır.</p>
<p>Bır müddet sonra olaylar durulunca Bulgaristan ve Avusturya-Macaristan tazminat vererek bu olayı kapatmışlardır. Bundan sonrada cemiyet ile Kamil Paşa’nın arası açıldığı için Kamil Paşa görevinden alındı ve Hilmi Paşa kabinesi kuruldu. Bu değişiklikten sonra gazetelerde cemiyet aleyhinde kampanyalar başladı. İngiliz basını da buna destek verdi. Böylece 31 Mart’a giden süreç başladı.</p>
<p>İsyanın ortaya çıkmasındaki en büyük neden ordudaki hareketliliktir. Ordudan bir takım subayların tasfiye edilmesi, askerlerin çok sıkı bir eğitimden geçmesi (disiplin, çalışma fazlalığı), küçük rütbeli subayların orduda etkin olması bunun da hiyerarşik düzeni bozması, erlikten yetişip, subay olan alaylı subayların ordudan çıkarılması orduda huzursuzluğa neden oluyordu. Bu dönemde cemiyet aleyhtarı yazılar yayınlayan Serbesti gazetesi başyazarı Hüseyin Fehmi’nin öldürülmesi de bütün bu sebepleri daha etkin kılmıştır. Muhalefetin bundan yararlanmak istemesi üzerine isyan patlak vermiştir. Fakat muhalefetin isyanı kontrol edememiş, büyüyen isyan daha sonra Abdülhamitçi bir havaya bürünmüş, bunun üzerine Prens Sabahattin Abdülhamit’i tahttan indirmek için donanmayı kullanmak istemiştir.</p>
<p>Fakat bunu başaramamıştır.<br />
İsyan sebebiyle İstanbul’dan silinen cemiyet Selanik’te hala güçlü idi. Üçüncü ordu komutanı Mahmut Şevket Paşa Hareket Ordusu adında bir ordu kurarak İstanbul’a yöneldi. Hareket ordusu bir iç savaş çıkmaması için Yeşilköy’de kalarak İstanbul’a girmedi. Abdülhamit direnemeyeceğini anladığı için tahtta kalabilmek amacı ile Hareket Ordusu’ndan taraf gözüktü. Hareket Ordusu da Abdülhamite karşı tavırlarda bulunmayacını söylüyordu.<br />
Abdülhamit Askerlere direnmemelerini söyledi. Fakat Askerler başlarına gelecekten korktukları için Hareket Ordusu İstanbul’a girdiğinde direnmeyi seçtiler ve Beyoğlu gibi hakim oldukları kışlalarda çatışmalar çıktı.<br />
Hareket Ordusunun İstanbula girmesinden beş gün sonra Meclis Abdülhamit’i tahttan indirip 5. Mehmet Reşat’ı tahta geçirdi.</p>
<p>31 Mart olayının bastırılması sonrası cemiyet meclise, İstanbul’a ve ülkeye hakim oldu. Asıl itibariyle askerler ön plana çıktılar. Bu da ileriki yıllarda cemiyet için ve ülke için sakıncalı sonuçlar doğurdu.</p>
<p>Hareket ordusunun İstanbul’a hakim olmasından sonra Kamil Paşa görevinden alınmıştır. Kabine H.Hilmi Paşa tarafından kurulmuştur. Bununla birlikte M.Şevket Paşa kabineye hakim olmuş ve ilk üç orduyu birleştirip başına geçmiştir. 31 Mart vakasından sonra yapılan en önemil hareket Padişahın yetkilerinin kısıtlanmasıdır. Meşrutiyetin ilanından sonra cemiyet önemli makamlara adamlarını getiremiyordu. Bunun ortadan kaldırmak için 31 Mart olayının etkisini de kullanarak bir kanun değişikliği yapılmıştır. Padişahın yetkilerinin kısıtlanması ilk zamanlarda cemiyetin işine yaramıştır, fakat ilerleyen yıllarda bundan zarar görmeye başladığı için cemiyet padişahın yetkilerini arttırmıştır.</p>
<p>H.Hilmi Paşa kabinesinin dağılması üzerine Hakkı Paşa kabinesi kurulmuştur. Bu kabine sayesinde cemiyet iktidara biraz daha yaklaşmıştır. Zira bu kabinede ittihatçı sayısı epey artmıştır.<br />
31 Mart’tan sonra egemenliğini güçlendiren cemiyet bir takım ıslahatlar yapmak istemiştir:<br />
* 1908 Temmuzundan beri meydana gelen siyasal değişiklikleri anayasaya geçirmek<br />
* Osmanlı İmparatorluğunu ve idari mekanizmasını çağdaş bir devlet haline getirmek, imparatorluk içinde birlik sağlamak.<br />
* İkincisi gerçekleştikten sonra gereksiz hale gelen kapitülasyonları kaldırmak.<br />
Bunun yanında askere alınma ile ilgili, cemiyetlerle ilgili, grevlerle ilgili vb. alanlarda birtakım kanunlar yapılmıştır ve 31 Mart’ı izleyen zamanda Meclisi Mebusan iyice etkin olmuştur.</p>
<p>Bu dönemde devletin ekonomik bir krizine çözüm olarak borç alabilmek için Avrupa devletlerine başvuruldu. İlk olarak Fransa’dan borç istendi. Çeşitli şartlarda borç bulundu. Fransa’dan sonra İngiltere’den de borç istendi, fakat İngiltere borç vermeye yanaşmadı. Almanya Osmanlının bu durumundan faydalanmak için kendi isteği ile uygun şartlarda borç vermek istemiştir. Bu borç kabul edilmiştir.</p>
<p>Almanya böylece Osmanlı devleti üzerinde etkin olmuştur, fakat bu uzun sürmemiştir. Almanya’nın müttefiki İtalya, Osmanlı Devletinin Kuzey Afrika’daki son toprak parçasını işgal ederek bu olumlu gelişmeyi (Almanya açısından) ortadan kaldırmıştır.</p>
<p>İtalya birliğini geç tamamlayan bir ülke olduğu için kendine sömürgeler oluşturamamıştı. Bu amaçla kendine en yakın hakimiyet altına alınmamış Trablusgarp’a göz dikmişti. 1887’den itibaren buraya ekonomik olarak sızmaya başlamış ve İtalyan uyrukluları yerleştirmişti. İtalya 23 Eylül 1911 günü Osmanlı Devletine Trablus’un kendisine verilmesi için 24 saatte cevap vermek üzere bir nota gönderdi.</p>
<p>Osmanlı Devleti ters etki yaratacağından korkarak Trablus’u vermeye yanaşmamıştır, fakat uzlaşabileceğini söylemiştir. İtalya bu cevap üzerine Trablusgarp’ı işgal etmeye başlamıştır. Üçlü ittifak’ın üyesi olmakla birlikte itilaf devletleriyle flört eden italyanın gönlünü kazanmak için büyük devletler işgali olumlu karşıladılar. Osmanlı devletinin bu bölge ile kara bağlantısı yoktu. Donanması da zayıf olduğundan buraya müdahale edemiyordu. Mustafa Kemal, Enver bey gibi, askerler gizli yollarla bu bölgeye gitmişler ve halkı örgütleyerek İtalyanların iç bölgelere girmesini engellemişlerdir. Trablusgarp’ta İtalyanlar başarı kazanamayınca Beyrut, İzmir Limanlarını ve Çanakkale’yi bombalamışlardır. Ancak bu yöntem büyük devletlerin hoşuna gitmemiştir. Bu dönemde Balkan devletleri Osmanlıya karşı birleştiği için Osmanlı Devleti İtalyanlar’la anlaşmak zorunda kalmıştır.</p>
<p>Trablusgarp savaşının başladığı dönemde mecliste Hizib-i Cedid adını taşıyan Muhalefet etkisini kaybetmiştir. Fakat savaş kötü gitmeye başlayınca muhalefet Hürriyet ve İtilaf adı altında birleşmiştir. Bu muhalefet ileriki yıllarda imparatorluğun geleceğine de olumsuz etkilerde bulunmuştur.<br />
Yapılan seçimlerde muhalefet cemiyetle aynı oranda milletvekili çıkarmıştır. Bunun üzerine cemiyet meclisin yetkilerini kısıtlayıp padişahın yetkilerini arttırma yoluna gitmiştir. Böylece meclisin önünü biraz kesebilmişlerdir.<br />
Bu dönemde Ordu’da gruplar oluşmaya başlamıştır. Haziran-Mayıs 1912’de İstanbul’da bir grup subay Halaskar Zebitan grubunu kurdular. Bu grup Makedonya’da isyan eden birliklerle, Hürriyet ve İtilaf fırkası ile iletişim halinde idi. M.Şevket paşa bu gruba karşı baskı politikası izlemiş fakat başarılı olamayıp istifa etmek zorunda kalmıştır.</p>
<p>Sait Paşa hükümeti dağılınca kabine kuracak kimse bulunamadı. en sonunda ise Gazi Ahmet Muhtar Paşa kabineyi kurdu. Kamil Paşa da bu kabineye girdi. Halaskar’an Zabitan grubununda baskısıyla bu dönemde Meclisi Mebusan kapatıldı.</p>
<p>G.Ahmet Muhtar Paşa hükümeti, ilk olarak Arnavut İsyanı ile uğraştı. Bir genelge yayınlayarak Arnavutları bastırma harekatına son verdiğini ve şikayetleri dinlemek üzere bir heyet göndereceğini açıklamıştır. Münsir İbrahim Paşayı da İriştineye gönderip Arnavutların 14 maddeden oluşan isteklerini öğrenmiştir. Bu ondört maddenin bazıları kısmen bazılarıda yumuşatılarak kabul edilmiştir. Fakat Arnavutlar bundan memnun olmayıp isyana devam ettiler. Bunun üzerine devlet sert yüzünü gösterdi. Daha sonra da Rumeli’de af ilan edildi ve isyancılar dağıldılar.<br />
<!--adsense#336x280kareicerik--><br />
A.M.Paşa hükümetinin uğraştığı ikinci mesele de Asker ve memurların siyasetle uğraşmamalarını sağlamaktır. 8 Ağustos’ta bir genelge ile bütün memurlardan fırkalarla hiçbir ilişkileri olmadığına dair belge istendi. 10 Ağustos’ta başka bir genelgeyle Askerler sadakat ve itaat yemininde bulunduruldu. Fakat bu fazla bir etki yapmadı.</p>
<p>A.M.Paşa döneminin en önemli olayı I. Balkan savaşıdır. Osmanlı devletinin Trablusgarp’ta savaş halinde olduğu bir esnada ve iç işlerinin de karışık olduğu bir zamanda büyük devletlerinde desteği ile Balkan devletleri kendi aralarında birleştiler. Bu esnada Osmanlı devletinin askerlik süreleri dolmuş olan 75 bin tecrübeli askeri terhis etmesinden faydalanmak isteyen Balkan devletleri ortalığı kızıştırmak için çeşitli yerlerde bombalama faaliyetlerine başladılar.<br />
Bununla beraber Osmanlı Devleti İtalya ile savaş halinde olduğu için Balkan Savaşı’na hazırlanamadı.</p>
<p>Balkanlar’daki Osmanlı ordusu çok kötü durumdaydı. Harbiye Nazırı Nazım Paşa olası bir Balkan savaşına karşı bir plan yapmamıştı. Mahmut Şevket Paşa’nın yaptığı planları da göz ardı etmiştir. Bunun da etkisiyle Balkan Devletleri’nin saldırdığı Osmanlı Ordusu ağır bir yenilgiye uğradı ve Çatalca’ya kadar çekilmek zorunda kaldı. Balkan devletleri ancak Çatalca’da durdurulabildi. Bu yenilginin en büyük sorumlusu Harbiye Nazırı Nazım Bey ve onun bağlı olduğu A:Muhtar Paşa ile Kamil Paşadır.</p>
<p>Bu yenilgi üzerine A.Muhtar Paşa görevinden istifa etti. Yerine Kamil Paşa kabinesi kuruldu. Kamil Paşa İttihat ve Terakki cemiyeti ile uğraşmayı sürdürdü. Öyle ki Kamil Paşa Selanik’in kaybedilmesinden memnundu, böylece Cemiyetin merkezinden ve gücünden kurtulacağını düşünüyordu. Cemiyetin gücünü daha çok kırmak için bazı cemiyet üyelerini hapse attı. Bazılarını Anadolu’ya sürgüne gönderdi. Bazı cemiyet üyeleri de bu tehlikeler karşısında Avrupa’ya kaçtı.</p>
<p>3 Aralık’ta Bulgarlarla Osmanlılar arasında ateşkes ilan edildi. 16 Aralıkta’da Londra’da Balkan Barış Konferansı toplandı. Görüşmeler Ege adaları ve Edirne üstünde kilitlendi. Kamil Paşa kabinesi buraları vermek istemiyordu. Şayet buraları verirlirse ülkede çok büyük olaylar çıkabilir ve Kamil Paşa iktidarını kaybedebilirdi. Konferanstan karar çıkmaması üzerine büyük devletler ortak bir nota ile Osmanlı devletine ya Edirne ve Ege adalarını vermesini ya da savaşın yeniden başlayacağını bildirdiler. Verilecek zorunlu kararın sorumluluğunu yaymak isteyen Şeyhülislam Cemalettin Efendi deletin ileri gelenlerinden oluşan bir kurul kurdu. M.Şevket Paşa ve Prens Sabahattin bu kurula katılmadılar. Kurul da ezici çoğunlukla barış kararı verdi. Ertesi gün bunu kamuoyuna açıklamak için toplanıldı. İttihat ve Terakki cemiyeti, Edirne’nin verileceğini anlamış hem bu kararın açıklanmasını engellemek hemde bu esnada toplumda oluşan vatansever düşünceleri kullanarak iktidara gelebilmek için, 23 Ocak 1913’te bir baskınla iktidarı ele geçirmiştir.</p>
<p>Tarihe Bab-ı Âli baskını adıyla geçen bu baskından sonra Kamil Paşa hükümeti düştü. Yerine Mahmut Şevket Paşa kabinesi kuruldu. Yeni kabine kendisinden önceki hükümetten farklı olarak muhaliflere karşı bir misilleme yapmadı. 11 Şubat 1913’te genel bir af ilan etti.</p>
<p>Yeni hükümetin en önemli sorunu Edirne idi. ateşkesin müddeti doluyordu. Büyük devletlerin verdiği notaya cevap verilmesi gerekiyordu. Şayet Edirne verilir ise ülkede çok büyük bir bunalım yaşanabilirdi. Bu nedenle notaya olumsuz cevap verildi. Bunun üzerine Bulgarlar savaşı yeniden başlattılar. Enver ve arkadaşları savaş taraftarıydı. M.Şevket Paşa ordunun böyle bir şey yapacak gücünün olmadığını düşünüyordu. Fakat Enver ve arkadaşlarının isteği gerçekleşti. Bolayır tarafından bir harekat yapıldı, fakat başarılı olunamadı. Bunun üzerine Edirne’nin verilebileceği büyük devletlere gizlice bildirildi. Ancak buna gerek kalmadan 26 Mart’ta Bulgarlar Edirne’yi savaş yolu ile elegeçirdiler. Bu sayede cemiyet ve M.Şevket Paşa konumlarını koruyabildiler.<br />
Mahmut Şevket Paşa hükümeti bu badireyi atlattıktan sonra Almanya ile kurmayı düşündüğü ilişkiyi dengeleyebilmek için İngiltere’ye yaklaşmıştır. Lynch olayında İngiltere aleyhine alınan kararı değiştirmek suretiyle ilişkilerini yumuşatma yoluna girmiştir.</p>
<p>Şevket Paşa hükümetinin uzlaşmacı tavrına rağmen muhalefet darbe yapmak için bir takım çalışmalar içine girmişti. Fakat bu hazırlıklar farkedildi. Bunun üzerine darbeciler yeni bir plan yaptılar. Bu plana göre Mahmut Şevket Paşa, Cemal Paşa, Talat Paşa, Azmi Bey, Emanuel Karasa ve Nesim Ruso öldürülecek, böylece darbe yapılacaktı. Plan gereği ilk olarak 11 Haziran 1913 günü M.Şevket Paşa öldürüldü. Cemal bey bu olay üzerine 200’ü aşkın muhalifi topladı ve Sinop’a sürgüne gönderdi.<br />
M.Şevket Paşanın öldürülmesi üzerine yeni kabine Sait Halim Paşa tarafından kurulmuştur.</p>
<p>Bu kabine döneminin en önemli olayı Edirne’nin geri alınmasıdır. Osmanlı devletleriyle Balkan devletlerinin kendi aralarında savaşmasından faydalanarak 15 Temmuz’da Midye-Enez çizgisini işgal etti. 19 Temmuz’da da Meriç’e kadar ilerledi. Avrupa devletleri aralarında uzlaşamadığı için Edirne’nin Osmanlı’nın elinde kalması kolaylaştı. Sait Halim Paşa hükümeti ile cemiyet denetleme iktidarı olmaktan çıkıp gerçek iktidar olma yoluna girmiştir. Bundan sonra cemiyet üyeleri arka plandan ön plana çıktılar ve 14 Mayıs 1914’te yapılan seçimlerle de tek başına iktidar oldular.</p>
<p>Balkan savaşları sonucu oluşan hava sebebiyle cemiyette Osmanlı Devletinin tarafsız olsa da olmasa da büyük devletler tarafından paylaşılacağı fikri hakim idi. Bu sebeble Almanya tarafından önerilen ittifak teklifi kabul edilmiştir. Bu ittifaka dahil olunması sonucu I. Dünya Savaşına bu ittifakla girildi. Fakat ittifak savaşı kaybedince Osmanlı Devleti de yokoluşa sürüklendi.</p>
<p><strong>Kaynakça</strong><br />
1- Ahmed, F. 1908-1914, İttihat Terakki Cemiyeti, Sander Yayınları, 1971, S:17.<br />
2 -Ahmed, F. a.g.e., S.22 vd.<br />
3 -Çulcu, Murat; Marjinal Taril Tezleri Erciyes Yayınları, S:260.<br />
4 -Ahmed, F, a.g.e., S.28-29.<br />
5 -Akşin, Sina Jön Türkler ve İttihat Terakki Cemiyeti, Remzi kitapevi, 1987, S:91.<br />
6 -Avcıoğlu, Doğan, Türkiyenin Düzeni, Tekin Yayınevi, S:254.<br />
7 -Akşin, S., a.g.e., S:121.<br />
8 -Avcıoğlu, Doğan, a.g.e., S:256-57.<br />
9 -Eroğlu, Hamza, Türk İnkılap Tarihi, Savaş Yayınları, 1990, S:68.</p>
<p><strong>Geçen yazıdaki eksik dipnotların düzeltilmiş şekli: </strong><br />
1 -Akşin Sina, Jön Türkler ve İttihat Terakki, S:22-23.<br />
2 -Jan Jürner Eric, Milli Mücadelede İttihatçılık, S:42-43.<br />
3 -Akşin Sina, a.g.e., S:37.<br />
7 -Çulcu Murat, Marjinal Tarih Tezleri, Erciyes Yayınları, S:254-55.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fabdulhamit-donemi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=350&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:350px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.buzlu.org">buzlu.org</a></p>
<div id="simple_socialmedia"><ul class="ssm_row"><li class="twitter"><a target="_blank" href="http://twitter.com/share?url=http://www.buzlu.org/abdulhamit-donemi/&amp;text=Abdülhamit dönemi&amp;via=buzlu1">Tweet</a></li><li class="facebook"><a target="_blank" title="Share on Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.buzlu.org/abdulhamit-donemi/&amp;t=Abdülhamit dönemi">Facebook</a></li><li class="linkedin"><a target="_blank" title="Share on LinkedIn" rel="nofollow" href="http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=http://www.buzlu.org/abdulhamit-donemi/&amp;title=Abdülhamit dönemi&amp;source=buzlu.org">LinkedIn</a></li><li class="tumblr"><a target="_blank" title="Share on Tumblr" rel="nofollow" href="http://www.tumblr.com/share/link?url=http%3A%2F%2Fwww.buzlu.org%2Fabdulhamit-donemi%2F&name=buzlu.org&description=Abd%C3%BClhamit+d%C3%B6nemi" title="Share on Tumblr">Tumblr</a></li><li class="stumble"><a target="_blank" title="Share on StumbleUpon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.buzlu.org/abdulhamit-donemi/">Stumble</a></li><li class="digg"><a target="_blank" title="Share on Digg" rel="nofollow" href="http://www.digg.com/submit?phase=2&amp;url=http://www.buzlu.org/abdulhamit-donemi/">Digg</a></li><li class="delicious"><a target="_blank" title="Share on Delicious" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http://www.buzlu.org/abdulhamit-donemi/&amp;title=INSERT_TITLE">Delicious</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzlu.org/abdulhamit-donemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

