May 31

İskoçyalı mucit Robert Watson-Watt günümüz radar sisteminin mucidi olarak tarihe geçmiştir. Watson-Watt radarı bulmadan önce buna benzer birçok deneme farklı mucitler tarafından gerçekleştirilmiş ve bazılarının patentleri alınmıştır.
Christiyan H. Ismeyer deniz yolculukları sırasında oluÅŸan gemi kazalarını önlemek için kesintisiz radyo dalgaları kullanarak nesnelerin belirlenmesini saÄŸlayan bir sistem geliÅŸtirmiÅŸ ve 1904 yılında patentini almıştır.1926 yılında ise İskoçyalı John Logie Baird kısa boylu elektromanyetik dalgalar kullanarak nesneleri belirlemeyi baÅŸardı. Benzer baÅŸka bir buluÅŸsa Alman Rudolf Kühnold’un radyo dalgaları ile nesnelerin saptanmasına yarayan cihazıydı.(1933)
Devamını Okuyun.. »
May 30

Nüfus dağılışını gösteren bir haritaya dikkat edilirse, dünya nüfusunun bilhassa üç bölgede çok sık olarak yaşamakta olduğu görülür.1- Doğu ve Güney Asya 2- Batı ve Orta Avrupa 3- Kuzey Amerikanın doğu tarafları. Filhakika buraları dünya nüfusunun % 80 ini
toplamıştır. Asyada yaÅŸayanlar dünya nüfusunun yarısını, Avrupa’da yaÅŸayanlar dörtte birini Kuzey Amerikanın doÄŸusundakiler on beÅŸte birini meydana getirmektedir.
Asya da yaÅŸayan bu büyük kitle esas itibariyle iki bölgede toplanmıştır. Biri kıtanın doÄŸusunda diÄŸeri güneyinde. Bu kalabalık yerler dışında yaÅŸayan insanların sayısı çok azdır. Sık nüfuslu yerler Avrupa’da , batıda İngiltere’den baÅŸlayıp doÄŸuda Urallara kadar devam eden bir ÅŸerit halinde uzanmaktadır. Kuzey Amerika da ise BirleÅŸik Devletlerin kuzeydoÄŸusundan batıya doÄŸru uzanmakta kuraklığın arttığı yerlere doÄŸru önemi azalarak devam etmektedir. Ekümen saha içinde nüfusun nasıl dağıldığını anlayabilmek için kıt’ların durumlarını kısaca gözden geçirelim.
Devamını Okuyun.. »
May 29

İskoçya’da yaÅŸamını sürdüren Alexander Bain 27 Kasım 1843 yılında ilk faks makinası (faksimil) için patent baÅŸvurusunda bulundu. Bain’in tasarladığı faks makinası ana hatlarıyla günümüzde kullanılan sisteme benzemektedir. Belgenin beyaz ve siyah kısımlarının tanımlanarak iletilmesi ilkesine dayanıyordu.
İletken bir madde üzerinde elektriksel olarak haritalama iÅŸlemi için sarkaçlar kullanılmasını önermiÅŸ fakat bu sistemi hiçbir zaman uygulayamamıştır. 1848 yılında İngiltere’de bir fizikçi (Frederick Bakewell) daha geliÅŸtirilmiÅŸ bir versiyonu için patent aldı. Yine İngiltere’de halka açık bir sergide ilk defa bir belge iletimini gerçekleÅŸtirdi.
Devamını Okuyun.. »
May 28

Ana kayanın fiziksel parçalanması ile başlayan ayrışma, çeşitli kimyasal çözülme olayları, organik maddenin toprağa karışması ve taşıma olayları ile devam etmekte ve sonuçta çeşitli horizonlardan ibaret bir toprak profili oluşmaktadır. JENNY toprak oluşumunda etkili olan faktörleri; ana kaya, iklim, organizma, topografya ve zaman olarak beş madde altında toplamıştır.
1. ANA MATERYAL
Toprakların oluşması için öncelikle ana materyalin ayrışması ve çözülmesi gerekmektedir. Ana materyalin çözülmesi ile bir çok mineraller ve elementler açığa çıkmaktadır ve bunların toprak suyunda eriyik hale geçmesi ile de bitkiler beslenmekte ve böylece toprakta organik faaliyetler bunu takibende organizmalar etkili olmaktadır.
Yer yuvarlağının kara bölgelerini saran kıtasal kabuÄŸun kalınlığı genel olarak 35-70 km arasında deÄŸiÅŸmektedir. Bu kıtasal kabuÄŸun bileÅŸiminde 2 000’ i aÅŸkın mineral ve 100’den fazla element bulunmaktadır. Devamını Okuyun.. »
May 27

Nadide hanımın kocası öldükten sonra köşkü tek başına yönetmeye başlamıştı. Şekip Paşa sağken acayip bir sinir hastalığına tutulmuş, yedi sene yatakta yatmıştı. Bu hastalık paşanın ölümüne kadar sürmüştü. Şimdi altmışını geçmiş olmasına rağmen,sırım gibi vücudu vardı.
Tren yolculuklarını pek o kadar merak etmezdi. Ne de olsa ayakları karada demekti. Fakat deniz yolculuklarını hiç sevmez, denizde oldukları gece sabaha kadar uyumaz, ikide bir pencereden başörtüsünü sallayarak rüzgar çıkıp çıkmadığına bakardı.
Pendik istasyonunda, Bolu’dan gelecek ortanca kızını bekleyen nadide hanım, merak içinde idi. İstasyon memuru merak edilecek bir şey olmadığını söylemişti. Fakat ne malum! Demek ki korkulacak bir şey de olsa böyle diyecekti. Memur, biraz evvel bir telgraf şeridi okumuş, sonra dışarı çıkarak Lala Tahir Ağa ile konuşmuştu.
Devamını Okuyun.. »
May 26

İtalyan Mucit Guglielmo Marconi radyoyu icat eden kişi olarak kayıtlara geçmiştir. Ancak radyonun kendi icadı olduğunu iddia eden birçok kişi ortaya çıkmıştır. Telsiz telegraf patentine sahip olan Nikolai Tesla, Olive Lodge bu iddiayı ortaya atanların başında gelir.
Rus mucit Alexander Stepanovitch Popov ise anlaşılabilen ilk radyo dalgalarını iletmeyi başarmış ancak bu icadı için patent almamıştır. Daha pek çok insan vardır fakat ticari başarıyı yakalayan kişinin Marconi olduğu herkesçe kabul edilir.
Devamını Okuyun.. »
May 25

Ev Akvaryumundaki küçük bir salyangozdan 15 metre boyundaki dev mürekkep balığına; tüm yaşamı boyunca aynı kayaya ya da kabuğa sıkıca yapışan istiridyeden serbestçe yüzen tarağa ve etobur sümüklüböcekten etobur ahtapota kadar olan canlılar, boyutları, görünüşleri ve yaşam alanları bakımından çok farklı hayvanlardır. Ancak yinede tümü Mollusca filumuna, yumuşakçalara girer. Bu filum, hayvanlar dünyasının en büyük topluluklarından biridir. Şimdiye dek 70.000’den fazla tür saptanmıştır. Yumuşakçaların çoğu denizlerde, bir bölümü tatlı su göllerinde, havuzlarda ve ırmaklarda, bazıları ise karada yaşarlar.
Yumuşakça adı Latince’de yumuşak anlamına gelen molluscus sözcüğünden gelir. Bu ad, yumuşakçaların gövdeleri yumuşak olduğu için verilmiştir. Çoğu türde gövde, önemli ölçüde kalsiyum karbonattan oluşan bir kabuk ile korunur. Bu kabuk, manto adı verilen gövde örtüsünün salgılarından oluşur.
Devamını Okuyun.. »
May 25

Dağlarda doğa güçlerinin etkileri daha belirgin bir biçimde görülür. Aşınma, suyun, buzun parçalayıcı ve taşıyıcı etkileri hem yükseklik, hem de iklim koşullarının sertliği nedeniyle daha belirgindir. Bununla birlikte pek çok hayvan ve bitki doğa koşullarına uyum göstererek yüksek dağlarda yaşamayı başarmıştır.
Büyük Yükseklik Farkları
Yeryüzünü üç büyük yüzey oluşumu biçimlendirir: Eski kıtaların geniş düzlükler ve masadağlar oluşturan kalıntıları, okyanus tabanı ve yerkabuğunu oluşturan levhaların kıyısında yer alan sıradağlar. Dağların özelliklerinin belirlenmesi açısından, kendi çevrelerine göre yükseklikleri deniz düzeyine göre yüksekliklerinden daha önemlidir. Eğer çevreye göre olan yükseklik farkı büyükse (Orta Avrupa’da 1.000 m’den çok) o zaman yüksek dağlardan söz edilir.
Devamını Okuyun.. »
May 24

Hayatımızın çeşitli zamanlarında yardıma koşan ve olmadık zamanlarda yolda,yolculukta yaşanan ufak tefek kazalarda bizi kurtaran bu buluşun tarihi eskilere dayanmaktadır.
Patent kayıtlarında Çengelli iğne 1849 yılında Walter Hunt adınadır. Ancak çengelli iğne aslında çok daha eski bir buluştur. Bu tarihten 2000 yıl öncesinde Romalıların yaylı bir çeşit çengelli iğne kullandıklarına dair kanıtlar var.
Romalılar birçok buluÅŸa isimlerini yazdırmışlar ancak çoÄŸu unutulup gitmiÅŸtir, taa ki yeniçaÄŸda tekrar icat edilene dek. 1842 yılında Thomas Woodward tarafından Amerika’da farklı yapıya sahip bir çengelli iÄŸne için patent alınmıştı. Bu iÄŸne, sıradan bir iÄŸnenin uc kısmına takılan metal parça ile tutturuluyordu. Ancak bu hem güvenlik hemde kullanış sorunları doÄŸuruyordu.
Devamını Okuyun.. »
May 23

Olayların gülünç, alışılmadık ve çeliÅŸkili yönlerini yansıtarak insanı düşündürme, eÄŸlendirme ya da güldürme sanatıdır. Bu amaçla yazılan edebi eserler de mizah türü için de deÄŸerlendirilir. En kaba ÅŸakadan en ince espriye kadar bütün mizah örnekleri, birbiri ile uyum içindeki olaylar arasındaki çeliÅŸkinin birdenbire ortaya çıkarılmasına dayanır. Mizah gelenek ve kuralların sorgulanmasında önemli bir rol oynar. İki amacı vardır, saldırma ve savunma. İnsanın topluca yaÅŸamaya baÅŸladığı dönemle birlikte mizah da otaya çıkmıştır. KentleÅŸmeyle birlikte daha soyut ve dolaylı bir özellik kazandı. Devamını Okuyun.. »