Tem 08

zaman-ucup-gidiyo.jpg

Kitabın girişinde er ya da geç yaşlılık sürecine girileceğini, bunlarla ilgili sürecin başlangıcını, yaşlanmaya karşı ilk tepkileri, korkuları ve yapılan yanlış kavramlar konu edilmektedir.

Örnek olarak yakın gözlüğü kullanmaya başlandığında herkesin sizin artık yaşlanmaya başladığınızı düşünmesi, görme yeteneğinin azalması kaygıları, gözlük kullanmaya başlamanın psikolojik etkisi; ya da diş etlerinin büzülmeye ve takma diş takmaya tavsiye edilmeye başlandığında insanların sizi yaşlanıyorsunuz diye rahatsız edici yakıştırmalar yaptığındaki tepkileri ve buna karşı yaşlanmanın getirdiği tepkilere karşı mücadelesini anlatmaktadır.

Kitapta çoğu insan, kırk-elli yaşları arasında, orta yaş krizi diye adlandırılan dönemi yaşamadan önce yaşlanmak olgusunun huzursuzluğunu duydukları anlatılmaktadır.
Devamını Okuyun.. »

Tem 07

sivrisinek.jpg

Dünyada yaklaşık üç bin sivrisinek türü olduğu bilinmektedir. Bunların çoğu insana saldırmaz. Zaten aksi olsaydı dünyanın her yerinde bulunabilen bu yaratıklar ormanda, dağda, insan bulunmayan yerlerde yaşamlarını idame ettiremezlerdi.

İnsanların kanlarını emerek yaşayan sivrisinek türlerinin yalnız dişileri kan emer. Dişiler de insanların kanlarını kendi yumurtalarını üretebilmek için protein sağlayabilmek amacıyla emerler. Birçok cinste dişi sivrisinekler en azından ilk yumurtalarını kana ihtiyaç duymadan üretebilirler, fakat sonraki yumurtaları için kana ihtiyaçları vardır. Bulabildikleri her canlının kanını emerler, hatta deniz yüzeyine gelen balıklar bile ellerinden kurtulamaz.

Erkekler çiçek özleri ile beslenirler. Yumurta üretme gibi bir dertleri olmadığından insanları sokmazlar.
Devamını Okuyun.. »

Tem 06

peri1.jpg

Roma İmparatoru Augustus zamanında Antik Dönemyazarlarından Strabon Kapadokya Bölgesi’nin sınırlarını güneyde Toros DaÄŸları, batıda Aksaray, doÄŸuda Malatya ve kuzeyde DoÄŸu Karadeniz kıyılarına kadar uzanan geniÅŸ bir bölge olarak belirtir.

Bu günkü Kapadokya Bölgesi Nevşehir, Aksaray, Niğde, Kayseri ve Kırşehir illerinin kapladığı alandır. Daha dar bir alan olan kayalık Kapadokya Bölgesi ise Uçhisar, Göreme, Avanos, Ürgüp, Derinkuyu, Kaymaklı, Ihlara ve çevresinden ibarettir.

VOLKANLARIN PATLAMASI VE JEOLOJİK OLUŞUM

Kaya yapısı:
Kapadokya Bölgesi’ndeki Erciyes, Hasandağı ve GöllüdaÄŸ jeolojik devirlerde aktif birer volkandı. Bu volkanla birlikte diÄŸer çok sayıdaki volkanların püskürmeleri Üst Miyosen’de ( 10 milyon yıl önce) baÅŸlayıp, holosen’e (Günümüze) kadar sürmüştür.
Devamını Okuyun.. »

Tem 05

sefiller.jpg

Konusu :Bir kürek mahkumunun on dokuz yılını harcadığı eski günlerine geri dönmemek için sürekli kaçışını ve kaçarken de çektiği sefalet, yaşadığı acılar ile 1800’lü yıllarda Fransız halkının içinde bulunduğu yoksulluk ve yaşadığı ızdıraplar.

Özeti :19 sene süren kürek mahkumiyetinden sonra şartlı olarak tahliye edilen Jean Valjean, toplumdan dışlandığını görür. Sadece Digne piskoposu kendisine iyi davranır; buna karşın zorlu acı yıllar geçiren Valjean piskoposun gümüş yemek takımlarını çalarak ona ihanet eder. Valjean polis tarafından yakalanır ve geri getirilir. Piskoposun kendisini kurtarmak için yalan söylemesi ve buna ek olarak değerli iki gümüş şamdanı da ona hediye etmesi Valjean’ı çok şaşırtır. Böylece Valjean hayatına yeni bir başlangıç yapmaya karar verir ve o gün Digne kasabasından ayrılır.

Aradan sekiz sene geçmiştir ve Valjean şartlı olarak tahliye koşuluna aykırı hareket ettiği için adını Monsieur Madeleine olarak değiştirmiş; bu süre içinde piskopostan aldığı gümüş yemek takımlarını satarak bir fabrika satın almış ve yaptığı değişikliklerle üretimi artırarak çok zengin bir şahıs olmuştur. Ayrıca yaptığı iyilikler ve yardımlarla herkesin saygı ve sevgisini kazanmış ve belediye reisi olmuştur. İşçilerinden biri olan Fantine’in gizli olarak gayri meşru bir çocuğu vardır. Diğer işçi kadınlar bunu öğrendikleri zaman Fantine’in kovulmasını isterler. Tüm gayri meşru teklifleri Fantine tarafından reddedilen ustabaşı da onu kovar. Kızına ilaç alabilmek için çaresizlikten kıvranan Fantine madalyonunu ve saçını satar, en sonunda da kendini satmak için fahişelere katılır.
Devamını Okuyun.. »

Tem 04

kedi.jpg

Bilimsel olarak izahı biraz zor. Bilime göre düşen bir cisme dışarıdan bir kuvvet uygulamazsanız, ona açısal bir dönme hareketi kazandıramazsınız. Gerçi bir kule atlayıcısı, havuza düşmeden önce havada birkaç kez takla atar, kendi ekseni etrafında döner ama bu tramplen veya kuleyi terk ederken ayakları ile başlattığı bir dönme hareketidir.

Sırtüstü düşen bir kedi önce bacaklarını kendisine, kuyruğunu da bacaklarının arasına çeker, başını yere bakacak şekilde döndürür. Belirli bir noktada tam tersim yaparak bacaklarını ve kuyruğunu açar ve vücudu tam ters yöne, yani yere doğru döner. Böylece paraşüt etkisi yaratarak, hızını da frenler ve inişin yumuşak olmasını sağlar.
Devamını Okuyun.. »

Tem 03

asik-veysel.jpg

Ağlayı ağlayı vardım pınara
Kirli yağlığımı yuvermediler
Herkes destisini doldurdu çıktı
Bana da bi damla su vermediler

Elimde bir kadeh vardım kurnaya
Hücum eylediler bana vurmaya
Elimdeki kadehimi kırmaya
Tuttular bir kaçı koyvermediler
Devamını Okuyun.. »

Tem 02

20yasdisi.gif

İnsan vücudundaki bazı organların günümüzde pek işlevleri olmamasına rağmen insanlık tarihinin başlangıcında önemli roller oynadıkları sanılıyor. Vücudumuz sanki başka şeyler de yapabilmek için yaratılmış gibidir. Örneğin çok ilginç yerlerimizde kıllar vardır, dizlerimiz olması gerekenden çok büyüktür, ayaklarımızda bu kadar parmağa ihtiyaç var mıdır, apandisitimiz vücudumuzda ne arıyor?

Kılların nedeninin ilk insanların duygularını sadece sesle değil hareket ve koku ile de iletmeleri olduğu sanılıyor. Vücudumuzun bazı bölgelerinde bulunan tüy ve kılların ana görevleri koku üretip özellikle erkek ve dişi arasında iletişim kurmaktı. Aynı şekilde apandisitin de başlangıçta ot yiyen atalarımızın otlarını sindirmede kullandıkları, ama zamanla otlanmaktan vazgeçtikleri için körelen bir organ olduğu sanılıyor.

Yabancıların “akıl diÅŸi” de dedikleri yirmi yaÅŸ diÅŸleri geç çıktıkları gibi, çoÄŸu kez problem de yaratırlar ve diÅŸ hekimlerince derhal çekilmeleri önerilir. Aslında çiÄŸnemede pek fonksiyonu da olmayan bu diÅŸler bize henüz yiyeceÄŸi piÅŸirerek yemeyi keÅŸ-fedemeyen atalarımızın mirasıdır. Onların çiÄŸ yiyecekleri yemek için daha kuvvetli bir çeneye ve diÅŸlere ihtiyaçları vardı.
Devamını Okuyun.. »

Tem 01

balikesir-kongre.jpg

Batı Cephesi’nde Yunan Ordusu karşısında mücadele eden Kuva-yı Milliye’nin bir düzen altına alınarak sevk ve idaresini ve beslenmelerini saÄŸlamak için 28 Haziran 1919′da Balıkesir’de bir kongre toplandı. Kongre’ye Ayvalık, Soma, Akhisar mıntıkaları ile Balıkesir’e baÄŸlı diÄŸer ilçelerin temsilcileri katıldı. Bir merkez heyeti kurularak baÅŸkanlığına Hacım Muhittin Bey seçildi. 12 Temmuza kadar süren kongrede cephedeki kuvvetlerin hangi ilçelerin yardımıyla beslenecekleri, Redd-i İlhak heyetlerinin yetki ve baÄŸlantıları, cephelerin takviyesi için hangi ilçeler halkının nerelere sevk edileceÄŸi tespit edildi.

26-31 Temmuz 1919 tarihlerinde Balıkesir’de Hareket-i Milliye Kongresi toplandı. BaÅŸkanlığı’nı Hacım Muhittin Bey’in yaptığı kongre, birincisine oranla daha geniÅŸ ve kapsamlı kararlar aldı. İngiltere, Amerika, Fransa ve İtalya siyasî temsilcilerine telgraflar çekildi. Çekilen telgraflarda Anadolu’nun hemen yabancı iÅŸgallerinden kurtarılması ve Türk’ün açık haklarının kabul edilmesi istendi. Aksi halde hiç bir kuvvet karşısında hiç bir zaman iÅŸgallerin kabul edilmeyeceÄŸi bildirildi. İstanbul Hükümeti Matasarrıf Hilmi Bey’e kongrenin durdurulması ve katılanların tevkifi için emirler göndermiÅŸse de vatansever bir kiÅŸi olan Hilmi Bey’in kendisi de bu çalışmalara katıldığından bir sonuç alamadı.
Devamını Okuyun.. »

Haz 30

tras.jpg

1991 ‘de Avusturya Alpleri’nde buzullar arasında donmuÅŸ bir erkek cesedi bulundu. Åžaşırtıcı olan cesedin 5.200 yıl önce yaÅŸamış birine ait olması ve bugüne kadar hemen hemen hiç bozulmadan kalabilmesiydi. ‘Alp Çobanı’ adı verilen bu,cesette dikkat çeken bir baÅŸka husus da, yüzünde sakal ve bıyık olmamasıydı.

Arkeologlara göre erkekler tarih öncesi devirlerde de tıraÅŸ oluyorlardı. MaÄŸara duvarlarındaki bu devirlerden kalma resimler sakal tıraşı için kabukların, köpekbalığı diÅŸlerinin, en çok da keskinleÅŸtirilmiÅŸ çakmaktaÅŸlarının kullanıldığını göstermektedir. Günümüzde keÅŸfedilen bazı ilkel kabilelerde çakmaktaşının bu amaçla kullanıldığı gerçekten de görülmektedir. Mısır’da açılan mezarlarda eski Mısırlıların M.Ö. 4. yüzyılda sakal kesmek için kullandıkları altın ve bakır aletler bulunmuÅŸtur.
Devamını Okuyun.. »

Haz 29

eyfelkulesi.JPG

Eyfel Kulesi, dünyanın en çok ziyaret edilen turistik yerlerinden birisidir. Paris’in sembolü olan Eyfel Kulesi, 1887 ve 1889 yılları arasında Fransız Devrimi’nin yüzüncü yıl kutlamaları anısına Dünya Fuarı için yapılmıştır. Aslen 1988 Fuarı için Barcelona’ya yapılması planlanan kule, bu fikir reddedilince Paris’te Seine Nehri’nin kıyısında Champ de Mars’da yapılmasına karar verilmiÅŸtir. Kule ismini, tasarımını yapan Gustave Eiffel’den almıştır.

Emile Naugier, Maurice Koechlin ve Stephen Sauvestre kulenin yapımında katkısı olan mimarlardır. 31 Mart 1889′da törenle açılışı yapılan Eyfel Kulesi, 6 Mayısta faaliyete geçmiÅŸtir. 300 işçinin bir araya getirdiÄŸi 18,038 parça demirden oluÅŸturulan kule, Koechlin’in yaptığı dizaynla iki buçuk milyon perçinle birleÅŸtirilmiÅŸtir. Çalışmalar sırasında alınan güvenlik önlemlerine raÄŸmen yapımı sırasında bir kiÅŸi hayatını kaybetmiÅŸtir.

Eyfel Kulesi, yapımından bu yana kendisini ziyaret eden 200,000,000′den fazla insanla, dünyanın yılda en çok ziyaret edilen paralı anıtıdır. Yılda yaklaşık altı milyon kiÅŸi tarafından ziyaret edilmektedir. 24 metre yüksekliÄŸindeki televizyon anteni ile birlikte kulenin yüksekliÄŸi 324 metredir.
Devamını Okuyun.. »

-->