Ağu 31

Dünyayi Korkutan Bulasici : SARBON Yazili ve görsel basinda yer alan haberlere göre, ABD’de 25 yil sonra ilk kez, biri ölümle sonuçlanmak üzere, iki insanda sarbon hastaligi saptanmistir. Bu dünyanin içinde bulundugu kosullar nedeniyle “biyoterörizm” ve “biyolojik savas”i akla getirdigi için çok önemlidir.
Sarbon, binlerce yildan beri bilinen bir zoonozdur(zoonoz:Omurgali hayvanlardan insanlara bulasan hastalik) ve eski zamanlardan beri hayvanlar arasinda büyük salginlar yapmis, sayisiz hayvan ölümüne yol açmis olup bu arada, hastaligin bulastigi çok sayida insan da ölmüstür. Sarbon hastaliginin olusmasina neden olan bacilius anthracis adli bakteri, insan ve hayvan vücudu disinda spor adi verilen özel bir yapiyi olusturabildigi için sicaklik, kuruluk gibi dis ortam kosullarina ve dezenfektanlara, spor olusturamayan bakterilerden çok daha dirençlidir;bu direnç sayesinde bu mikrop, hayvan diskisi ile saçildigi otlaklarda çok uzun süre, yillarca, canli kalabilmektedir.
Böyle otlaklarda beslenen otçul hayvanlar hastalanir ve ölür. Hayvanlarda sarbona bagisiklik saglayan asiyi ilk kez Pasteur hazirlamistir; asi ile elde edilen basarili sonuçlar ve çevre kosullarinin gelismesiyle, hayvanlarda sarbon bir çok ülkede azalmis ve buna bagli olarak insan sarbonu belirli Avrupa ülkelerinde,ABD ve Kanada’da görülmez olmustur.
Devamını Okuyun.. »
Ağu 30

Bu sorunun cevabı kısaca EVET diye verilebilir. Ancak şok etkisi yapan korkunun, aşırı ölçüde ve şiddetli sinir bozukluklarının saçı nasıl ve niçin beyazlaştırdığı tam anlamıyla açıklanamamıştır. Daha ötesi, yaşlılık çağında saçın gitgide aklaşmasının kesin açıklaması bile yapılamamıştır. Buna rağmen akla yakın bazı yorumlar yapılmış olup,biz de belirli Ölçüde bilgi edinmek için tunlardan yararlanacağız.
Bir saç teli,gerçekte derinin altında gelişir. Kökü oradadır. Sonra bir lale soğanı gibi yukarıya doğru büyür. Saç hücreleri dışarıya doğru hareket edip deriden uzaklaştıkça, çok küçük bir boynuza dönüşür. Saçın dıştaki yüzeyinin üzerinde, hücreler düzleşir. Üst üste binmecesîne bir görünüm alırlar. Saça “madensi” bir görünüş veren de budur.
Devamını Okuyun.. »
Ağu 29

Anadolu zengin bir müzedir. Avrupa kıtasının tümünde bitki türlerinin sayısı yaklaşık 12.000 kadar olmasına karşın, bu gün Türkiye’de saptanmış bitki türü sayısı hemen hemen bu sayıya yaklaşmıştır; gelecekteki çalışmalarla bu sayının daha da artacağı konusunda kesin kanıtlar vardır. Hayvan türlerinin sayısının ise, Avrupa kıtasında yaşayanların hemen hemen 1.5 katı kadar, yani 80.000′in üzerinde olduğu varsayılmaktadır.
Kıtalar arasında güney-kuzey ve kuzey-güney, bazen doğu-batı ve batı-doğu yönünde göç eden kuşların, kullandıkları köprülerden en önemlilerinden biri Anadolu’dur. Bunun bilincinde olan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, bu göçmen kuşların varlıklarını sürdürebilmesi için, özellikle sulak alanların korunması amacıyla yoğun çalışmalar yapmaya başlamıştır.
Devamını Okuyun.. »
Ağu 28

Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Türk boğazlarından geçiş rejimini ve boğazlar bölgesinin güvenliği işlerini düzenleyen sözleşmedir.
1923′te Lozan Antlaşması ile birlikte imzalanan Boğazlar Sözleşmesinin yerine geçmiştir.
Türkiye, Lozan Antlaşması’yla birlikte imzalanan Boğazlar Sözleşmesinin getirdiği kısıtlamalardan dolayı daima kaygı içinde bulunmuştur. Sözleşmenin imzalandığı tarihlerde güncelliğini koruyan silahsızlanma ümitlerine güvenen Türkiye’nin, silahlanma yarışının tekrar başlamasıyla duyduğu huzursuzluk giderek artmıştır.
Türkiye, duyduğu bu huzursuzluğu ve boğazların statüsünde değişiklik yapılması yolundaki teklifini konu ile ilgili imzacı devletlere duyurduğunda, farklı kutuplarda yer almaya başlayan bu devletlerin hemen hepsinden ortak bir anlayış görmüştür.
Devamını Okuyun.. »
Ağu 28

Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. ‘İyi ki doğdun -isim-’ veya ‘mutlu yıllar sana’ şeklinde söylenen doğum günü şarkısı.
Bu şarkı yapılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893′de ABD’de, Kentucky’de öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da ‘Good Morning to All’ yani ‘Herkese Günaydın’ idi.
Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hill aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu. Şarkının sözlerini ise Mildred’in dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı. Mildred 1916′da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı ‘Happy Birthday’ (Mutlu doğum günü) adı altında söylenmeye başlanacaktı.
Devamını Okuyun.. »
Ağu 27

1-TOPLAYICI IŞILDAKLAR
Toplayıcı ışıldaklar yönelmeli olarak ve sınırları iyi belirlenmiş ışık üretirler. Çoğu stüdyo aydınlatma işlemleri iki temel tip toplayıcı ışıldakla sağlanır, 1-Fresnel toplayıcı ışıldak 2-Söbemsi (elipsoidal) toplayıcı ışıldak.
a-Fresnel Toplayıcı Işıldak:
“Adını , 19 yy.’ın başlarında fizikçi Augustin Fresnel’den almıştır.Fresnel , ışıldakların üstüne takılmak üzere mercek keşfetmiştir.”(Zettl,1992,s.152). Fresnel ışıldaklar dengeli, esnek ve yüksek ışık çıkışına sahiptir.Bu tip ışıldağın ışık demeti dar veya geniş olarak ayarlanabilir, bunu toplayıcı-odaklayıcı araçlar sayesinde gerçekleştirir.
Ampul ve mercek arasındaki uzaklık değiştirilerek , ışık demetini yumuşak veya sert olması ayarlanabilir.Birçok fresnel toplayıcı ışıldaklar bu değişikliği sahip olduğu ampul reflektörüyle gerçekleştirir.Bazıları ise döndürme çubuğu , döndürme halkası veya tokmağı (knob) kullanır.
Toplayıcı ışıldak pozisyonunda ışık demeti yaygın pozisyondakine göre daha yönelmeli ve keskindir.Yaygın pozisyon ışık demetini yumuşatır ve aynı zamanda objenin üzerine düşen ışık miktarını azaltır.
Devamını Okuyun.. »
Ağu 26

Orhan Gazi
Babası : Osman Gazi
Annesi : Mal Hatun
Doğumu : (H. 680 - M. 1281)
Vefatı : (H. 761 - M. 1360)
Saltanatı : 1326 - 1359 (33) sene
Orhan Bey, 1281 (veya 1288) de Söğüt’te dünyaya geldi. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, annesi Mal Hâtun Osman Bey’in ilk hanımı ve Selçuklu Vezirlerinden Ömer Abdülaziz Bey’in kızıdır. Osmanlı padişahlarından Sultân, Hân, Seyfüddin ve Şücâ’uddin gibi ünvanları ilk olarak hakkıyla elde eden ve kullanan zattır.
1324 yılında 36 veya 43 yaşında babasının yerine Osmanlı Beyliğinin uc beyi oldu. Askerî bir deha olan Orhan Bey, kısa zamanda şöhretini dünyaya duyurmasını, ilmiyeden gelen vezir Hacı Kemâlüddin oğlu Alâ’addin Paşa, kardeşi ve veziri Alâ’addin Paşa, yine ilmiyeden gelen Molla Tâceddin Kürdî ve Vezir Hayreddin Paşa, vezir Lala Şahin Paşa ve de önce Bilecik sonra da Bursa Kadılığına getirilen Çandarlı Kara Halil gibi devlet adamları ile meşveret etmesine ve onların tecrübelerinden yararlanmasına borçludur. Osmanlı Devleti, Orhan Bey zamanında kurulmuştur.
Devamını Okuyun.. »
Ağu 25

‘Ham’ kelimesinin İngilizce’deki anlamı ‘domuzun bacağının üst kısmından tuzlanarak ve kurutularak yapılan yemek’ demektir. Öyleyse hamburger domuz etinden yapıldığı için mi bu adı almıştır?
Kesinlikle hayır! Hamburgerin tarihi Orta Asya’ya Tatar diye bilinen Türk toplumlarına kadar uzanır.
O zamanlar savaşçı Tatar atlıları çiğ et yiyorlardı. Zamanla bu eti eğerlerinin altına koyduklarında, uzun seferlerde atın hareketleri sonucunda bu etin bir şekilde az da olsa piştiğini ve daha kolay çiğnenebilir hale geldiğini keşfettiler.
Yıllar geçtikçe, Asya steplerindeki uzun seferlerinin sonunda bu eti eğerin altından çıkarttıklarında ona tuz, biber ve soğan da ilave ettiler ve sonunda bugünkü bilinen ‘Tatar Bifteği’ ortaya çıktı.
Almanya’nın Hamburg şehrinden bir tüccar, ticaret amacı ile gittiği Orta Asya’da 19. yüzyılın ortalarında Tatar Bifteği’ni görür ve Almanya’ya getirerek Hamburg Bifteği olarak sunar.
Devamını Okuyun.. »
Ağu 24

Medya halkın sesi, gözü, kulağı mıdır? Yoksa toplumdaki güçlü ve baskın grupların sesini duyuran, deyim yerinde ise onların borusunu çalan, bu güçlerin eli-kolu olarak faaliyet gösteren güdümlü araçlar mıdır? Halkın sesini siyasi elitlere ve karar verme sürecini kontrol altında bulunduran güçlere duyurma işlevini mi yerine getirir?
Yoksa, toplumdaki etkin güçlerin vazgeçilmez ve çok güçlü silahları olarak, toplumun sosyal-ekonomik problemlerini maniple edip, geniş halk kitlelerinin ilgi, dikkat ve enerjilerini başka alanlara kanalize etme görevlerini mi icra ederler? Kuşkusuz bütün bu ve böylesi türden sorulara farklı insanlar, farklı cevaplar vereceklerdir (Arslan, 1999). Fakat şurası çok açık bir gerçektir ki, medya çok önemli bir toplumsal güçtür. Bunun içindir ki bu gücü kimi zaman iktidarlar kendi lehlerine kullanmak istemiş kimi zaman da kendilerine karşı gördüklerini engellemek istemişlerdir.
Bu da sansür sorununu ve halkın bilgi alma özgürlüğüne müdahaleyi beraberinde getirmiştir Bu hemen hemen bütün ülkelerde karşılaşılan bir sorundur.İkitdarla çeşitli yasalarla bunu yasallaştırma yoluna gitmiştir. Son günlerde ülkemizde de bu sorun gündemdedir. Biz bu sorundan yola çıkarak medya ve iktidar arsındaki ilişkinin nasıl sansür sorununu doğurduğunu ortaya koymaya çalışacağız. Son olarak da kısaca bize yani ülke insanlarının bundan nasıl etkilenebileceğini vermeye çalışacağız.
Devamını Okuyun.. »
Ağu 23

ATATÜRK ve TÜRK HALK MÜZİĞİ
Ulu önder Atatürk’ün müzik konusundaki görüşlerini ve çalışmalarını
bütünüyle değerlendirmek gerekir.
Atatürk müzik eğitimi görmemişti. Ancak ger çeşit müziği seviyor Klasik Türk Müziği makamlarını biliyor, bazı şarkı ve türküleri başarıyla söyleyebiliyordu. Falih Rıfkı Atay O’nun türkü ve şarkı söyleyişini Çankaya adlı eserinde şöyle anlatmaktadır: “Mustafa Kemal yalnız Rumeli Türkülerini mat sesi ile güzel ve tatlı söylemekle kalmaz, klasik alaturka müziği makamlarını da bilirdi.”.
Özellikle Rumeli Türkülerini söylerken derin ve onulmaz bir gurbet ve sıla acısı gözlerinde yaşardı. O vatanı unutmaz kaybettiğimiz Rumeli ve Makedonya topraklarının kır kokularını alır gibi, su ve çıngırak seslerini duyar gibi bakışları uzaklaşa uzaklaşa sislenir bizim içinde olmadığımız hatıralar içine karışır giderdi. Ses sanatçısı Muallâ Gökçay ‘ da hâtıralarında Atatürk ‘ün müzik zevkini şu cümlelerle belirmektedir: “Ata umumiyetle Türk müziğini severdi.
Devamını Okuyun.. »