Osmoz İlk Tüfek Süngüsü Nasıl Ortaya Çıktı?
Eyl 25

1960-1980 arası Orta DoÄŸu geliÅŸmelerinde, 1967 Arap-İsrail Savaşı bir dönüm noktası teÅŸkil eder. Çünkü, bu savaÅŸta İsrail’in Araplar karşısında kazandığı kesin zaferler neticesinde, topraklarını savaÅŸtan öncekinin dört misli geniÅŸletmesi, Arap-İsrail meselesine çok büyük boyutlar kazandırmış ve neticelerini günümüze kadar getirmiÅŸtir.

1948 Arap-İsrail Savaşı’nı Araplar tahrik etmiÅŸtir. 1956 Arap-İsrail Savaşı ise İngiltere, Fransa ve İsrail’in Mısır’a saldırıları dolayısıyla meydana gelmiÅŸtir. Ancak 1967 Arap-İsrail Savaşı ise, İsrail deÄŸil, Araplar istediÄŸi için çıkmıştır. Åžu farkla ki, Savaşı çıkarmak isteyen Araplar, ilk saldırganlığı İsrail’in yapmasını istemiÅŸler ve bu da olmuÅŸtur.

Ancak Araplar için, daha Savaşın ilk gününde bir hezimet oldu. Arapların 1967 Savaşı’nın çıkmasını istemelerinde ve savaşı kışkırtmalarında üç önemli neden rol oynamış görünmektedir:

* BaÅŸkan Nasır’ın gerek 1948, gerek 1956 Savaşı’nın ve her iki savaÅŸtaki yenilginin intikamını almaya kararlı olması. Bu, Nasır için bir prestij meselesi idi. EÄŸer İsrail’i yenecek olursa, intikamını gerçekleÅŸtirmekle kalmayacak, aynı zamanda kazandığı prestijle bütün Orta DoÄŸu’da Mısır’a büyük bir üstünlük saÄŸlamış olacaktı ki, bunun siyasi neticeleri de çok geniÅŸ olabilirdi.

* 1956′dan beri Sovyet Rusya, Mısır ve Suriye’yi o kadar silahlandırmıştı ki, İsrail ile yapılacak bir savaşın neticesinden sadece Mısır ve Suriye deÄŸil, Sovyetler dahi gayet emin görünüyorlardı. Bu sebeple, 1967 Arap-İsrail Savaşı’nı Sovyetlerin de tahrik ettiklerini söylemek mümkündür.

* Bu sırada Amerika’nın Vietnam bataklığına saplanmış olması ve dolayısıyla İsrail’in arkasında yer alamıyacağı düşüncesi.

Altı gün sürdüğü için Altı Gün Savaşı adını alan 1967 Arap-İsrail Savaşı’nın baÅŸlangıç geliÅŸmelerini, 1966 yılının son aylarında oluÅŸmaya baÅŸlayan Suriye-İsrail gerginliÄŸi teÅŸkil eder. ÇoÄŸunluÄŸu Ürdün’de bulunan ve diÄŸer Arap ülkelerine de dağılmış bulunan Filistinlileri teÅŸkilatlandırarak, bunları mücadeleye sevketmek için 1964 Mayısı’nda, Ürdün’ün elinde bulunan DoÄŸu Kudüs’te Birinci Filistin Kongresi toplandı ve burada Filistin KurtuluÅŸ Örgütü kurularak bir de 33 Maddelik Filistin Milli Misakı kabul edildi.

Bu Misak’a göre, İngiliz mandası altındaki Filistin toprakları, Filistinlilerin anavatanı ve 6′ıncı maddeye göre de, “Siyonist istilasından önce”, yani 1917 Balfour Deklarasyonunu’ndan önce, Filistin topraklarında devamlı oturan Yahudiler de Filistinli sayılacaktı.

Bunun dışında, 1947 ye kadar Filistin topraklarında yaÅŸayan “Arap vatandaÅŸları” ile, bu tarihten sonra, ister Filistin topraklarında, ister bu toprakların dışında doÄŸmuÅŸ olsun, Filistinli babadan olanlar Filistinli sayılacaktı.

9′uncu madde, Filistin topraklarının kurtarılması için silahlı mücadeleyi öngörmekteydi. 15′inci madde, “Büyük Arap Vatanı”ndan siyonist, emperyalist istilanın kovulmasından ve Filistin’deki siyonist varlığının tasfiyesinden söz etmekteydi.

19′uncu madde, Filistin’in 1947′deki taksimini ve İsrail Devleti’nin kurulmasını geçersiz sayıyordu. 21′inci madde, Filistin topraklarının tamamen kurtuluÅŸu yerine geçecek her türlü çözümü reddediyordu.

Kudüs Kongresi’nde, 9′uncu maddenin öngördüğü silahlı mücadeleyi yürütmek üzere fedayin denen gerillalardan meydana gelen bir askeri teÅŸkilat olan El-Fetih (Al-Fatah) teÅŸkilatı kurulmaktaydı.

1966 Åžubatı’nda Suriye’de iktidarda bulunan Baas Partisi’nin sol kanadı bir darbe yaparak, iktidarı ele geçirdi. Bu sol iktidar ile birlikte, Suriye-İsrail sınırında olayler çıkmaya baÅŸladığı gibi, bu yeni Baascılar, BaÅŸkan Nasır’ı İsrail’e karşı yumuÅŸak davranmak ve BirleÅŸmiÅŸ Milletler’in kanadının altına sığınmakla suçluyordu.

Sizde Yorumunuzu Yazın

Ama önce siteye Buradan giriş yapın Hala Üye değilseniz Buradan üye olabilirsiniz.