Niçin Kar Yağıyor? Fimo Hamurundan Küpe ve Bilezik Yapalım
Nis 22

Aşık Veysel (ÅžatıroÄŸlu) 1894 (H. 1310) yılının Mayıs ayında Sivas’ın Åžarkışla ilçesi’nin Sivrialan=Sivr’alan (Söbalan) köyünde dünyaya geldi. Anası Gülizar, O’nu koyun saÄŸmaktan dönerken yolda doÄŸurdu.

Veysel’in doÄŸduÄŸu Sivrialan köyü bir kısmı kayalık bir kısmı aÄŸaçlık bir dağın vadisinde yer alıyordu. Köy kıraç, verimsiz topraklara sahipti. Köylüler karasabanla çift sürer, kaÄŸnı ile sap, saman getirir, bir çift öküzle döven koÅŸarlardı çoÄŸu kez. YaÅŸam zordu köyde… Tarım ve hayvancılığa dayalı üretim biçimi, kır tipi hayat tarzı Anadolu’nun pek çok yerinde olduÄŸu gibi Sivrialan köyünde de hüküm sürüyordu… İşte bu koÅŸullar içinde doÄŸduÄŸu köyünde yediyaşına kadar, koÅŸtu, oynadı, coÅŸtu, güldü Veysel… O yıl köyü kasıp kavuran çiçek salgınına Veysel’le birlikte iki kardeÅŸi daha yakalandı. KardeÅŸlerden ikisi o yılların aman vermeyen hastalığına, köydeki pek çok çocuk gibi yenik düştüler ve öldüler… Veysel ise sol gözünü kaybetti salgında… Anası Gülizar, babası Ahmet AÄŸa üç çocukla kalmışlardı çaresiz…

Hem Veysel hem de ailesi kaderlerine razı oldular. Ama kötü kader, Veysel’in yakasını bırakmayacaktı besbelli… Rivayet o ki: Bir gün babası inek saÄŸarken, Veysel babasının yanma gelir. Ters ve ani bir hareketinden ötürü orada duran öküzün boynuzu saÄŸ gözüne girer Veysel’in. O gözü de hemen orada akar, kör olur.

Veysel’in ailesi, kendi halinde, geçimini zorlukla temin eden yoksul bir köylü ailesiydi. O’nun tedavisi için ne maddi imkanları vardı, ne de yol yordam
biliyorlardı. Babası Ahmet AÄŸa, Veysel’in bu talihsizliÄŸine bir yandan üzülüyor, bir taraftan da ona yardım etmeye çalışıyordu. Veysel’in köyü Sivrialan, Emlek adı verilen, Türkmen köylerinden oluÅŸan bir yörenin içinde yer alıyordu. Emlek, aşıklarıyla ün salmış, pek çok aşık yetiÅŸtirmiÅŸ bir yöreydi… Dolayısıyla Sivrialan’a da sık sık bu yörenin aşıkları uÄŸrar sohbetler, muhabbetler, cemler yapılırdı. Veysel küçüklüğünden beri bu toplantılara katılır, yörenin aşıklarından deyiÅŸler dinler, onlar hakkında bilgiler alırdı. Bu tür muhabbetlere babası da meraklıydı. O da eski aşıkların deyiÅŸlerini söyler, bunlardan zevk alırdı. Veysel’in de ÅŸiire, saza, söze merakım keÅŸfeden Ahmet AÄŸa, oÄŸluna bir baÄŸlama yaptırdı. Veysel, ilk saz derslerini kendi köyünün usta sazcılarından Molla Hüseyin’den ve Çamşıhılı Ali AÄŸa’dan aldı. İlk baÅŸlarda saz çalmakta ürkek davrandıysa da kısa zamanda kabuÄŸunu kırdı. Çalıştıkça sazını geliÅŸtirdi, daÄŸarcığına yüzlerce eseri aldı. Pir Sultan Abdal, Agahi, Sıtkı, Veli gibi usta aşıkların deyiÅŸlerini, sazıyla köyünde yapılan toplantılarda seslendiriyordu.

Aradan çok zaman geçti; Veysel delikanlı olmuÅŸtu artık. Babası Veysel’in evlenme çağının geldiÄŸini düşünüyordu. Bu düşüncesini kısa bir süre sonra hayata geçirdi ve akrabalarından Esma’yı Veysel’le evlendirdi. Veysel seviyordu karısını, fakat bu sevgi kıskançlığı da beraberinde getirdi. Ancak bu kıskançlık Esma’yı usandırmıştı. Sekiz sene evli durmuÅŸtu Esma; artık bu duruma dayanamayacağını anlayınca Hüseyin isimli bir delikanlı ile kaçtı. Esma Ana bu kaçış öyküsünü Sivr’alan köyünden yetiÅŸen araÅŸtırmacı GülaÄŸ Öz’e ÅŸu sözlerle anlatır: “Veysel çok huysuzdu. Bana geçim vermez, kıskanır dururdu. Gönlümle evlenmedim zaten. Onun huysuzluÄŸu gereksiz kıskançlığı beni kendisinden soÄŸuttu. Hüseyin yakın komÅŸumuzdu. Bize azap durdu, O’nunla anlaÅŸtık. Zaman zaman birlikte buluÅŸurduk. Veysel bunu sezinlemiÅŸ, hatta birkaç kez beni uyarmıştı. Zamanla bizim
kaçacağımızı bile düşünmüş, umudunu kestiÄŸi de olmuÅŸ. Hüseyin’le kaçtığımızda Bafra’ya ulaÅŸtık. ÇeÅŸmenin başında çoraplarımızı çıkartıp serinlensin istedik. Çorabımın uçunda beni rahatsız eden bir ÅŸeyler vardı. Elimi sokup baktığımda, bize bir ay yetecek kadar para çıktı. Bunu Veysel koymuÅŸta. Beni çok severdi. “Kaçarlarsa, periÅŸan olmasın” diyerek koyduÄŸunu düşündüm hep”.

Bu olaydan sonra Veysel daha çok içine kapandı. O sıralar arkadaşı Kürt Kasım Veysel’i yalnız bırakmıyor ona can yoldaşı oluyordu. Kürt Kasım, bir gün Veysel’e kendi memleketi olan Zara’ya gitmeyi teklif etti. Veysel için ele geçmez bir fırsattı bu. Kürt Kasımla düştü yola Veysel. Köyünden bu ilk çıkışında farklı insanlarla, deÄŸiÅŸik bir iklimle karşılaÅŸtı. Kürt Kasım da Veysel gibi saz çalıyor, türkü söylüyordu. Birlikte çok muhabbetlere katıldılar.

Kürt Kasım Veysel’e can yoldaşı olmak, saz çalıp türkü söylemekle kalmadı; Onun ikinci evliliÄŸi için de aracı oldu. Bir süre sonra Zara’daki Yalıncak Baba Türbesinin iÅŸlerini yapan Gülizar Ana ile Veysel’i evlendirdi.

Veysel bu olayların ardından köyüne döndü ve yaÅŸamına devam etti. O yıl anasını ve babasını ardı ardına kaybetti Veysel… Ardından çocukları oldu; hayatını onlara adadı. YaÅŸamına böylece sakin ve huzur içinde devam etti.. Ta ki 1931 yılı gelip çatıncaya kadar…

O yıllarda Ahmet Kutsi Tecer Sivas Maarif müdürüdür. Yakın arkadaÅŸlarıyla birlikte Halk Åžairlerini Koruma Derneğî’ni kurarlar(1931). Dernek üyeleri Sivas’ta bir “Halk Åžairleri Bayramı” düzenlemek fikrini kısa zamanda geliÅŸtirirler ve yaÅŸama geçirirler. Bayram süresince çalıp söyleyecek yerel müzikçileri ve aşıkları toplamak baÅŸlı başıa bir sorundur. Zira o yıllarda yerli sanatçılar bu günkü kadar rahatlıkla geniÅŸ kitleler önünde sanat uygulaması yapmaktan çekinirler. Halk Åžairleri Bayramını düzenleme komitesi Åžarkışla’nın Sivrialan Köyü’ne de uÄŸrar; iyi çalıp söyleyenleri tespit edip bayrama katılmalarını saÄŸlamak için… Heyet Veysel’in evine geldiÄŸinde Veysel karısına evde olmadığını söyletir. Katılmak istemez. Aslında çekinmektedir, hatta biraz da korkusu vardır. Zira devletin adamlarının onu soruÅŸturması, başına bir iÅŸ geleceÄŸi korkusunu uyandırır Veysel’de. Ancak Tecer’in ısrarları karşısında dayanamaz ve bayrama katılır. Veysel’i “aşık” yapacak, O’nu ilk önce kendi vilayetine, sonradan da tüm
yurda tanıtacak bu bayramı, folklor araÅŸtırmacısı ibrahim AslanoÄŸlu hazırladığı bir kitapçıkta şöyle anlatmaktadır: “Bayram 5 Kasım 1931 günü baÅŸlamış, üç gün devam etmiÅŸti. 15 aşığın katıldığı söyleniyorsa da bunların hepsi ÅŸair deÄŸildi. ÇoÄŸu sazcı ve hikayeci idi. Hatırlayabildiklerim ÅŸunlardır: Aşık Veysel, Revani Suzani, Aşık Süleyman, Karslı Mehmet, Hikayeci Ali Dayı, Aşık Müştak, Yarım Ali, Talibi, Yusuf, San’ati, Aşık Ali. Bunların içinde ÅŸair olarak Süleyman, Talibi, Revani, Suzani ve San’ati vardı. Veysel henüz ÅŸiir söylemeye baÅŸlamamıştı. Hepsi de o zamana göre tanınmamış kimselerdi”.

İşte bu bayramla aşıklık mesleÄŸinin kapılarım aralayan Veysel’in kısa zamanda dili çözülür, çalıp-söylemeye baÅŸlar. Üzerine yüklenen (ya da isteÄŸiyle yüklendiÄŸi) misyonu yerine getirmek için yaÅŸamının son dönemlerine kadar çabalar durur. Yüzlerce ÅŸiir söyler, onlarca plak doldurur, eÄŸitmenlik (belletmenlik) yapar… Hakkında kitaplar, makaleler yazılır. Adından ve sanatından -yaÅŸarken ve öldükten- sonra bu kadar söz ettirebilen, bu denli ünlenmiÅŸ bir baÅŸka aşık var mıdır bilemiyorum. Her ne olursa olsun doÄŸanın o en acımasız kuralı, Veysel için de geçerlidir elbette… Yalnız bu kural bazen acı çektirerek, yataÄŸa düşürerek iÅŸler, iÅŸte Veysel de böyle bir dertle yataÄŸa düşmüştür. Onulmaz derdinin adı akciÄŸer kanseridir… Derdinin çaresizliÄŸini kendisi de bildiÄŸinden son günlerini köyünde geçirmek ister. 1930′larda “Sivr’alanlı Kör Veysel” olarak köyünden dışarıya -her yıl biraz daha geniÅŸleyen halkalar halinde- açılan “aşık”, 21 Mart 1973 günü Aşık Veysel ÅžatıroÄŸlu olarak yaÅŸamım yitirir. Veysel, 22 Mart günü sadık yari olan kara toprakla buluÅŸmuÅŸtur.

Aşık Veysel’in YaÅŸadığı Çevre ve YetiÅŸme KoÅŸulları

Aşık Veysel’in yaÅŸam öyküsünde de belirtildiÄŸi gibi Sivas (Åžarkışla) ve çevresi zorlu doÄŸa koÅŸullarına sahiptir. 19. yüzyılın sonlarıyla 20. yüzyılın baÅŸlarında bu çevrede var olan sosyal yapıyı da hesaba katacak olursak, Aşık Veysel’in yaÅŸadığı (en azından 40 yaşına kadar) yılların Åžarkışla’sı çeÅŸitli zorluklarla doludur. Yol, ulaşım için araç, iletiÅŸim araçları, elektrik vs. o yıllarda bugünkü kadar rahat ulaşılabilen hizmetler deÄŸildir. Hele Sivrialan köyünde bunları bulmak imkansızdır…

İçe kapanık üretim ve tüketim ilişkilerinin bitmek tükenmek bilmeyen kısır bir
döngü içinde sönüp gittiği dönemlerdir o yıllar. Bu da yetmiyormuş gibi
yoksulluk, kıtlık, savaÅŸ ülkeyi kırıp geçirmektedir. Veysel’in gençliÄŸi, 1. Dünya
Savaşı yıllarına rastlar. Elbette gözünden ötürü askere alınmaz ama tüm Anadolu gibi o da savaşın sıkıntısını, zorluklarını büyük ölçüde çeker…

Aşık Veysel’in köyü Alevi-BektaÅŸi inanç ve kültürüne mensup bir Türkmen
köyüdür. Özellikle kış aylarında Aleviliğin gereği olarak Ayin-i cemler yapılır.
Dedeler gelir, muhabbet edilir; köylünün görgüsü yapılır… Bu toplantılarda, mistik bir evrene yolculuk yapıldığı gibi, toplantının bir kısmında da dünya iÅŸlerine deÄŸinilir. MürÅŸitler, dedeler konuÅŸur; talipler dinler. Pek çoÄŸu tasavvuf
terimleriyle dolu olan deyişler okunur, zakirler sazlarıyla söze eşlik ederler. Küçük çocuklar ve gençler bu toplantıların bazı kısımlanna katılarak büyüklerin söylediklerini dinlerler. Gelenek bu yolla aktarılır. Onlar da ileride toplantının asıl üyesi olmak için çaba sarf ederler.

Cemlerde çalınıp söylenen deyişler, duvazlar, semahlar zaman zaman didaktik
bir üslupla söylense bile ve çoğu kez insanı duygusal bir dünyaya götüren coşkulu eserlerdir. Toplantının ilerleyen saatlerinde lokmalar yenir sonrasında da kadınlı-erkekli hep birlikte semahlar dönülür. Alevi-Bektaşi inanç ve kültürünün bir gereği olarak kadın da yaşamın içinde aktif rol alır. Bu toplantılar yılın belirli aylarında (bilhassa kışın) yapılır.

Veysel’in mensubu olduÄŸu toplum, dolayısıyla yaÅŸadığı köy her yıl bu türden
toplantılara sahne olur. Sivrialan’ın da içinde bulunduÄŸu bu bölgeden (Emlek
Yöresi) yetişen ünlü aşıklar vardır. Kemler, Aşık Veli, Aşık Hüseyin, Agahi,
Ali İzzet Özkan, Devrani, Talibi, Veyseli (19. yüzyıl aşıklarından), Kul
Sabri bu yörenin aşıklarından yalnızca birkaçıdır. Veysel bu aşıkların bazılarıyla
tanışır; onlarla arkadaşlık yapar. Bir kısmını tanıma fırsatı bulamaz ama, onların da deyişlerini dinler, sözleriyle pişer.

Daha sonra da ele alacağımız gibi Veysel’in aşık olarak tanınmasında hatta aşıklık yapmasındaki temel neden, hiç kuÅŸkusuz ilk baÅŸta dışarıdan gelen istek ve o zamanki uygun koÅŸullardır; bununla birlikte o’nun duygu dünyasını besleyen, geleneksel kültürünü aldığı bu çevreyi de gözardı etmemek gerekir.

Aşıklık Geleneği ve Aşık Veysel

Anadolu’nun dört bir tarafında karşımıza çıkan ellerinde sazı dillerinde sözü kendilerinîn veya baÅŸkalarının deyiÅŸlerini çalan ve söyleyen aşıklar, geçmiÅŸte olduÄŸu gibi günümüzde de yüklendikleri veya üzerlerine yüklenen misyonu yerine getirmeye çalışan yerli bir sanatçı tipidir. Eski çaÄŸlarda hekimlik, büyücülük, müzisyenlik, din adamlığı vs. görevleri yüklenen bu kimlikteki insanların çaÄŸlar ilerledikçe toplum içinde üstlendikleri rol de deÄŸiÅŸmiÅŸ, 15. ve 16. yüzyıllardan sonra özel bir aşık tipi Anadolu coÄŸrafyasındaki yerini alarak iÅŸlevini sürdürmüştür. Kendi içinde çeÅŸitli teknik ve tavır özellikleri geliÅŸtiren aşık edebiyatının ve aşık müziÄŸinin estetik bakımdan geliÅŸmesi de bu dönemde olmuÅŸtur. 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın baÅŸlarından itibaren dünyadaki deÄŸiÅŸen yaÅŸam koÅŸulları, iletiÅŸim, insan iliÅŸkileri ve ülke İiiÅŸkileriyle birlikte aşıkların da toplumsal rollerinde dolayısıyla iÅŸlevlerinde yer yer deÄŸiÅŸiklikler görülmüştür. 20. yüzyılın baÅŸlarından itibaren Anadolu coÄŸrafyası üzerinde yaÅŸayan Türkmen aşık tipinin gezginci yanı kısmen azalmış, deÄŸiÅŸen sosyal, siyasal ve kültürel olaylar üzerindeki etkisi ve duyarlılığı ise artmıştır.

1900′lü yılların ilk çeyreÄŸinde Anadolu toprakları üzerinde cereyan eden olaylar
ve bu olayların sonucunda karşı karşıya kalınan siyasal durumun Cumhuriyet
rejimini doÄŸurması, ulusal kimlik hareketlerinde en önemli taşıyıcı ve tamamlayıcı unsur olan aşıkların bu rejime büyük ilgi duymaları sonucunu getirmiÅŸtir. Osmanlı imparatorluÄŸu döneminde -zaman zaman tekke kültürü içerisinde yer almış olsalar ve büyük ÅŸehirlerin çeÅŸitli muhitlerinde ve asker ocaklarında farklı bir görünüm sergileseler dahi- köylü kültürünün bir parçası olarak görülen aşıklar, Cumhuriyetin kendileri için bir çıkış yolu olacağım kısa zamanda fark etmiÅŸlerdir. “Köylü memleketin efendisidir” sözünden güç alarak, kentli olma, medeniyetle bütünleÅŸme yolunda kısa zamanda büyük atılımlar yapılacağı ümidi, aşıklarda sürekli var olmuÅŸtur. Bu bakımdan yönetimin onlara verdiÄŸi/yüklediÄŸi görevleri yine toplum adına kullanarak yeni rejimi desteklemekten geri durmamışlardır.

Cumhuriyet bir noktada sosyal değişim ve dönüşüm projesini sembolize
ettiğinden bu değişimin temel parametreleri aşıkları da etkilemiştir. Aşıkların
dünyaya bakışları, yaşamı sorgulayış biçimleri, ülke sorunlarım irdeleme
yöntemleri bu dönüşümün içerisinde yeniden ele alınmış ve aşıklar bu
dönüşümden iki taraflı etkilenen kısım içerisinde yer almışlardır: Aşıklar hem
halka yeni yönetimin faaliyetlerini anlatarak daha fazla sevilmesini sağlıyorlar,
hem halkın sorunlarım yönetime ileterek tanıyıp tanıtma ortamım oluÅŸturmuÅŸlar, hem de kendi iç dünyalarındaki deÄŸiÅŸimi yaÅŸamaya çalışmışlardır. Artık ayağı çarıklı deÄŸil iskarpinli; yelekli deÄŸil kravatlı; kasketli deÄŸil fötrlü aşık tipiyle karşı karşıyadır köylüler ve ülke insanı…

Bu genel değerlendirmenin daha pek çok sosyal olguya indirgenmesi mümkünse
de biz burada daha fazla ayrıntıya girmeden yukarıda ele almaya çalıştığımız bu
dönem ve bu dönemin yetiÅŸtirdiÄŸi aşık tipinin belirgin siması Aşık Veysel’e
getirmek istiyoruz sözü. İşte Aşık Veysel böylesi bir dönemde bir kısım fikir ve
sanat adamının “halkçı” görüşleri doÄŸrultusunda Anadolu’yu anlama gayretleri
sırasında keÅŸfedilmiÅŸ “özel” bir aşıktır. Daha önce de sözünü ettiÄŸimiz Halk
Åžairlerini Koruma DerneÄŸi’nin 1931 yılında Sivas’ta düzenlediÄŸi Aşıklar Bayramı, düzenleyenler bakımından Veysel’in keÅŸfedildiÄŸi bir organizasyon, Veysel bakımından ise dışa açılmanın bir vesilesi olacaktır. Bu Veysel için öylesine önemli bir olaydır ki, o güne deÄŸin elinde sazı yöresinin türkülerini ve eski aşıkların deyiÅŸlerini söyleyen yerel sanatçı tipinden çıkıp, “aşık” kimliÄŸine geçiÅŸin sürecini belirlemektedir. Veysel’i aşık yapan elbette ki tek başına Aşıklar Bayramı deÄŸildir. Bu organizasyon yalnızca bir vesiledir. Aşık Veysel’in iç çeliÅŸkileri, yaÅŸama dair beklentileri, daha önce yaÅŸadığı dramatik olaylar, O’nun duygu dünyasını geliÅŸtirmiÅŸ, belki de o güne gelene kadar olgunlaÅŸmasını saÄŸlamıştır.

Bizim burada kastettiÄŸimiz aşık, kendi deyiÅŸlerini (ÅŸiirlerini) yazan veya söyleyen yerli halk sanatçısı tipidir. Zira Anadolu’nun çeÅŸitli yerlerinde aşık diye anılan
-Veysel’in daha önce yaptığı gibi- yöresindeki eski ve yeni aşıkların deyiÅŸlerini seslendiren, halk türkülerini çalan ve okuyan kiÅŸiler de vardır. Anadolu yarımadasında karşımıza çıkan aşıkların bazı özellikleri Veysel’de yoktur. ÖrneÄŸin Veysel “atışma” yapmaz, “muamma” çözmez, “leb-deÄŸmez” söylemez, gördüğü rüya sonucunda pir elinden dolu içip dili çözülmemiÅŸtir… Ancak aşık tipinin en temel iki özelliÄŸini eksiksiz uygular: Kendisinin veya baÅŸkalarının
deyişlerini sazı eşliğinde çalar ve okur.

BildiÄŸimiz kadarıyla Aşık Veysel bir tekke eÄŸitimi de almamıştır. Küçük yaÅŸlarında ona saz öğreten ustasından baÅŸka, aşıklık mesleÄŸini öğrendiÄŸi bir ustası da yoktur. O Anadolu’nun ortasındaki bir köyde, kendi sosyal çevresinin oluÅŸturduÄŸu ÅŸartlar ve iç dünyasının yönlendirmesiyle yetiÅŸmiÅŸ bir köylü aşıktır.
Åžiirlerinde köy ve çevresinin sosyal yapışma iliÅŸkin örneklere bolca yer verir. Bunu biraz daha ileri götürerek yurt genelindeki çoÄŸu olayda köyü ve köylüyü temel alarak fikir beyan eder. Ancak -daha sonraki bölümde bu konuya deÄŸineceÄŸimiz gibi- tüm bu olayları iÅŸleyen/içeren ÅŸiirlerinde, yöneten ve yönetilen arasındaki çeliÅŸkiye dair eleÅŸtirel bir yön bulmak çok zordur. Çünkü dönemin entellektüelleriyle ve devlet erkanıyla, dolayısıyla rejimle ve onun ideolojisiyle sıkı iliÅŸkileri vardır Veysel’in. Tüm bu yönleriyle onu “modern bir aşık” olarak tanımlayanlara karşın, bir gerçek vardır ki, o da, teknik bakımdan Aşık Veysel geleneksel yapıya sıkı sıkıya baÄŸlı bir kiÅŸidir. Aşık ÅŸiiri geleneÄŸin tüm ÅŸekil özellikleri Veysel’in ÅŸiirlerinde görülür. Veysel ÅŸiirlerinde hece veznini ve bu
veznin 8′li ve 11′li kalıplarım kullanır. Yerli ağız, O’nun deyiÅŸlerinde bütünüyle
yer almaktadır. Anlatım tekniği geleneksel çizgiden zaman zaman ayrılıyor hissini uyandırsa da hiçbir zaman geleneğin dışına çıkmamıştır. İşte tüm bu unsurları bir bütün halinde ele aldığımızda, Veysel geleneksel bir aşık tipini yansıtır bizlere. Hemen belirtmekte yarar vardır ki şeklen geleneksel çizgisini
sürdürmektedir (ya da kopamamaktadır bundan) fakat gelenekçi bir aşık deÄŸildir o. Geleneklerin kendi toplumunu nasıl yüzyıllar boyu esir ettiÄŸini ÅŸiirlerinde sıklıkla dile getirir. Kendi bildiklerini (veya doÄŸru bildiklerini) anlatmak ve bir ölçüde de geçimini temin etmek için düşer yollara. Köyden köye, ÅŸehirden ÅŸehire dolaşır durur memleketi… Önceleri yanında İbrahim adlı bir arkadaşı vardır;

1940′a kadar onunla gezerler. Daha sonra köylüsü Küçük Veysel (Erkılıç) adlı
bir genç arkadaşı ile dolaşırlar yurdu. Küçük Veysel o’nun hem can yoldaşıdır
hem de meslek arkadaşıdır. Her gittikleri yerde birlikte çalar çağırırlar. Fikirleri de uyar birbirlerine, sesleri de… Küçük Veysel yaÅŸama genç yaşında veda edince Veysel yalnız kalır. Son zamanlarına kadar o’na yolculuklarda eÅŸlik eden oÄŸlu Ahmet ÅžatıroÄŸlu olmuÅŸtur.

Veysel’in gözlerinin görmemesi de o’nu gelenek içinde ayrı bir yerde
deÄŸerlendirmemizi zorunlu kılmaktadır. Bizde, gözleri görmeyen aşıkların gelenek içinde nasıl bir yer oluÅŸturduklarım inceleyen bir araÅŸtırmanın varlığından haberdar deÄŸiliz. Fakat amaların sanat yetenekleri konusunda ileri olduklarım, iç dünyalarındaki coÅŸkuların geleneksel kalıplarla birleÅŸtiÄŸinde ne kadar baÅŸarılı bir halk sanatçısı tipinin ortaya çıktığım da biliyoruz. Bu konu da Mahmut Ragib Gazimihal’in “Kör Halk Åžairleri” baÅŸlıklı yazısından bir kesiti buraya almanın yararlı olacağı kanısındayız:

“Halk sazcılığında körlerin her çaÄŸda terdhan tanınıp faaliyet gösterdiklerine dikkat edenler, keyfiyeti sadece pratik sebeplerle izaha kalkışabilirler: Mesela tesettürlü kadınlarının düğün dernek toplantılarında kör sazendeler erkek de olsalar iÅŸ görebildikleri için aranıyorlar diyebilirler(…) Bu türlüden inhisarlar, Avrupalı kör musiki virtüozlarının deÅŸifre ederek takımda çalamamak yüzünden solist yoluyla yetinmelerine benzer. Fakat usta bir kör divan aşığı çalgıcılık zümresiyle bir tutulamazdı. Onun hafızası kütüphane gibi, sazı vecit gibi, kendisi safiyetiyle ruhen melek gibi olur. Sazı onun için her ÅŸeydir: ArkadaÅŸ, eÅŸ, teselli, ümit, ifade-i aÅŸk… Dinleyicilerin karşısındayken herkesi susturan, gönüllere hükmeden, kendini herkesin üstünde hisseden saygıdeÄŸer bir sihirbaz olur. Gördüğü iÅŸin ilahi derinliÄŸine kendi nezahatına inandığı kuvvette güvenir. Bizler böylesine üstünlüğün neslimizdeki eÅŸsiz timsalini! Aşık Veysel’in sanatında görüyor, saygıyla karşılıyoruz”.

Aşık Veysel’in aşıklık geleneÄŸi içinde önemli bir yer oluÅŸturan “Alevi aşıklar”
arasında da özel bir konumu vardır. Alevi kültürü içinde yetiÅŸmiÅŸ olması o’nun
duygu dünyasını hiç kuşku yok ki direkt etkilemiştir. Ancak o, ne Aleviliğini ne
de Aleviliği -birkaç örnek hariç- deyişlerinde işlememiştir. Bunu kendisinin o
dönemin koÅŸullarında “ayrılıkçı” deÄŸil “birleÅŸtirici” bir kimlik taşıma misyonuna baÄŸlamak mümkündür. Albüme alınan eserlerde de görüleceÄŸi gibi Alevi kültürünün “Mersiye” (Kerbela için), “Semah” gibi türlerindeki bazı örneklerini -usta malı eserler olsa da- seslendirmiÅŸtir. Ancak Alevi-BektaÅŸi edebiyatının en karakteristik temalarından olan “Duvaz-İmam”, “Kerbela mersiyesi”, “Hz. Ali Natı”, “Miraçlama”, vs. türlere örnekler vermediÄŸini -bu türden ÅŸiirleri varsa da- en azından bunların yayımlanmadığını biliyoruz.

Aşık Veysel’in aşıklık geleneÄŸi içindeki konumunu yukarıda kısaca ele almaya
çalıştıktan sonra, şimdi de aşıklığı üzerinde yapılan tartışmalara ve görüşlere
kısaca deÄŸinelim: Hemen belirtmekte yarar vardır ki bunlar daha çok Veysel’in
ölümünden sonra ortaya çıkan, bilimsel bir üslup ve yöntem izlemekten ziyade,
duygusal ve ideolojik yanı ağır basan yazılardır ve bu perspektifle
deÄŸerlendirilmelidir. Bu yazılardan ilki folklorcu Cahit Öztelli’ye aittir. Öztelli
şöyle diyor yazısında: “…bir sanatçıda her ÅŸeyden önce sanat gücüne bakılır. DeÄŸeri ona göre biçilir. Konuları ne olursa olsun, söyleyiÅŸ biçimine, diline, sazına güzelliÄŸi getiriÅŸine bakılır. Bu bakımdan Veysel’e güçlü ozandır demeye hak kazandıracak yanı çok azdır(…) Onun dostlarına bu yargılar belki acı gelecektir, ama ne yapalım ki gerçek budur. Veysel çok ÅŸiÅŸirilmiÅŸ bir balondu.”.

Prof. Dr. Faruk Kadri TimurtaÅŸ ise şöyle demektedir: “…aşık geleneÄŸinin son ve
büyük temsilcisi ise Aşık Veysel’dir. (…) Aşık Veysel’in bir büyük tarafı da aşırı
cereyanlara kapılmamasıdır. Bazı aşık geçinen kimseler saz ve sözlerini sosyalizmin, marksizmin emrine vermiÅŸler ve yok olup gitmiÅŸlerdir. O saz ve sözünün haysiyetini korumasını bilmiÅŸtir. Bir zümrenin deÄŸil, milletin ÅŸairi olması bu sebepledir. Veysel milletin ve vatanın bütünlüğüne inanan, bunu dile getiren aşıktır. Devrimizin en büyük “aşık”ı olarak edebiyat tarihimizde mümtaz bir yer alacaktır.”.

DoÄŸan Hızlan ise ÅŸu sözlerle betimliyor Aşık Veysel’i: “Halk ÅŸiiri geleneÄŸinin son
temsildsi Aşık Veysel öleli dört yıl oldu. Aradan geçen dört yıl ÅŸu deÄŸerlendirmeye götürüyor bizi. Aşık Veysel’den sonra halk ÅŸiiri geleneÄŸi noktalandı.”.

Tuncelili Aşık Zamani ise Veysel’in ölümünden sonra yapılan heykelinin açılışında ÅŸu deyiÅŸi söylemiÅŸ;

Çok dokundu mızrap ile tellere
Bozuk perdeleri görmedi Veysel
Ağıt yaktı bülbül ile güllere
Dikene elini sürmedi Veysel

Ağlayıp sızladı derdini döktü
Vurdular basma, boynunu büktü
Çobandı aÄŸanın koy’nunu güttü
Ver benim hakkımı demedi Veysel

Balta sapı için çattı hırsıza
Dür, demedi sömürücü arsıza
Vatandaş muhtaçken ekmeye, tuza
Bunun nedenini sormadı Veysel

Der Zamani, Veysel büyük ozandı
Halkın değil, kendi derdin yazandı
Sözü hançer iken kaçıp saklandı
Zalimin basma vurmadı Veysel

Bu türden yazılan ve söylenenlerin sayışı daha da arttırılabilir. Görülen odur ki
bu yazılanların/söylenenlerin tümü acele ile kaleme alınmış duygusal ve popüler
yazılardır. Hiçbir bilimsel analiz yapılamadan 1970′li yılların “tozu dumanı”
içerisinde heyecanla yazılmışlardır.

İlginç yan şudur ki bu türden fikirleri bu gün dahi dile getiren kişiler vardır. Bu
tür yazıların içinde doğruluk payı yok değildir. Elbette Aşık Veysel fenomeninin
tüm yönleri sosyal, siyasal, edebi, müzikolojik vs. analizler yapıldığında ve
bütüncül olarak ele alındığında anlaşılabilecektir. Böylelikle geleneğin içindeki
Aşık Veysel’in sanatsal ideolojik, felsefi yönleri daha rahat ortaya konulmuÅŸ
olacaktır.

117 Yorum var “Aşık Veysel”

  1. çaılşkan Yazmış:

    aşık veysel şatıroğlunun haytı çok uzun yazılmış ama

  2. çaılşkan Yazmış:

    aşık veysel şatıroğlunun haytı çok uzun yazılmış keşke daha az yazılmış olsaydı

  3. GİZEM Yazmış:

    ÇOK İĞREÇ Bİ SİTE ARADIĞIM HİÇ BİŞEYİ BULAMADIM NALET GELSİN

  4. bsr Yazmış:

    güzel bi anlatım fakat çok uzun!!!…

  5. tenekerock Yazmış:

    yaaaa aşık veyselin hayatı güzel anlatılmış ama ben kısa biÅŸ aradığım için hiç bir iÅŸime yaramadı daha kısacık biiiÅŸi yazsanız çok süper olacak…….. nolur kısa nolur yazın benim bu yorumumu mutlaka bu sitede gösterin LÜTFEEEEEN

  6. gökhan Yazmış:

    aşık veysel dünyanın en büyük ve en yetenekli,ama en kadersiz halk ozanı değil halkın sanatçısıdır.Benim yaşım henüz 14 ama ben onu babam kadar sevdim tanıyın sizde seversiniz

  7. büşra Yazmış:

    çok ğüzel çokbeğendim

  8. ugur Yazmış:

    çok güzel ama bir az daha kısa olsay mıs daha güzel olurmuş ama buna da şukur

  9. durakan Yazmış:

    çok güzel herkese tavsiye

  10. aybüke Yazmış:

    gizem dediğin çoooooooook ayıp bişi

  11. esra Yazmış:

    çok uzun yazmışsınız .keşke daha kısa olsaydı .yazardım .

  12. elif Yazmış:

    uff

  13. abdurrahim Yazmış:

    ben veyselin tüm bilgilerini severim

  14. ECE Yazmış:

    Emeğine sağlık.Süper bişi paylaşım için teşekkürler Serenciğim.Bu arada bunu yazan kişinin adı Seren söliim.

  15. olgun kuş Yazmış:

    çok güzel bir ÅŸey herkezin okumasına tavsiye ederim…?

  16. Aşık Veysel Satıroğlu Yazmış:

    aşık veysele

    sen benim içimde tütyorsun aşık veysel sen benim içiminde için kalbimde yaşıyorsun aşık veysel

  17. isimsiz Yazmış:

    bence iÄŸrenç bi ÅŸekilde yazılmış neden mi çünkü benim ödevim vardı fakat bu kadar uzun ve anlaşılmaz yazıldığı için hiç bair halt edemedim……………

  18. aşık Yazmış:

    aşık(a’nın ÅŸapkası var) Aşık VEYSEL ÅžATIROÄžLU bir ÅŸairdir

  19. iğrenç Yazmış:

    n bu ya iki dakika ödev yazıcaktık burayı yazmam için 1 gün lazım bana en azından biraz kısaltsaydınız

  20. amede Yazmış:

    vala işime çok yaradı ama yazması biraz or oldu

  21. amede Yazmış:

    igrenç adlı kisi beni çok güldürdü hahah yav biraz kısaa yaz saydınız haha

  22. amede Yazmış:

    gizem çok ayıp tesekür edecegine lanet olsun diyorsun adın da senin gibiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii gizemliiiiiiiiii

  23. ceylan Yazmış:

    aşık veyselin hayattı çok uzun keşke daha kısa yazılsaydı

  24. nilay Yazmış:

    bana bilgi verdi ama çok uzundu yaw

  25. sanane Yazmış:

    ya böyle uzun yazıyı hangi enayi yazar
    sitenize girdik ödev yapalım diye hiç bi şey yok bu yazıyı yazanlar var mıdır bence bunu kısaltın yoksa zarara girersiniz benden söylemesi TAMAM MI beni dinleyin

  26. erol doğan Yazmış:

    güzel olmuş tebrikler:D

  27. berru Yazmış:

    çok uzun

  28. ezgi Yazmış:

    çok güzel ama çok uzunn:D

  29. BİR DOST gfb Yazmış:

    öğretmenimiz ödev verdi baktım en güzel burda yazıo ama çok uzun biyografisida olsaydı ve bir kaç resmi daha iyi olurdu

  30. nurettin Yazmış:

    ya biraz daha kısa olsaymış daha iyi olurmuş biz bunu yazanakadar elimiz kopçak ulan

  31. MERT Yazmış:

    SÜPER BENİM ÖDEVİMDE VARDI EN İYİ BURDA.
    HERKESE TAVSİYE. BEN ÇATALCA 2. Sİ MERT

  32. yakışıklı çocuk Yazmış:

    siteniz güzel olmuş başarılarınızın dewamını dilerim

  33. FİLİZ Yazmış:

    GÜZEL OLMUŞ HAYATI BİRAZ KISA OLSAYDI BİZİM İÇİN İYİ OLURDU BYY

  34. ece Yazmış:

    çok güzel bilgiler var uzun ama yinede güzel şeyler

  35. ersin Yazmış:

    ne güzel ya

  36. burcu Yazmış:

    oha bune ya ck uzun

  37. gazo Yazmış:

    bence hiç kısa öz değil istediğim bilgiyi bulamıyorum

  38. merhabalar biz neval ve birsen Yazmış:

    slm aşık veyselin biraz daha kısa olsaydı şiirleri daha iyi olurdu neval birsen bizde rock çıyız.BYY

  39. merhabalar biz neval ve birsen Yazmış:

    SLM ŞİİRLER BİRAZ KISA olsaydı daha iyi olurdu by neval birsen rock creyz grubu BY BY BY ROCK

  40. merhabalar NEVAL ve TÜLAY Yazmış:

    SLM BİZ CRAYZ GRUBU BEN ARKADAŞIMI ÇOK AMA ÇOK SEVİYORUM SENİ ÇOK AMA ÇOK SEVİYORUM ARKADAŞM TÜLAY ŞİİİRLERDE GÜZEL DEĞİLMİ BY BY BYY

  41. CRAYZ GRUBU Yazmış:

    NEVAL TÜLAY BİRSEN EFECAN MERT ARABESK Çİ GRUBU

  42. CRAYZ GRUBU Yazmış:

    ŞİİRLE ÇOK UZUN AMA İŞİMİZE YARADI TEŞEKKKÜR EDERİZ 6-A SINIFI ADINA TEŞEKKKÜR EDERİZ BİRAZ DAHA KISA OLSAYDI DAHA İYİ OLURDU BY

  43. ela Yazmış:

    aslında güzel de çok uzun inanmıyorum bir de ölümünü yazmamışlar ne olur yazın ne olur lütfen yalvarıyorum hadi ne olur ne olur yazın lütfen yazın

  44. elif Yazmış:

    yha hayatını bu kadar uzun yascagınısa esrlerınden bi kactane daha yassaydınız daha ıyı olurdu ama olsun yınde olmus

  45. barış akarsu Yazmış:

    BEN BARIŞ BİLDİĞİNİZ GİBİ ROCK ŞARKICISI BARIŞ BEN HAYRANLARIMI ÇOK SEVİYORUM YALANCI YARİMDEDE OYNAMIŞTIM BİİLİYOSUNUZ.BEN AŞIK VEYSEL ABİMİZİ ÇOK SEVİYORUM YANİ ONUN ŞİİRLERİNİ AŞK ŞARKILARINI ÇOK BEĞENİYORUM KÜÇÜKKEN ONUN AŞK ŞARKILARINI EZBERLEYİP ANNEME SÖYLÜYOMUŞUM. CNM ANNEM BENİM BEN BU SİTEYİ ÇOK BEĞENDİM O İĞRENÇ DİYENLEREDE KIZDIM BİRAZ ÇOK GÜZEL BİR SİTE ARKADAŞLAR SİZDE EĞLENİN BİR GÜN HERKESİ KONSERİME BEKLERİM BYYBYBYBY

  46. CRAYZ GRUBU Yazmış:

    merhaba sevgili arkadaÅŸlar ben rock çı ve tabii yanımda olan rock çı arkadaÅŸlarım neval tülay mert umut efecan kurhan biz rocçyıııııııııııııııııızzzzzzzz……. en baÅŸ rock çı ben yani birsenn ha bu arada hayko cepkin dayım olur ………….

  47. tolga Yazmış:

    barıs akarsu öldü canım

  48. dila Yazmış:

    hayatı zorlu ve güçlükle geçmiÅŸ ……. bu yazıda ben yani kendim olmak üzere bütün okuyanlara ibret olsun

  49. minel Yazmış:

    3-c kitabımızda da aşık veysel”in ÅŸiiri var … sssssssssssüüüüüüüüüüüperr. KENDİSİNİ anlatıyo…

  50. BATUHAN Yazmış:

    şiirin ennnnnn süper yanı aşık veysel şatıroğlunun şöyle demesi der zamani veysel büyük ozandı demesi.

  51. BATUHAN Yazmış:

    çok tatlı bir adam.

  52. BATUHAN Yazmış:

    çok süperrrrrrrrrrrrr.

  53. melike Yazmış:

    çok güzel ama aşık veysel çok rahatsızlıklar geçirmiş keşke geçirmeseymiş

  54. melike Yazmış:

    çok güzel yazmışlar herkezin okumasını tavsiye ederim

  55. büşra Yazmış:

    aşık veysel çok deherli ozanlarımızdandır ayrıca çok eski ozanımızdır

  56. büşra Yazmış:

    bu metni çok güzel hazırlamışlar bem-n çok beyendim herkese tavsiye ederim aşık veysele saygılarımı sunarım ayrıca ALLAH rahmet eylesin diyorum saygılarımla

  57. ela Yazmış:

    hayatı zorlu ve güçlükle yaşamamış

  58. yusuf karakaya mersin 33 Yazmış:

    çok uzunnnnnnnnn

  59. efe Yazmış:

    bence çok güzel olmuş okuyana kadar canım çıktı ama değer afedersiniz arkadaşlar ama gizem kapa çeneni hatta bütün hayatını yazsalar daha iyi olurdu noktasından virgülüne kadar tam olsa keşke

  60. TüLiN Yazmış:

    yhaff bu çoqq uzun ama olsun yinede saolun war olun bilgi werdiniz aynı zmnda da ödevime yardımcı oldu çok teşekkürler.

  61. eda Yazmış:

    ben bu siteyi ödev için baktım

  62. hilal Yazmış:

    bir türlü bulamadım sanatınla eserler
    ini

  63. Jet Lee Yazmış:

    Çok güzel! Ama yazım hataları çok yinede elinize sağlık!

  64. mustafa Yazmış:

    çok uzun ama güzel

  65. umut Yazmış:

    veyselin hayatı10 numara

  66. kufan Yazmış:

    çooooook güzel istediğim bilgiyi buldum sizede tavsiye rderim ama biraz uzun

  67. kader Yazmış:

    ödev girdim buraya çok güzel anlatılmış aşık veyselin hayatı

  68. eren Yazmış:

    çok güzel

  69. elif Yazmış:

    yaaaaaa çok güzel bişey ama keşke daha kısa olsaydı öğretmenimiz bulun dedi.

  70. By levis Yazmış:

    cok süer bişi olmuş canımmm

  71. ceyda Yazmış:

    hayatı güzel ama şiirler yok??*??****?**??*

  72. serkan Yazmış:

    veysel’in hayatını çok kısa yazmışsınız.maÅŸallah

  73. aleyna Yazmış:

    çok güzel ama sayfa yazdırılmıyo ödev bu

  74. aslı Yazmış:

    aslın da güzel de bana şiir lazım hemen ezberlemem lazım aşık veyse şatır oğlun a çok teşk edyorm bu kadar yeter

  75. aslı Yazmış:

    aslında süperde bana bu lazım değilki şiir lazım şiir araaken birde baktım bu çıktı okudum çok beyendim aşık veyselle tşkr ederim

  76. gökçe Yazmış:

    yha çoooq güsel ama çoq uzun olmuş birascık kısa olsaymış çok tutulurmuş

  77. şule Yazmış:

    saolun:Distediim herÅŸeyi buldmm:D

  78. çağatay Yazmış:

    çoooooookkkkk güzel

  79. birol Yazmış:

    bizim kitapta aşık veyselin ‘çiftçiler’ adlı ÅŸiiri var çooooooooook güzel bence okuyun

  80. mert Yazmış:

    çok uzun

  81. özlem Yazmış:

    aşık veyselin hayatı çok güzel ama güzel olduğu gibide uzun o bakımdan işime yaramadı. ama üzülmüyorum çünkü aşık veysel hakkında bilgi sahibi olduğum için

  82. pakize baş Yazmış:

    çok güzel olmuş ellerine sağlık

  83. su Yazmış:

    çok ayıp gizem sen kim oluyosun da böyle diyosun benim kardesimin yazısına çabuk özür dile lanet olsun nedemik anlamını biliyomusun sen

  84. su Yazmış:

    aşık veysel çok iyi bir ozan ve sanatçı
    ama kaderi berbat mış

  85. merve Yazmış:

    çooooooook güzel ama okadarda uzun

  86. mehmet Yazmış:

    acaba çok uzun degil mi bence bunu deftere yazmak ömrümü alır

  87. sedanur ve elanur Yazmış:

    aşık veyseli çok seviyorum

  88. sedanur ve elanur Yazmış:

    aşık veyselin hayatı çok uzun ve çok zorlu bir hayat yaşamış aşık veyseli çok seviyorum ve hayatı için çok üzüldük seni çok seviyoruz

  89. seda Yazmış:

    lütfen aşık veyselin şiirlerinide yayınlayı

  90. defne Yazmış:

    yaaa hem çok kaba yazılar hemde çok uzun hiç beğenmedim
    daha kısa ve anlamlı bir şekilde osa daha güzel olurdu!!!

  91. sevgi Yazmış:

    güzel tam bana göre ama çok uzunnnnnnnnnnnn

  92. kübra Yazmış:

    sizde yorumunuzu çok uzatmışsınız

  93. yuri Yazmış:

    GERÇEKTEN ÇOM GÜZEL OLMUÅž. ELLERİNİZE SAÄžLIK…

  94. meltem Yazmış:

    bence çok anlamlı bir hayat öyküsü yasılmıştır tabi bunu anca düşünenler anlar

  95. hilal Yazmış:

    bence çok anlamlı bir hayat öyküsü yasılmıştır tabi bunu anca düşünenler anlar gelir geçer parlak parlak günler gelir geçer birgün gelecek hepimizi silip bitirecek bunu yazanı tanamazsanız daha iyi çünkü benim kuralarım var

  96. rümeysa Yazmış:

    ÇOK GÜZEL AMA ÇOK DA UZUN KEŞKE DAHA KISA OLSAYDI BUNU YAZAMAM!!!!!!

  97. beyza Yazmış:

    yha oha adamın tuvalete gidişinidemi yazdı bunlar yuhhhh

  98. TUĞÇE,SONGÜL,MELEK Yazmış:

    AŞIK VEYSELİ ÇOK SEVERİZ

  99. cemre Yazmış:

    çok güzel

  100. cemre Yazmış:

    çok güzelmiş benim halamın kızının ödevi bu çok karışık

    HERKESE BBBBBBYYYYYYYYYYEEEEEEEE

  101. eren Yazmış:

    ne söylenip duruyorsunuz

  102. admin Yazmış:

    aradığımı bulamıoyorum diyen arkadaşımız siteye lanet etsin ama a dan z ye kadar herşey var o kendine baksın bu da ona kapak olsun:)

  103. kemal Yazmış:

    çok güzel yazı

  104. osman Yazmış:

    bence adam maceralı

  105. melih Yazmış:

    çokkkkk severim aşık veyseli çünkü bende çokkkkkk ÅŸarkıları ve ÅŸiiirleri olduÄŸundan onun benin çanlı olduÄŸunu halen hissedebiliyorum ÅŸarkılarını ve ÅŸiirlerini de dinlerken aklıma bende ve tüm dünyada kalan eserleri geliyor ve onun anıları TÜRK VATANINA VE ÅžEHİTLERİMİZE sahipti ÅžEHİTLER ÖŞMEZ VATAN BÖLÜNMEZZZZZZZZZZ…..

  106. eda Yazmış:

    Bence daha çok bilgi verile bilirmiş:(

  107. orhan Yazmış:

    super ve kendıne layık uzunlukta

  108. ilay Yazmış:

    harbi kasıo yani şiirler varya

  109. MERT Yazmış:

    aslında çok uzun değil. zamanınız varsa okuyup özetini çıkarın ondan sonra yazın yaniözet derken yararlı bilgileri

  110. stella Yazmış:

    bunun hayatı da çooooooook uzun biraz kısaltın

  111. sami Yazmış:

    aşık veyselin kaderi saten batık sizde onu daha çok üzdünüz hem de çok çirkin yapmışınız

  112. ŞAKİR Yazmış:

    aşık veyselin hayatı çok zor bence

  113. murat Yazmış:

    selam aşık veyselin yeri bende apayrıdır çunku halk sanatcısıdır hep halkı icin var oldu ozanlardan biri diyoki dunyada dert olmasaydı turkulerde olmazdı o yuzden hep bir şeyler anlatmak istemişlerdir ve biz sadece bizi anlatıyo deriz ama öyle bizi anlatıyo ama kişiyi deyil halkın ne cektiyyini anlatıyo yoksoluğun törelerin varoşların burjuvaların yaşamını hep anlatmıştır diyecek cok şey var kelimelere sığımıyo o yuzden son buluyom sözlerime tüm ozanlara saygılar

  114. gülçin Yazmış:

    bence süper süper süper

  115. can Yazmış:

    çok sevdim ben aşık veyselin hayatını..seviyorummmm aşık veyseliÅŸ……..

  116. hamza Yazmış:

    bence eÅŸsiz bi ÅŸair

  117. fearless Yazmış:

    yha çoq uzun daha kısa ve özünü tercih ederdim hocaların verdiği performans ödevlerinde bu siteyi bastıramam çünkü elle yazıcaz yhani anlıcaanız ben bunları hayatta yazamam çüküyü başta yazdım çook uzuun!!!

Sizde Yorumunuzu Yazın

Ama önce siteye Buradan giriş yapın Hala Üye değilseniz Buradan üye olabilirsiniz.