
Aşık Veysel (ÅžatıroÄŸlu) 1894 (H. 1310) yılının Mayıs ayında Sivas’ın Åžarkışla ilçesi’nin Sivrialan=Sivr’alan (Söbalan) köyünde dünyaya geldi. Anası Gülizar, O’nu koyun saÄŸmaktan dönerken yolda doÄŸurdu.
Veysel’in doÄŸduÄŸu Sivrialan köyü bir kısmı kayalık bir kısmı aÄŸaçlık bir dağın vadisinde yer alıyordu. Köy kıraç, verimsiz topraklara sahipti. Köylüler karasabanla çift sürer, kaÄŸnı ile sap, saman getirir, bir çift öküzle döven koÅŸarlardı çoÄŸu kez. YaÅŸam zordu köyde… Tarım ve hayvancılığa dayalı üretim biçimi, kır tipi hayat tarzı Anadolu’nun pek çok yerinde olduÄŸu gibi Sivrialan köyünde de hüküm sürüyordu… İşte bu koÅŸullar içinde doÄŸduÄŸu köyünde yediyaşına kadar, koÅŸtu, oynadı, coÅŸtu, güldü Veysel… O yıl köyü kasıp kavuran çiçek salgınına Veysel’le birlikte iki kardeÅŸi daha yakalandı. KardeÅŸlerden ikisi o yılların aman vermeyen hastalığına, köydeki pek çok çocuk gibi yenik düştüler ve öldüler… Veysel ise sol gözünü kaybetti salgında… Anası Gülizar, babası Ahmet AÄŸa üç çocukla kalmışlardı çaresiz…
Hem Veysel hem de ailesi kaderlerine razı oldular. Ama kötü kader, Veysel’in yakasını bırakmayacaktı besbelli… Rivayet o ki: Bir gün babası inek saÄŸarken, Veysel babasının yanma gelir. Ters ve ani bir hareketinden ötürü orada duran öküzün boynuzu saÄŸ gözüne girer Veysel’in. O gözü de hemen orada akar, kör olur.
Veysel’in ailesi, kendi halinde, geçimini zorlukla temin eden yoksul bir köylü ailesiydi. O’nun tedavisi için ne maddi imkanları vardı, ne de yol yordam
biliyorlardı. Babası Ahmet AÄŸa, Veysel’in bu talihsizliÄŸine bir yandan üzülüyor, bir taraftan da ona yardım etmeye çalışıyordu. Veysel’in köyü Sivrialan, Emlek adı verilen, Türkmen köylerinden oluÅŸan bir yörenin içinde yer alıyordu. Emlek, aşıklarıyla ün salmış, pek çok aşık yetiÅŸtirmiÅŸ bir yöreydi… Dolayısıyla Sivrialan’a da sık sık bu yörenin aşıkları uÄŸrar sohbetler, muhabbetler, cemler yapılırdı. Veysel küçüklüğünden beri bu toplantılara katılır, yörenin aşıklarından deyiÅŸler dinler, onlar hakkında bilgiler alırdı. Bu tür muhabbetlere babası da meraklıydı. O da eski aşıkların deyiÅŸlerini söyler, bunlardan zevk alırdı. Veysel’in de ÅŸiire, saza, söze merakım keÅŸfeden Ahmet AÄŸa, oÄŸluna bir baÄŸlama yaptırdı. Veysel, ilk saz derslerini kendi köyünün usta sazcılarından Molla Hüseyin’den ve Çamşıhılı Ali AÄŸa’dan aldı. İlk baÅŸlarda saz çalmakta ürkek davrandıysa da kısa zamanda kabuÄŸunu kırdı. Çalıştıkça sazını geliÅŸtirdi, daÄŸarcığına yüzlerce eseri aldı. Pir Sultan Abdal, Agahi, Sıtkı, Veli gibi usta aşıkların deyiÅŸlerini, sazıyla köyünde yapılan toplantılarda seslendiriyordu.
Aradan çok zaman geçti; Veysel delikanlı olmuÅŸtu artık. Babası Veysel’in evlenme çağının geldiÄŸini düşünüyordu. Bu düşüncesini kısa bir süre sonra hayata geçirdi ve akrabalarından Esma’yı Veysel’le evlendirdi. Veysel seviyordu karısını, fakat bu sevgi kıskançlığı da beraberinde getirdi. Ancak bu kıskançlık Esma’yı usandırmıştı. Sekiz sene evli durmuÅŸtu Esma; artık bu duruma dayanamayacağını anlayınca Hüseyin isimli bir delikanlı ile kaçtı. Esma Ana bu kaçış öyküsünü Sivr’alan köyünden yetiÅŸen araÅŸtırmacı GülaÄŸ Öz’e ÅŸu sözlerle anlatır: “Veysel çok huysuzdu. Bana geçim vermez, kıskanır dururdu. Gönlümle evlenmedim zaten. Onun huysuzluÄŸu gereksiz kıskançlığı beni kendisinden soÄŸuttu. Hüseyin yakın komÅŸumuzdu. Bize azap durdu, O’nunla anlaÅŸtık. Zaman zaman birlikte buluÅŸurduk. Veysel bunu sezinlemiÅŸ, hatta birkaç kez beni uyarmıştı. Zamanla bizim
kaçacağımızı bile düşünmüş, umudunu kestiÄŸi de olmuÅŸ. Hüseyin’le kaçtığımızda Bafra’ya ulaÅŸtık. ÇeÅŸmenin başında çoraplarımızı çıkartıp serinlensin istedik. Çorabımın uçunda beni rahatsız eden bir ÅŸeyler vardı. Elimi sokup baktığımda, bize bir ay yetecek kadar para çıktı. Bunu Veysel koymuÅŸta. Beni çok severdi. “Kaçarlarsa, periÅŸan olmasın” diyerek koyduÄŸunu düşündüm hep”.
Bu olaydan sonra Veysel daha çok içine kapandı. O sıralar arkadaşı Kürt Kasım Veysel’i yalnız bırakmıyor ona can yoldaşı oluyordu. Kürt Kasım, bir gün Veysel’e kendi memleketi olan Zara’ya gitmeyi teklif etti. Veysel için ele geçmez bir fırsattı bu. Kürt Kasımla düştü yola Veysel. Köyünden bu ilk çıkışında farklı insanlarla, deÄŸiÅŸik bir iklimle karşılaÅŸtı. Kürt Kasım da Veysel gibi saz çalıyor, türkü söylüyordu. Birlikte çok muhabbetlere katıldılar.
Kürt Kasım Veysel’e can yoldaşı olmak, saz çalıp türkü söylemekle kalmadı; Onun ikinci evliliÄŸi için de aracı oldu. Bir süre sonra Zara’daki Yalıncak Baba Türbesinin iÅŸlerini yapan Gülizar Ana ile Veysel’i evlendirdi.
Veysel bu olayların ardından köyüne döndü ve yaÅŸamına devam etti. O yıl anasını ve babasını ardı ardına kaybetti Veysel… Ardından çocukları oldu; hayatını onlara adadı. YaÅŸamına böylece sakin ve huzur içinde devam etti.. Ta ki 1931 yılı gelip çatıncaya kadar…
O yıllarda Ahmet Kutsi Tecer Sivas Maarif müdürüdür. Yakın arkadaÅŸlarıyla birlikte Halk Åžairlerini Koruma Derneğî’ni kurarlar(1931). Dernek üyeleri Sivas’ta bir “Halk Åžairleri Bayramı” düzenlemek fikrini kısa zamanda geliÅŸtirirler ve yaÅŸama geçirirler. Bayram süresince çalıp söyleyecek yerel müzikçileri ve aşıkları toplamak baÅŸlı başıa bir sorundur. Zira o yıllarda yerli sanatçılar bu günkü kadar rahatlıkla geniÅŸ kitleler önünde sanat uygulaması yapmaktan çekinirler. Halk Åžairleri Bayramını düzenleme komitesi Åžarkışla’nın Sivrialan Köyü’ne de uÄŸrar; iyi çalıp söyleyenleri tespit edip bayrama katılmalarını saÄŸlamak için… Heyet Veysel’in evine geldiÄŸinde Veysel karısına evde olmadığını söyletir. Katılmak istemez. Aslında çekinmektedir, hatta biraz da korkusu vardır. Zira devletin adamlarının onu soruÅŸturması, başına bir iÅŸ geleceÄŸi korkusunu uyandırır Veysel’de. Ancak Tecer’in ısrarları karşısında dayanamaz ve bayrama katılır. Veysel’i “aşık” yapacak, O’nu ilk önce kendi vilayetine, sonradan da tüm
yurda tanıtacak bu bayramı, folklor araÅŸtırmacısı ibrahim AslanoÄŸlu hazırladığı bir kitapçıkta şöyle anlatmaktadır: “Bayram 5 Kasım 1931 günü baÅŸlamış, üç gün devam etmiÅŸti. 15 aşığın katıldığı söyleniyorsa da bunların hepsi ÅŸair deÄŸildi. ÇoÄŸu sazcı ve hikayeci idi. Hatırlayabildiklerim ÅŸunlardır: Aşık Veysel, Revani Suzani, Aşık Süleyman, Karslı Mehmet, Hikayeci Ali Dayı, Aşık Müştak, Yarım Ali, Talibi, Yusuf, San’ati, Aşık Ali. Bunların içinde ÅŸair olarak Süleyman, Talibi, Revani, Suzani ve San’ati vardı. Veysel henüz ÅŸiir söylemeye baÅŸlamamıştı. Hepsi de o zamana göre tanınmamış kimselerdi”.
İşte bu bayramla aşıklık mesleÄŸinin kapılarım aralayan Veysel’in kısa zamanda dili çözülür, çalıp-söylemeye baÅŸlar. Üzerine yüklenen (ya da isteÄŸiyle yüklendiÄŸi) misyonu yerine getirmek için yaÅŸamının son dönemlerine kadar çabalar durur. Yüzlerce ÅŸiir söyler, onlarca plak doldurur, eÄŸitmenlik (belletmenlik) yapar… Hakkında kitaplar, makaleler yazılır. Adından ve sanatından -yaÅŸarken ve öldükten- sonra bu kadar söz ettirebilen, bu denli ünlenmiÅŸ bir baÅŸka aşık var mıdır bilemiyorum. Her ne olursa olsun doÄŸanın o en acımasız kuralı, Veysel için de geçerlidir elbette… Yalnız bu kural bazen acı çektirerek, yataÄŸa düşürerek iÅŸler, iÅŸte Veysel de böyle bir dertle yataÄŸa düşmüştür. Onulmaz derdinin adı akciÄŸer kanseridir… Derdinin çaresizliÄŸini kendisi de bildiÄŸinden son günlerini köyünde geçirmek ister. 1930′larda “Sivr’alanlı Kör Veysel” olarak köyünden dışarıya -her yıl biraz daha geniÅŸleyen halkalar halinde- açılan “aşık”, 21 Mart 1973 günü Aşık Veysel ÅžatıroÄŸlu olarak yaÅŸamım yitirir. Veysel, 22 Mart günü sadık yari olan kara toprakla buluÅŸmuÅŸtur.
Aşık Veysel’in YaÅŸadığı Çevre ve YetiÅŸme KoÅŸulları
Aşık Veysel’in yaÅŸam öyküsünde de belirtildiÄŸi gibi Sivas (Åžarkışla) ve çevresi zorlu doÄŸa koÅŸullarına sahiptir. 19. yüzyılın sonlarıyla 20. yüzyılın baÅŸlarında bu çevrede var olan sosyal yapıyı da hesaba katacak olursak, Aşık Veysel’in yaÅŸadığı (en azından 40 yaşına kadar) yılların Åžarkışla’sı çeÅŸitli zorluklarla doludur. Yol, ulaşım için araç, iletiÅŸim araçları, elektrik vs. o yıllarda bugünkü kadar rahat ulaşılabilen hizmetler deÄŸildir. Hele Sivrialan köyünde bunları bulmak imkansızdır…
İçe kapanık üretim ve tüketim ilişkilerinin bitmek tükenmek bilmeyen kısır bir
döngü içinde sönüp gittiği dönemlerdir o yıllar. Bu da yetmiyormuş gibi
yoksulluk, kıtlık, savaÅŸ ülkeyi kırıp geçirmektedir. Veysel’in gençliÄŸi, 1. Dünya
Savaşı yıllarına rastlar. Elbette gözünden ötürü askere alınmaz ama tüm Anadolu gibi o da savaşın sıkıntısını, zorluklarını büyük ölçüde çeker…
Aşık Veysel’in köyü Alevi-BektaÅŸi inanç ve kültürüne mensup bir Türkmen
köyüdür. Özellikle kış aylarında Aleviliğin gereği olarak Ayin-i cemler yapılır.
Dedeler gelir, muhabbet edilir; köylünün görgüsü yapılır… Bu toplantılarda, mistik bir evrene yolculuk yapıldığı gibi, toplantının bir kısmında da dünya iÅŸlerine deÄŸinilir. MürÅŸitler, dedeler konuÅŸur; talipler dinler. Pek çoÄŸu tasavvuf
terimleriyle dolu olan deyişler okunur, zakirler sazlarıyla söze eşlik ederler. Küçük çocuklar ve gençler bu toplantıların bazı kısımlanna katılarak büyüklerin söylediklerini dinlerler. Gelenek bu yolla aktarılır. Onlar da ileride toplantının asıl üyesi olmak için çaba sarf ederler.
Cemlerde çalınıp söylenen deyişler, duvazlar, semahlar zaman zaman didaktik
bir üslupla söylense bile ve çoğu kez insanı duygusal bir dünyaya götüren coşkulu eserlerdir. Toplantının ilerleyen saatlerinde lokmalar yenir sonrasında da kadınlı-erkekli hep birlikte semahlar dönülür. Alevi-Bektaşi inanç ve kültürünün bir gereği olarak kadın da yaşamın içinde aktif rol alır. Bu toplantılar yılın belirli aylarında (bilhassa kışın) yapılır.
Veysel’in mensubu olduÄŸu toplum, dolayısıyla yaÅŸadığı köy her yıl bu türden
toplantılara sahne olur. Sivrialan’ın da içinde bulunduÄŸu bu bölgeden (Emlek
Yöresi) yetişen ünlü aşıklar vardır. Kemler, Aşık Veli, Aşık Hüseyin, Agahi,
Ali İzzet Özkan, Devrani, Talibi, Veyseli (19. yüzyıl aşıklarından), Kul
Sabri bu yörenin aşıklarından yalnızca birkaçıdır. Veysel bu aşıkların bazılarıyla
tanışır; onlarla arkadaşlık yapar. Bir kısmını tanıma fırsatı bulamaz ama, onların da deyişlerini dinler, sözleriyle pişer.
Daha sonra da ele alacağımız gibi Veysel’in aşık olarak tanınmasında hatta aşıklık yapmasındaki temel neden, hiç kuÅŸkusuz ilk baÅŸta dışarıdan gelen istek ve o zamanki uygun koÅŸullardır; bununla birlikte o’nun duygu dünyasını besleyen, geleneksel kültürünü aldığı bu çevreyi de gözardı etmemek gerekir.
Aşıklık Geleneği ve Aşık Veysel
Anadolu’nun dört bir tarafında karşımıza çıkan ellerinde sazı dillerinde sözü kendilerinîn veya baÅŸkalarının deyiÅŸlerini çalan ve söyleyen aşıklar, geçmiÅŸte olduÄŸu gibi günümüzde de yüklendikleri veya üzerlerine yüklenen misyonu yerine getirmeye çalışan yerli bir sanatçı tipidir. Eski çaÄŸlarda hekimlik, büyücülük, müzisyenlik, din adamlığı vs. görevleri yüklenen bu kimlikteki insanların çaÄŸlar ilerledikçe toplum içinde üstlendikleri rol de deÄŸiÅŸmiÅŸ, 15. ve 16. yüzyıllardan sonra özel bir aşık tipi Anadolu coÄŸrafyasındaki yerini alarak iÅŸlevini sürdürmüştür. Kendi içinde çeÅŸitli teknik ve tavır özellikleri geliÅŸtiren aşık edebiyatının ve aşık müziÄŸinin estetik bakımdan geliÅŸmesi de bu dönemde olmuÅŸtur. 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın baÅŸlarından itibaren dünyadaki deÄŸiÅŸen yaÅŸam koÅŸulları, iletiÅŸim, insan iliÅŸkileri ve ülke İiiÅŸkileriyle birlikte aşıkların da toplumsal rollerinde dolayısıyla iÅŸlevlerinde yer yer deÄŸiÅŸiklikler görülmüştür. 20. yüzyılın baÅŸlarından itibaren Anadolu coÄŸrafyası üzerinde yaÅŸayan Türkmen aşık tipinin gezginci yanı kısmen azalmış, deÄŸiÅŸen sosyal, siyasal ve kültürel olaylar üzerindeki etkisi ve duyarlılığı ise artmıştır.
1900′lü yılların ilk çeyreÄŸinde Anadolu toprakları üzerinde cereyan eden olaylar
ve bu olayların sonucunda karşı karşıya kalınan siyasal durumun Cumhuriyet
rejimini doÄŸurması, ulusal kimlik hareketlerinde en önemli taşıyıcı ve tamamlayıcı unsur olan aşıkların bu rejime büyük ilgi duymaları sonucunu getirmiÅŸtir. Osmanlı imparatorluÄŸu döneminde -zaman zaman tekke kültürü içerisinde yer almış olsalar ve büyük ÅŸehirlerin çeÅŸitli muhitlerinde ve asker ocaklarında farklı bir görünüm sergileseler dahi- köylü kültürünün bir parçası olarak görülen aşıklar, Cumhuriyetin kendileri için bir çıkış yolu olacağım kısa zamanda fark etmiÅŸlerdir. “Köylü memleketin efendisidir” sözünden güç alarak, kentli olma, medeniyetle bütünleÅŸme yolunda kısa zamanda büyük atılımlar yapılacağı ümidi, aşıklarda sürekli var olmuÅŸtur. Bu bakımdan yönetimin onlara verdiÄŸi/yüklediÄŸi görevleri yine toplum adına kullanarak yeni rejimi desteklemekten geri durmamışlardır.
Cumhuriyet bir noktada sosyal değişim ve dönüşüm projesini sembolize
ettiğinden bu değişimin temel parametreleri aşıkları da etkilemiştir. Aşıkların
dünyaya bakışları, yaşamı sorgulayış biçimleri, ülke sorunlarım irdeleme
yöntemleri bu dönüşümün içerisinde yeniden ele alınmış ve aşıklar bu
dönüşümden iki taraflı etkilenen kısım içerisinde yer almışlardır: Aşıklar hem
halka yeni yönetimin faaliyetlerini anlatarak daha fazla sevilmesini sağlıyorlar,
hem halkın sorunlarım yönetime ileterek tanıyıp tanıtma ortamım oluÅŸturmuÅŸlar, hem de kendi iç dünyalarındaki deÄŸiÅŸimi yaÅŸamaya çalışmışlardır. Artık ayağı çarıklı deÄŸil iskarpinli; yelekli deÄŸil kravatlı; kasketli deÄŸil fötrlü aşık tipiyle karşı karşıyadır köylüler ve ülke insanı…
Bu genel değerlendirmenin daha pek çok sosyal olguya indirgenmesi mümkünse
de biz burada daha fazla ayrıntıya girmeden yukarıda ele almaya çalıştığımız bu
dönem ve bu dönemin yetiÅŸtirdiÄŸi aşık tipinin belirgin siması Aşık Veysel’e
getirmek istiyoruz sözü. İşte Aşık Veysel böylesi bir dönemde bir kısım fikir ve
sanat adamının “halkçı” görüşleri doÄŸrultusunda Anadolu’yu anlama gayretleri
sırasında keÅŸfedilmiÅŸ “özel” bir aşıktır. Daha önce de sözünü ettiÄŸimiz Halk
Åžairlerini Koruma DerneÄŸi’nin 1931 yılında Sivas’ta düzenlediÄŸi Aşıklar Bayramı, düzenleyenler bakımından Veysel’in keÅŸfedildiÄŸi bir organizasyon, Veysel bakımından ise dışa açılmanın bir vesilesi olacaktır. Bu Veysel için öylesine önemli bir olaydır ki, o güne deÄŸin elinde sazı yöresinin türkülerini ve eski aşıkların deyiÅŸlerini söyleyen yerel sanatçı tipinden çıkıp, “aşık” kimliÄŸine geçiÅŸin sürecini belirlemektedir. Veysel’i aşık yapan elbette ki tek başına Aşıklar Bayramı deÄŸildir. Bu organizasyon yalnızca bir vesiledir. Aşık Veysel’in iç çeliÅŸkileri, yaÅŸama dair beklentileri, daha önce yaÅŸadığı dramatik olaylar, O’nun duygu dünyasını geliÅŸtirmiÅŸ, belki de o güne gelene kadar olgunlaÅŸmasını saÄŸlamıştır.
Bizim burada kastettiÄŸimiz aşık, kendi deyiÅŸlerini (ÅŸiirlerini) yazan veya söyleyen yerli halk sanatçısı tipidir. Zira Anadolu’nun çeÅŸitli yerlerinde aşık diye anılan
-Veysel’in daha önce yaptığı gibi- yöresindeki eski ve yeni aşıkların deyiÅŸlerini seslendiren, halk türkülerini çalan ve okuyan kiÅŸiler de vardır. Anadolu yarımadasında karşımıza çıkan aşıkların bazı özellikleri Veysel’de yoktur. ÖrneÄŸin Veysel “atışma” yapmaz, “muamma” çözmez, “leb-deÄŸmez” söylemez, gördüğü rüya sonucunda pir elinden dolu içip dili çözülmemiÅŸtir… Ancak aşık tipinin en temel iki özelliÄŸini eksiksiz uygular: Kendisinin veya baÅŸkalarının
deyişlerini sazı eşliğinde çalar ve okur.
BildiÄŸimiz kadarıyla Aşık Veysel bir tekke eÄŸitimi de almamıştır. Küçük yaÅŸlarında ona saz öğreten ustasından baÅŸka, aşıklık mesleÄŸini öğrendiÄŸi bir ustası da yoktur. O Anadolu’nun ortasındaki bir köyde, kendi sosyal çevresinin oluÅŸturduÄŸu ÅŸartlar ve iç dünyasının yönlendirmesiyle yetiÅŸmiÅŸ bir köylü aşıktır.
Åžiirlerinde köy ve çevresinin sosyal yapışma iliÅŸkin örneklere bolca yer verir. Bunu biraz daha ileri götürerek yurt genelindeki çoÄŸu olayda köyü ve köylüyü temel alarak fikir beyan eder. Ancak -daha sonraki bölümde bu konuya deÄŸineceÄŸimiz gibi- tüm bu olayları iÅŸleyen/içeren ÅŸiirlerinde, yöneten ve yönetilen arasındaki çeliÅŸkiye dair eleÅŸtirel bir yön bulmak çok zordur. Çünkü dönemin entellektüelleriyle ve devlet erkanıyla, dolayısıyla rejimle ve onun ideolojisiyle sıkı iliÅŸkileri vardır Veysel’in. Tüm bu yönleriyle onu “modern bir aşık” olarak tanımlayanlara karşın, bir gerçek vardır ki, o da, teknik bakımdan Aşık Veysel geleneksel yapıya sıkı sıkıya baÄŸlı bir kiÅŸidir. Aşık ÅŸiiri geleneÄŸin tüm ÅŸekil özellikleri Veysel’in ÅŸiirlerinde görülür. Veysel ÅŸiirlerinde hece veznini ve bu
veznin 8′li ve 11′li kalıplarım kullanır. Yerli ağız, O’nun deyiÅŸlerinde bütünüyle
yer almaktadır. Anlatım tekniği geleneksel çizgiden zaman zaman ayrılıyor hissini uyandırsa da hiçbir zaman geleneğin dışına çıkmamıştır. İşte tüm bu unsurları bir bütün halinde ele aldığımızda, Veysel geleneksel bir aşık tipini yansıtır bizlere. Hemen belirtmekte yarar vardır ki şeklen geleneksel çizgisini
sürdürmektedir (ya da kopamamaktadır bundan) fakat gelenekçi bir aşık deÄŸildir o. Geleneklerin kendi toplumunu nasıl yüzyıllar boyu esir ettiÄŸini ÅŸiirlerinde sıklıkla dile getirir. Kendi bildiklerini (veya doÄŸru bildiklerini) anlatmak ve bir ölçüde de geçimini temin etmek için düşer yollara. Köyden köye, ÅŸehirden ÅŸehire dolaşır durur memleketi… Önceleri yanında İbrahim adlı bir arkadaşı vardır;
1940′a kadar onunla gezerler. Daha sonra köylüsü Küçük Veysel (Erkılıç) adlı
bir genç arkadaşı ile dolaşırlar yurdu. Küçük Veysel o’nun hem can yoldaşıdır
hem de meslek arkadaşıdır. Her gittikleri yerde birlikte çalar çağırırlar. Fikirleri de uyar birbirlerine, sesleri de… Küçük Veysel yaÅŸama genç yaşında veda edince Veysel yalnız kalır. Son zamanlarına kadar o’na yolculuklarda eÅŸlik eden oÄŸlu Ahmet ÅžatıroÄŸlu olmuÅŸtur.
Veysel’in gözlerinin görmemesi de o’nu gelenek içinde ayrı bir yerde
deÄŸerlendirmemizi zorunlu kılmaktadır. Bizde, gözleri görmeyen aşıkların gelenek içinde nasıl bir yer oluÅŸturduklarım inceleyen bir araÅŸtırmanın varlığından haberdar deÄŸiliz. Fakat amaların sanat yetenekleri konusunda ileri olduklarım, iç dünyalarındaki coÅŸkuların geleneksel kalıplarla birleÅŸtiÄŸinde ne kadar baÅŸarılı bir halk sanatçısı tipinin ortaya çıktığım da biliyoruz. Bu konu da Mahmut Ragib Gazimihal’in “Kör Halk Åžairleri” baÅŸlıklı yazısından bir kesiti buraya almanın yararlı olacağı kanısındayız:
“Halk sazcılığında körlerin her çaÄŸda terdhan tanınıp faaliyet gösterdiklerine dikkat edenler, keyfiyeti sadece pratik sebeplerle izaha kalkışabilirler: Mesela tesettürlü kadınlarının düğün dernek toplantılarında kör sazendeler erkek de olsalar iÅŸ görebildikleri için aranıyorlar diyebilirler(…) Bu türlüden inhisarlar, Avrupalı kör musiki virtüozlarının deÅŸifre ederek takımda çalamamak yüzünden solist yoluyla yetinmelerine benzer. Fakat usta bir kör divan aşığı çalgıcılık zümresiyle bir tutulamazdı. Onun hafızası kütüphane gibi, sazı vecit gibi, kendisi safiyetiyle ruhen melek gibi olur. Sazı onun için her ÅŸeydir: ArkadaÅŸ, eÅŸ, teselli, ümit, ifade-i aÅŸk… Dinleyicilerin karşısındayken herkesi susturan, gönüllere hükmeden, kendini herkesin üstünde hisseden saygıdeÄŸer bir sihirbaz olur. Gördüğü iÅŸin ilahi derinliÄŸine kendi nezahatına inandığı kuvvette güvenir. Bizler böylesine üstünlüğün neslimizdeki eÅŸsiz timsalini! Aşık Veysel’in sanatında görüyor, saygıyla karşılıyoruz”.
Aşık Veysel’in aşıklık geleneÄŸi içinde önemli bir yer oluÅŸturan “Alevi aşıklar”
arasında da özel bir konumu vardır. Alevi kültürü içinde yetiÅŸmiÅŸ olması o’nun
duygu dünyasını hiç kuşku yok ki direkt etkilemiştir. Ancak o, ne Aleviliğini ne
de Aleviliği -birkaç örnek hariç- deyişlerinde işlememiştir. Bunu kendisinin o
dönemin koÅŸullarında “ayrılıkçı” deÄŸil “birleÅŸtirici” bir kimlik taşıma misyonuna baÄŸlamak mümkündür. Albüme alınan eserlerde de görüleceÄŸi gibi Alevi kültürünün “Mersiye” (Kerbela için), “Semah” gibi türlerindeki bazı örneklerini -usta malı eserler olsa da- seslendirmiÅŸtir. Ancak Alevi-BektaÅŸi edebiyatının en karakteristik temalarından olan “Duvaz-İmam”, “Kerbela mersiyesi”, “Hz. Ali Natı”, “Miraçlama”, vs. türlere örnekler vermediÄŸini -bu türden ÅŸiirleri varsa da- en azından bunların yayımlanmadığını biliyoruz.
Aşık Veysel’in aşıklık geleneÄŸi içindeki konumunu yukarıda kısaca ele almaya
çalıştıktan sonra, şimdi de aşıklığı üzerinde yapılan tartışmalara ve görüşlere
kısaca deÄŸinelim: Hemen belirtmekte yarar vardır ki bunlar daha çok Veysel’in
ölümünden sonra ortaya çıkan, bilimsel bir üslup ve yöntem izlemekten ziyade,
duygusal ve ideolojik yanı ağır basan yazılardır ve bu perspektifle
deÄŸerlendirilmelidir. Bu yazılardan ilki folklorcu Cahit Öztelli’ye aittir. Öztelli
şöyle diyor yazısında: “…bir sanatçıda her ÅŸeyden önce sanat gücüne bakılır. DeÄŸeri ona göre biçilir. Konuları ne olursa olsun, söyleyiÅŸ biçimine, diline, sazına güzelliÄŸi getiriÅŸine bakılır. Bu bakımdan Veysel’e güçlü ozandır demeye hak kazandıracak yanı çok azdır(…) Onun dostlarına bu yargılar belki acı gelecektir, ama ne yapalım ki gerçek budur. Veysel çok ÅŸiÅŸirilmiÅŸ bir balondu.”.
Prof. Dr. Faruk Kadri TimurtaÅŸ ise şöyle demektedir: “…aşık geleneÄŸinin son ve
büyük temsilcisi ise Aşık Veysel’dir. (…) Aşık Veysel’in bir büyük tarafı da aşırı
cereyanlara kapılmamasıdır. Bazı aşık geçinen kimseler saz ve sözlerini sosyalizmin, marksizmin emrine vermiÅŸler ve yok olup gitmiÅŸlerdir. O saz ve sözünün haysiyetini korumasını bilmiÅŸtir. Bir zümrenin deÄŸil, milletin ÅŸairi olması bu sebepledir. Veysel milletin ve vatanın bütünlüğüne inanan, bunu dile getiren aşıktır. Devrimizin en büyük “aşık”ı olarak edebiyat tarihimizde mümtaz bir yer alacaktır.”.
DoÄŸan Hızlan ise ÅŸu sözlerle betimliyor Aşık Veysel’i: “Halk ÅŸiiri geleneÄŸinin son
temsildsi Aşık Veysel öleli dört yıl oldu. Aradan geçen dört yıl ÅŸu deÄŸerlendirmeye götürüyor bizi. Aşık Veysel’den sonra halk ÅŸiiri geleneÄŸi noktalandı.”.
Tuncelili Aşık Zamani ise Veysel’in ölümünden sonra yapılan heykelinin açılışında ÅŸu deyiÅŸi söylemiÅŸ;
Çok dokundu mızrap ile tellere
Bozuk perdeleri görmedi Veysel
Ağıt yaktı bülbül ile güllere
Dikene elini sürmedi Veysel
Ağlayıp sızladı derdini döktü
Vurdular basma, boynunu büktü
Çobandı aÄŸanın koy’nunu güttü
Ver benim hakkımı demedi Veysel
Balta sapı için çattı hırsıza
Dür, demedi sömürücü arsıza
Vatandaş muhtaçken ekmeye, tuza
Bunun nedenini sormadı Veysel
Der Zamani, Veysel büyük ozandı
Halkın değil, kendi derdin yazandı
Sözü hançer iken kaçıp saklandı
Zalimin basma vurmadı Veysel
Bu türden yazılan ve söylenenlerin sayışı daha da arttırılabilir. Görülen odur ki
bu yazılanların/söylenenlerin tümü acele ile kaleme alınmış duygusal ve popüler
yazılardır. Hiçbir bilimsel analiz yapılamadan 1970′li yılların “tozu dumanı”
içerisinde heyecanla yazılmışlardır.
İlginç yan şudur ki bu türden fikirleri bu gün dahi dile getiren kişiler vardır. Bu
tür yazıların içinde doğruluk payı yok değildir. Elbette Aşık Veysel fenomeninin
tüm yönleri sosyal, siyasal, edebi, müzikolojik vs. analizler yapıldığında ve
bütüncül olarak ele alındığında anlaşılabilecektir. Böylelikle geleneğin içindeki
Aşık Veysel’in sanatsal ideolojik, felsefi yönleri daha rahat ortaya konulmuÅŸ
olacaktır.
117 Yorum var “Aşık Veysel”
Sizde Yorumunuzu Yazın
Ama önce siteye Buradan giriş yapın Hala Üye değilseniz Buradan üye olabilirsiniz.


Eylül 23rd, 2007 at 12:08
aşık veysel şatıroğlunun haytı çok uzun yazılmış ama
Eylül 23rd, 2007 at 12:09
aşık veysel şatıroğlunun haytı çok uzun yazılmış keşke daha az yazılmış olsaydı
Eylül 29th, 2007 at 11:07
ÇOK İĞREÇ Bİ SİTE ARADIĞIM HİÇ BİŞEYİ BULAMADIM NALET GELSİN
Eylül 29th, 2007 at 18:01
güzel bi anlatım fakat çok uzun!!!…
Eylül 30th, 2007 at 15:11
yaaaa aşık veyselin hayatı güzel anlatılmış ama ben kısa biÅŸ aradığım için hiç bir iÅŸime yaramadı daha kısacık biiiÅŸi yazsanız çok süper olacak…….. nolur kısa nolur yazın benim bu yorumumu mutlaka bu sitede gösterin LÜTFEEEEEN
Ekim 1st, 2007 at 11:04
aşık veysel dünyanın en büyük ve en yetenekli,ama en kadersiz halk ozanı değil halkın sanatçısıdır.Benim yaşım henüz 14 ama ben onu babam kadar sevdim tanıyın sizde seversiniz
Ekim 15th, 2007 at 17:26
çok ğüzel çokbeğendim
Ekim 18th, 2007 at 18:04
çok güzel ama bir az daha kısa olsay mıs daha güzel olurmuş ama buna da şukur
Ekim 29th, 2007 at 15:07
çok güzel herkese tavsiye
Ekim 29th, 2007 at 16:39
gizem dediğin çoooooooook ayıp bişi
Kasım 18th, 2007 at 19:28
çok uzun yazmışsınız .keşke daha kısa olsaydı .yazardım .
Kasım 21st, 2007 at 20:12
uff
Kasım 21st, 2007 at 20:15
ben veyselin tüm bilgilerini severim
Kasım 21st, 2007 at 22:11
Emeğine sağlık.Süper bişi paylaşım için teşekkürler Serenciğim.Bu arada bunu yazan kişinin adı Seren söliim.
Kasım 22nd, 2007 at 13:17
çok güzel bir ÅŸey herkezin okumasına tavsiye ederim…?
Kasım 25th, 2007 at 01:29
aşık veysele
sen benim içimde tütyorsun aşık veysel sen benim içiminde için kalbimde yaşıyorsun aşık veysel
Kasım 25th, 2007 at 19:04
bence iÄŸrenç bi ÅŸekilde yazılmış neden mi çünkü benim ödevim vardı fakat bu kadar uzun ve anlaşılmaz yazıldığı için hiç bair halt edemedim……………
Aralık 7th, 2007 at 17:28
aşık(a’nın ÅŸapkası var) Aşık VEYSEL ÅžATIROÄžLU bir ÅŸairdir
Aralık 7th, 2007 at 17:49
n bu ya iki dakika ödev yazıcaktık burayı yazmam için 1 gün lazım bana en azından biraz kısaltsaydınız
Aralık 7th, 2007 at 22:30
vala işime çok yaradı ama yazması biraz or oldu
Aralık 7th, 2007 at 22:32
igrenç adlı kisi beni çok güldürdü hahah yav biraz kısaa yaz saydınız haha
Aralık 7th, 2007 at 22:36
gizem çok ayıp tesekür edecegine lanet olsun diyorsun adın da senin gibiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii gizemliiiiiiiiii
Aralık 21st, 2007 at 13:45
aşık veyselin hayattı çok uzun keşke daha kısa yazılsaydı
Aralık 23rd, 2007 at 19:57
bana bilgi verdi ama çok uzundu yaw
Aralık 24th, 2007 at 14:44
ya böyle uzun yazıyı hangi enayi yazar
sitenize girdik ödev yapalım diye hiç bi şey yok bu yazıyı yazanlar var mıdır bence bunu kısaltın yoksa zarara girersiniz benden söylemesi TAMAM MI beni dinleyin
Aralık 24th, 2007 at 19:53
güzel olmuş tebrikler:D
Aralık 25th, 2007 at 11:39
çok uzun
Aralık 28th, 2007 at 20:08
çok güzel ama çok uzunn:D
Aralık 28th, 2007 at 20:11
öğretmenimiz ödev verdi baktım en güzel burda yazıo ama çok uzun biyografisida olsaydı ve bir kaç resmi daha iyi olurdu
Aralık 30th, 2007 at 12:48
ya biraz daha kısa olsaymış daha iyi olurmuş biz bunu yazanakadar elimiz kopçak ulan
Aralık 30th, 2007 at 14:33
SÜPER BENİM ÖDEVİMDE VARDI EN İYİ BURDA.
HERKESE TAVSİYE. BEN ÇATALCA 2. Sİ MERT
Aralık 30th, 2007 at 17:13
siteniz güzel olmuş başarılarınızın dewamını dilerim
Aralık 30th, 2007 at 17:15
GÜZEL OLMUŞ HAYATI BİRAZ KISA OLSAYDI BİZİM İÇİN İYİ OLURDU BYY
Aralık 30th, 2007 at 19:04
çok güzel bilgiler var uzun ama yinede güzel şeyler
Aralık 30th, 2007 at 19:06
ne güzel ya
Ocak 1st, 2008 at 19:26
oha bune ya ck uzun
Ocak 2nd, 2008 at 15:28
bence hiç kısa öz değil istediğim bilgiyi bulamıyorum
Ocak 2nd, 2008 at 16:36
slm aşık veyselin biraz daha kısa olsaydı şiirleri daha iyi olurdu neval birsen bizde rock çıyız.BYY
Ocak 2nd, 2008 at 16:39
SLM ŞİİRLER BİRAZ KISA olsaydı daha iyi olurdu by neval birsen rock creyz grubu BY BY BY ROCK
Ocak 2nd, 2008 at 16:45
SLM BİZ CRAYZ GRUBU BEN ARKADAŞIMI ÇOK AMA ÇOK SEVİYORUM SENİ ÇOK AMA ÇOK SEVİYORUM ARKADAŞM TÜLAY ŞİİİRLERDE GÜZEL DEĞİLMİ BY BY BYY
Ocak 2nd, 2008 at 16:48
NEVAL TÜLAY BİRSEN EFECAN MERT ARABESK Çİ GRUBU
Ocak 2nd, 2008 at 16:52
ŞİİRLE ÇOK UZUN AMA İŞİMİZE YARADI TEŞEKKKÜR EDERİZ 6-A SINIFI ADINA TEŞEKKKÜR EDERİZ BİRAZ DAHA KISA OLSAYDI DAHA İYİ OLURDU BY
Ocak 2nd, 2008 at 17:56
aslında güzel de çok uzun inanmıyorum bir de ölümünü yazmamışlar ne olur yazın ne olur lütfen yalvarıyorum hadi ne olur ne olur yazın lütfen yazın
Ocak 2nd, 2008 at 18:18
yha hayatını bu kadar uzun yascagınısa esrlerınden bi kactane daha yassaydınız daha ıyı olurdu ama olsun yınde olmus
Ocak 3rd, 2008 at 14:27
BEN BARIŞ BİLDİĞİNİZ GİBİ ROCK ŞARKICISI BARIŞ BEN HAYRANLARIMI ÇOK SEVİYORUM YALANCI YARİMDEDE OYNAMIŞTIM BİİLİYOSUNUZ.BEN AŞIK VEYSEL ABİMİZİ ÇOK SEVİYORUM YANİ ONUN ŞİİRLERİNİ AŞK ŞARKILARINI ÇOK BEĞENİYORUM KÜÇÜKKEN ONUN AŞK ŞARKILARINI EZBERLEYİP ANNEME SÖYLÜYOMUŞUM. CNM ANNEM BENİM BEN BU SİTEYİ ÇOK BEĞENDİM O İĞRENÇ DİYENLEREDE KIZDIM BİRAZ ÇOK GÜZEL BİR SİTE ARKADAŞLAR SİZDE EĞLENİN BİR GÜN HERKESİ KONSERİME BEKLERİM BYYBYBYBY
Ocak 3rd, 2008 at 19:32
merhaba sevgili arkadaÅŸlar ben rock çı ve tabii yanımda olan rock çı arkadaÅŸlarım neval tülay mert umut efecan kurhan biz rocçyıııııııııııııııııızzzzzzzz……. en baÅŸ rock çı ben yani birsenn ha bu arada hayko cepkin dayım olur ………….
Ocak 3rd, 2008 at 21:39
barıs akarsu öldü canım
Ocak 3rd, 2008 at 22:57
hayatı zorlu ve güçlükle geçmiÅŸ ……. bu yazıda ben yani kendim olmak üzere bütün okuyanlara ibret olsun
Ocak 4th, 2008 at 23:49
3-c kitabımızda da aşık veysel”in ÅŸiiri var … sssssssssssüüüüüüüüüüüperr. KENDİSİNİ anlatıyo…
Ocak 6th, 2008 at 13:32
şiirin ennnnnn süper yanı aşık veysel şatıroğlunun şöyle demesi der zamani veysel büyük ozandı demesi.
Ocak 6th, 2008 at 13:38
çok tatlı bir adam.
Ocak 6th, 2008 at 14:25
çok süperrrrrrrrrrrrr.
Ocak 6th, 2008 at 18:31
çok güzel ama aşık veysel çok rahatsızlıklar geçirmiş keşke geçirmeseymiş
Ocak 6th, 2008 at 18:32
çok güzel yazmışlar herkezin okumasını tavsiye ederim
Ocak 8th, 2008 at 15:56
aşık veysel çok deherli ozanlarımızdandır ayrıca çok eski ozanımızdır
Ocak 8th, 2008 at 16:00
bu metni çok güzel hazırlamışlar bem-n çok beyendim herkese tavsiye ederim aşık veysele saygılarımı sunarım ayrıca ALLAH rahmet eylesin diyorum saygılarımla
Ocak 8th, 2008 at 18:56
hayatı zorlu ve güçlükle yaşamamış
Ocak 8th, 2008 at 19:10
çok uzunnnnnnnnn
Ocak 10th, 2008 at 00:21
bence çok güzel olmuş okuyana kadar canım çıktı ama değer afedersiniz arkadaşlar ama gizem kapa çeneni hatta bütün hayatını yazsalar daha iyi olurdu noktasından virgülüne kadar tam olsa keşke
Ocak 10th, 2008 at 14:44
yhaff bu çoqq uzun ama olsun yinede saolun war olun bilgi werdiniz aynı zmnda da ödevime yardımcı oldu çok teşekkürler.
Ocak 10th, 2008 at 16:13
ben bu siteyi ödev için baktım
Ocak 10th, 2008 at 19:27
bir türlü bulamadım sanatınla eserler
ini
Ocak 11th, 2008 at 18:26
Çok güzel! Ama yazım hataları çok yinede elinize sağlık!
Ocak 12th, 2008 at 09:50
çok uzun ama güzel
Ocak 12th, 2008 at 13:59
veyselin hayatı10 numara
Ocak 12th, 2008 at 18:40
çooooook güzel istediğim bilgiyi buldum sizede tavsiye rderim ama biraz uzun
Ocak 13th, 2008 at 17:25
ödev girdim buraya çok güzel anlatılmış aşık veyselin hayatı
Ocak 13th, 2008 at 17:46
çok güzel
Ocak 13th, 2008 at 18:59
yaaaaaa çok güzel bişey ama keşke daha kısa olsaydı öğretmenimiz bulun dedi.
Ocak 15th, 2008 at 19:42
cok süer bişi olmuş canımmm
Ocak 16th, 2008 at 12:00
hayatı güzel ama şiirler yok??*??****?**??*
Ocak 16th, 2008 at 14:54
veysel’in hayatını çok kısa yazmışsınız.maÅŸallah
Ocak 16th, 2008 at 21:50
çok güzel ama sayfa yazdırılmıyo ödev bu
Åžubat 2nd, 2008 at 16:46
aslın da güzel de bana şiir lazım hemen ezberlemem lazım aşık veyse şatır oğlun a çok teşk edyorm bu kadar yeter
Åžubat 2nd, 2008 at 16:49
aslında süperde bana bu lazım değilki şiir lazım şiir araaken birde baktım bu çıktı okudum çok beyendim aşık veyselle tşkr ederim
Åžubat 3rd, 2008 at 20:16
yha çoooq güsel ama çoq uzun olmuş birascık kısa olsaymış çok tutulurmuş
Åžubat 7th, 2008 at 16:38
saolun:Distediim herÅŸeyi buldmm:D
Åžubat 13th, 2008 at 13:48
çoooooookkkkk güzel
Åžubat 15th, 2008 at 15:00
bizim kitapta aşık veyselin ‘çiftçiler’ adlı ÅŸiiri var çooooooooook güzel bence okuyun
Åžubat 16th, 2008 at 13:58
çok uzun
Åžubat 17th, 2008 at 13:46
aşık veyselin hayatı çok güzel ama güzel olduğu gibide uzun o bakımdan işime yaramadı. ama üzülmüyorum çünkü aşık veysel hakkında bilgi sahibi olduğum için
Åžubat 17th, 2008 at 17:44
çok güzel olmuş ellerine sağlık
Åžubat 24th, 2008 at 21:00
çok ayıp gizem sen kim oluyosun da böyle diyosun benim kardesimin yazısına çabuk özür dile lanet olsun nedemik anlamını biliyomusun sen
Åžubat 24th, 2008 at 21:01
aşık veysel çok iyi bir ozan ve sanatçı
ama kaderi berbat mış
Åžubat 25th, 2008 at 19:05
çooooooook güzel ama okadarda uzun
Åžubat 26th, 2008 at 21:12
acaba çok uzun degil mi bence bunu deftere yazmak ömrümü alır
Mart 9th, 2008 at 18:36
aşık veyseli çok seviyorum
Mart 9th, 2008 at 18:52
aşık veyselin hayatı çok uzun ve çok zorlu bir hayat yaşamış aşık veyseli çok seviyorum ve hayatı için çok üzüldük seni çok seviyoruz
Mart 11th, 2008 at 18:00
lütfen aşık veyselin şiirlerinide yayınlayı
Mart 11th, 2008 at 20:54
yaaa hem çok kaba yazılar hemde çok uzun hiç beğenmedim
daha kısa ve anlamlı bir şekilde osa daha güzel olurdu!!!
Mart 12th, 2008 at 18:13
güzel tam bana göre ama çok uzunnnnnnnnnnnn
Mart 15th, 2008 at 16:03
sizde yorumunuzu çok uzatmışsınız
Mart 16th, 2008 at 19:07
GERÇEKTEN ÇOM GÜZEL OLMUÅž. ELLERİNİZE SAÄžLIK…
Mart 17th, 2008 at 21:10
bence çok anlamlı bir hayat öyküsü yasılmıştır tabi bunu anca düşünenler anlar
Mart 17th, 2008 at 21:14
bence çok anlamlı bir hayat öyküsü yasılmıştır tabi bunu anca düşünenler anlar gelir geçer parlak parlak günler gelir geçer birgün gelecek hepimizi silip bitirecek bunu yazanı tanamazsanız daha iyi çünkü benim kuralarım var
Mart 18th, 2008 at 18:56
ÇOK GÜZEL AMA ÇOK DA UZUN KEŞKE DAHA KISA OLSAYDI BUNU YAZAMAM!!!!!!
Mart 25th, 2008 at 15:26
yha oha adamın tuvalete gidişinidemi yazdı bunlar yuhhhh
Mart 25th, 2008 at 20:41
AŞIK VEYSELİ ÇOK SEVERİZ
Nisan 3rd, 2008 at 20:28
çok güzel
Nisan 9th, 2008 at 18:56
çok güzelmiş benim halamın kızının ödevi bu çok karışık
HERKESE BBBBBBYYYYYYYYYYEEEEEEEE
Nisan 12th, 2008 at 11:34
ne söylenip duruyorsunuz
Nisan 12th, 2008 at 23:14
aradığımı bulamıoyorum diyen arkadaşımız siteye lanet etsin ama a dan z ye kadar herşey var o kendine baksın bu da ona kapak olsun:)
Nisan 13th, 2008 at 14:36
çok güzel yazı
Nisan 22nd, 2008 at 07:23
bence adam maceralı
Nisan 22nd, 2008 at 08:41
çokkkkk severim aşık veyseli çünkü bende çokkkkkk ÅŸarkıları ve ÅŸiiirleri olduÄŸundan onun benin çanlı olduÄŸunu halen hissedebiliyorum ÅŸarkılarını ve ÅŸiirlerini de dinlerken aklıma bende ve tüm dünyada kalan eserleri geliyor ve onun anıları TÜRK VATANINA VE ÅžEHİTLERİMİZE sahipti ÅžEHİTLER ÖŞMEZ VATAN BÖLÜNMEZZZZZZZZZZ…..
Nisan 23rd, 2008 at 12:33
Bence daha çok bilgi verile bilirmiş:(
Mayıs 10th, 2008 at 08:49
super ve kendıne layık uzunlukta
Mayıs 15th, 2008 at 22:26
harbi kasıo yani şiirler varya
Mayıs 15th, 2008 at 22:59
aslında çok uzun değil. zamanınız varsa okuyup özetini çıkarın ondan sonra yazın yaniözet derken yararlı bilgileri
Mayıs 23rd, 2008 at 15:06
bunun hayatı da çooooooook uzun biraz kısaltın
Haziran 4th, 2008 at 17:07
aşık veyselin kaderi saten batık sizde onu daha çok üzdünüz hem de çok çirkin yapmışınız
Temmuz 29th, 2008 at 16:03
aşık veyselin hayatı çok zor bence
AÄŸustos 31st, 2008 at 15:39
selam aşık veyselin yeri bende apayrıdır çunku halk sanatcısıdır hep halkı icin var oldu ozanlardan biri diyoki dunyada dert olmasaydı turkulerde olmazdı o yuzden hep bir şeyler anlatmak istemişlerdir ve biz sadece bizi anlatıyo deriz ama öyle bizi anlatıyo ama kişiyi deyil halkın ne cektiyyini anlatıyo yoksoluğun törelerin varoşların burjuvaların yaşamını hep anlatmıştır diyecek cok şey var kelimelere sığımıyo o yuzden son buluyom sözlerime tüm ozanlara saygılar
Eylül 5th, 2008 at 15:53
bence süper süper süper
Ekim 9th, 2008 at 16:47
çok sevdim ben aşık veyselin hayatını..seviyorummmm aşık veyseliÅŸ……..
Ekim 10th, 2008 at 14:54
bence eÅŸsiz bi ÅŸair
Kasım 16th, 2008 at 14:53
yha çoq uzun daha kısa ve özünü tercih ederdim hocaların verdiği performans ödevlerinde bu siteyi bastıramam çünkü elle yazıcaz yhani anlıcaanız ben bunları hayatta yazamam çüküyü başta yazdım çook uzuun!!!