Fermat’nın Son Teoremi Tersine matematik
Eki 10

ampir.jpg

Napolyon devrinde Fransa’da baÅŸlamış ve Avrupa’ya yayılmış olan mimari, mobilya, giyim vb. üslûbu, tarzı.

EskiçaÄŸ tarz ve üslûplarının yorumlanması, daha Louis XVI. stilinde beliren bir eÄŸilimdi. Üslûp, ihtilâl sırasında Louis David’in etkisiyle, ağır basacak kadar geliÅŸti. Napolyon zamanında sürüp giden savaÅŸ hali, dekoratif unsurları savaşçı amblemler haline soktu. Merkezi idareyi de deÄŸiÅŸmeyen biçimlerde görmek mümkündür.

Percier ile Fontaine, sanatları yönettiler; 1812 yılında Fontaine, döşemeyle ilgili bütün eşyayı içine alan bir iç süsleme dergisi yayımladı: fildişi iskemleler, üç bodur ayak üzerinde yükselen sapın taşıdığı yunan fenerli lambalar, revak görünüşlü âbidevi yatak hücreleri. Bakır silmeler iskarpelaya iyi gelmeyen akaju ağacı ile bağdaştırıldı. Sütunların süsü sert (kaide ve baslıkta bazen yaldızlı bronzdan bindirilmiş yumurta veya defne şeklinde bir gerdanlık bulunur, gövde oluksuzdur). Tıkanık ve ağırca olan marketri limon ve akaju ağacının dışına pek çıkmaz.


Ampir mobilyası kübik ve masiftir (buna rağmen aynı çağa ait ve Jacob ailesinden gelen pek güzel parçalar vardır). Yaldızlı bronz parlak veya mat, bazen mat zemin üzerinde parlaktır; yine de imparatorluk çağının yaldızları sıcak yumuşaklıkları ve dokularıyla beğenildi; eskiçağ yeşili bronz, koyu renkli mermerle birleştirildi (granit, doğu somakisi); bakırdan parmaklık, baklava şeklinde geometrik kafes oymaları yapıldı, bunlar küçük masaların etrafında kemer veya üstünde galeri meydana getiriyordu.

Kabul edilen tek eÄŸri, daire formuydu. Çalışma masaları zafer taklarına benzetildi. Rakkaslı saatlerin süslemesinde EskiçaÄŸ hâkim durumdaydı: Horatius’ların Yemini, Maruıs Minturnes’de v.b.; eskiçaÄŸ vazoları sık sık ortaya çıkıyor, yeÅŸil ve siyah mermer rafların üzerinde, çoÄŸu zaman Napolyon’un büstü veya heykeli bulunuyordu. Roma miÄŸferi, kılıcı, konsül alâmeti, subay asası, kudret timsali balta, defne tac, kartallar, kanatlı zaferler, borazan üfleyen kenomee’ler, sfenksler süsleme konularının repertuvarını meydana getiriyordu. KumaÅŸlar çok zarif ve saf renkliydi. Kırmızı, sarı, yeÅŸil renkler hâkimdi. Bütün Avrupa’da ağır basan ampir üslûbu, Rusya’da Aleksandrin üslûbu adını aldı.

TÜRK AMPİR STİLİ

Barok üslûbunun ardından Türkiye’ye giren ampir üslûbu, 1854-1874 yılları arasında 20 yıl yaÅŸamış, özellikle İstanbul’da çeÅŸitli sahalarda kullanılmıştır. Çok yaygın olmamakla beraber bazı Anadolu yapılarında da özel görünüşler halinde ortaya çıkmıştır.

Fransa’dan Türkiye’ye gelen bazı sanat eÅŸyası ve oradaki yapıları inceleme fırsatı bulan yabancı ve yerli Hıristiyan mimarlar yoluyla yeni bir akım olarak beliren Türk ampir üslûbu, kısa bir süre içinde hayli yaygın hale gelmesine raÄŸmen Avrupa’daki uygulamadan birçok noktada farklılıklar göstermiÅŸtir.

Uzun bir mimari geleneÄŸin hâkim olduÄŸu bir ülkede ampir üslûbun Avrupa’dakinden ifade bulması ve yeni denemelerle karşımıza çıkması tabiidir. Bu yüzden Türkiye’deki uygulamaya Türk ampir üslûbu denmiÅŸtir. İnsan ve hayvan figürlerinin zengin bir ÅŸekilde ve çeÅŸitli biçimlerde kompoze edilmesine ve bunların bitkisel motiflerle baÄŸlanmasına dayanan bu üslûp, yalnız mimaride kalmamış, resim, heykel, süsleme, seramik ve mobilya gibi çeÅŸitli sanat kollarında da denenmiÅŸtir. İnsan ve hayvan figürlerinin ağır bastığı böyle bir üslûbun aktarılışı sırasında dini gelenekler göz önüne alınarak daha çok çiçek ve yaprak gibi bitkisel süslemeler esas alınmış, mümkün olduÄŸu kadar insan ve hayvan figürlerinden kaçınılmıştır.

En önemli örneklerin toplandığı İstanbul’da özellikle Tophane’de Nusretiye camii, baroktan ampire geçiÅŸi gösterir; 1853′te Hacı Emin PaÅŸa ve Serkis Balyan tarafından yapılan, Barok ve Ampir üslûplarının karışmasından doÄŸan Dolmabahçe sarayı ve 1854 tarihli Ortaköy camii örnekleri Nusretiye’den sonra gelir. Ayrıca Mahmud II türbesi, Sultanahmet’te Divanyolu üzerinde Çevri Kalfa mektebi, Topkapı sarayı içinde bazı binalar ve Alayköşkü bu devrin eserleri arasına girmektedir.

Mimarinin yanısıra çeşitli süsleme alanlarında da bu devrin karakteristik belirtileri, ahşap evlerin kapı, pencere, dolap ve tavan süslemelerinde, resim ve yazı çerçevelerinde, dokuma ve işlemelerde, mezar taşlarında görülmektedir.

Anadolu’da ve Osmanlı imparatorluÄŸunun baÅŸka çevrelerinde Ampir üslûp oradaki yerli geleneklerle birleÅŸerek biraz daha deÄŸiÅŸik ÅŸekiller meydana getirmiÅŸtir.

Sizde Yorumunuzu Yazın

Ama önce siteye Buradan giriş yapın Hala Üye değilseniz Buradan üye olabilirsiniz.